(3194 S. K. m. 42, Geç. m. 16) (2577 S. K. m. 14, 15, 45)
İSTEMİN ÖZETİ :Antalya İli, Aksu İlçesi, ..... Mahallesi 12674 ada 01 parselde bulunan ..... Park Alışveriş Merkezindeki projeye aykırı imalat hakkında tutulan yapı tatil zaptı, inceleme raporu ve sığınak alanına ilişkin olarak 29.774,31-TL imar para cezası verilmesine ilişkin 16/05/2018 tarih ve 49 sayılı Aksu Belediye Encümen kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davada; ''dosya içeriği üzerinden yapılan değerlendirmede, olaya ilişkin inceleme raporu ve yapı tatil zaptının yasal unsurları taşıdığı ve tespitleri kusurlandırıcı bir hususun bulunmadığı, yapı sınıfları ve m² olarak tespiti yapılan yapıya ilişkin İmar Kanunu'nun 42. maddesi uyarınca hesaplanan temel imar para cezasının ve dosya içeriğindeki belgelerin incelenmesi neticesinde uygulanan artırım maddelerinin de yerinde olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı''gerekçesiyle Antalya 3. İdare Mahkemesi'nce verilen davanın reddine ilişkin 13/02/2019 gün ve E:2018/1017, K:2019/160 sayılı kararın; davacı şirket vekilince, ortak alan olan sığınak için davacı şirkete ceza kesilmiş olmasının hatalı olduğu, Kat Mülkiyeti Kanununa göre ortak alan niteliğinde olan sığınak için arsa payı oranında tüm kat maliklerinin sorumlu tutulması gerekirken tek sorumlu olarak vekil eden şirketin gösterildiği, ayrıca bu alanın boşaltıldığı ve projesine uygun hale getirildiği, yapı kayıt belgesinin alındığı ileri sürülerek istinaf yolu ile kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü;
Dava; Antalya İli, Aksu İlçesi, ..... Mahallesi 12674 ada 01 parselde bulunan ..... Park Alışveriş Merkezindeki projeye aykırı imalat hakkında tutulan yapı tatil zaptı, inceleme raporu ve sığınak alanına ilişkinolarak 29.774,31-TL imar para cezası verilmesine ilişkin 16/05/2018 tarih ve 49 sayılı Aksu Belediye Encümen kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmış, Antalya 3. İdare Mahkemesi'nce 13/02/2019 gün ve E:2018/1017, K:2019/160 sayılı karar ile davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı da davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Bakılan davada; 3194 sayılı İmar Kanununun geçici 16. maddesine istinaden davacı tarafından uyuşmazlık konusu yapı ile yapı kayıt belgesinin alınıp idareye ibraz edildiği görülmüş ise de; Dairemizin 29.01.2020 tarihli ara kararı ile davalı idareden anılan Yasa maddesi uyarınca yapı kayıt belgesine istinaden dava konusu işlemlerin iptal edilip edilmediği sorulmuş, idarenin ara kararına verdiği cevaptan davalı idarece uyuşmazlık konusu işlemlerin iptali yönünde bir karar alınmadığı anlaşılmıştır.
Öte yandan, her ne kadar yukarıda bahsedilen 3194 sayılı Yasanın geçici 16. maddesinin 4. fıkrasında ;"Yapı kayıt belgesi verilen yapılarla ilgili bu Kanun ve 2960 sayılı Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezaları iptal edilir." hükmüne yer verilmiş ise de;yapı kayıt belgesi alındıktan sonra belgenin ibraz edilerek yıkım/para cezası işleminin iptalinin talep edileceği ve bu konuda işlem tesis edecek merciilerin yıkım/para cezası kararını alan idareler olduğu da açıktır. Bu doğrultuda ilgili idarece, yapı kayıt belgesinin ibrazından sonra yıkım/para cezası işleminin iptali yönünde bir işlem tesis edilirse, daha önce bu yıkım/para cezası işlemine karşı idari yargıda açılan davaların (idarenin söz konusu geri alma/iptal işlemi nedeniyle) konusuz kalacağı hususunda bir tartışma bulunmamaktadır. Bununla birlikte ilgili idarece yapı kayıt belgesinin ibraz edilmesine rağmen belli nedenlerle yıkım/para cezası işlemi iptal edilmediği takdirde ise mahkemece idarenin yerine geçerek yıkım/para cezası kararının doğrudan iptal edilmesinin ise hem idari yargı denetiminin özüne hem de anılan yasa maddesinin bağlamına uygun düşmeyeceği açıktır. Bu durumda, idarenin yapı kayıt belgesinin ibrazı karşısında yıkım/para cezası işlemini iptal etmemesi (bu yönde ilgilinin yıkım/para cezası işleminin iptal edilmesi yönündeki başvurusunu reddetmesi) hususunun yeni bir idari işleme sebebiyet vereceği, bu yeni işlemin de ayrı bir uyuşmazlığın konusunu oluşturacağı kuşkusuzdur. Bu takdirde yargı merciince (idarece dava konusu işlem geri alınmadığı için) dava konusu işlemin (yıkım/para cezası işleminin)tesis edildiği tarihteki hukuki ve maddi koşullar itibariyle hukuka uygun olup olmadığının ortaya konulması gerekmektedir.
Hâl böyle olunca, görülen davada Dairemizin ara kararı üzerine idarece verilen cevaptan, yapı kayıt belgesinin ibrazı karşısında davalı idarece dava konusu işlemlerin iptal edilmediği (geri alınmadığı) anlaşılmakla, Dairemizce, mevcut davaya konu işlemlerin yargısal denetiminin idare mahkemesince hukuka ve usule uygun yapılıp yapılmadığı yönünde esastan istinaf incelemesi yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Nitekim benzer bir uyuşmazlıkta Danıştay 6. Dairesince verilen 26.11.2019 gün ve E:2019/14990, K:2019/12158 sayılı kararda da;"...mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, yapı kayıt belgesi verilen yapılarla ilgili 3194 sayılı Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezalarının iptali için encümen tarafından karar alınması gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmaktadır....Bu durumda, uyuşmazlık konusu yapı hakkında yapı kayıt belgesinin düzenlendiği anlaşılmakla birlikte, encümen tarafından para cezasına yönelik işlemin iptaline ilişkin bir kararın henüz alınmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, İdare Mahkemesince işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, dava konusu işlemin iptali yolunda hüküm kurulmasında hukuki isabet görülmemiştir." gerekçelerine yer verilmek suretiyle aynı doğrultuda karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu doğrultuda istinaf isteminin esası incelendiğinde;
İdare mahkemeleri tarafından verilen kararların istinaf yolu ile incelenerek kaldırılabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Davacının istinaf başvurusu incelendiğinde, mahkemenin verdiği kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve kaldırılmasını gerektirecek herhangi bir hukuki neden bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte, her ne kadar idare mahkemesince dava konusu işlemlerden 11.05.2018 tarihli "inceleme raporu"nun esası hakkında da karar verildiği görülmüş ise de;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin 3/d bendinde, dava dilekçelerinin, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı yönünden inceleneceği, 15. maddesinin 1/b bendinde ise, 14. maddenin 3/d bendinde yazılı halde davanın reddine karar verileceği hükmüne yer verilmiştir.
İdari işlemlerin iptal davasına konu olabilmesi için; idari davaya konu olabilecek niteliği haiz, kesin ve yürütülmesi zorunlu olması gerekmektedir. Kesin ve yürütülmesi zorunlu işlem ise; hukuk düzeninde sonuç doğuran, başka bir makamın onayına ihtiyaç göstermeyen ve ilgilinin hukukunda değişiklikler meydana getiren işlemdir.
Bu doğrultuda olaya bakıldığında, söz konusu 11.05.2018 tarihli inceleme raporunun, idari davaya konu edilen yapı tatil zaptı mahiyetinde bulunmadığı, kaldı ki olayda zaten dava konusu imara aykırı imalat için yapı tatil zaptı tanzim edildiği ve bunun da dava konusu edildiği, hâl böyle olunca idarenin iç işleyişi kapsamında düzenlediği 11.05.2018 tarihli inceleme raporunun davacının hukukunu etkileyecek şekilde icrai ve nihai bir idari işlem niteliğini haiz olmadığı, bu nedenle idari davaya konu edilemeyecek söz konusu işlem yönünden 2577 sayılı Yasanın 15/1-b bendi uyarınca davanın incelenmeksizin reddi gerekirken, bu işlem yönünden idare mahkemesince işin esası hakkında karar verilmesinde usul hükümlerine uyarlık bulunmamakta ise de, kararın sonucu itibariyle hukuka uygun olduğu, davacının istinaf başvurusunun anılan "inceleme raporu" bakımından belirtilen ek gerekçemiz doğrultusunda reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, Antalya 3. İdare Mahkemesi'nce verilen 13/02/2019 tarih ve E:2018/1017, K:2019/160 sayılı karar sonucu itibari ile hukuka uygun bulunduğundan, davacının istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen ilave gerekçeyle reddine, istinaf aşamasında yapılan 193,55.-TL yargılama giderinin davacı şirket üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin mahkemesince davacı şirkete iadesine, 2577 sayılı Kanunun 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olmak üzere 16/07/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)