(3194 S. K. m. 32, 42, Geç. m. 16)
İSTEMİN ÖZETİ: Antalya İli, Konyaaltı İlçesi, ..... Mahallesi, ..... Bulvarı No:304 adresinde bulunan ..... Alışveriş Merkezi adlı işyerinde ruhsatlı projesine aykırı ve kaçak uygulamalar yapıldığından bahisle 3194 sayılı İmar Kanununun 42 nci maddesi gereğince toplam (7 adet imar para cezasının toplam olarak) 290.954,57-TL idari para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin 15/11/2017 tarih ve 213 sayılı Konyaaltı Belediye Encümeni kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptaline dair verilen Antalya 3 üncü İdare Mahkemesi'nin 24/04/2019 gün ve E:2018/189, K:2019/478 sayılı kararının davalı idare vekilince, idari para cezasına konu imalatların, yürürlükteki imar planlarına dayalı olarak düzenlenen imar çapındaki emsal hesaplamasındaki alan hesabını aşması nedeniyle ruhsata bağlanma olanağı bulunmadığı, ayrıca kabul anlamına gelmemekle birlikte bilirkişi raporunda hesaplanan bedel yönünden de yerel mahkemenin hüküm kurmamış olmasının usule ve yasaya aykırı olduğu, dava konusu işlemin mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
3194 sayılı İmar Kanununun 42. maddesinin 2. fıkrasında; ruhsat alınmaksızın veya ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının sahibine, yapı müteahhidine veya aykırılığı altı iş günü içinde idareye bildirmeyen ilgili fenni mesullere yapının mülkiyet durumuna, bulunduğu alanın özelliğine, durumuna, niteliğine ve sınıfına, yerleşmeye ve çevreye etkisine, can ve mal emniyetini tehdit edip etmediğine ve aykırılığın büyüklüğüne göre, beşyüz Türk Lirasından az olmamak üzere, maddede belirtilen şekilde hesaplanan idari para cezalarının uygulanacağı düzenlenmiş; (a) bendinde; yapı sınıflarına ve gruplarına göre yapının inşaat alanı üzerinden hesaplanmak üzere, mevzuata aykırılığın her bir metrekaresi için uygulanacak para cezalarının miktarları belirlenerek, bu miktarların her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında bir Türk Lirasının küsuru da dikkate alınmak suretiyle artırılaracağı kurala bağlanmış;(c) bendinde ise; artırım sebepleri sayılmış, bu arttırım sebepleri uyarınca tespit edilen miktarların (a) bendinde belirtilen şekilde tespit edilen para cezasının miktarına göre ayrı ayrı hesap edilerek ilave olunacağı, para cezalarına konu olan alanın hesaplanmasında, aykırılıktan etkilenen alanın dikkate alınacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; Antalya İli, Konyaaltı İlçesi, ..... Mahallesi, ..... Bulvarı No:304 adresinde bulunan ..... Alışveriş Merkezi adlı işyerinde ruhsatlı projesine aykırı ve kaçak uygulamalar yapıldığından bahisle 3194 sayılı İmar Kanununun 42 nci maddesi gereğince toplam (7 adet imar para cezasının toplamı olarak) 290.954,57-TL idari para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin 15/11/2017 tarih ve 213 sayılı Konyaaltı Belediye Encümeni kararının iptaline karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı, Antalya3üncüİdareMahkemesi'nin 24/04/2019gün ve E:2018/189, K:2019/478sayılı kararı ile; "Olayda, davalı idarece ruhsatsız yapıların III/B yapı sınıfı ve grubunda ve toplam aykırılığın 2607 m2 olduğu kabul edilerek dava konusu para cezasının hesaplandığı, mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda toplam aykırılığın 2577,75 m2 olduğu dolayısıyla da para cezası hesabında dikkate alınan projeye aykırı inşaat alanı miktarının fiili duruma uygun olmadığı, aykırılığın 1992,75 m2 lik kısmının III/B ve 585 m2 lik kısmının I/A yapı sınıfı ve grubunda olması gerektiği bu haliyle de para cezası hesabında dikkate alınan yapı sınıf ve grubunun da fiile duruma uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, hatalı olarak tespit edilen alan, yapı sınıf ve grubu üzerinden verilen para cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı, her ne kadar bilirkişi tarafından uygulanması gereken idari para cezası hesaplaması yapılmış ise de yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri gereğince idarenin yerine geçilerek temel para cezasının hesaplanmasının mümkün olmaması karşısında, dava konusu idari para cezası tesisine ilişkin idari işlemin tamamında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır" gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği görülmüş ise de;
Bakılan davada; 3194 sayılı İmar Kanununun geçici 16. maddesine istinaden davacı tarafından uyuşmazlık konusu imalat ile ilgili olarak yapı kayıt belgesinin alınıp idareye ibraz edildiği görülmüş ise de; Dairemizin 04.02.2020 tarihli ara kararı ile davalı idareden anılan Yasa maddesi uyarınca yapı kayıt belgesine istinaden dava konusu işlemin iptal edilip edilmediği sorulmuş, idarenin ara kararına verdiği cevaptan davalı idarece uyuşmazlık konusu işlemin iptali yönünde bir karar alınmadığı anlaşılmıştır.
Öte yandan, her ne kadar yukarıda bahsedilen 3194 sayılı Yasanın geçici 16. maddesinin 4. fıkrasında ;"Yapı kayıt belgesi verilen yapılarla ilgili bu Kanun ve 2960 sayılı Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezaları iptal edilir." hükmüne yer verilmiş ise de; yapı kayıt belgesi alındıktan sonra belgenin ibraz edilerek yıkım/para cezası işleminin iptalinin talep edileceği ve bu konuda işlem tesis edecek merciilerin yıkım/para cezası kararını alan idareler olduğu da açıktır. Bu doğrultuda ilgili idarece, yapı kayıt belgesinin ibrazından sonra yıkım/para cezası işleminin iptali yönünde bir işlem tesis edilirse, daha önce bu yıkım/para cezası işlemine karşı idari yargıda açılan davaların (idarenin söz konusu geri alma/iptal işlemi nedeniyle) konusuz kalacağı hususunda bir tartışma bulunmamaktadır. Bununla birlikte ilgili idarece yapı kayıt belgesinin ibraz edilmesine rağmen belli nedenlerle yıkım/para cezası işlemi iptal edilmediği takdirde ise mahkemece idarenin yerine geçerek yıkım/para cezası kararının doğrudan iptal edilmesinin ise hem idari yargı denetiminin özüne hem de anılan yasa maddesinin bağlamına uygun düşmeyeceği açıktır. Bu durumda, idarenin yapı kayıt belgesinin ibrazı karşısında yıkım/para cezası işlemini iptal etmemesi (bu yönde ilgilinin yıkım/para cezası işleminin iptal edilmesi yönündeki başvurusunu reddetmesi) hususunun yeni bir idari işleme sebebiyet vereceği, bu yeni işlemin de ayrı bir uyuşmazlığın konusunu oluşturacağı kuşkusuzdur. Bu takdirde yargı merciince (idarece dava konusu işlem geri alınmadığı için) işlemin (yıkım/para cezası işleminin)tesis edildiği tarihteki hukuki ve maddi koşullar itibariyle hukuka uygun olup olmadığının ortaya konulması gerekmektedir.
Hâl böyle olunca, görülen davada Dairemizin ara kararı üzerine idarece verilen cevaptan, yapı kayıt belgesinin ibrazı karşısında davalı idarece dava konusu işlemin iptal edilmediği (geri alınmadığı) anlaşılmakla, Dairemizce, mevcut davaya konu işlemin yargısal denetiminin idare mahkemesince hukuka ve usule uygun yapılıp yapılmadığı yönünde esastan istinaf incelemesi yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Nitekim benzer bir uyuşmazlıkta Danıştay 6. Dairesince verilen 26.11.2019 gün ve E:2019/14990, K:2019/12158 sayılı kararda da; "...mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, yapı kayıt belgesi verilen yapılarla ilgili 3194 sayılı Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezalarının iptali için encümen tarafından karar alınması gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmaktadır....Bu durumda, uyuşmazlık konusu yapı hakkında yapı kayıt belgesinin düzenlendiği anlaşılmakla birlikte, encümen tarafından para cezasına yönelik işlemin iptaline ilişkin bir kararın henüz alınmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, İdare Mahkemesince işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, dava konusu işlemin iptali yolunda hüküm kurulmasında hukuki isabet görülmemiştir." gerekçelerine yer verilmek suretiyle aynı doğrultuda karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu doğrultuda istinaf isteminin esası incelendiğinde;
İdare mahkemesince istinafa konu kararla iki noktadan dava konusu işlemin (encümen kararının) tümünün iptali gerektiği yönünde bir gerekçeye yer verilmiştir. Bunlardan birincisi bilirkişi raporu doğrultusunda dava konusu para cezasına esas alınan yapıların toplam inşaat alanının idarece 29,25 m2 fazla olarak hesaplanmış olması, yine yapıların 585 m2'lik kısmının da (bilirkişi heyetine göre) I/A sınıfında olması gerekirken idarece yapı sınıfının hatalı olarak III/B olarak tespit edilmiş olmasıdır. Buradan hareketle idare mahkemesince, yapı inşaat alanı ile yapı sınıfı tespitindeki hatanın para cezasının tamamını etkileyeceğinden hareketle toplam 290.954,57-TL idari para cezasının tümünün iptaline karar verilmiştir.
Hâlbuki dava konusu encümen kararında davalı idarece tüm imara aykırı imalat için tek bir idari para cezası kesilmediği, 7 tane imara aykırı imalat (yapı) için 7 ayrı idari para cezası kesildiği, bunların toplamının 290.954,57-TL ettiği anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca bilirkişi raporunda söz konusu yapılardan bazıları için yapılan inşaat alanı veya yapı sınıfına ilişkin tespitlerin de ancak o yapı için encümen kararında verilen cezayı (bu cezanın temel para cezasını) etkileyeceği, bilirkişi heyetince inşaat alanı veya yapı sınıfı bakımından herhangi bir aykırılık tespit edilemeyen yapılan bakımından ise bu yapılara ilişkin para cezasının ve dolayısıyla da idari para cezalarının toplamını gösteren encümen kararının tamamının iptal edilemeyeceği açıktır.
Bu doğrultuda, bilirkişi raporundaki tespitler değerlendirildiğinde, bilirkişi heyetince inşaat alanı bakımından idarece fazladan hesaplandığı tespit edilen imalatın bütün katlarda galeri boşluğu içinde kalan kaçak asansöre ilişkin olduğu, idarece bu alanın 72 m2 olarak hesaplandığı, bilirkişi heyetince ise bu alanın 42,75 m2 olarak tespit edildiği, bu durumun ise anılan imalat (asansör) bakımından kesilen idari para cezasının temel para cezası unsurunu doğrudan etkilediği, bu nedenle Dairemizce de itibar edilen bilirkişi tespitinin bu kısmına göre bu imalat (bütün katlardaki galeri boşluğunda idarece 72 m2 olarak tespit edilen asansör alanı) bakımından dava konusu encümen kararında kesilen 8.035,56-TL'lik idari para cezasının iptali gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bilirkişi raporundaki yapı sınıfı ile ilgili tespitlere gelince, her ne kadar bilirkişi heyetince toplam 585 m2'lik alanın yapı sınıfının I/A yerine III/B olarak tespitinin uygun olmadığı görüşüne yer verilmiş ise de, söz konusu 585 m2'lik alanın da idarece(+0,00 metre kotu kaçak gölgelik olarak 175 m2; +0,00 metre kotugüney cephe kaçak demir profil olarak 60 m2; +0,00 metre kotu doğu ve batı cephe kaçak gölgelik ve depo olarak 350 m2) şeklinde tespit edilen yapılara (imalata) karşılık geldiğinin anlaşıldığı, bilirkişi raporundaki fotoğraflara bakıldığında ise zeminde +0,00 metre kotunda yapılan söz konusu aykırılıkların III/B yapı sınıfında yer alan ticari binaya bitişik ve onun ana işlevini ve kullanım amacını bütünleyen imalat niteliğinde olduğu, tali amaçla değil binanın ana işlevi olan ticari amaçla depo, vitrin gibi unsurlar olarak kullanıldığı, kullanılan malzemenin nisbeten daha basit nitelikte olmasının bu imalatın kullanım işlevini/amacını değiştirmediği, bu nedenle idarece bu imalatın da diğer imara aykırı imalat gibi binanın gerçek yapı sınıfı olan III/B yapı sınıfı kapsamında değerlendirilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle bilirkişi raporunun yapı sınıfına ilişkin bu tespitlerine itibar edilememiştir.
Bilirkişi raporunun diğer imalata ilişkin kısımlarında ise zaten bu yapılar yönünden bilirkişi heyetince yapı sınıfı veya inşaat alanı bakımından bir aykırılık tespit edilmediği görülmüştür.
Bu durumda, idarece dava konusu taşınmazda 7 adet imara aykırı imalat için 7 ayrı imar para cezası kesildiği, bu imalattan (yapılardan) yalnızca birisi için (bütün katlardaki galeri boşluğunda idarece 72 m2 olarak tespit edilen asansör alanı) için idarenin hatalı inşaat alanı tespitinde bulunulduğu, dava konusu encümen kararında da bu imalat için kesilen 8.035,56-TL'lik idari para cezası kesildiği, bu cezanın iptalinin gerektiği, diğer 6 imara aykırı imalat için yapı sınıfı ve inşaat alanı tespitinin uygun olduğu, bu cezalara idarece ayrı ayrı uygulanan artırım nedenlerinin de oluşa ve mevzuata uygun olduğu, dolayısıyla geri kalan bu 6 ceza yönünden (toplam 290.954,57-TL'lik idari para cezasının 282.919,01 TL'lik kısmı bakımından) davanın reddi gerektiği, bu nedenle idare mahkemesi kararının bütünüyle kaldırılarak, aşağıdaki gibi yeniden hüküm kurulmasının icap ettiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle,
1- Davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen reddine, kısmen kabulüne,
2-İstinafa konu Antalya 3. İdare Mahkemesinin 24/04/2019 gün ve E:2018/189, K:2019/478 sayılı kararının bütünüyle KALDIRILMASINA,
3-Dava konusu encümen kararının (bütün katlardaki galeri boşluğunda idarece 72 m2 olarak tespit edilen asansör alanı) için kesilen 8.035,56-TL'lik idari para cezasına ilişkin kısmının İPTALİNE,
4-Dava konusu edilen encümen kararının geri kalan 6 adet para cezasına (toplam 290.954,57-TL'lik idari para cezasının 282.919,01 TL'lik kısmına)ilişkin kısmı bakımından ise DAVANIN REDDİNE,
5-İstinafa konu mahkeme kararı bütünüyle kaldırıldığı için kararın yargılama gideri ile vekalet ücretine ilişkin kısmının da kaldırılmasına, bu kapsamda;
a-Davacı tarafından ilk derece aşamasında yapılan 2.608,30-TL yargılama giderinin haklılık oranına binaen takdiren 108,30-TL'lik kısmı ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 1.700,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderinin geri kalan kısmının ise davacı üzerinde bırakılmasına,
b-Davalı idarece istinaf aşamasında yapılan 321,00-TL yargılama giderinin yine haklılık oranına binaen 300,00-TL'lik kısmı ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 1.700,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, yargılama giderinin geri kalan kısmının ise davalı idare üzerinde bırakılmasına,
c- Artan posta ve keşif ücretinin ise talep edilmesi halinde derhal, talep edilmemesi halinde ise kararın kesinleşmesinden sonra mahkemesince re'sen taraflara iadesine,
6-2577 sayılı Kanunun 46/1-f maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere16/07/2020 tarihinde, davanın reddine ilişkin kısmın dava konusu imar para cezalarına 3194 sayılı Yasanın 42. maddesinin 2. fıkrasının c/4 bendi uyarınca tatbik edilen artırım nedenlerine karşılık gelen kısımları (encümen kararı ile kesilen toplam 290.954,57-TL'lik idari para cezasının 83.211,49-TL'lik kısmı) bakımından oyçokluğuyla, davanın diğer kısımları yönünden oybirliğiyle karar verildi.
KARŞI OY
Dava konusu encümen kararı kapsamında kesilen idari para cezalarında 3194 sayılı Yasanın 42. maddesinin 2. fıkrasının c/4 bendi (yapıların mevcut haliyle veya öngörülen bir afet tehlikesi karşısında can ve mal emniyetini tehdit ettiğinden bahisle) uyarınca da artırım uygulandığı, bu artırımın uygulanması kapsamında idarece somut bir tespit yapılmadığı veya herhangi bir bilgi-belge sunulmadığı, dolayısıyla dava konusu para cezalarının anılan artırım nedenine karşılık gelen kısımlarının (toplam 290.954,57-TL'lik idari para cezasının 83.211,49-TL'lik kısmının) da iptalinin gerektiği kanaatiyle, bu kısım yönünden de davanın reddine dair verilen çoğunluk görüşüne bu yönüyle katılmıyorum. (¤¤)