İSTEMİN KONUSU: Ankara 19. İdare Mahkemesi'nce verilen 02/01/2019 gün ve E:2018/334, K:2019/1sayılı karar.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 29/01/2018 tarih ve 2018/2847 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 19. İdare Mahkemesi'nce; davacının, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan ... Sendikası'na Haziran 2014-Temmuz 2016 arasında 26 ay süreyle üyeliğinin bulunduğu, çocuğunun FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan kurumlar arasında yer alan Özel ... Anadolu Lisesi'ne 2015-2016 eğitim öğretim döneminde ve Özel …. Fen Lisesi'nde 28/06/2016 tarihinde kaydının olduğu, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen ... Medya Dağıtım A.Ş.'ye 2014-2016 tarihleri arasında toplam 7.184,00-TL ödeme bilgisinin bulunduğu, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan ... Sendikası'na Haziran 2014-Temmuz 2016 arasında 26 ay süreyle üyeliğinin, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen ... Medya Dağıtım A.Ş.'ye 2014-2016 tarihleri arasındaki ödeme bilgisinin, çocuğunun FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan kurumlar arasında yer alan özel okullarda kaydının bulunması hususları birlikte göz önünde bulundurulduğunda, davacının, FETÖ/PDY terör örgütü ile en az irtibat derecesinde bağının olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI (DAVACI) :Davacı tarafından, İdare Mahkemesi kararının birçok açıdan hukuka aykırı olduğu, Anayasa'nın 15 ve 121. maddeleri uyarınca OHAL döneminde sadece OHAL'in gerektirdiği ölçüde ve OHAL'e neden olan konularla ve OHAL süresiyle sınırlı geçici tedbirlerin alınabileceği, kendisinin OHAL döneminde alınan tedbirler çerçevesinde kamu görevinden çıkarıldığı ve 19 Temmuz 2018 tarihinde OHAL uygulamasına son verildiğinden hakkında uygulanan kamu görevinden çıkarma işleminin Anayasal dayanağının kalmadığı, Anayasa'nın 121. maddesi ve TBMM iç tüzüğünün 128. maddesi uyarınca 30 gün içerisinde TBMM tarafından onaylanması gereken OHAL kanun hükmünde kararnamesinin belirtilen şekil şartına riayet edilmemesi nedeniyle yok hükmünde olduğu, Anayasa'nın 15. maddesi uyarınca masumiyet karinesinden yaralanma hakkının askıya alınamayacağı, yasal düzenleme ve KHK ile kişi ya da kişi gruplarının suçlu ilan edilemeyeceği, bu durumun fonksiyon gasbına yol açacağı, hiç kimsenin içeriğini bilmediği Milli Güvenlik Kurulu kararlarına uymadığı için suçlanamayacağı veya cezalandırılamayacağı, kamu görevlisi olduğu dönemde tüm faaliyetlerinin yasalara uygun olduğu, darbe girişiminin gerçekleştirildiği tarihten önceki tamamen yasal faaliyetler nedeniyle sorumlu tutulamayacağı ve terör örgütü üyesi olmakla suçlanamayacağı, bu durumun suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ilkesini ihlal edeceği, ağırlaştırılmış müebbet kamu görevinden çıkarılma cezasının Anayasa'nın öngördüğü düzenlemelere aykırı olduğu, yasalarda olmayan ve sonradan çıkarılan cezaların sadece KHK'nın çıkarıldığı tarihte sonraki eylemler için uygulanabileceği, bu cezaların geçmişe uygulanmasının Anayasa'yı ihlal edeceği, sadece 26 Mayıs 2016 tarihli Milli Güvenlik Kurulu kararından sonraki tarihlerdeki iradi eylemlerin suçlamalara dayanak yapılabileceği, hakkında yapılan iş ve işlemler ile adil yargılanma hakkın, mahkemeye erişim hakkının, bağımsız mahkeme ilkesinin, masumiyet karinesinin, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin, çalışma hakkının ihlal edildiği, FETÖ/PDY ile iltisaklı okula çocuğunu göndermenin eğitim hakkı ve özel hayata saygı hakkı kapsamında olduğu, anılan okulun devletin denetim ve gözetimi altında yasal olarak faaliyet gösterdiği, ... Medya A.Ş.'nin yasalara uygun olarak faaliyet gösterdiği, yasal bir şirketin yayınlarına abone olmanın suç delili olarak kabul edilemeyeceği, dernek, vakıf ve sendika üyeliği ve banka verileri gibi bilgilerin kişisel veri niteliğinde olduğu ve özel hayata saygı hakkı kapsamında koruma altında olduğu, dava dilekçesinde ileri sürdüğü ve davanın sonucunu esastan etkileyecek nitelikte olan bir çok iptal nedeni ve argümanın İdare Mahkemesince karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği, ayrıca silahlı terör örgütü üyeliği kapsamında hakkında açılan ceza davasından beraat ettiği, ileri sürülmektedir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI (DAVALI) :Davalı tarafından, bakılan davanın seri dava olarak kabul edilmesine olanak bulunmadığından vekalet ücretinin tam olarak verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVACININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacının istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, davacının adli yardım talebinin kabulü yönünde ilk derece mahkemesince karar verildiği görüldüğünden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335.maddesinin 3.fıkrasında, adli yardımın (avukat ücreti dahil), hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceğinin belirtilmesi karşında, bu konuda yeniden bir karar verilmeksizin, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Mahkemece iş bu davanın seri dava niteliğinde olduğu kabul edilerek Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 22.maddesi uyarınca davalı idare lehine 408,60 TL vekalet ücreti ödenmesine hükmedilmiş ise de; her bir uyuşmazlığın içeriği itibariyle davacılar açısından ayrı ayrı irdelenmesi gerektiği, 6100 sayılı Kanunun 57.maddesinde ihtiyari dava arkadaşlığında birlikte dava açılabileceği de öngörülmesine rağmen, mahkemenin işaret ettiği davalar açısından davacıların birlikte dava açabilmesinin 2577 sayılı Kanun uyarınca mümkün olmadığı, bu durumda bakılan davanın seri dava niteliğinin olmadığı sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla İdare Mahkemesi kararında vekalet ücretine ilişkin kısım yönünden hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Öte yandan davacının adli yardım talebinin kabulü yönünde ilk derece mahkemesince karar verilmiş olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde harçlar, posta giderleri ve vekalet ücretinin yargılama giderleri arasında sayıldığı, aynı Kanunun 335. maddesinin 3.fıkrasında ise adli yardımın, yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet sağladığı ve hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceği yönünde kural getirildiği hususları birlikte dikkate alındığında; vekalet ücreti dahil tüm yargılama giderlerine ilişkin tahsilatın, kararın kesinleşmesinden sonra yapılabileceği, dolayısıyla bu aşamada davacıdan herhangi bir tahsilat yapılamayacağı açık olmakla birlikte İdare Mahkemesi kararında yargılama giderine ilişkin olarak bu yönde bir belirleme yapılmadığı anlaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Yapılan açıklamalarla birlikte;
1-Ankara 19. İdare Mahkemesi'nce verilen 02/01/2019 gün ve E:2018/334, K:2019/1 sayılı kararın, davanın reddine ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığından bu kısma yönelik davacının İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2-Vekalet ücretine ilişkin davalı idarenin istinaf isteminin KABULÜNE, Mahkeme kararının "..408,60TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine" ilişkin kısmı yönünden KALDIRILMASINA, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.362,00 TL vekalet ücretinin kararın kesinleşmesinden sonra davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, şeklinde düzeltilmesine,
3-Anılan kararda "davacının adli yardım isteminin kabul edildiğinden davanın başında alınmayan söz konusu yargılama giderinin davacıdan tahsili için tahsil dairesine müzekkere yazılmasına" şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanunun 45.maddesinin 3. fıkrası gereğince; davacının adli yardım isteminin kabul edildiğinden davanın başında alınmayan söz konusu yargılama giderinin kararın kesinleşmesinden sonradavacıdan tahsili için tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
4-Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait davacı ve davalı idare tarafından yapılan yargılama giderlerinin istinaf edenlerin üzerinde bırakılmasına,
5-Adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış istinaf yargılama giderlerine ait olan istinaf başvuru harcı ve posta giderinin tahsili için karar kesinleştikten sonra mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
6-Gider avansının kullanılmayan kısmının talep edilmesi halinde derhal, talep edilmemesi halinde karar kesinleştikten sonra mahkemesince istinaf başvurusunda bulunanlara re'sen iadesine,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 16/06/2020 tarihinde davacının istinaf başvurusunun reddine dair karar yönünden oyçokluğuyla, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulü yönünden oybirliğiyle karar verildi.
AZINLIK OYU
Olayda, Olağanüstü Hal İşlemlerini İnceleme Komisyonunun davaya konu kararı incelendiğinde, davacının, Bank …. hesabına örgüt liderinin çağrısı üzerine finansal destek mahiyetinde para yatırdığı, ... Sendikasına üyeliğinin bulunduğu ve ... Medya Dağıtım A.Ş.'ye 2014, 2015, 2016 yıllarında para transfer ettiği gerekçeleri ile FETÖ/PDY ile irtibatının bulunduğu kanaatine varıldığı ve yapılan başvurunun bu gerekçelerle reddedildiği anlaşılmıştır. Bu durumda davacı hakkında yer verilen tespitlerin ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir.
Davacının Bank ... hesap hareketleri incelendiğinde;
Davacı hakkında silahlı terör örgütü üyeliği kapsamında Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan ceza davası neticesinde verilen 20/11/2018 tarih ve E:2018/215; K:2018/407 sayılı karar incelendiğinde, davacının Bank ... hesabınınmaaş hesabı olarak kullanıldığı, örgüt liderinin talimatından önce hesaplarında hareketlilik görüldüğü, talimat dönemlerinde ise izahı olmayan hesap artışlarının olmadığı tespitine yer verildiği anlaşılmış olup, Dairemizce bu hususun ortaya çıkarılması amacıyla 31/01/2020 tarihinde Mali Suçları araştırma Komisyonuna ara kararı yapılmış olup, anılan kurum tarafından 24/02/2020 tarihinde verilen cevap dilekçesinde, davacının 2012-2015 dönemi arasında F4 Bankası nezdindeki hesabına Kastamonu İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından yakın tutarda ödemeler yapıldığı, bu ödemelerin de muhtemelen maaş ödemesi olduğu şeklinde cevap verildiği görülmüştür. Bu itibarla, davacının Bank ... hesap hareketlerinin örgüt liderinin talimatları doğrultusunda yapılmadığı açıktır.
Davacının ... Sendikası üyeliği incelendiğinde;
... Sendikanın, 2012 yılı başlarında FETÖ/PDY'ye ait dersanelerin kapatılması tartışmalarının başladığı dönemde kurulduğu, 1 yıllık süre içinde 35.000 üyesinin olduğu, feshini müteakip 17/25 Aralık 2013 süreciyle birlikte FETÖ/PDY ile yapılan açık mücadeleye rağmen yeniden kurularak kısa sürede 23.489 üyeye ulaştığı görülmektedir. Anılan sendikanın açılması ile üye olunması, kapatılması neticesinde başka bir sendikaya geçilmemesi ve anılan sendikanın tekrar faaliyete geçtiğinde yine bu sendikaya üye olunması ancak iltisaklı ve irtibatlı bir grup bilincinin varlığı ile izah edilebilir.
Somut olayda ise, anılan sendikanın 2012 yılında kurulmasından 31 Mart 2013 tarihinde kendisini fesh etmesine kadarki süreçte davacının üyeliğinin bulunmadığı, bu sendikanın 22 Kasım 2013 tarihinde yeniden faaliyete geçmesinden çok sonra 2014/ Haziran döneminde davacının üye olduğu görülmektedir. Bu durumda davacının sendika üyeliğinin yukarıda yer verildiği şekilde irtibat ve iltisak bilinci kapsamında değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Davacı tarafından ... Medya A.Ş'ye yapılan ödemeler incelendiğinde;
... Medya A.Ş.'ye yapılan ödemelerin diğer delil durumları ile birlikte değerlendirilebileceği ve kanaat oluşmasına katkısının bulunacağı kabul edilmekle birlikte, tek başına kesin delil niteliğinin bulunmadığı tartışmasızdır. Yukarıda yer verilen delil durumlarının davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koymadığı dikkate alındığında, anılan ödemelerinin tek başına davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını göstermeyeceği kanaatine varılmıştır.
Gelinen noktada, yukarıda yer verilen gerekçelerle, Dairemizin davacının istinaf başvurusunun reddi yönündeki çoğunluk kararına katılmıyorum. (¤¤)