(2577 S. K. m. 14, 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Siirt İdare Mahkemesi'nce verilen 31/07/2018 tarih ve E:2017/1284, K:2018/607 sayılı kararın istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMALARIN ÖZETİ: Savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 5.İdari Dava Dairesi'nce 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45.maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, Siirt ili, .......... ilçe Milli Eğitim Şube Müdür Vekili olarak görev yapan davacı hakkında ''mali yönden verilen para cezasının'' ödenmesi yönünde tesis edilen .......... Kaymakamlığı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün 14.11.2017 gün ve 19240671 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesi’nce; davacı hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda 15.180,00-TL kamu zararının davacıdan tahsili teklifi uyarınca, 15.180,00-TL'nin ödenmesi için 22.04.2017 tarihinde davacıya tebligat yapıldığı bunun üzerine 2577 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen 11. maddesi uyarınca davacı tarafından 13.06.2017 tarihlerinde başvuruda bulunulduğu ancak 60 gün içerisinde cevap verilmeyerek istemin zımnen reddedildiği, zımnen ret üzerine davacı tarafından zımni ret tarihi olan 11.08.2017 tarihinden itibaren kalan dava açma süresi içerisinde (çalışmaya ara verme süreside gözetilerek) dava açılması gerektiği, davacının 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkındaki Kanun kapsamında soruşturma raporu örneğinin verilmesi istemiyle 06.11.2017 tarihli dilekçesiyle yapmış olduğu başvurusu üzerine dava konusu olan 14.11.2017 tarihli yazı ile daha önce davacıya 22.04.2017 tarihinde tebliğ edilen işlemin konusu olan kamu zararının ödenmesi gerektiğinin davacıya bildirilmesinin, 22.04.2017 tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayan dava açma süresini canlandırmayacağı anlaşıldığından, 04.12.2017 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın süreaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından, gerek işlem aşamasında gerekse işlem tesis edildikten sonra raporun bir örneğinin verilmeyerek savunma hakkının kısıtlandığı, ihaleye fesat karıştırma suçu yönünden kovuşturmaya yer olmadığına kararı verildiği, kamu zararının açık hata olmadığı, alacak talebinin süresi içinde yapılmadığı, ilgilinin bir hilesinin de bulunmadığı ileri sürülerek mahkeme kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istenilmektedir.
Davalı idare tarafından ise, kendileri lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın vekalet ücreti yönünden kaldırılması ve lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi istenilmektedir.
İstinafa konu mahkeme kararının davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine yönelik kısmı hukuka uygun olup kararın bu kısmının kaldırılması gerektirecek bir neden de bulunmadığından, bu kısma yönelik davalı idarenin istinaf talebinin reddi gerekmektedir.
İstinafa konu mahkeme kararının davanın süreaşımı yönünden reddine yönelik kısmına gelince;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin 3. fıkrasında, dilekçelerin; a) Görev ve yetki, b) İdari merci tecavüzü, c) Ehliyet, d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) Süre aşımı, f) Husumet, g) 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden belirtilen sıra ile incelenmesi gerektiği hükme bağlanmıştır.
5018 sayılı Kanunun 71. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılan ve 19/10/2006 tarih ve 26324 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 01/01/2006 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe giren Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 1. maddesinde; bu Yönetmeliğin amacının, kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararlarının tahsiline ilişkin usul ve esasları belirlemek olduğu, "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde, ilgilinin; kendisine yersiz veya fazla ödeme yapılan gerçek ve/veya tüzel kişi ya da kişileri, "Kamu Zararından Doğan Alacağın Tebliğ ve Takibi" başlıklı 10. maddesinde, kamu zararından doğan alacakların, yetkili birimlerce sorumluların ve ilgililerin bilinen adreslerine imzaları alınmak suretiyle veya Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edileceği, tebliğde; borcun miktarı, sebebi, doğuş tarihi, faiz başlangıç tarihi, ödeme yeri, yedi günlük itiraz süresi ve itiraz mercii belirtilerek, söz konusu tutarın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde ödenmesinin isteneceği, itiraz ve itirazı değerlendirme süresinin bir aylık ödeme süresini etkilemeyeceği, kamu zararı alacaklarının yapılan tebligata rağmen sorumlular ve/veya ilgililerce süresinde rızaen ödenmemesi halinde ilgili alacak takip dosyasının, sürenin bitiminden itibaren beş iş günü içerisinde alacağın hükmen tahsili için, strateji geliştirme birimi veya taşradaki ilgili takip birimince kamu idaresini temsile yetkili hukuk birimine gönderileceği, "Kamu zararından doğan alacakların tahsil şekilleri" başlıklı 12. maddesinde kamu zararından doğan alacakların rızaen ve sulh yolu ile ödenmek, Borçlar Kanunu hükümlerine göre takas yapılmak ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümleri uygulanmak suretiyle tahsil edileceği, 22. maddesinde ise kamu zararından doğan alacakların sorumlularınca rızaen veya sulhen ödenmemesi halinde alacak takip dosyasının genel hükümlere göre takibat yapılmak ve dava açılmak üzere muhakemat müdürlüğü veya hazine avukatlığına gönderileceği belirtilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; Siirt ili, .......... ilçe Milli Eğitim Şube Müdür Vekili olarak görev yapan davacı hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda hazırlanan 27.12.2016 gün ve 185 sayılı soruşturma raporunda, mali yönden getirilen 15.180,00-TL kamu zararının davacıdan tahsilinin teklif edildiği, anılan teklifin "karar" olarak 24.04.2017 tarihinde davacıya tebliğ edildiği ve bu işlemin kaldırılması istemiyle davacı tarafından 13.06.2017 tarihli dilekçe ile Siirt İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne, 30.01.2017 tarihli dilekçe ile de İl Disiplin Kurulu'na başvurulduğu, söz konusu itiraz dilekçelerinin .......... Kaymakamlığı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün 25.08.2017 tarih ve E:12855869 sayılı üst yazısı ile Siirt İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne gönderildiği ve Siirt İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün 20.09.2017 gün ve E.14385539 sayılı yazı ile itiraz hakkında mevzuatta yeri olmadığından bahisle işlem yapılmayarak iade edildiği, söz konusu yazının davacıya 27.09.2017 gün ve E.15154763 sayılı yazı ile 27.09.2017 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafından 06.11.2017 tarihli dilekçe ile soruşturma dosyasının kendisi ile ilgili bölümünün örneğinin verilmesi talebinde bulunulduğu, .......... İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün 08.11.2017 tarihli üst yazısı ile dilekçenin il milli eğitim müdürlüğüne gönderildiği, bunun üzerine Siirt İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün 13.11.2017 gün ve E.19044311 sayılı yazısı ile soruşturma raporunun ilgili kısımlarının gönderildiği ve bunun üzerine .......... İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün dava konusu 14.11.2017 gün ve E.19240671 sayılı işlemi ile 08.11.2017 tarihli üst yazı ilgi gösterilerek ve Siirt İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün 13.11.2017 gün ve E.19044311 sayılı yazısının ekte gönderildiği belirtilerek davacıya ''mali yönden verilen para cezasının'' ilçe mal müdürlüğüne yatırılması gerektiğinin bildirildiği, işbu işlemin iptali istemiyle de 04.12.2017 tarihinde bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun belirtilen hükümleri ile bu Kanunun 71. maddesi uyarınca çıkarılan Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümlerinin incelenmesinden, 5018 sayılı Kanunun, kamu kaynaklarının belirlenen amaçlar doğrultusunda, ilgili mevzuatta yer alan kurallara uygun, etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde kullanımını sağlamak için oluşturulan kontrol sistemi ile mali disiplinin sağlanmasının hedeflendiği, kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması halinin tespit edilmesi durumunda, bu zararın ilgililerden tahsil edilmesinin öngörüldüğü; kamu zararından doğan alacağın tebliğ ve takibinde ise, kamu zararından doğan alacakların, yetkili birimlerce sorumlulara ve ilgililere tebliğ edileceği, tebliğde; borcun miktarı, sebebi, doğuş tarihi, faiz başlangıç tarihi, ödeme yeri, yedi günlük itiraz süresi ve itiraz mercii belirtilerek, söz konusu tutarın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde ödenmesinin isteneceği, kamu zararı alacaklarının yapılan tebligata rağmen sorumlular ve/veya ilgililerce süresinde rızaen ödenmemesi halinde ilgili alacak takip dosyasının, sürenin bitiminden itibaren beş iş günü içerisinde alacağın hükmen tahsili için kamu idaresini temsile yetkili hukuk birimine gönderileceği, kamu zararından doğan alacakların rızaen ve sulh yolu ile ödenmesi söz konusu değilse, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümleri uygulanmak suretiyle genel hükümlere göre tahsil edileceği anlaşılmaktadır.
İdari Yargı, Hukuk Devletinde, hukuka bağlılığı esas olan kamu idaresinin eylem ve işlemlerinin hukuka uygunluğunun, bağımsız yargı yerlerince, yargılama yöntemleri kullanılarak denetlenmesinin sağlanması için var olan yargı düzenidir. Bu yüzden; idari yargı denetiminin işleyebilmesi, idarenin Kamu Hukuku alanında faaliyette bulunmasına; idari nitelikte eylem veya işlem yapmasına bağlıdır. Böyle bir faaliyet olmadan, söz konusu denetimin işletilmesine olanak yoktur. Bu bağlamda, kişilerin hukuk aleminde herhangi bir etki doğurmayan, belirli bir hukuki durumu ya da olguyu belirtmekle yetinen "icrailik" niteliğinden yoksun işlemlerin, idari bir davaya konu edilmesi mümkün bulunmamaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 14'üncü maddesinin 3'üncü fıkrasının "d" bendinde yer alan, dava dilekçelerinin, ortada idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gerekli işlemin olup olmadığı yönünden inceleneceğine; aynı Kanunun 15'inci maddesinin 1'inci fıkrasının "b" bendinde de, böyle bir işlemin bulunmaması halinde, davanın sonraki yargılama işlemlerine girişilmeksizin reddedileceğine ilişkin kurallar bu ilkeye dayalıdır.
Bakılan davada, anılan hükümlere göre tesis edilen dava konusu işlemlerin; ilgilisi tarafından kamu zararının rızaen ödemeye çağrı niteliği taşıdığı, bu bakımdan hazırlayıcı işlem niteliğinde olduğu ve tek başına bağımsız olarak hukuksal bir etki doğurmadığı, istenen tutarın rızaen ödenmemesi halinde re'sen tahsilinin söz konusu olmadığı, genel hükümlere göre tahsilini teminen adli yargıda dava açılacak olması, idari davaya konu olacak tek yanlı kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem niteliği taşımadığı hususları dikkate alındığında 2577 sayılı Kanunun 14. maddesinin (3-d) bendi ile 15. maddesinin (1-b) bendi uyarınca davanın incelenmeksizin reddi yolunda karar verilmesi gerekmekte iken idari davaya konu olabilecek bir işlem gibi değerlendirilerek davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle süre aşımı nedeni ile davanın reddi yolunda verilen istinafa konu mahkeme kararında sonucu itibariyle hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun ise yukarıda yer verilen gerekçeyle reddine, aşağıda dökümü gösterilen 144,35 TL istinaf yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf aşamasında yapılan ve posta giderinden ibaret olan 46,25 TL yargılama giderinin ise davalı idare üzerinde bırakılmasına, posta gideri avanslarından artan miktarın ilgili taraflara re'sen iadesine, 19/04/2019 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi. (¤¤)