(2709 S. K. m. 125) (2577 S. K. m. 45) (657 S. K. m. 8, 125) (1739 S. K. m. 2) (Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği m. 86)
İSTEMİN ÖZETİ: Ankara 3. İdare Mahkemesi'nce verilen 30/01/2019 gün ve E:2017/3440, K:2019/160 Sayılı kararın, istinaf incelemesine tabi tutularak, kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince, 2577 Sayılı Kanun'un değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek, gereği görüşüldü:
KARAR: Dava, davacı tarafından, Ankara ..... Sosyal Bilimler Lisesi'nde Coğrafya Öğretmeni olarak görev yaptığı dönemdeki eylemleri nedeniyle hakkında açılan soruşturma sonucunda getirilen teklif doğrultusunda tevhiden 657 Sayılı Kanun'un 125/C-ı maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün 19.04.2017 tarih ve 2017/75 Sayılı işlemine karşı yapmış olduğu itirazın reddine ilişkin Ankara Valiliği İl Milli Eğitim Disiplin Kurulu'nun 10.08.2017 tarih ve 2017/257 Sayılı kararının iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Ankara 3. İdare Mahkemesi'nce verilen 30/01/2019 gün ve E:2017/3440, K:2019/160 Sayılı kararla, Coğrafya Öğretmeni olan davacının, Ankara ..... Sosyal Bilimler Lisesi'nde görev yapmakta iken 08.06.2016 tarihinde öğretmenler odasında bazı öğretmenlere karşı kırıcı bir üslupta konuşma/uyarıda bulunduğu, 2015-2016 ders yılında 1. Dönem 1. Coğrafya ortak sınavı sorularının hazırlanmasında ve değerlendirilmesinde gereken işbirliğini yapmayarak sınav sorularının hazırlanmasında ve değerlendirilmesinde hatalar oluşmasına neden olduğu, 2015-2016 ders yılında öğrencilere karşı farklı nedenlerle rencide edici, aşağılayıcı, kaba, olumsuz söylem ve davranışlarda bulunduğu iddialarıyla hakkında Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından soruşturma başlatıldığı, Maarif Müfettişleri Başkanlığı tarafından yapılan inceleme ve soruşturma neticesinde hazırlanan 21.02.2017 tarih ve 69689422/663.07/10,12 Sayılı raporda anılan iddiaların sübuta erdiği kanaati ile tevhiden, 657 Sayılı Kanun'un 125/C- (ı) maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezasıyla cezalandırılmasının teklif edildiği, Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün 19.04.2017 tarih ve 2017/75 Sayılı işlemiyle 1/30 oranında aylıktan kesme cezasıyla cezalandırıldığı, bu işleme karşı yaptığı 10.07.2017 tarihli itirazın Ankara Valiliği İl Milli Eğitim Disiplin Kurulu'nca 10.08.2017 tarihinde reddi üzerine bakılan davanın açıldığı, 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 2. maddesinde yer alan Türk Milli Eğitimi'nin genel amaçları, 657 Sayılı Kanun'un 8. maddesinde yer alan memurların davranış ve işbirliğine ilişkin hüküm, Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 86. maddesinde belirlenen öğretmenin görev ve sorumlulukları ile davacının hakkındaki soruşturmayla doğrulanan eylemleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, hizmet içinde devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte olduğunun anlaşıldığı, bu durumda, davacı hakkındaki iddialarla ilgili usulüne uygun soruşturma yapıldığı, savunmasının alındığı görülmüş olup, davacının soruşturmaya konu sabit olan eylemleri bir arada değerlendirildiğinde tevhiden 657 Sayılı Kanun'un 125/C- (ı) maddesi uyarınca aylıktan kesme cezasıyla cezalandırılması ile bu işleme karşı yapmış olduğu itirazın reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından, İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, kaldırılması istenilmektedir.
657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller" başlıklı 125. maddesinin birinci fıkrasının (C) bendinin (ı) alt bendinde; "Hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak" aylıktan kesme cezasını cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.
Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi, kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.
Yürütülen hizmet içinde ve hizmet dışında statünün kendisinden beklendiği davranışları yerine getirmeyen ya da birtakım davranışların Yasalarla yasaklanmış olması halinde Yasanın yapılmasını yasakladığı eylemlerde bulunan veyahut da bu mesleğin onur ve vakarına aykırı hareket ettiği yapılan inceleme, değerlendirme ve yürütülen soruşturma neticesinde sübut bulan kamu görevlisinin Yasada tarifi yapılan eyleme uyan ceza ile cezalandırılacağında duraksama bulunmamaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının Coğrafya Öğretmeni olarak görev yaptığı Ankara ..... Sosyal Bilimler Lisesi'nde Okul Müdürü ve aralarında davacının da bulunduğu bazı öğretmenler hakkında disiplin soruşturması açıldığı, anılan soruşturma sonucunda düzenlenen 21.02.2017 tarihli ve 69689422/663.07/10.12 Sayılı soruşturma raporuyla, davacının 1- Öğretmen P.T.Ö. İle birlikte 08.06.2016 tarihinde öğretmenler odasında bazı öğretmenlere karşı kırıcı bir uslupta konuşma/uyarıda bulundukları iddiasının sübuta erdiğinden bahisle 657 Sayılı Kanun'un 125/B-l maddesi uyarınca; 2- Öğretmen A.Ç. İle birlikte, 2015-2016 ders yılında 1. Dönem 1. Coğrafya ortak sınavının sorularının hazırlanmasında ve değerlendirilmesinde gereken işbirliğini yapmayarak sınav sorularının hazırlanmasında ve değerlendirilmesinde hatalar oluşmasına sebep olduğundan bahisle 657 Sayılı Kanun'un 125/C-ı maddesi uyarınca, 3- 2015-2016 ders yılında öğrencilere karşı farklı nedenlerle rencide edici, aşağılayıcı, kaba, olumsuz söylem ve davranışlarda bulunduğundan bahisle 657 Sayılı Kanun'un 125/C-ı maddesi uyarınca olmak üzere tevhiden 657 Sayılı Kanun'un 125/C-ı maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasının teklif edildiği, getirilen teklif doğrultusunda Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün 19.04.2017 tarih ve 2017/75 Sayılı işlemiyle tevhiden 657 Sayılı Kanun'un 125/C-ı maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezasıyla cezalandırıldığı, bu işleme karşı yaptığı itirazın Ankara Valiliği İl Milli Eğitim Disiplin Kurulu'nun 10.08.2017 tarih ve 2017/257 Sayılı kararıyla reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda düzenlenmeyen "tevhiden cezalandırma" yöntemi, soruşturma raporlarında getirilen teklifler ve verilen cezalarla uygulama alanı bulmuştur. Yapılan soruşturmalarda her bir eylem için hukuki nitelendirmenin ayrı ayrı yapılması gerekmekle birlikte, sonuçta tek bir disiplin cezası teklifinde bulunulması mümkün olduğu gibi, disiplin cezası vermeye yetkili disiplin amir veya kurullarının da fiilin sübuta erdiğine kanaat getirmeleri halinde tek bir ceza verebilmelerine hukuken bir engel bulunmamaktadır.
Nitekim Anayasal bir hak olan "hak arama hürriyeti" gereği kanuni yollara başvuran kişilerin durumlarını daha da ağırlaştıracak şekilde karar verilmesine hukuken olanak bulunmadığından, ilgililere idare tarafından tevhiden yalnızca bir ceza verilmesinin, bu kişiler lehine bir durum olması nedeniyle bu disiplin cezasının iptali istemiyle açılan davalarda tevhiden ceza verilemeyeceği ve her fiil için ayrı ceza verilmesi gerektiği yolunda karar verilmesi, dava açan kişiler aleyhine sonuçlar doğuracağından söz konusu Anayasal hakka aykırılık teşkil edecektir.
Buna göre, usulüne uygun olarak yapılmış olan bir disiplin soruşturması sonucunda, ilgiliye isnad edilen birden fazla fiiline yönelik, her bir fiilinin karşılığının ayrı bir disiplin cezasını gerektirdiği belirlendikten sonra, bu cezalardan en ağırını vermek suretiyle tevhiden cezalandırma yöntemiyle tesis edilen disiplin cezalarına karşı, bu işlemin iptali istemiyle yargı yoluna başvurulması halinde, Mahkemece, sadece tevhiden verilen cezaya esas alınan fiil veya hallerin hukuki denetiminin yapılabileceği, daha alt cezayı gerektirdiği tespit edilip, tevhiden cezalandırma yapıldığı için bu fiillere yönelik bir ceza öngörülmeyen fiiller için ise Mahkemece hukuki bir denetimin yapılamaması gerekeceği açıktır. Mahkemece yapılan hukuki denetim sonucunda, tevhiden cezalandırma şeklinde verilen cezanın dayanağı olan fiilin hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılması durumunda, alt cezayı gerektirdiği tespit edilen diğer fiiller yönünden herhangi bir inceleme yapılmadan dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerekecektir. Öte yandan, Mahkeme tarafından iptal kararı verilmesi durumunda, idarece, hukuki denetimi yapılmayan ve daha hafif cezayı gerektiren diğer fiiller yönünden yeniden disiplin cezası işlemi tesis edilebilmesi, ilgili tarafından da bu cezalara karşı istemesi halinde idari yargı yerine yine dava açabilmesi mümkündür.
Bu kapsamda, davacının, Öğretmen A.Ç. İle birlikte, 2015-2016 ders yılında 1. Dönem 1. Coğrafya ortak sınavının sorularının hazırlanmasında ve değerlendirilmesinde gereken işbirliğini yapmayarak sınav sorularının hazırlanmasında ve değerlendirilmesinde hatalar oluşmasına sebep olduğundan ve 2015-2016 ders yılında öğrencilere karşı farklı nedenlerle rencide edici, aşağılayıcı, kaba, olumsuz söylem ve davranışlarda bulunduğundan bahisle ayrı ayrı 657 Sayılı Kanun'un 125/C-ı maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası; Öğretmen P.T.Ö. İle birlikte 08.06.2016 tarihinde öğretmenler odasında bazı öğretmenlere karşı kırıcı bir uslupta konuşma/uyarıda bulundukları iddiasının sübuta erdiğinden bahisle ise 657 Sayılı Kanun'un 125/B-l maddesi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de, tevhiden 657 Sayılı Kanun'un 125/C-ı maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası verildiğinden, Mahkemece, dava konusu işlemde, salt 657 Sayılı Kanun'un 125/C-ı maddesi uyarınca verilen "1/30 oranında aylıktan kesme" cezalarının hukuki denetiminin yapılması gerekeceğinden, Öğretmen P.T.Ö. İle birlikte 08.06.2016 tarihinde öğretmenler odasında bazı öğretmenlere karşı kırıcı bir uslupta konuşma/uyarıda bulundukları iddiasının sübuta erdiğinden bahisle 657 Sayılı Kanun'un 125/B-l maddesi uyarınca verilen kınama cezası yönünden de hukuki denetim yapılmasına ilişkin kararda bu haliyle hukuki isabet bulunmamıştır.
Olayda, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, davacının tevhiden 657 Sayılı Kanun'un 125/C-ı maddesi uyarınca aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına yol açan eylemler yönünden hukuki denetimin yapılması gerektiğinden, Coğrafya Öğretmeni olan davacının, Öğretmen A.Ç. İle birlikte, 2015-2016 ders yılında 1. Dönem 1. Coğrafya ortak sınavının sorularının hazırlanmasında ve değerlendirilmesinde gereken işbirliğini yapmayarak sınav sorularının hazırlanmasında ve değerlendirilmesinde hatalar oluşmasına sebep olduğuna ilişkin eylem yönünden, 9/E sınıfı öğrencisi T.Ü.'nün 19.11.2015 tarihinde yapılan coğrafya sınavında, derste işlemedikleri halde, ''hız grafiği''nden soru çıktığı yolundaki şikayetiyle ilgili olarak muhakkiklerce alınan bilirkişi görüşünde, '7. soruda geçen çizgisel hız kelimesinin ders kitaplarında dönüş hızı adı altında geçtiği, 2015-2016 eğitim öğretim yılı 9. sınıflar coğrafya dersi ünitelendirilmiş ders programında 7. soru ile ilgili konuların Aralık ayında işlendiği için Kasım ayında yapılan ortak sınavda sorulmasının uygun olmadığı, 7. sorunun puan değerlendirilmesinde şubeler arasında eşitlik olmadığının görüldüğü' tespitlerine yer verildiği, konu hakkında öğrencilerin ifadelerine bakıldığında bir kısım öğrencinin hız grafiği konusunu işlemediklerini söylemelerine karşın (örn: 9/E sınıfından öğrenciler T.Ü.,E.L.K., S.Y., H.G.) , diğer bir kısım öğrencinin hız grafiği konusunu işlediklerini söylediği (örn:9/E sınıfından H.Y., R.E.Ö.), bir kısım öğrencinin ise hatırlamadıklarını söylediği (9/E sınıfından B.N., O.Ş.), davacının ifadesinde, 'çizgisel hız konusunu dersine girdiği sınıflarda anlatması nedeniyle bu konuda 1 test sorusunu sınavda sorduğunu, ortak sınavı hazırlarken ağırlıklı olarak 9. sınıflara kendisinin girmesi nedeniyle sınav sorularını kendisinin hazırladığını, diğer öğretmen A.Ç. ile de işlenen konular hakkında sözlü olarak bilgi aldıktan sonra hazırladığı soruları öğretmene gösterdiğini, cevap anahtarı hazırlanmasına karşın sınav evrakı içerisine konulmasının unutulduğunu, 7. soru ile ilgili puanlamadaki farklılığın sehven olduğu'nu, Coğrafya Öğretmeni A.Ç.'nin ise ifadesinde, 'çizgisel hız grafiği konusunun yerkürenin hareketleri konusunda anlatıldığı, bu konunun Aralık 2015 ayında planlanmış gibi görülse de bu konunun öncesinde koordinat sistemi ve haritayı oluşturan unsurlar konusunda ön bilgi verildiğini, kendi girdiği 9/B sınıfında bu konuyu işlediğini, soruları davacı ile birlikte hazırladıklarını, cevap anahtarının hazırlandığını, öğrencilerin bir kısmının bu tarz soruyu görmediklerini ve çözümünde zorlandıklarını söylemesi üzerine her ne kadar konuyu anlatmış olsa da koordinatlar ve harita bilgisi konusunda bu tarz soruları derste çözmedikleri için mağdur olmamaları amacıyla soruyu iptal ettiğini' beyan ettiği anlaşılmış olup, 2015 yılı Aralık ayı müfredatında bulunan bir konunun her ne kadar derste anlatılmış bile olsa 2015 yılı Kasım ayında yapılan sınavda sorulmasının yerinde olmadığı, sınıfta bahsedilmiş olsa da müfredat sırasına uygun olarak soru sorulmamasının, sorulan sorunun anlatılıp anlatılmadığının farklı sınıflarda tereddüte sebebiyet vermesinin ve puanlamanın farklı yapılmasının ortak sınavın objektifliğiyle bağdaşmayacağı açık ise de, bu hususun, devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak davranış olarak nitelendirilmesine olanak bulunmadığı, davacının diğer coğrafya öğretmeni A.Ç. İle 2015-2016 ders yılında 1. Dönem 1. Coğrafya ortak sınavının sorularının hazırlanmasında ve değerlendirilmesinde gereken işbirliğini yapmadığı yolunda ileri sürülen hususun ise, davacının, 'Öğretmen A.Ç. ile işlenen konular hakkında sözlü olarak bilgi aldıktan sonra sınav sorularını kendisinin hazırladığı, ancak hazırladığı soruları öğretmene gösterdiği', Öğretmen A.Ç. 'nin ise 'soruları davacı ile birlikte hazırladıkları' ve her iki öğretmenin 'cevap anahtarının hazırlandığı' yolunda ki ifadeleri dikkate alındığında her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulamadığı sonucuna ulaşılmıştır.
1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 2. maddesinde, Türk milletinin bütün fertlerini beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek, ilgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak, Türk Milli Eğitiminin genel amaçları arasında sayılmış, Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 86. maddesinde de, öğretmenlerin görevlerini Türk Millî Eğitiminin genel amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda yapmakla yükümlü oldukları kurala bağlanmıştır. Buna göre eğitim sistemi içerisinde bulunan tüm personelin, eğitilenlere karşı tutum, davranış, yaklaşım ve söylemlerinin, bu amaçları gerçekleştirmeye yönelik nitelikte olması, bu amaçların gerçekleşmesini engelleyici tutum, davranış ve söylemlerden kaçınması gerekmektedir.
Olayda, davacının 2015-2016 ders yılında öğrencilere karşı farklı nedenlerle rencide edici, aşağılayıcı, kaba, olumsuz söylem ve davranışlarda bulunduğu iddiası ile ilgili olarak Muhakkik raporunda, ''2015-2016 ders yılında 9. sınıf birinci dönem birinci Coğrafya dersi ortak sınavında sorulan bir soruya, derste işlemediklerini söyleyerek itiraz eden öğrencilere yönelik rencide edici sözler söylediği, 9/ E sınıfı öğrencisi H.B.'nin davacının dersinden önceki gün yapmış olduğu sunuma ilişkin yazı nedeniyle davacı tarafından sınıfta ağlamasına sebep olacak şekilde kırıcı sözlerle azarladığı,11 /B sınıfında A.B.K. isimli öğrenciyi rencide edici söz ve davranışta buluduğu, 11/ B sınıfında B.E. adlı öğrenciye rencide edici söylemi hususunun olaya tanık olan ve ifadelerine başvurulan öğrenciler tarafından doğrulandığı, öğrenciyi uyarmanın ötesinde şahsileştirerek rencide edici boyuta ulaştığı, 11/ B sınıfında İ.H.T. adlı öğrenciye rencide edici söylemde bulunduğu,11 /B sınıfında K.T. adlı öğrenciye rencide edici söylemde bulunduğu hususunun, ilgili öğrencinin derste bir konuyla ilgili fikrini söylemesi karşısında davacının kendi örneğinin basite indirgendiğini beyanla öğrenciyi rencide ettiği, derste telefonuyla ilgilenmesi doğru olmayan bir öğrencinin dersin öğretmeni tarafından uyarılmasının normal olduğu, ancak bu hususun davacı tarafından kendisini başka öğretmenlerle kıyaslayacak dereceye getirilerek öğrenciyi saygısız olarak itham etmesinin normal karşılanamayacağı, 11/ B sınıfında 'beni ağlatamayacaksınız, beni tahrik edemeyeceksiniz' şeklinde söylemde bulunduğu, 11/ B sınıfında veli toplantısı davetiyelerini öğrencilere dağıtmasına binaen kendisine teşekkür etmedikleri için öğrencilere kızarak onları rencide ettiği, ders yılının ikinci döneminde nöbetçi iken dersi boş olan 11/ B sınıfına girdiğinde öğrencilere yönelik olarak sitem, olumsuz dilek içeren ve yaşadığı bazı sorunlar nedeniyle isim vermeden bazı öğrencileri suçlayıcı ifadeler kullandığı, dersine girdiği bazı sınıflarda, derste öğrencilerle polemik içerisine girerek dersin huzurunu bozulmasına neden olduğu, davacının ders ile ilgili bir konuda farklı fikir sunulması durumunda bunu şahsileştirerek sınıf üzerinde olumsuz etkilere sebep olduğu, 11/ B sınıfında öğrencilerin başka öğretmenlerle kendisine karşı davranışlarını kıyasladığı, öğrencilerin diğer coğrafya öğretmenine soru sormalarını eleştirdiği, kendisine soru soran A.B.K. adlı öğrenciye, soru çözümü esnasında sınıfta uğultu olması üzerine soru sorduğu için kızdığı, dersine girdiği bazı sınıflarda soru soranlara; 'Ben geri zekalı mıyım?' diyerek sert tepki gösterdiği için soru sormaktan çekindikleri'' hususu sübuta erdirilmek suretiyle davacının 2015-2016 ders yılında öğrencilere karşı farklı nedenlerle rencide edici, aşağılayıcı, kaba, olumsuz söylem ve davranışlarda bulunduğundan bahisle eylemleri ''hizmet içinde devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak davranışlar'' olarak nitelendirilerek 657 Sayılı Kanun'un 125/C-ı maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılması yolunda teklif getirilmiş ise de, soruşturma dosyasının, öğrencilerin ifadelerinin davacının ifadesiyle birlikte değerlendirilmesinden, öğretmen olan davacının olaylar karşısındaki tavır ve davranışlarının agresif olduğu, fevri davrandığı, ağır eleştirilerde bulunduğu, bazı olaylar karşısında alınganlık gösterdiği ve bu tür davranışın öğretmenlik mesleği ile bağdaşmadığı tartışmasız bulunmakla birlikte, davacının söz konusu eylemlerinin, ''hizmet içinde devlet memurunun itibar ve güven durgusunu sarsacak'' eylem niteliğinde bulunmadığı kanaatine varılmış, öte yandan davacının, öğrencilerle polemiğe girerek, dersin huzurunu bozduğu yolundaki iddianın ise her türlü şüpheden uzak ortaya konulamadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda, davacının tevhiden 657 Sayılı Kanun'un 125/C-ı maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlem ile bu işleme yapılan itirazın reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık görülmediğinden, anılan işleme karşı açılan davayı reddeden İdare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan, Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca davacının hukuka aykırı bulunan dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerekmektedir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun KABULÜNE, Ankara 3. İdare Mahkemesi'nce verilen 30/01/2019 gün ve E:2017/3440, K:2019/160 Sayılı kararın KALDIRILMASINA; dava konusu işlemin İPTALİNE, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların kesinti tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ÖDENMESİNE, toplam 272,30 TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.700,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya VERİLMESİNE, posta gideri avansından artan miktarın istinaf isteminde bulunana İADESİNE, 2577 Sayılı Kanun'un değişik 45. maddesinin 6.fıkrası uyarınca KESİN olarak, 20.02.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)