(2577 S. K. m. 45) (3201 S. K. m. 13, 55)
İSTEMİN ÖZETİ: Ankara 12. İdare Mahkemesi'nin 21/12/2018 gün ve E:2017/2903, K:2018/2511 Sayılı kararının istinafen incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf talebinin hukuki dayanağının bulunmadığı, bu nedenle reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesince dosyanın tekemmül ettiği görülerek, davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi görüşülmeksizin 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesi uyarınca dosya incelenerek gereği görüşüldü:
KARAR: Dava, Emniyet Genel Müdürlüğü İkmal ve Bakım Dairesi Başkanlığı kadrosunda 2. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapmakta olan davacının, birinci sınıfa terfi ettirilmeyerek emekliye sevk edilmesine ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulunun 2017/1 Sayılı kararı ile davacının resen emekli edilmesine ilişkin 18.7.2017 tarihli Bakanlık Olurunun iptali istemiyle açılmıştır.
İdare mahkemesince; davacının herhangi bir disiplin cezası almadığı, diğer bir çok adaya nazaran daha kıdemli olduğu, performans puanı çok iyi olan, taltif ve başarı belgeleri ile ödüllendirilen davacının, liyakat yönünden 1. sınıf emniyet müdürlüğüne terfi etmesine engel bir durumunun bulunmadığı, öte yandan davalı idare tarafından, davacının terfi etmesine engel olabilecek somut bir tespit de sunulmadığı anlaşıldığından, davacının 1. sınıf emniyet müdürü rütbesine terfi ettirilmemesine dair işlem ile bu işlemin devamı niteliğinde olan re'sen emekliye sevk edilmesine ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka ve mevzuata uyarlık görülmediği gerekçesiyle, dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiş olup, davalı idarece; ikinci sınıf emniyet müdürü rütbesinden birinci sınıfa terfi işlemlerinin atama niteliğinde bulunduğu, bu kapsamda atamaya yetkili amirin takdir yetkisinin bulunduğu ileri sürülerek idare mahkemesi kararının kaldırılması istenilmektedir.
3201 Sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun "Terfi ve atama" başlıklı, 6638 Sayılı Kanunla değişik 55. maddesinde, polis amirlerinin rütbeleri ve bu rütbelerin her birindeki zorunlu en az bekleme süreleri belirlenmiş, komiser yardımcısı, komiser ve başkomiserlerin liyakat koşullarını belirlemek ve terfilerini önermek üzere Genel Müdürlük Merkez Değerlendirme Kurulunun, emniyet amirleri ile dördüncü ve üçüncü sınıf emniyet müdürlerinin liyakat koşullarını belirlemek ve terfilerini önermek üzere Genel Müdürlük Yüksek Değerlendirme Kurulunun oluşturulacağı; kurulların her yıl mayıs ayında toplanacağı ve terfilerin her yıl haziran ayında topluca yapılacağı; bulundukları rütbelere terfi ettikleri tarihten itibaren beş yıl içinde bir üst rütbeye terfi edemeyen Emniyet Amirleri ile Dördüncü, Üçüncü ve İkinci Sınıf Emniyet Müdürlerinin, emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için gerekli şartları haiz olmaları kaydıyla, Yüksek Değerlendirme Kurulunun teklifi ve Bakan onayı ile emekliye sevk edilecekleri kurala bağlanmıştır.
Yönetmelik seviyesindeki düzenlemelerde de, anılan kanun hükümlerine paralel bir düzenlemeye gidilmiş; emniyet amirleri ile 4. ve 3. Sınıf emniyet müdürlerinin terfilerine ilişkin düzenlemelere "Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik"te yer verilirken, 2. sınıf emniyet müdürlerine anılan Yönetmelikte yer verilmemiş, buna karşılık, "Emniyet Mensuplarının Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği"nde, emniyet amirleri ile 4. ve 3. Sınıf emniyet müdürleri hakkında herhangi bir düzenlemeye yer verilmezken "Görev Unvanlarına Atamalar" başlıklı 10. maddesinin son fıkrasında, "İkinci sınıf emniyet müdürü rütbesinde en az bekleme süresini tamamlayanlar, terfien birinci sınıf emniyet müdürü rütbesinde ikinci meslek derecesi karşılığı görev unvanlarına atanabilirler" kuralına yer verilmiştir.
Öte yandan; 3201 Sayılı Kanun'un 3870 Sayılı Kanunla değişik 13. maddesinde emniyet hizmetleri sınıfı mensuplarının rütbeleri, meslek dereceleri ve görev unvanları gösterilmiş olup, hangi görev unvanının hangi meslek derecesi ve rütbeye karşılık geldiği ayrı ayrı sayılmak suretiyle belirlenmiştir. Bu düzenlemeye göre; örneğin, Genel Müdür Yardımcısı, Teftiş Kurulu Başkanı, Özel Güvenlik Denetleme Başkanı, Polis Akademisi Başkanı, Özel Harekat Başkanı, Merkez Emniyet Müdürü ve Emniyet Müşaviri unvanları 1. meslek derecesine ve birinci sınıf emniyet müdürü rütbesine karşılık gelmektedir.
Yukarıda anılan düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesinden; ikinci sınıf emniyet müdürlüğünden birinci sınıf emniyet müdürlüğüne terfi durumunun diğer rütbelerin terfilerinden farklı olarak düzenlendiği; yukarıda anılan 13. maddede yer alan tablonun ikinci satırının ikinci kısmında sayılan unvanlara atanmış olmanın, birinci sınıf emniyet müdürlüğüne terfi etmenin ön şartı ve aynı zamanda tek şartı haline getirildiği anlaşılmaktadır. Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse; 3201 Sayılı Kanun'un anılan 13. maddesinde yer alan tabloda, Emniyet Amiri ile 4., 3. ve 2. sınıf emniyet müdürü rütbelerine karşılık olarak gösterilen görev unvanlarına atanabilmek için anılan rütbelere terfi etmiş olma şartı aranırken, 1. sınıf emniyet müdürü rütbesine terfi edebilmek için 13. maddede bu rütbeye (ve 2. meslek derecesine) karşılık gösterilen görev unvanlarına atanmış olma şartı aranmaktadır.
Dava konusu işlem taraflarca ve mahkemece terfi ettirmeme ve buna bağlı olarak re'sen emekliye sevk etme olarak nitelendirilmiş olmakla birlikte; esasen, salt bir terfi işleminden ziyade öncelikle bir atama(ma) işlemi söz konusu olup, atama işlemine bağlı olarak ve onunla birlikte gerçekleşen bir terfi (ettirmeme) işlemi söz konusudur.
Boş bulunan bir kadroya atama yapma ve yapacağı atamada şartları taşıyanlar arasında tercihte bulunma konusunda idareye geniş bir takdir yetkisi tanınmış olup, 3201 Sayılı Kanun'un 55. maddesinin 3. fıkrasında yer alan, birinci sınıf emniyet müdürü rütbesinde yer alması gereken kadro sayısını emniyet hizmetleri sınıfına ait toplam kadro sayısının on binde 25' i ile sınırlayan hüküm ve ikinci sınıf emniyet müdürlüğünden birinci sınıf emniyet müdürlüğüne geçişe ilişkin daha önce yapılan açıklamalar dikkate alındığında, dava konusu işlemin salt bir terfi işlemi olarak değerlendirilmesi suretiyle yukarıda belirtilen gerekçeyle verilen ve idareyi boş bir kadroya atama yapmaya zorlama anlamına gelen terfi işlemine yönelik iptal kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Diğer taraftan; 3201 Sayılı Kanun'un 55. maddenin 19. fıkrasında, bulundukları rütbelere terfi ettikleri tarihten itibaren beş yıl içinde bir üst rütbeye terfi edemeyen Emniyet Amirleri ile Dördüncü, Üçüncü ve İkinci Sınıf Emniyet Müdürlerinin, emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için gerekli şartları haiz olmaları kaydıyla, Yüksek Değerlendirme Kurulunun teklifi ve Bakan onayı ile emekliye sevk edilecekleri kuralına yer verilmiş olup, bu düzenlemeye istinaden tesis edilmiş bulunan davacının re'sen emekliye sevk edilmesine ilişkin işlemde de hukuka aykırılık, anılan işlemin iptaline ilişkin idare mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun kabulüyle istinafa konu idare mahkemesi kararının kaldırılmasına; davanın reddine; aşağıda dökümü gösterilen yargılama giderlerinden, mahkeme safhasında davacı tarafından yapılan 365,80-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına; istinaf aşamasında davalı idarece yapılan 42,40-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.362,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine; posta gideri avanslarından artan miktarın taraflara iadesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde Danıştaya temyiz yolu açık olmak üzere 18/10/2019 oyçokluğuyla karar verildi.
(X) AZLIK OYU
Dava, Emniyet Genel Müdürlüğü İkmal ve Bakım Dairesi Başkanlığı kadrosunda 2. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapmakta olan davacının, birinci sınıfa terfi ettirilmeyerek re'sen emekliye sevk edilmesine ilişkin 18.7.2017 tarihli Bakanlık Oluru ile onaylanan 2017/1 Sayılı Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Her ne kadar emniyet amirleri ile 4. ve 3. sınıf emniyet müdürlerinin terfilerine ilişkin düzenlemelere "Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik"te yer verilirken, 2. sınıf emniyet müdürlerine anılan Yönetmelikte yer verilmemiş, buna karşılık, "Emniyet Mensuplarının Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği"nde, "Görev Unvanlarına Atamalar" başlıklı 10. maddesinin son fıkrasında, "İkinci sınıf emniyet müdürü rütbesinde en az bekleme süresini tamamlayanlar, terfien birinci sınıf emniyet müdürü rütbesinde ikinci meslek derecesi karşılığı görev unvanlarına atanabilirler" kuralına yer verilerek, birinci sınıf emniyet müdürü rütbesine terfi edebilmek için aynı zamanda atanılabilecek ikinci meslek derecesi karşılığı bir görev unvanının da bulunması gerektiği açık ise de; ikinci sınıf emniyet müdürleri içinden hangilerinin anılan rütbe ve görev unvanına atanacağı hususunda, diğer alt rütbelerdeki terfi işlemlerinde aranan liyakat koşullarına benzer şekilde idarece ortaya konulacak objektif kriterlerin ( disiplin cezası alıp almadığı, aldığı takdirler veya sınav puanları vs. ) göz önünde bulundurulması gerektiği, idarece yapılacak bu terfi işleminin de, belirlenecek objektif kriterlere uygun olarak yapılıp yapılmadığı yönünden yargı yerlerince denetlenmesinin hukuk devletinin bir gereği olduğu, aski durumda, tamamen idarenin takdir yetkisine itibar edilmesine ilişkin bir düşünce ile hareket edildiğinde, bir disiplin ve hiyerarşi mesleği olan emniyet teşkilatı içinde çalışma barışının bozulmasına neden olunabileceği sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle, davalı idarenin istinaf isteminin, davacının birinci sınıf emniyet müdürü rütbesine terfi ettirilmemesinde liyakat yönünden hukuka uyarlık bulunup bulunmadığı; öte yandan, bu işleme bağlı olarak resen emekli edilmesinde de hukuka uygunluk olup olmadığı yönünden inceleme yapılarak dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Mahkeme kararında hukuki isabet bulumup bulunmadığı yolunda bir karar verilmesi gerekirken, boş bulunan bir kadroya atama yapma ve yapacağı atamada şartları taşıyanlar arasında tercihte bulunma konusunda idareye geniş bir takdir yetkisi tanındığı gerekçesiyle dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen çoğunluk kararına katılamıyorum. (¤¤)