(2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacının, Konya İli, Selçuklu İlçesi, …… Mah. 28953 ada 8 numaralı parsel B giriş 13. Kat 27. Nolu bağımsız bölüm ile aynı parselde bulunan A giriş 13. Kat 28 Nolu bağımsız bölümlerin 28.09.2018 tarihinde satın alınması sebebiyle ödenen toplam 9.000,00-TL tutarındaki tapu harcının faizi ile birlikte iadesi talebiyle yaptığı düzeltme-şikayet başvurusunun reddine dair 19.03.2019 tarih ve 43087 sayılı işlemin iptali ile ödenen 9.000-TL tapu harcının talep tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte iadesi istemiyle açtığı davada; olayda, düzeltme şikayet başvurusuna konu edilen tapu harcının yasaya uygun olup olmadığı yönündeki ihtilafın çözümü 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun ilgili hükümlerinin değerlendirilmesine bağlı olduğundan, maddi olayda ilk bakışta anlaşılabilecek açıklıkta bir vergi hatası bulunmayıp hukuki yorum gerektirdiğinden, dava konusu edilen hususun bu haliyle düzeltme-şikayete konu edilmesi hukuken mümkün bulunmadığından, başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle reddine ilişkin Konya 2. Vergi Mahkemesi'nce verilen 09/10/2019 gün ve E:2019/197, K:2019/707 sayılı kararın, davacının satın aldığı dairelerin bulunduğu Konya İli, Selçuklu İlçesi, …. Mah. 28953 ada, 8 Parselde kain taşınmazın, 2015 ve 2016 yıllarında Konya Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun kapsamına alındığı, 6306 sayılı Kanun kapsamında yapılacak uygulamalar neticesinde meydana gelen yeni yapıların ilk satış işlemlerinin tapu harcından müstesna olduğu, dolayısıyla 28/09/2018 tarihli taşınmaz satışı nedeniyle harç tahsilinin hukuka aykırı olduğu iddia edilerek kaldırılması istemidir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Dava konusu olayda, vergi hatası bulunmadığı, hukuki yorum gerektirdiği, 6306 sayılı Kanun gereği dönüşümü gerçekleştirilen yapıların üçüncü kişilere devrinin kentsel dönüşümün bir parçası olduğu, devletin tahsil ettiği verginin bir kısmını veya tamamını geri verirken faiz ödememesinin Anayasaya aykırı olmadığı, davacının yasal faiz isteminin kanuni bir dayanağının bulunmadığı savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
İstinaf talebinde bulunulan mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45/3. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun reddine, istinaf aşamasında davacı tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen 185,50-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin istinaf başvurusunda bulunan davacıya iadesine, kesin olarak, 06/02/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 116. maddesinde, vergi hatası vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması biçiminde tanımlanmış, Kanunun 117. maddesinde, matrah hatası, vergi miktarında hata ve mükerrer vergi istenilmesi durumu hesap hataları olarak, 118. maddesinde de, mükellefin şahsında hata, mükellefiyette hata, mevzuda hata ve vergilendirme ve muafiyet döneminde hata, vergi hataları kapsamına giren hususlar olarak sayılmış, aynı Kanunun 124. maddesinde, vergi mahkemesinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri reddolunanların şikayet yolu ile Maliye Bakanlığına, bu madde gereğince il özel idare vergileri hakkında valiliğe ve belediye vergileri hakkında belediye başkanlığına müracaat edebilecekleri hükme bağlanmıştır.
Mükelleflerin vergi, resim ve harçların tarh, tahakkuk ve tahsili üzerine süresi içinde vergi mahkemesinde dava açma hakları bulunduğu gibi, tarh ve tahakkukta vergi hatası bulunduğunun iddia edilmesi halinde Vergi Usul Kanununun 116. ve müteakip maddelerine göre vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde düzeltme ve şikayet yoluna başvurmak suretiyle vergi hatasının giderilmesini yetkili idari mercilerden istemek ve isteğin reddi halinde bu işleme karşı dava açma hakları da bulunmaktadır.
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un, 1. maddesinde, bu Kanun’un amacının; afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasların belirlenmesi olduğu; 3.maddesinin 1.fıkrasında, riskli yapıların tespitinin, Bakanlıkça hazırlanacak Yönetmelik'te belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde masrafları kendilerine ait olmak üzere, öncelikle yapı malikleri veya kanuni temsilcileri tarafından, Bakanlıkça lisanslandırılan kurum ve kuruluşlara yaptırılacağı ve sonucun Bakanlık'a veya İdareye bildirileceği; 2. fıkrasında, riskli yapıların, tapu kütüğünün beyanlar hanesinde belirtilmek üzere, tespit tarihinden itibaren en geç on iş günü içinde Bakanlık veya İdare tarafından ilgili tapu müdürlüğüne bildirileceği, tapu kütüğüne işlenen belirtmeler hakkında, ilgili tapu müdürlüğünce ayni ve şahsi hak sahiplerine bilgi verileceği; 7. maddesinin 9. fıkrasında, bu Kanun uyarınca yapılacak olan işlem, sözleşme, devir ve tesciller ile uygulamaların, noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan harçlar, damga vergisi, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti ve diğer ücretlerden; kullandırılan krediler sebebiyle lehe alınacak paraların ise banka ve sigorta muameleleri vergisinden müstesna olduğu hüküme bağlanmıştır.
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un Uygulama Yönetmeliği'nin 16. maddesi ise bu muafiyetlere ilişkin düzenlemeler getirmiş olup, 25/07/2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanan değişiklikle, ilgili maddeye eklenen (ç) fıkrasında; " İlgili kurum ile uygulama alanındaki yapıları malik olarak kullanan gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerince yapılan; 1) Uygulama alanındaki yapıların dönüşüme tabi tutulmadan önce ilk satışı, devri ve tescili işlemleri ile Kanun kapsamında yapılacak uygulamalar neticesinde meydana gelen yeni yapıların ilk satışı, devri ve tescili işlemleri, 2) Kanun kapsamındaki bir yapıdan dolayı, kredi desteğinden faydalanarak veya tamamen kendi kaynaklarını kullanarak, uygulama alanında veya uygulama alanı dışındaki parsellerde yeni bir yapı yapılması ya da mevcut bir yapının satın alınması işlemi, Kanun uyarınca yapıldığından, bu işlem ve uygulamalar ile uygulama alanındaki yapılarla ilgili olarak; noterler, tapu ve kadastro müdürlükleri, belediyeler ve diğer kurum ve kuruluşlar nezdinde Kanun uyarınca yapılan diğer işlemler hakkında (a) ve (b) bentlerinde belirtilen vergi, harç ve ücret muafiyetleri uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.
6306 sayılı Yasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan ve yukarıda yazılı metnine yer verilen 7. maddesinde bu Kanun uyarınca yapılacak olan işlem, sözleşme, devir ve tesciller ile uygulamaların, noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan harçlar, damga vergisi, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti ve diğer ücretlerden; kullandırılan krediler sebebiyle lehe alınacak paraların ise banka ve sigorta muameleleri vergisinden müstesna olduğunun hükme bağlanması, ayrıca Kanun'un uygulanmasına yönelik olarak çıkarılan Yönetmelik'in 16. maddesinin (ç)/1 bendine göre 6306 sayılı Yasa kapsamında dönüşüme uğrayan binaların ilk satışının harçtan muaf olduğu hususunun açıkça belirtilmek suretiyle konunun açıklığa kavuşturulması, uyuşmazlıkta bahse konu kanun ayrınca yeniden inşa edilen gayrimenkulün davacıya satışının da ilk satış işlemi olduğu hususu karşısında, açıkça vergiden istisna edilmiş konudan vergi tahsil edilmiş bulunması nedeniyle, 213 sayılı Yasanın 118/3 maddesi kapsamında verginin mevzuunda hata yapıldığı sonucuna varıldığından, buna göre de dava konusu işlemde yasal isabet bulunmadığından, davacı istinaf başvurusunun kabulü gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum. (¤¤)