(2577 S. K. m. 45) (6458 S. K. m. 30, 46, 54, 55)
İSTEMİN ÖZETİ: Tacikistan uyruklu davacının insani ikamet izin talebinin reddine ilişkin 08/11/2018 tarih ve 96804 sayılı İstanbul Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle davanın reddine ilişkin İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 27/06/2019 tarih ve E:2019/102, K:2019/1852sayılı kararın, davacı tarafından; davacı hakkında İstanbul Valiliğince sınır dışı etme kararı tesis edildiği, fakat ülkemizden çıkışı yaptırılamayarak serbest bırakıldığı, 46. maddede düzenlenen şartların tartışmasız olarak gerçekleştiği, davacının eşinin felçli ve bakıma muhtaç, çocuklarının küçük yaşta olduğu dikkate alındığında ülkemizden çıkışının makul ve mümkün olmadığı iddialarıyla, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dokuzuncu İdare Dava Dairesince dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava; Tacikistan uyruklu davacının insani ikamet izin talebinin reddine ilişkin 08/11/2018 tarih ve 96804 sayılı İstanbul Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
İstanbul 1. İdare Mahkemesince; davacının 6458 sayılı Kanun'un 46. maddesinde düzenlenen ''Haklarında sınır dışı etme veya Türkiye’ye giriş yasağı kararı alındığı hâlde, yabancıların Türkiye’den çıkışları yaptırılamayan ya da Türkiye’den ayrılmaları makul veya mümkün görülmeyen'' yabancılar kapsamında olacağı anlamına gelmediği, bununla birlikte; davacının 24.02.2015 tarihinde Türkiye'ye giriş yaptığı, bu tarihten sonra da Türkiye'den yasal çıkış kaydının olmadığı, buna karşın davacının Türkiye'ye giriş yaptığı tarihten insani ikamet izni başvurusunda bulunduğu 01.11.2018 tarihine kadar geçen yaklaşık 3 yıl 8 aylık süreçte şartlarını taşıdığı diğer ikamet izni türlerinden birine başvurmadığı gibi Türkiye'de kalışını yasal bir sebebe de dayandırmadığı, insani ikamet izninin diğer ikamet izni türlerine göre istisnai nitelikte düzenlendiği ve insani ikamet izni verilecek hallerin 6458 sayılı Kanun'un 46. maddesinde tahdidi (sınırlı) olarak sayıldığı, davacının mevcut durumunun ise insani ikamet izni verilmesine ilişkin sınırlı olarak belirtilen hallerden hiçbirisine uymadığı anlaşıldığından, davacının insani ikamet izni talebinin reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından, anılan kararın hukuka, usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek istinafen incelenmesi istenilmektedir.
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanun'unun 30. maddesinde, ikamet izni çeşitleri; kısa dönem ikamet izni, aile ikamet izni, öğrenci ikamet izni, uzun dönem ikamet izni, insani ikamet izni ve insan ticareti mağduru ikamet izni olarak sayılmıştır.
Anılan Kanun'un ''İnsani ikamet izni'' başlıklı 46. maddesinde, ''(1) Aşağıda belirtilen hâllerde, diğer ikamet izinlerinin verilmesindeki şartlar aranmadan, Bakanlığın onayı alınmak ve en fazla birer yıllık sürelerle olmak kaydıyla, valiliklerce insani ikamet izni verilebilir ve bu izinler uzatılabilir: a) Çocuğun yüksek yararı söz konusu olduğunda b) Haklarında sınır dışı etme veya Türkiye’ye giriş yasağı kararı alındığı hâlde, yabancıların Türkiye’den çıkışları yaptırılamadığında ya da Türkiye’den ayrılmaları makul veya mümkün görülmediğinde c) 55 inci madde uyarınca yabancı hakkında sınır dışı etme kararı alınmadığında ç) 53 üncü, 72 nci ve 77 nci maddelere göre yapılan işlemlere karşı yargı yoluna başvurulduğunda d) Başvuru sahibinin ilk iltica ülkesi veya güvenli üçüncü ülkeye geri gönderilmesi işlemlerinin devamı süresince e) Acil nedenlerden dolayı veya ülke menfaatlerinin korunması ile kamu düzeni ve kamu güvenliği açısından Türkiye’ye girişine ve Türkiye’de kalmasına izin verilmesi gereken yabancıların, ikamet izni verilmesine engel teşkil eden durumları sebebiyle diğer ikamet izinlerinden birini alma imkânı bulunmadığında f) Olağanüstü durumlarda (2) İnsani ikamet izni alan yabancılar, iznin veriliş tarihinden itibaren en geç yirmi iş günü içinde adres kayıt sistemine kayıt yaptırmak zorundadır.'' hükmü yer almaktadır.
Adı verilen Kanunun 55.maddede ise; (1) 54 üncü madde kapsamında olsalar dahi, aşağıdaki yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınmaz: a)...b) Ciddi sağlık sorunları, yaş ve hamilelik durumu nedeniyle seyahat etmesi riskli görülenler .... (2) Birinci fıkra kapsamındaki değerlendirmeler, herkes için ayrı yapılır. Bu kişilerden, belli bir adreste ikamet etmeleri, istenilen şekil ve sürelerde bildirimde bulunmaları istenebilir." hükmü bulunmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; Tacikistan uyruklu davacı hakkında 14/11/2017 tarihli ve E.87447 sayılı işlemle sınır dışı etme ve idari gözetim kararı alındığı, davacının hamile olması da dikkate alınarak Göç İdaresi Genel Müdürlüğü'nün talimatı doğrultusunda, sınır dışı ve idari gözetiminin sonlandırıldığı ve beyan ettiği adrese yerleştirilerek imza yükümlülüğünün getirildiği, davacının 29/12/2017 tarihinde doğum yaptığı, diğer yandan eşi G. I.’un yatalak, bakıma muhtaç durumda bulunduğu, davacının tüm bu hususları belirterek 01/11/2018 tarihli dilekçe ile kendisine insani ikamet izni verilmesini istediği, bu başvurunun 08/11/2018 tarihli, E:96804 sayılı işlemle ve 24.02.2015 tarihinde Türkiye'ye giriş yaptığı, bu tarihten sonra da Türkiye'den yasal çıkış kaydının olmadığı, buna karşın davacının Türkiye'ye giriş yaptığı tarihten insani ikamet izni başvurusunda bulunduğu 01.11.2018 tarihine kadar geçen yaklaşık 3 yıl 8 aylık süreçte şartlarını taşıdığı diğer ikamet izni türlerinden birine başvurmadığı gibi Türkiye'de kalışını yasal bir sebebe de dayandırmadığı, insani ikamet izninin istisnai bir ikamet izni türü olduğu, hakkında alınan sınır dışı etme kararına yasal süresi içerisinde dava açmadığı, Kanunun 46. maddesinde sayılan şartları taşımadığı sebepleriyle reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacının eşi G. I. tarafından da insani ikamet izni talep edildiği, eşin bu talebinin davalı idarenin 25/10/2017 tarih, E.81531 sayılı işlemiyle reddedilmesi üzerine açılan davada İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nin 12/06/2018 tarihli E:2018/8 K:2018/1019 sayılı kararıyla işlemin iptal edildiği, davalı idarenin istinaf başvurusunun İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Onuncu İdare Dava Dairesi'nin 13/11/2018 tarihli, E:2018/3237 K:2018/2982 sayılı kararı ile reddedilerek kararın kesinleştiği, karar içeriğine göre, davacının eşinin bakıma muhtaç ve yürüyemeyecek bir durumda olduğu belirlenmiştir.
Diğer taraftan, davacının yerleştirildiği adreste 29/12/2017 tarihinde bir erkek çocuğu doğurduğu, çocuğun şu anda iki yaşında olduğu dosyada mevcut doğum belgesinden anlaşılmaktadır.
Davacının vize ihlali yaptığı sabit ise de, insani ikamet alabilme şartları arasında "vize ihlali yapmama" şartının bulunmadığı, zaten insani ikamet iznindeki amacın da vize veya ikamet ihlali yaparak yasal olmayan şekilde kalsa bile durumu gereği ülkeden ayrılması mümkün olmayan veya sınırdışı edilemeyecek yabancıların belirli bir statüye bağlanarak ikamet etmelerinin sağlanması olduğu, öte yandan Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün davacı hakkında bila tarihli talimatı doğrultusunda sınırdışı kararının ve idari gözetim kararının sonlandırılarak kaldırıldığı, kendisine 55. maddenin tatbik edildiği ve belirli bir adreste ikamet etmesinin uygun bulunduğu; dolayısıyla insani ikamet izni verilme şartları arasında sayılan 6458 sayılı kanunun 46. maddenin (b) fıkrasına göre davacı hakkında 55. madde çerçevesince değerlendirme yapılarak sınırdışı edilmeyip belirli bir adreste ikamet etmesinin uygun bulunduğu görülmektedir.
Bu duruma göre, davacının 29/12/2017 tarihinde doğan küçük çocuğunun yüksek yararı söz konusu olduğundan, hakkında sınır dışı etme kararı alındığı halde Türkiye'den çıkışı yaptırılamadığından, eşi adına tesis edilen insani ikamet izni talebinin reddine dair işlem kesinleşen yargı kararıyla iptal edildiğinden ve eş bakıma muhtaç ve yürüyemeyecek bir durumda olup Türkiye'den ayrılması mümkün olmadığından; davacının insani ikamet izin talebinin reddine yönelik dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davacı istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 27/06/2019 tarih ve E:2019/102, K:2019/1852 sayılı kararın kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, davacının adli yardım istemi ilk derece mahkemesince kabul edildiğinden kararın sonucu da dikkate alınarak aşağıda dökümü yapılan ilk derece ve istinaf aşamasına ilişkin toplam 405,10.TL yargılama giderinden 283,20 TL yargılama harcının davalı idarenin harçtan muaf olması sebebiyle tahsiline gerek olmadığına, 121,90 TL posta giderinin davalı idareden tahsili için İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı'na Mahkemesince müzekkere yazılmasına, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 2.590,00-TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu mahkemeye gönderilmesine, temyiz yolu kapalı olmak üzere kesin olarak, 08/01/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)