İSTEMİN ÖZETİ: Trabzon İdare Mahkemesi'nin 18/09/2019 tarihli ve E:2018/666, K:2019/850 Sayılı kararının; 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf kanun yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI'NIN CEVABIN ÖZETİ: İstinaf talebinin reddi gerektiği ileri sürülmektedir.
TRABZON VALİLİĞİ'NİN CEVABIN ÖZETİ: İstinaf talebinin reddi gerektiği ileri sürülmektedir.
ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI'NIN CEVABIN ÖZETİ: İstinaf talebinin reddi gerektiği ileri sürülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Samsun Bölge İdare Mahkemesi 2.İdari Dava Dairesince davacının duruşma istemi yerinde görülmeyip dava dosyası 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca incelenerek gereği görüşüldü:
KARAR: Dava; Trabzon ili, Ortahisar ilçesi, Yalıncak Merkez Mahallesi, 225 ada, 3 parsel sayılı, davacının maliki olduğu taşınmazın bulunduğu bölgenin deniz tarafının balıkçı barınağı olarak belirlenmesine dair 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının onaylanmasına ilişkin 23/11/2017 tarihli Çevre ve Şehircilik Bakanlığı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
Trabzon İdare Mahkemesi'nin 18/09/2019 tarihli ve E:2018/666, K:2019/850 Sayılı kararıyla; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu Balıkçı Barınağına ilişkin mevcut plan olmasına rağmen Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca onaylanmaması nedeniyle yürürlükte olan bir plan bulunmadığı, dava konusu planlar ile alanın plansız durumunun önlenmesinin amaçlandığı, bu kapsamda söz konusu alanın plana konu edilmesinin imar mevzuatı, planlama esasları ve şehircilik ilkeleri açısından mümkün olduğu, uyuşmazlık konusu 1/5000 nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planında getirilen “Balıkçı barınağı” kullanım kararının üst ölçekli plan olan 1/100000 ölçekli çevre düzeni planı hükümlerine aykırılık veya çelişki oluşturmadığı, aksine planların kademeli birlikteliği ilkesinin gereği olduğu, söz konusu alana ilişkin getirilen arazi kullanım kararı açısından dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planının, dayanağı 1/5000 ölçekli nazım imar planı hükümlerine aykırılığı bulunmadığı, ölçeklerinin gerektirdiği ayrıntıda hazırlandıkları, Trabzon ilinin Doğu Karadeniz'in önemli bir balıkçılık bölgesi olduğu da dikkate alındığında, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında balıkçılık sektörünün geliştirilmesine ilişkin hedeflere ulaşılabilmesi için bölgedeki balıkçı barınaklarının mevcut kapasitenin artırılmasının zorunluluk olduğu, balıkçı barınağının Trabzon-Rize Karayoluna yakın bir konumda düzenlenmesinin ulaşılabilirlik açısından olumlu olduğu, dava konusu Balıkçı Barınağı Proje Alanının mevcutta balıkçı barınağı olan ve ulaşılabilirliği yüksek dava konusu planlama alanında düzenlenmesinin üst ölçekli plan olan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı hükümlerinin gereği olduğu ve doğru bir planlama yaklaşımı olduğu, kurum görüşleri doğrultusunda davacı şirkete ait 2 adet boru hattının, gerek dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı gerekse de dayanağı 1/5000 ölçekli nazım imar planında dikkate alındığı ve planlama alanı dışında tutulduğu, proje kapsamında mendireğin boru hattı üzerinde düzenlenmediği, davacı şirkete ait mevcut boru hatlarının güzergahının dikkate alındığı ve planı yönlendirdiği, bu kapsamda ilgili kurumun görüşü doğrultusunda bu konuyla ilgili plan notu düzenlendiği görülmekle, Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 13.06.2016 tarih ve 413 numaralı kararı ile kabul edilerek Bakanlık Makamının 22.11.2017 tarih ve 20565 Sayılı Oluru ile 23.11.2017 tarihinde onaylanan Ortahisar-Yalıncak Balıkçı Barınağı amaçlı 1/5000 ölçekli nazım imar Planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına aykırı olmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından; dava konusu balıkçı barınağı bakımından usulüne uygun alınan bir ÇED raporu bulunmadığı, ÇED'e ilişkin değerlendirme yapılmadığı, davaya konu haksız ve hukuka aykırı imar planlarının yapım süresince gerek yapım gerekse kullanım amacı hususunda çelişkiler bulunduğu, dava konusu imar planlarıyla daha öncesinde çekek yeri olarak belirlenen bölgenin sonradan balıkçı barınağı olarak değiştirilmesi ve bu değişiklik süresince idari usul açısından öngörülen görüş/izinlerin bu kez balıkçı barınağı için yapılmadığı, balıkçı barınağı şirkete ait boru hatlarına kritik derecede yakın olduğu, operasyonel ve çevresel anlamda riskler taşıdığı, imar planları kapsamında bölgede balıkçı barınağı yapılması şirket mülkiyetinde bulunan boru hatları ve bölgenin geneli açısından güvenlik sorunlarına neden olacağı, bölgede yapılacak balıkçı barınağı mevzuat kapsamında boru hatlarına ilişkin olarak belirtilen sınırları ihlal edecek ve boru hatlarına olan bu yakınlık bölgede büyük çevre ve emniyet sorunlarına yol açacağı, imar planları kapsamında bölgede yapılacak balıkçı barınağının şirketin ticari faaliyetleri bakımından yaratacağı kısıtlılık ve olumsuzlukların davalı idarelerce değerlendirme dışı bırakıldığı, imar planlarının yapım sürecinin hiçbir kısmında şirketin görüşü alınmadığı, bölgede yapılacak balıkçı barınağı, boru hatlarının bulunduğu bölgede kum birikmesine yol açacağı, biriken kumların boşaltılması sırasında ise bu işlemler boru hatlarına zarar vereceği, şirkete ait akaryakıt dolum tesisinin olduğu bölgeye yakın ve boru hatlarıyla aynı hizada bir mendirek yer aldığı, mendireğin inşa edilmesinin temel nedeni denizden gelen yüksek ve güçlü dalgaların terminale ve bulunduğu bölgeye zarar vermesini engelleyeceği, söz konusu bölgenin başlı başına muhtemel çevresel risklerle karşı karşıya olduğunu gösterdiği, imar planları kapsamında yapılacak çalışmalar sonrasında bölge ve yerele önem arz eden yapıların gerçekleştirilmesi yatırım ekonomisi ve kara, deniz ekosistemi bakımından önem taşıdığı, balıkçı barınağı yapılması planlanan alanda yer alan mendireğin uzatılması yakın gelecekte deniz zemin yapısını değiştirebilecek ve deniz ekosistemine olumsuz etkilerde bulunabileceği, bilirkişi heyetinde uzman bir kıyı mühendisi bulunmaması ve heyetin şehir plancılarından oluşması nedeniyle yerel mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporunun dava konusu uyuşmazlığı çözümleyecek yeterlilikte olmadığı ileri sürülerek anılan karara karşı istinaf başvurusunda bulunulmakta ve kararın kaldırılması istenilmektedir.
3621 Sayılı Kıyı Kanunu'nun 'Kıyının Korunması, Yapı Yasağı, Kıyı ve Denizde Yapılacak Yapılar' başlıklı 6.maddesinde "...Kıyıda imar planı kararı ile; a) İskele, liman, barınak, yanaşma yeri, rıhtım, dalgakıran, köprü, menfez, istinat duvarı, fener, çekek yeri, kayıkhane, tuzla, dalyan, tasfiye ve pompaj istasyonları gibi, kıyının kamu yararına kullanımı ve kıyıyı korumak amacına yönelik alt yapı ve tesisler, Sahil Güvenlik Komutanlığının faaliyetlerinin özelliği gereği kıyıdan başka yerde yapılması mümkün olmayan Sahil Güvenlik Komutanlığı bağlısı gemi/bot karakolları ve destek birimi binaları,...yapılabilir." hükmü, 'Doldurma ve Kurutma Yoluyla Arazi Kazanma ve Bu Araziler Üzerinde Yapılabilecek Yapılar' başlıklı 7.maddesinde "Kamu yararının gerektirdiği hallerde, uygulama imar planı kararı ile deniz, göl ve akarsularda ekolojik özellikler dikkate alınarak doldurma ve kurutma suretiyle arazi elde edilebilir. Bu gibi yerlerde doldurma veya kurutmayı yapacak ilgili idarenin valiliğe iletilen teklifi, valilik görüşü ile birlikte Çevre ve Şehircilik Bakanlığına gönderilir. Bakanlık, konusuna göre ilgili kuruluşların görüşünü de almak suretiyle teklifi inceler. Uygun bulunması halinde ilgili idare tarafından uygulama imar planı hazırlanır. Bu yerler için yapılacak planlar hakkında 3/5/1985 tarihli ve 3194 Sayılı İmar Kanunu hükümleri uygulanır..." hükmü yer almaktadır.
İmar planları, ülke, bölge ve kent verilerine göre kentsel işlevler arasında var olan ya da sağlanabilecek olanaklar ölçüsünde en iyi çözüm yollarını bulmak, belde halkının iyi yaşama düzeni ve koşulları sağlamak amacıyla kentin kendine özgü yaşayış biçimi ve karakteri, nüfus planı ve yapı ilişkileri, yörenin gerek çevresiyle ve gerekse çeşitli alanları arasında olan bağlantıları, halkın sosyal ve kültürel gereksinimleri, güvenlik ve sağlığı ile ilgili konular göz önüne alınarak hazırlanır ve koşulların zorunlu kıldığı biçim ve zamanda yasalarda öngörülen yöntemlerle değiştirilebilir.
3194 Sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde, nazım imar planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak, çevre düzeni planı; Ülke ve bölge plan kararlarına uygun olarak konut, sanayi, tarım, turizm, ulaşım gibi yerleşme ve arazi kullanılması kararlarını belirleyen plan olarak tanımlanmıştır.
3194 Sayılı İmar Kanununun “Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması” başlıklı 8/b maddesinde, "İmar planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni planı kararlarına uygunluğu sağlanarak belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye Meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren Belediye Başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde bir ay süreyle ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye Başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları Belediye Meclisi on beş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar. (...) onaylanmış planlarda yapılacak değişiklikler de yukarıdaki usullere tabidir.” hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıdaki hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden, imar planları arasında hiyerarşik bir sıralamanın mevcut olduğu ve uygulama imar planlarının nazım imar planlarına aykırı olamaması ve detaylı bir raporla açıklanması gerekmektedir.
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 4. maddesinin (i) bendinde, "Nazım imar planı: Mevcut ise çevre düzeni planının genel ilke, hedef ve kararlarına uygun olarak, arazi parçalarının genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, çeşitli kentsel ve kırsal yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanlarını, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere, varsa kadastral durumu işlenmiş olarak 1/5.000 ölçekte, büyükşehir belediyelerinde 1/5000 ile 1/25.000 arasındaki her ölçekte, onaylı halihazır haritalar üzerine, plan notları ve ayrıntılı raporuyla bir bütün olarak hazırlanan planı," olarak tanımlanmış, 'Mekânsal planlama kademeleri ve ilişkileri' başlıklı 6.maddesinde "(1) Mekânsal planlar kapsadıkları alan ve amaçları açısından Mekânsal Strateji Planları, Çevre Düzeni Planları ve İmar Planları olarak hazırlanır. Buna göre planlama kademeleri, üst kademeden alt kademeye doğru sırasıyla; Mekânsal Strateji Planı, Çevre Düzeni Planı, Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından oluşur.(2) Mekânsal planlar, plan kademelenmesine uygun olarak hazırlanır. Her plan, planlar arası kademeli birliktelik ilkesi uyarınca yürürlükteki üst kademe planların kararlarına uygun olmak, raporu ile bütün oluşturmak ve bir alt kademedeki planı yönlendirmek zorundadır. (3) Arazi kullanım ve yapılaşmada sadece mekânsal strateji planları, çevre düzeni planları ve imar planları kararlarına uyulur. (4) Plan kademelenmesi uyarınca il bütününde yapılan çevre düzeni planları, yürürlükteki bölge veya havza düzeyindeki çevre düzeni planının genel kararlarına aykırı olmamak kaydıyla hazırlanır. ..." hükmü, 'Genel planlama esasları' başlıklı 7.maddesinde "(1) Bu Yönetmeliğe göre hazırlanacak her tür ve ölçekteki mekânsal planlar aşağıda yer alan planlama ilke ve esaslarına, planların hazırlanması ile ilgili standartlara, gösterim tekniklerine ve tanımlara uygun olarak yapılır: ...c) Planlar, kademesine ve ölçeğine göre ve yapılış amacının gerektirdiği ayrıntı düzeyinde kalmak koşuluyla alt kademedeki planları yönlendirir. ç) Üst kademe planlar, alt kademesindeki planlara mekânsal nitelikte hedef koyan, yol gösteren ve ilke belirleyen plandır. .. e) Planlar, diğer kademedeki planların büyütülmesi veya küçültülmesi yolu ile elde edilemez... i)Planlama süreci; araştırmaların yapılması, sorunların ortaya konulması, veri ve bilgi toplama ile ilgili analiz aşaması; bilgilerin biraraya getirilmesi, birleştirilmesi ve sonuçların değerlendirilmesi ile ilgili sentez aşaması ve plan kararlarının oluşturulması aşamalarından oluşur." hükmü, 'Araştırma ve analiz' başlıklı 8.maddesinin 9.fıkrasında "Planlama alanı ve yakın çevresi ile alanın bölge veya kent bütünü içindeki konumunu belirlemek üzere; eşik analizi, yerinde yapılan incelemeler gibi fiziksel çalışmalarla birlikte, bilimsel tekniklere dayalı, ekonomik, sosyal, kültürel, politik, tarihi, sektörel ve teknolojik araştırmalar ile sorunlar ve potansiyel analizi yapılır. Ayrıca yürürlükteki planla ilgili gerekli çalışma ve değerlendirmeler de yapılır. Gerektiğinde güçlü, zayıf yönler ile fırsatları ve tehditleri içeren analiz yöntemi kullanılır. Bu çalışmalar araştırma raporunda yer alır." hükmü, 'Plan raporu' başlıklı 9.maddesinin 4.fıkrasında "Plan değişikliklerinde, değişiklik gerekçesi ve yapılan gereklilik analizlerini ayrıntılı açıklayan plan raporu hazırlanması zorunludur." hükmü, 'İmar planı revizyonu ve ilaveleri' başlıklı 25.maddesinde "(1)İmar planlarının ihtiyaca cevap vermediği veya uygulamasının mümkün olmadığı durumlar ile üst kademe plan kararlarına uygunluğunun sağlanması amacıyla planın tamamının veya plan ana kararlarını etkileyecek bir kısmının yenilenmesi için bu Yönetmelikte belirtilen ilke, esas ve standartlara uygun olarak imar planlarında revizyon yapılır. (2) İmar planlarının ihtiyaca cevap vermediği durumlarda, mevcut plana bitişik ve mevcut planın genel arazi kullanım kararları ile süreklilik, bütünlük ve uyum sağlayacak biçimde, bu Yönetmelikte belirtilen ilke, esas ve standartlara uygun olarak ilave imar planı yapılabilir." hükmü, Bütünleşik Kıyı Alanları Planlarına Dair Esaslar bölümünde yer alan 'Planlama ilkeleri' başlıklı 29.maddesinde "... (2) Bütünleşik kıyı alanları planlarının hazırlanması sürecinde, aşağıda genel başlıklar halinde belirtilen konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veriler elde edilir; bu veriler kapsamında deniz, akarsu, göl, gölet ve kara tarafındaki etkileşim bölgelerine ilişkin aşağıdaki analiz, etüt ve araştırmalar yapılır:...e) Limanlar, ticari iskeleler, balıkçı barınakları, boru hatları, tersaneler. ... h) Balıkçılık, su ürünleri ve balık çiftlikleri. ..." hükmü yer almaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacıya ait taşınmazın bulunduğu bölgede Trabzon ilinin alt ölçekli imar planlarını ve uygulamaları yönlendirici biçimde, kullanımların yer seçimi, büyüklük ve dağılımı ile ilgili mekansal karar ve stratejiler ile makro ölçekte nüfus dağılımı ve yoğunluk kararlarını düzenleyen Ordu-Trabzon-Rize-Giresun-Gümüşhane-Artvin Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliğinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın 03.04.2017 tarih ve 644 Sayılı oluru ile onaylandığı, balıkçı barınağı alanının kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kaldığı, Ortahisar-Yalıncak Balıkçı Barınağı amaçlı 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının, Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 13.06.2016 tarih ve 413 numaralı kararı ile kabul edilerek 644 Sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile 3621 Sayılı Kıyı Kanununun 7. maddesi uyarınca Bakanlık Makamının 22.11.2017 tarih ve 20565 Sayılı Oluru ile 23.11.2017 tarihinde onaylanması üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda, davacı tarafından, 225 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan akaryakıt tesislerine ait deniz altında yer alan boru hattının, balıkçı barınağı projesinin planlandığı bölgede yer aldığı, balıkçı barınağının inşaası sırasında deniz dolgu işlemlerinin boru hatları açısından emniyet ve güvenlik sorunlarına yol açacağı, ileriki aşamada deniz vasıtalarının demir atması vb nedenlerle boru hattına zarar verebileceği, tehlikeli maddelerin transferi sırasında ve olası bir deniz kirliliği durumunda müdahale imkanın kısıtlanacağı ve barınaktaki balıkçı teknelerinin risk altında kalacağı, deniz tabanının doğal yapısında değişiklik meydana geleceğinden lisans sahibinden izin alınması gerektiği, dava konusu planlama bölgesinin yakınında Yomra, Trabzon Limanı ve Faroz Balıkçı Barınağının mevcut olduğu, Ortahisar-Yalıncak Balıkçı Barınağına ihtiyaç bulunmadığı, planlamada zorunluluk ve kamu yararı şartlarının gözetilmediği, bölgenin halk plajı olarak kullanılıyor oldugu, bölgede az sayıda kalan kumsal alanlarından birinin kaybına yol açacağı, halkın denizle bağlantısının zorlaşacağı, balıkçı teknelerinin barınağa giriş çıkış yaparken denizdeki dalga ve akıntılar nedeniyle boru hatlarına doğru sürükleneceği bu kısımlarda oluşacak kumlanma ve sığlaşma sonucu teknelerin alt kısımlarının boru hatlarına çarparak zarar verebileceği, balıkçı barınağı ihtiyacının resmi verilere dayandırılmadığı iddialarıyla bakılan davanın açıldığı, idare mahkemesince; dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda üç adet şehir plancısı ünvanlı bilirkişinin katılımıyla keşif ve bilirkişi incelemesinin yaptırıldığı, Mahkeme kaydına giren bilirkişi raporundaki tespitlerin, davacının iddialarını karşılamaya yönelik yeterlilikten uzak ve hüküm kurmak için elverişli olmadığı gibi anılan bilirkişilerin uzmanlık alanının da buna uygun olmadığı anlaşıldığından Dairemizin 09/03/2021 tarihli ara kararıyla taşınmaz mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmekle, 26/11/2021 tarihinde kayıtlara giren bilirkişi raporunda özetle; plan notlarında risklere yönelik inşaat aşamasını ilgilendiren iki hüküm bulunmasına karşın bu hükümlerin genel geçer hatta soyut nitelikte olduğu, teknik içeriği, hangi kurumun hangi önlemleri alacağına dair yönlendirici, açık ve somut önlemler tanımlamadığı, hâlbuki plan notlarının tam da bu tür belirsizlikleri ortadan kaldırma işlevi üstlenmesi gerektiği, planlamaya hazırlık aşamasında kurum görüşleri sorulurken genel değil; yerele, konuma, işleve ve somut plan kararlarına yönelik, olası riskleri de değerlendiren teknik içerikli görüş almaya dikkat edilmesi gerektiği, dava konusu planlama çalışmasının raporunda ve plan hükümlerinde aşağıda belirtilecek olan yüksek olasılıklı risk durumlarının irdelenmediği, değerlendirilmediği ve karar üretilmediği, örneğin teknelerin boru hattına yaklaşması, boru hattının üzerinden geçmesi serbest midir, yasak mıdır yoksa belirli durumlarda kısıtlanmakta mıdır? Yasak veya kısıtlı ise ne tür önlemler alınması gerektiği hususunda; plan notlarında herhangi bir yasak veya kısıtlama getirilmediği, büyük ihtimalle, teknelerin boru hattına zarar vermemesi için rutin gözlemin yeterli olacağına inanıldığı, akaryakıt ve LPG istasyonlarında var olan emniyet mesafeleri veya benzerleri petrol boru hatları için de geçerli midir yoksa sualtı boruları herhangi bir emniyet mesafesine tabi değil midir sorununa ilişkin plan notlarında birçok hukuki düzenlemeye atıf yapılmakta ve genel hükümler içinde bir dizi yasa, yönetmelik ve standarda uyulacağı ifade edilmekle birlikte, planlama konusu ile ilişkili hükümlerinin derlenmesi, aktarılması gereken kuralların plan notlarına alınması gerekirken buna uyulmadığı, deniz altı iletim hattının tıpkı kentsel alanlardaki akaryakıt ve LPG istasyonları gibi belirli emniyet koşullarına sahip olduğu ve bu tesislerin planlamasındaki detaylı yaklaşımların dava konusu alanda da uygulanmasının doğru olacağı, dahası, denizaltı iletim hatları karadaki akaryakıt tesislerinden daha büyük risk taşımakla, denizel alandaki sızıntıyı önlemek karadaki sızıntıya kıyasla çok daha güç olacağı, enerji Nakil Hattı, Yapı Yaklaşma Sınırı, Koruma Bölgesi, Geçiş Bölgesi, Etkilenme Bölgesi gibi dışsal etkenlerden korunmaya yönelik tampon bölgeler bu tür bir planlama çalışmasında önerilmeli midir sorununa ilişkin olarak, Botaş Yönetmeliğinde bu tür emniyet mesafelerinin tanımlandığı halde dava konusu alanda herhangi bir yaklaşma mesafesine yer verilmesi gerekirken verilmediği, teknelerin şamandıraya yanaşan petrol gemileriyle çarpışma riski söz konusu mudur, ihtimali dahilinde midir, boruların patlaması veya sızdırması nedeniyle balıkçılık faaliyetlerinin zarar görme riski var mıdır? Varsa bu riske karşı ne tür önlemler kimler tarafından alınmalıdır, boru hatlarının bakım ve onarımından sorumlu olan dalgıçların güvenliğine yönelik teknelerden kaynaklanabilecek herhangi bir risk söz konusu mudur? Buna yönelik ne tür önlemler kim tarafından alınmalıdır? sorunlarına ilişkin plan açıklama raporunda herhangi bir değerlendirme ve risk öngörüsüne yer verilmediği, burada yeni bir akaryakıt boru hattı yapılmadığı fakat var olan bir akaryakıt boru hattının yakınında deniz trafiği üretildiği, daha doğrusu deniz trafiğinin akış güzergâhı boru hattına yaklaştırıldığı, ayrıca barınak kapasitesi arttırılarak trafik miktarının arttırıldığı, her iki durumun da deniz trafiği ile boru hattı arasında yoğunlaşan bir etkileşime işaret ettiği, dava konusu imar planlarında deniz trafiğinin yoğunluğu tahmin edilerek / projekte edilerek mevcut boru hattına risk oluşturup oluşturmadığının irdelenmediği, Bilirkişi heyetince balıkçı gemilerinin ve ekipmanlarının balıkçı barınağına giriş çıkış yapacağı kesite yakın mesafede bir boru hattı bulunmasının endişe verici olduğu, planlama raporunda bu endişelerin gerçekleşme ihtimalini öngörmek üzere herhangi bir eşik analizi – risk analizi yapılmamasının eksiklik olduğu, bu eksiklik nedeniyle olası riskleri ortadan kaldıracak etkili / somut / uygulanabilir önlemler getirilemediği, kurum görüşlerinin de genel geçer nitelikte olduğundan uygulamayı yönlendirmediği benzer biçimde Botaş Yönetmeliğinde “güzergâh şeritleri veya mecraları tüm engellerden ve hattın güvenliğini tehdit edebilecek veya tam erişimi engelleyecek üçüncü taraf faaliyetlerinden arındırılır” kuralı olduğu halde, yaklaşık -3 m derinden geçen boru hattı üzerinde, güzergah şeridi boyunca balıkçı teknelerinin seyrini yasaklayan, kısıtlayan veya kontrol eden herhangi bir tedbire yer verilmediği, dava konusu balıkçı barınağında oluşacak/artacak faaliyetlerin deniz tabanındaki petrol iletim hattına çok yakın yerlerde gerçekleşmesinin risk oluşturacağı, bu risk endişe verici düzeyde olduğu belirtildikten sonra raporun değerlendirme ve sonuç kısmında; alanda daha önce yürürlükte bulunan bir imar planı olmadığından dava konusu işlem imar planı değişikliği veya revizyonu olmayıp ilk defa yapılan imar planı niteliğinde olduğu, dava konusu alan önceden “plansız saha” iken dava konusu işlemle “balıkçı barınağı” olarak ilk defa planlandığı, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının birlikte hazırlanıp aynı kararla onaylandığı ve birbiri ile uyumlu olduğu, önerilen işlevlerin ve yapılaşma yoğunluğunun balıkçı barınaklarının altyapı ve donatım ihtiyaçları açısından uygun olduğu, planların kademeli birliği ilkesi açısından imar planı kararlarının üst kademe planı olan 1/100000 ölçekli Çevre Düzeni Planı'na aykırılık içermediği, yer seçim kararları bakımından, dava konusu imar planlarına ait açıklama raporlarında bazı genel tespitler olmasına karşın, yer seçim ve planlama kararlarının dayanaklarının analitik ve teknik yetkinliğe sahip olduğunu söylemenin mümkün olmadığı; balıkçı barınaklarına genel anlamda ihtiyaç olmasının herhangi bir yerde yapılabilmesi anlamına gelmediği, Trabzon'daki kıyı yapılarının, özel olarak da balıkçı barınaklarının mevcut durumu, alan büyüklüğü, doluluk ve boşluk oranları, kapasite miktarlarının tespit edilmediği; sorun, olanak ve ihtiyaçların teknik analiz ve hesaplara dayandırılmadığı, sübjektif yorumlar yapıldığı, planlama çalışmasının bilgi altyapısının doğru karar üretmek için yeterli düzeye sahip olmadığı, davalı bakanlık tarafından yapılmış güncel bir çalışmada (bütünleşik kıyı alanları planı araştırması) çok ölçütlü karar verme yöntemleri kullanılarak, Trabzon'un dava konusu alanı da kapsayan 2 numaralı alt bölgesinde en az 200 ilave kapasiteye ihtiyaç olduğunun tespit edildiği, anılan çalışmanın (BKAP) bütüncül ve sistemli bir yaklaşımla sorunun uzun vadeli ve stratejik olarak çözülmesine yönelik bir fırsat olarak görülebileceği, dava konusu plan kararının uygulanmasının ise daha uygun alternatif politikalardan yararlanmayı engelleyeceği, dava konusu imar planlarının açıklama raporlarında alana ilişkin bazı harita ve imajlar bulunmasına karşın eşik analizi veya risk analizi yapılmadığı, alanın ve konunun önemi gereği Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'ndeki eşik analizi ve risk analizi çalışmalarının yapılması gerektiği, ilgili kanun ve yönetmeliklere plan notunda yer verilse de verilmese de bunların zaten uyulması gereken kurallar olduğu, plan notunda “ilgili mevzuata uyulacaktır” gibi genel ifadelerin yazılması veya “mevzuatın listelenmesi” yerine planlamadan beklenenin “genel” kuralların yanı sıra o faaliyetin gerçekleşeceği “konumda – yerde”, çevresindeki ilişkili diğer faktörlerle etkileşimini analiz ederek olası riskleri tanımlamak ve en aza indirmek için gereken ek önlemleri almak olduğu, balıkçı gemilerinin ve ekipmanlarının balıkçı barınağına giriş çıkış yapacağı kesite yakın mesafede bir boru hattı bulunmasının endişe verici olduğu, planlama raporunda bu endişelerin riske dönüşme ihtimalini öngörmek üzere herhangi bir eşik analizi – risk analizi yapılmamasının eksiklik olduğunu, bu eksiklik nedeniyle olası riskleri ortadan kaldıracak etkili / somut / uygulanabilir önlemlerin plan notlarıyla da getirilemediği, kurum görüşlerinin de genel geçer nitelikte olduğundan uygulamayı yönlendirmediği, çekek yeri amacıyla 2016'da alınmış olan “ÇED Gerekli Değildir” kararının 1/1000 ölçekli uygulama imar planının 3 numaralı özel hükmünden anlaşıldığı üzere işlevsiz/geçersiz kalmış olup, plan hükmü uyarınca Balıkçı Barınağı amaçlı ÇED süreci başlatılması gerektiği görüşüne yer verildiği görülmektedir.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş ve davalı Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yapılan itiraz raporu kusurlandıracak nitelikte görülmemiş olup anılan raporun hükme dayanak olabilecek yeterlik ve nitelikte olduğu değerlendirilmiştir.
Bu durumda, Trabzon ili, Ortahisar ilçesi, Yalıncak Merkez Mahallesi, 225 ada, 3 parsel sayılı, davacının maliki olduğu taşınmazın bulunduğu bölgenin deniz tarafının balıkçı barınağı olarak belirlenmesine dair 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının onaylanmasına ilişkin dava konusu işlem; yer seçim kararı bakımından dayanaklarının analitik ve teknik yetkinliğe sahip olmaması, Trabzon'daki kıyı yapılarının, özel olarak da balıkçı barınaklarının mevcut durumu, alan büyüklüğü, doluluk ve boşluk oranları, kapasite miktarlarının tespit edilmemesi, sorun, olanak ve ihtiyaçların teknik analiz ve hesaplara dayandırılmaması, imar planlarının açıklama raporlarında alana ilişkin bazı harita ve imajlar bulunmasına karşın eşik analizi veya risk analizi yapılmaması, alanın ve konunun önemi gereği Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'ndeki eşik analizi ve risk analizi çalışmalarının yapılmaması, balıkçı gemilerinin ve ekipmanlarının balıkçı barınağına giriş çıkış yapacağı kesite yakın mesafede bir boru hattı bulunmasının endişe verici olması, planlama raporunda bu endişelerin riske dönüşme ihtimalini öngörmek üzere herhangi bir eşik analizi – risk analizi yapılmaması, olası riskleri ortadan kaldıracak etkili / somut / uygulanabilir önlemlerin plan notlarıyla da getirilmemesi, alınan kurum görüşlerinin genel geçer nitelikte olduğundan uygulamayı yönlendirememesi, çekek yeri amacıyla 2016'da alınmış olan “ÇED Gerekli Değildir” kararının 1/1000 ölçekli uygulama imar planının 3 numaralı özel hükmünden anlaşıldığı üzere işlevsiz/geçersiz kalması nedenleriyle dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına uygun olmadığı sonucuna varılmakla, dava konusu işlemin iptali gerekirken, davanın reddine ilişkin idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, Trabzon İdare Mahkemesi'nin 18/09/2019 günlü, E:2018/666, K:2019/850 Sayılı kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan dava ve istinaf aşamasına ait 7.225,60-TL yargılama gideri ile kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 2.550,00-TL vekalet ücretinin mükerrer ödemeye yol açmayacak şekilde davalı idareler tarafından davacıya ödenmesine, artan posta gideri avansının kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 2577 Sayılı Kanun'un 46.maddesinin (f) fıkrası uyarınca kararın tebliği tarihini izleyen günden itibaren 30 gün içinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 21/01/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)