İSTEMİN ÖZETİ: İstanbul …….. İlçe Emniyet Müdürlüğü bünyesinde polis memuru olan davacının, açılan soruşturma neticesinde idarece sübuta erdiği ve 7068 sayılı Kanunu'nun 8. maddesinin 2-(a) bendinde düzenlenen "Görev sırasında veya dışında mevzuat ve talimatlarla yasaklanan davranışlarda bulunmak" fiili kapsamında olduğu değerlendirilen eylemi nedeniyle "Kınama" cezasıyla tecziyesine ilişkin 22/11/2018 tarih ve 3629 sayılı İstanbul Valiliği- İl Polis Disiplin Kurulu Kararının iptali istemiyle açtığı davanın reddine karar veren İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 26/03/2019 tarih ve E:2019/218, K:2019/608 sayılı kararının, davacı tarafından; usul yönünden; soruşturma için öngörülen süre geçirildiğinden zaman aşımı olduğu gibi tutanakta imzası olan kişinin soruşturmaya muhakkik olarak atandığı, esas yönünden ise; ilk derece Mahkemesince soruşturma kapsamında ileri sürülmeyen hususlara dayanıldığı, ceza yargılamasının atılı suçların sabit olduğunu göstermediği, keza bir müştekinin, davacının olay yerinde olmadığını; bir polis memurunun ise kendisinin müştekinin yanında olduğunu ikrar ettiği ileri sürülerek, kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf dilekçesinde belirtilen hususların mahkeme kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı ve kararın usul ve hukuka uygun olduğu ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdare Dava Dairesince, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava; İstanbul ……. İlçe Emniyet Müdürlüğü bünyesinde polis memuru olan davacının, açılan soruşturma neticesinde idarece sübuta erdiği ve 7068 sayılı Kanunu'nun 8. maddesinin 2-(a) bendinde düzenlenen "Görev sırasında veya dışında mevzuat ve talimatlarla yasaklanan davranışlarda bulunmak" fiili kapsamında olduğu değerlendirilen eylemi nedeniyle "Kınama" cezasıyla tecziyesine ilişkin 22/11/2018 tarih ve 3629 sayılı İstanbul Valiliği- İl Polis Disiplin Kurulu Kararının iptali istemiyle açılmıştır.
İlk derece Mahkemesince "davacının ifadesinde; "….. isimli şahsın üst araması için aşağı indirildiği sırada kendisinin yukarı katta diğer şahıslar üzerinde üst aramasına devam ettiğini, birinci kattan gelen bağrışma üzerine aşağı indiğini" beyan ettiği, ifadesi alınan diğer dört polis memurunun ise ….. isimli şahıs aşağı indirilirken, davacı polis memurunun, üst katta kalıp kimlik aramasına devam ettiğine ilişkin bir beyanda bulunmadığı,...olay kapsamında hazırlanan iddianamede davacının, …… isimli şahsı alt kata indirmesi sırasında, yanındaki polis memuruyla birlikte orantılı güç/zor kullanma sınırını aşacak mahiyette davranışlar bulunduğunun saptandığı ve İstanbul Anadolu 32.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/357 sayılı esasına açılan kamu davasında, davacının, merdivende yaşanan olaylar sebebiyle ceza yargılamasına devam ettiği... yanındaki polis memuru ile birlikte üst araması için aşağı kata indirdikleri kelepçeli şahsın dar, dik ve aynı zamanda ıslak olan merdivenlerden indirirken can güvenliği sağlaması gerekirken, aksine orantısız güç uygulayarak düşerek yaralanmasına sebebiyet verdiği anlaşılan davacının, fiilinin karşılığında 7068 sayılı Kanunu'nun 8/2-a maddesi uyarınca "kınama" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde "sebep" ve "sonuç" unsurları bakımından hukuka aykırılık görülmediği" gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 7. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde Kınama Cezası: "Personele görevinin icrasında veya hal ve hareketlerinde kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesi" olarak tanımlanırken, anılan Kanun'un "Disiplin Cezası Verilecek Fiiller" başlıklı 8. maddesinin "Kınama" cezasını gerektiren fiillerin sayıldığı 2. fıkrasının (a) bendinde ise "Görev sırasında veya dışında, mevzuat veya talimatlarla yasaklanan davranışlarda bulunmak." şeklinde düzenlenen disiplin suçuna yer verilmiştir.
Bilindiği üzere disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptir. Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar mevzuatta belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır.
Buna göre öncelikle, belli süreler içinde soruşturmacı görevlendirilerek açılacak bir disiplin soruşturması ile memurun lehine ve aleyhine olan tüm delillerin toplanmasının ardından hangi fiilin, nerede, ne zaman, nasıl, ne şekilde işlediğinin somut, hukuken kabul edilebilir delillerle şüpheye yer vermeyecek açıklıkta ortaya konularak hangi disiplin suçunu teşkil ettiği belirlenmesini müteakip, disiplin amiri veya disiplin kurulu tarafından mevzuatın öngördüğü disiplin cezasının verilmesi gerekmektedir.
Dava dosyası incelendiğinde; …… İlçe Emniyet Müdürlüğü- Devriye Ekipler Amirliğine bağlı motosikletli timde polis memuru olan davacının da katıldığı genel asayiş uygulaması kapsamında, bir kafenin üst katında yapılan üst aramasına itiraz eden bir şahsın detaylı üst araması yapma amacıyla aşağı indirilirken merdivenlerden düşerek yaralanması ve sonrasında şahıs ve arkadaşı ile polisler arasında cereyan eden tartışma olayında, tarafların karşılıklı suçlamalar ile birbirlerinden şikayetçi olması üzerine ceza soruşturması açılması akabinde disiplin soruşturmasına da başlandığı, davacının ifadesinde özetle; söz konusu şahıs merdivenlerden indirilirken kendisinin kimlik kontrolü yapmaya devam ettiği ve şahsa nezaret edenler arasında yer almadığını, alt kattan gelen bağrışmalar üzerine aşağıya indiğinde şahsın kendisine canının yandığını söylediği, bunun üzerine 112'ye haber verdiğini ve ambulansı karşılamak üzere caddeye çıktığını beyan ettiği, diğer polislerin ise genel ve özet olarak Y.E isimli şahsın direnmesi üzerine detaylı üst araması yapılmak üzere kendisini alt kata indiren polislerden kurtulmak isterken, havanın yağışlı ve yerlerin kaygan olması nedeniyle dengesini kaybederek merdivenlerden 3-4 basamak düştüğü, ambulansın gelmesini bekledikleri sıradaysa şahsın arkadaşı ……..'nin uygulamaya katılan sivil asayiş ekibine yumruk sallayarak saldırdığı şeklinde ifade verdikleri, ancak sadece aralarında davacının da bulunduğu Devriye Ekipler Amirliğine bağlı timde görevli polislerin ifadeleriyle yetinilip, ne kendilerinden şikayetçi olan şahısların, ne denetimin yapıldığı kafede bulunan ve olay hakkında görgüye dayalı bilgi sahibi olabilecek kişilerin ne de yapılan uygulamaya katılan Asayiş biriminde görevli polislerin konuya ilişkin ifadelerinin alınmadığı, delil niteliğini haiz görüntü içerebilecek kamera kaydı araştırması yapılıp varsa CD ortamında soruşturma dosyasına dahil edilmediği, davacıyla aynı ekipte yer alan polislerin ifadelerinde ise Y.E isimli şahsın merdivenlerden indirilmesi sırasında hangi polislerin refakatinde olduğunun belirtilmediği gibi kendilerine bu yönde bir sorunun da yöneltilmediği; keza bu şahsın arkadaşı ……. ile yaşanan tartışma hakkında da yukarıda belirtilen ifadeler dışında, olayı aydınlatmaya yetecek düzeyde ayrıntı içeren herhangi bir tespit de bulunmadığı, diğer yandan; davacının istinaf aşamasında ibraz ettiği İstanbul Anadolu 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/06/2019 tarihinde yapılan duruşmasına ait tensip zabtında ……… isimli şahsın davacıyı ilk kez gördüğü ve ……. isimli başka bir polisten şikayetçi olmak istemişse de ismini yanlış bildiğinden dolayı davacının adını vererek şikayetçi olduğu şeklinde beyanlarda bulunduğu görülmektedir.
Dosya içeriğindeki bilgi ve belgeler, yukarıdaki mevzuat hükümleri ve açıklamalar ile birlikte değerlendirildiğinde; soruşturma sırasında sadece davacıyla aynı ekipte görevli diğer polislerin ifadeleriyle yetinilip, maddi gerçeğin ortaya konulmasına katkı sağlayabilecek kişiler araştırılarak görgüye dayalı bilgilerine başvurulmaması, Y.E ve ……. isimli şikayetçilerin ifadelerinin alınmaması, varsa olay mahallindeki kamera kayıtları temin edilip çözümlemelerinin yaptırılmaması, ifadesi alınan polislere ise Y.E isimli şahsı merdivenlerden kim ya da kimlerin indirdiği, bu arkadaşı …… ile kimlerin ne şekilde ve hangi kelimeleri kullanarak tartıştığı gibi soruların sorulmaması yanında, aynı ekipte görev yaptığı diğer polislerden alınan ifadelerde, davacının refakatçiler arasında olduğuna dair açıklayıcı hiç bir bilginin bulunmuyor olmasının, genel hukuk kaidelerine göre davacı aleyhine yorumlanabilecek bir husus olmadığı gibi aynı olay kapsamında polislerle tartışan …….. isimli diğer şahsın, ceza yargılamasında verdiği ifadede şikayetçi olmak istediği şahsın isminde hata yaptığını kabul ettiği dikkate alındığında; davacının isnat edilen disiplin suçunu işlediğinin hiç bir şüpheye yer vermeden ortaya koymaya yeterli ve elverişli delillerin toplandığı bir soruşturma yürütüldüğünden söz edilemeyeceği, dolayısıyla uyuşmazlığa yol açan disiplin cezasının eksik soruşturmaya dayandığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda; yukarıda gerekçeleriyle açıklandığı üzere, eksik soruşturmaya dayanılmak suretiyle davacıya uygulandığı anlaşılan disiplin cezasında hukuka uygunluk; davanın reddi yolundaki istinaf konusu kararda ise isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; istinaf talebinin kabulü ile, İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 26/03/2019 tarih ve E:2019/218, K:2019/608 sayılı kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan 291,45-TL yargılama gideri ile hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.700,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta avansından varsa artan kısmın mahkemesince ilgilisine iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45/6. ve 46. maddeleri uyarınca temyizi kabil olmamak üzere kesin olarak, 05/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)