(3621 S. K. m. 13, 14) (5216 S. K. m. 7, 11) (3194 S. K. m. 32)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacının hisseli maliki bulunduğu Manavgat ilçesi Side mahallesi 666 ada 8 parsel sayılı taşınmazın denize taraf yönünde (kıyı bölgesinde) yapılan büfe-wc gibi yapıların kaldırılmasına dair Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik 30/05/2017 tarihli (BİMER üzerinden tekraren yapılan 15/06/2017 tarihli) müracaatının reddine dair Antalya Büyükşehir Belediyesinin 30/06/2017 tarihli işleminin (ve 22 Haziran 2017-23 Haziran 2017 tarihli BİMER cevaplarının) ve yine aynı doğrultuda söz konusu yapıların inşâsının durdurulması istemiyle yapılan 12/06/2017 tarihinde (ve BİMER üzerinden 13/06/2017 tarihinde) yapılan başvuruya cevaben Antalya Valiliği Çevre Şehircilik İl Müdürlüğünce tesis edilen 14/06/2017 tarih E.11500 Sayılı işlemin (ve 4 Temmuz 2017 tarihli BİMER cevabının) iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davada; Antalya 1. İdare Mahkemesi'nce verilen dava konusu işlemlerin projesinde olmayan fazlaya dair uygulamaların kaldırılması talebinin reddi yönünden iptaline, davacının taşınmazının önünde yer alan projenin ve projeye uygun olan kısımlarının kaldırılması isteminin reddi yönündeki işlemler yönünden ise davanın reddine dair 26/03/2019 gün ve E:2017/804, K:2019/412 Sayılı kararın; davalı Antalya Valiliği vekilince, dava konusu işlem ile alakalı olarak İl Müdürlüğünden temin edilen ve ilişikte sunulan belgelerin incelendiğinde işlemin hukuka uygun olduğu, davaya konu işlemin idareler arasında yapılan iç yazışma ve hazırlık işlemi niteliğinde olduğu, davacının hukukunu etkilemediği, davalı Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekilince, cevap dilekçesinde ileri sürülen tüm itirazların ile bilirkişi raporuna yapılan itirazların dikkate alınmaksızın karar verildiği, iptale ilişkin olarak verilmiş olan kararın yasal dayanaktan yoksun olduğu, davacı vekilince, davanın konusunu oluşturan büfenin yerinin keşifte görüldüğü üzere sağında ve solunda otellerle çevrili olan arada bir yer olduğu, büfenin burada bulunmasının kamu yararı gözetmediği, amacın halkın kullanımına tahsis edilmesi ise bu amaca da uygun bir yer olmadığı, kurumlar tarafından plan kararları alınırken her zaman güncel ihtiyaçların ve gelecekteki yansımaların göz önünde bulundurulması gerektiği ileri sürülerek istinaf yolu ile kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Taraflarca savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
KARAR: 17/4/1990 tarih 20495 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 3621 Sayılı Kıyı Kanununun "Kontrol" başlıklı 13. maddesinde "Bu Kanun kapsamında kalan alanlardaki uygulamaların kontrolü belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediye, dışında ise valilikçe yürütülür. İlgili bakanlıkların teftiş ve kontrol yetkileri saklıdır.", "İmar Mevzuatına Aykırı Yapı" başlıklı 14. maddesinde ise ; " Bu Kanun kapsamında kalan alanlarda ruhsatsız yapılar ile ruhsat ve eklerine aykırı yapılar hakkında 3l94 Sayılı İmar Kanununun ilgili hükümleri uygulanır. "hükümlerine yer verildiği anlaşılmaktadır.
Anılan Kanunun Uygulanmasına ilişkin 03.08.1990 tarih 20594 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Yönetmeliğin "Kıyıda Yapı" başlıklı 13 maddesinde ; "Kıyıda onaylı uygulama imar planlarına göre ve çevre kirliliğinin önlenmesine ilişkin tüm önlemler alınmak koşulu ile aşağıdaki yapı ve tesislere yapılabilir:......c )Kıyılarda ayrıca uygulama imar planı yapılmadan sabit olmayan duş, gölgelik, soyunma kabini, aralarında en az 150 metre mesafe olmak kaydı ile 6 m2 'yi geçmeyen büfe ve kirletici etkisi olmayan fosseptik yapımını gerektirmeyen seyyar tuvalet ve ahşap iskeleler " denilerek izin verilen yapılar ve bu yapılara ilişkin koşullar sıralanmıştır.
5216 Sayılı Büyükşehir Belediye Kanununun 7. maddesinde; "Büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları şunlardır:..c ) Kanunlarla büyükşehir belediyesine verilmiş görev ve hizmetlerin gerektirdiği proje, yapım, bakım ve onarım işleriyle ilgili her ölçekteki imar plânlarını, parselasyon plânlarını ve her türlü imar uygulamasını yapmak ve ruhsatlandırmak, 20.7.1966 tarihli ve 775 Sayılı Gecekondu Kanununda belediyelere verilen yetkileri kullanmak...d ) Büyükşehir belediyesi tarafından yapılan veya işletilen alanlardaki işyerlerine büyükşehir belediyesinin sorumluluğunda bulunan alanlarda işletilecek yerlere ruhsat vermek ve denetlemek." hükmüne, 11. maddesinde de ;" Büyükşehir belediyesi, ilçe ( … ) (2) belediyelerinin imar uygulamalarını denetlemeye yetkilidir. Denetim yetkisi, konu ile ilgili her türlü bilgi ve belgeyi istemeyi, incelemeyi ve gerektiğinde bunların örneklerini almayı içerir. Bu amaçla istenecek her türlü bilgi ve belgeler en geç onbeş gün içinde verilir. İmar uygulamalarının denetiminde kamu kurum ve kuruluşlarından, üniversiteler ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarından yararlanılabilir. Denetim sonucunda belirlenen eksiklik ve aykırılıkların giderilmesi için ilgili belediyeye üç ayı geçmemek üzere süre verilir. Bu süre içinde eksiklik ve aykırılıklar giderilmediği takdirde, büyükşehir belediyesi eksiklik ve aykırılıkları gidermeye yetkilidir. Büyükşehir belediyesi tarafından belirlenen ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapılar, gerekli işlem yapılmak üzere ilgili belediyeye bildirilir. Belirlenen imara aykırı uygulama, ilgili belediye tarafından üç ay içinde giderilmediği takdirde, büyükşehir belediyesi 3.5.1985 tarihli ve 3194 Sayılı İmar Kanununun 32 ve 42. maddelerinde belirtilen yetkilerini kullanma hakkını haizdir. Ancak 3194 Sayılı Kanun'un 42. madde kapsamındaki konulardan dolayı iki kez ceza verilemez." hükümlerine yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının hisseli maliki bulunduğu Manavgat ilçesi Side mahallesi 666 ada 8 parsel sayılı taşınmazın denize taraf yönünde (kıyı bölgesinde) yapılan büfe-wc gibi yapıların kaldırılmasına dair Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik 30/05/2017 tarihli (BİMER üzerinden tekraren yapılan 15/06/2017 tarihli) müracaatının reddine dair Antalya Büyükşehir Belediyesinin 30/06/2017 tarihli işleminin (ve 22 Haziran 2017-23 Haziran 2017 tarihli BİMER cevaplarının) ve yine aynı doğrultuda söz konusu yapıların inşâsının durdurulması istemiyle yapılan 12/06/2017 tarihinde ( ve BİMER üzerinden 13/06/2017 tarihinde ) yapılan başvuruya cevaben Antalya Valiliği Çevre Şehircilik İl Müdürlüğünce tesis edilen 14/06/2017 tarih E.11500 Sayılı işlemin (ve 4 Temmuz 2017 tarihli BİMER cevabının) iptaline karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı, Antalya 1. İdare Mahkemesi'nce 26/03/2019 gün ve E:2017/804, K:2019/412 Sayılı kararla ( bilirkişi raporu doğrultusunda ); "Bakılan olayda davacının iptalini istediği, kıyıda büfe-wc yapılmasına ilişkin proje açısından yapılan incelemede; Yönetmeliğin "Kıyıda Yapı" başlıklı 13 maddesinde; "Kıyıda onaylı uygulama imar planlarına göre ve çevre kirliliğinin önlenmesine ilişkin tüm önlemler alınmak koşulu ile aşağıdaki yapı ve tesislere yapılabilir:......c )Kıyılarda ayrıca uygulama imar planı yapılmadan sabit olmayan duş, gölgelik, soyunma kabini, aralarında en az 150 metre mesafe olmak kaydı ile 6 m2 'yi geçmeyen büfe ve kirletici etkisi olmayan fosseptik yapımını gerektirmeyen seyyar tuvalet ve ahşap iskeleler " denilerek izin verilen yapılar ve bu yapılara ilişkin koşullar sıralanmış olup dava konusu büfe-wc projesinin bu kapsamda kalan uygulamalar olduğu ve yönetmelikte tanımı yapılan "Toplumun Yararlanmasına Açık Yapı" niteliğindeki bu yapılara ilişkin projede hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Öte yandan davacının tip projesinde durumu aşar nitelikteki uygulamalar açısından yapılacak değerlendirmede ise; Belediye ile Dernek arasında yapılan protokole konu büfeler yapılış amacı dışında kullanılamaz ve protokol konusu alanların /taşınmazların sınırları üzerindeki yapı, tesis ve düzenlemeler genişletilemez" maddesinin olduğu, dosyaya sunulan onaylı “tip büfe-wc” projesine göre taşınmazda giriş alanının yol ve deniz tarafında 8,10 m2 ve taşınmaz ile yol arasında 33,48 m2 olmak üzere fazladan uygulanmış ahşap platform alanlar olduğu görüldüğünden büfe-wc projesindeki projeye aykırı olarak fazladan yapılan uygulamalar yönünden ise hukuka uygunluk bulunmamaktadır." gerekçesiyle dava konusu işlemlerin projesinde olmayan fazlaya dair uygulamaların kaldırılması talebinin reddi yönünden iptaline, davacının taşınmazının önünde yer alan projenin ve projeye uygun olan kısımlarının kaldırılması isteminin reddi yönündeki işlemler yönünden ise davanın reddine karar verildiği görülmüş ise de;
İstinaf istemine konu mahkeme kararıyla ilgili olarak ilk belirtilmesi gereken husus, hüküm fıkrasına ilişkin bulunmaktadır. Mahkeme kararının hüküm fıkrasında dava konusu işlemler hakkında yapıların "projeye uygun olan kısımları" ile "uygun olmayan kısımları"na yönelik bir ayrım yapılmış ve buna göre hüküm kurulmuştur. Hâlbuki bu yöndeki hüküm fıkrasından hangi yapının ne kadarlık bir kısmının projeye aykırı olduğu, ne kadarlık kısmının ise uygun olduğu anlaşılamamaktadır. Hâl böyle olunca da kararın icra edilebilirliği noktasında açık, somut ve belirgin nitelikte olmadığı görülmektedir. Bu nedenle, aşağıda belirtilecek gerekçe doğrultusunda istinafa konu idare mahkemesi kararının bütünüyle kaldırılması ve dava konusu işlemler yeniden değerlendirilerek tekrar hüküm kurulması icap etmektedir.
Somut olayda öncelikle, davanın konusunun (dava konusu işlemlerin içeriği ve niteliğinin) ortaya konulması gerekmektedir. Davacı, dava konusu yapılar ile ilgili olarak yazılı/fiziki biçimde 30/05/2017 tarihinde (ayrıca bilahare BİMER üzerinden) Antalya Büyükşehir Belediyesine; 12.06.2017 tarihinde de Antalya Çevre ve Şehircilik Müdürlüğüne (ve yine bilahare BİMER üzerinden) müracaat etmiş, taleplerinin yazılı ve BİMER yoluyla reddi üzerine de bakılan davayı açmıştır. Davacının söz konusu başvurularına bakıldığında, kendisinin de hisseli maliki bulunduğu Manavgat ilçesi Side mahallesi 666 ada 8 parsel sayılı taşınmazın denize taraf yönünde ( kıyı bölgesinde ) yapılan büfe-wc gibi yapıların kaldırılmasını, başka deyişle bu yapılarla ilgili olarak imar mevzuatı uyarınca işlem yapılmasını talep ettiği görülmektedir. Davacı her ne kadar dava dilekçesinde, yaptığı idari başvurularda anılan yapıların Antalya Büyükşehir Belediyesince üçüncü bir kişiye kiralanmasına ilişkin işleme de itiraz ettiğini belirtmekte ise de; belirtildiği üzere davalı idarelere yaptığı idari başvuruların içeriğinde bu hususa ilişkin bir açık itirazının bulunmadığı gibi dava dilekçesinde kiralama işleminin de iptalini açıkça istemediğinden, bakılan davada söz konusu kiralama işleminin dava konusu edilmediği anlaşılmaktadır. Öte yandan yine her ne kadar davacı tarafından işbu dava dosyasında bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi olarak sunduğu 01.02.2019 kayıt tarihli dilekçede kiralama işleminin de iptali istenilmiş ise de; bu durumun da dava açıldıktan sonra davanın genişletilmesi yasağı kapsamına girdiği ve usul hukukumuza göre sonradan ileri sürülen bu talep hakkında yargı merciince herhangi bir değerlendirme yapılmasının hukuken mümkün olmadığı belirtilmelidir.
Bu doğrultuda dava konusu işlemlerin yargısal denetimine geçildiğinde;
Öncelikle davacının Antalya Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne yaptığı 12.06.2017 tarihli (ve yine bilahare BİMER üzerinden) başvuru üzerine anılan idarece tesis edilen işlemler incelendiğinde; belirtildiği üzere davacının başvurusunun kıyı bölgesinde yer alan söz konusu büfe-WC gibi yapılara imar mevzuatı uyarınca işlem yapılmasına yönelik olduğu, yukarıda aktarılan Yasanın 13. ve 14. maddelerine göre ise kıyıda imar mevzuatı uyarınca yapılaşmayı denetleme ve işlem yapma yetkisinin belediye sınırları içerisinde belediyelere ait olduğu, Antalya Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce de davacının başvurusu üzerine tesis edilen 14.06.2017 tarih ve E.11500 Sayılı işlemle konu hakkında Manavgat Belediyesine yazı yazılarak gerekli incelemelerin yapılmasının talep edildiği, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün kıyı ve imar mevzuatına aykırı olduğu ileri sürülen yapılarla ilgili olarak başkaca bir işlem yapma yetkisi ve imkânının bulunmadığı, bu nedenle davacının başvurusunun reddine dair Antalya Çevre ve Şehircilik Müdürlüğünce tesis edilen 14/06/2017 tarih E.11500 Sayılı işlemde (ve 4 Temmuz 2017 tarihli BİMER cevabında) hukuka aykırılık bulunmadığı, bu işlemler yönünden davanın reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davacının aynı yapılara ilişkin olarak Antalya Büyükşehir Belediyesine yaptığı 30/05/2017 tarihli (BİMER üzerinden tekraren yapılan 15/06/2017 tarihli) müracaatının reddine dair Antalya Büyükşehir Belediyesinin 30/06/2017 tarihli işlemine ( ve 22 Haziran 2017-23 Haziran 2017 tarihli BİMER cevaplarına ) gelince; yukarıda belirtildiği üzere kıyıdaki imara aykırı yapılaşmaların denetimi ve bu kapsamda işlem icrası noktasında yetkinin belediyelerde olduğu, bu doğrultuda ilçe ( Manavgat ) belediyesinin yetkili bulunmasının yanısıra 5216 Sayılı Kanun'un 7. ve 11. maddeleri kapsamında davalı Antalya Büyükşehir Belediyesinin de denetim ve icra yetkilerinin bulunduğu, zira ara kararımıza verilen cevaptan uyuşmazlık konusu yapılarla ilgili olarak projeyi hazırlatan ve kiraya vermek suretiyle inşâsını temin eden idarenin davalı Büyükşehir Belediyesi olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle davacının söz konusu yapılara ilişkin olarak yaptığı başvuru üzerine davalı Antalya Büyükşehir Beledesinin imar mevzuatı uyarınca işlem tesis etmeye yetkili olduğu anlaşılmaktadır.
Bu doğrultuda değerlendirildiğinde, dosyadaki bilirkişi raporundan anlaşıldığı üzere, davacının kaldırılmasını talep ettiği imalatın imar mevzuatı kapsamında ruhsata tabi "yapı (lar)" mahiyetinde olduğunun açık olduğu, buna göre kıyıda da olsa bu yapılar hakkında ruhsat, proje, denetim vb. hususlarında imar mevzuatının tatbik edilmesinin gerektiği, hâl böyle olunca da davacının başvurusu üzerine davalı Antalya Büyükşehir Belediyesince re'sen ( veya ilçe belediyesi vasıtasıyla ) 3194 Sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca yerinde bir tespit ve inceleme yapılması, yapılarda ruhsata/projeye aykırılık tespit edilmesi durumunda ise aynı Yasa maddesi uyarınca yapı tatil zaptı düzenlenmesi ve gerekli imar yaptırımlarının uygulanması gerekmekte iken, davalı Antalya Büyükşehir Belediyesince bu tespit ve işlemlerin yapılmayıp davacıya söz konusu yapılar ile ilgili sadece bilgi verilmesi suretiyle tesis edilen dava konusu Büyükşehir Belediyesi işlemlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, dava konusu Valilik işlemleri bakımından davanın reddi, Büyükşehir Belediye Başkanlığı işlemlerinin ise iptali gerekmekte olup, buna göre de davalı Antalya Valiliğinin istinaf başvurusunun kabulü, davalı Antalya Büyükşehir Belediyesinin istinaf isteminin reddi, davacının istinaf başvurusunun ise kısmen kabulü, kısmen de reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Yine yukarıda belirtildiği üzere istinafa konu idare mahkemesi kararının bütünüyle kaldırılması ve aşağıdaki gibi yeniden hüküm kurulması icap etmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle,
1- )Davalı Antalya Valiliğinin istinaf isteminin kabulüne, davalı Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığının istinaf isteminin reddine, davacının istinaf başvurusunun ise kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2- )İstinaf istemine konu Antalya 1. İdare Mahkemesi'nin 26/03/2019 gün ve E:2017/804, K:2019/412 Sayılı kararının bütünüyle kaldırılmasına,
3- ) Davacının, uyuşmazlık konusu yapılara ilişkin olarak Antalya Büyükşehir Belediyesine yaptığı 30/05/2017 tarihli (BİMER üzerinden tekraren yapılan 15/06/2017 tarihli) müracaatının reddine dair Antalya Büyükşehir Belediyesinin 30/06/2017 tarihli işleminin (ve 22 Haziran 2017-23 Haziran 2017 tarihli BİMER cevaplarının) İPTALİNE,
4- ) Davacının uyuşmazlık konusu yapılara ilişkin olarak Antalya Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne yaptığı 12.06.2017 tarihli (ve yine bilahare BİMER üzerinden yaptığı) başvuru üzerine Antalya Valiliği Çevre Şehircilik İl Müdürlüğünce tesis edilen 14/06/2017 tarih E.11500 Sayılı işlem (ve 4 Temmuz 2017 tarihli BİMER cevabı) yönünden ise DAVANIN REDDİNE,
5- )İstinafa konu idare mahkemesi kararının yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin kısmının da kaldırılmasına, bu kapsamda;
a- )Davacının ilk derece ve istinaf aşamasında yaptığı toplam 3.510.15-TL yargılama giderinin haklılık oranına binaen takdiren yarısı olan 1.755,075-TL'lik kısmı ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 1.700,00-TL vekalet ücretinin (davada haksız çıkan idare olan) davalı Antalya Büyükşehir Belediyesinden alınarak davacıya verilmesine, geri kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
b- )Davalı Antalya Valiliğince istinaf aşamasında yapılan 72,10-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 1.700,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Antalya Valiliğine verilmesine,
c- ) Davalı Antalya Büyükşehir Belediyesince yapılan 208,15-TL yargılama giderinin davalı Antalya Büyükşehir Belediyesi üzerinde bırakılmasına,
d- ) Davalı Antalya Valiliği harçtan muaf olduğu için anılan idarece yatırılmayan 121,30-TL istinaf harcı ile 73.10-TL YD harcının toplamı olan 194,40-TL harç tutarının 492 Sayılı Harçlar Kanununun 13/1-J bendi uyarınca davanın bu kısmı bakımından haksız çıkan davacıdan tahsili için idare mahkemesince ilgili dairesine müzekkere yazılmasına,
e- )Davacı tarafından fazladan yatırılan 44,40.-TL harcın talep edilmesi halinde ilgili tahsil dairesince davacıya iadesine,
f- ) Artan posta ve keşif ücretinin mahkemesince taraflara iadesine,
6- ) 2577 Sayılı Kanun'un 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olmak üzere, 16.07.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)