İSTEMİN KONUSU: Ankara 19. İdare Mahkemesi'nce verilen 24/10/2018 gün ve E:2018/646, K:2018/1392 sayılı karar.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 29/11/2017 tarih ve 2017/94 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 19. İdare Mahkemesi'nce; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanılması amacıyla oluşturulduğu ve münhasıran bu suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağ olduğu tespit ve değerlendirilen ….. iletişim sistemini kullandığı Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin E:2017/265, K:2017/317 sayılı kararıyla sabit görüldüğü; ayrıca FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan ….. Ltd. Şti'ye 25.05.2016-25.06.2016 tarihleri arasında 2 ayrı işlemde toplam 98,00-TL ödeme bilgisinin bulunduğu, kurumu tarafından Komisyona intikal ettirilen bilgi dosyasında, gizli tanık beyanına göre örgüt içerisindeki kategorisinin (5) olduğunun, örgüt ile iltisaklı ve irtibatlı olduğuna dair görev mahallinden gelen değerlendirme yazısı bulunduğu belirtildiğinin Komisyon tarafından tespit edildiği, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI (DAVACI): Davacı tarafından, İdare Mahkemesi kararının kanuna aykırı olduğu, ihracına ilişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin amaç, konu ve süre bakımından hukuka aykırı olduğu, …. isimli programı kullanmadığı, bu programa ilişkin verilerinin hatalar içerdiği ve sağlıksız olduğu, kanuna aykırı olarak elde edilen bulguların ve istihbari verilerin delil olarak kullanılamayacağı, örgütle ilişkili olduğu gerekçesi ile kapatılan …. Ltd. Şti'ye yapılan ödemenin, adı geçen kuruluş tarafında online olarak verilen Hukuk Fakültesi dikey geçiş sınavına hazırlık uzaktan eğitim kampanyasına ilişkin olduğu, adı geçen sınav için ödeme yapıldığı, hakkında açılan ceza kovuşturmasının devam ettiği, kesinleşmiş karar bulunmadığı, aleyhine verilen tanık beyanların tutarsız olduğu ve gerçeği yansıtmadığı, savunma hakkı tanınmadan kamu görevinden çıkarılmasının hukuka aykırı olduğu, hakkında yapılan iş ve işlemlerin Anayasa ve AİHS'de yer verilen düzenlemelere aykırılık teşkil ettiği, ileri sürülmektedir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI (DAVALI): Davalı tarafından, bakılan davanın seri dava olarak kabul edilmesine olanak bulunmadığından vekalet ücretinin tam olarak verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVACININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacının istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, davacının adli yardım talebinin kabulü yönünde ilk derece mahkemesince karar verildiği görüldüğünden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335.maddesinin 3.fıkrasında, adli yardımın, hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceğinin belirtilmesi karşında, bu konuda yeniden bir karar verilmeksizin, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava dosyasında yer alan belgeler ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden; "silahlı terör örgütüne üye olma" suçunu işlediği gerekçesiyle Ceza Mahkemesi'nde yapılan yargılama sonunda, suçu sabit görülen davacı hakkında hapis cezası verildiği, cezanın istinafen incelenerek kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi'nce reddedildiği ve nihayet anılan kararın, temyiz incelemesi yapan Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 22.01.2019 tarih ve E:2018/5330, K:2019/339 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır
Ayrıca, mahkemece iş bu davanın seri dava niteliğinde olduğu kabul edilerek Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 22.maddesi uyarınca davalı idare lehine 327,00 TL vekalet ücreti ödenmesine hükmedilmiş ise de; her bir uyuşmazlığın içeriği itibariyle davacılar açısından ayrı ayrı irdelenmesi gerektiği, 6100 sayılı Kanunun 57.maddesinde ihtiyari dava arkadaşlığında birlikte dava açılabileceği de öngörülmesine rağmen, mahkemenin işaret ettiği davalar açısından davacıların birlikte dava açabilmesinin 2577 sayılı Kanun uyarınca mümkün olmadığı, bu durumda bakılan davanın seri dava niteliğinin olmadığı sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla İdare Mahkemesi kararında vekalet ücretine ilişkin kısım yönünden hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Öte yandan davacının adli yardım talebinin kabulü yönünde ilk derece mahkemesince karar verilmiş olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde harçlar, posta giderleri ve vekalet ücretinin yargılama giderleri arasında sayıldığı, aynı Kanunun 335. maddesinin 3.fıkrasında ise adli yardımın, yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet sağladığı ve hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceği yönünde kural getirildiği hususları birlikte dikkate alındığında; vekalet ücreti dahil tüm yargılama giderlerine ilişkin tahsilatın, kararın kesinleşmesinden sonra yapılabileceği, dolayısıyla bu aşamada davacıdan herhangi bir tahsilat yapılamayacağı açık olmakla birlikte İdare Mahkemesi kararında yargılama giderine lişkin olarak bu yönde bir belirleme yapılmadığı anlaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Yapılan açıklamalarla birlikte;
1- Ankara 19. İdare Mahkemesi'nce verilen 24/10/2018 gün ve E:2018/646, K:2018/1392 sayılı kararın, davanın reddine ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığından bu kısma yönelik davacının İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2- Vekalet ücretine ilişkin davalı idarenin istinaf isteminin KABULÜNE, Mahkeme kararının "..327,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine" ilişkin kısmı yönünden KALDIRILMASINA, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.090,00 TL vekalet ücretinin kararın kesinleşmesinden sonra davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
3- Anılan kararda "aşağıda dökümü yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına" şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanunun 45.maddesinin 3. fıkrası gereğince; "davacının adli yardım talebi kabul edilmiş ancak dava aleyhine neticelenmiş olduğundan, yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılarak, 2577 sayılı Kanunun 31.maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesi gereği, aşağıda ayrıntısı gösterilen yargılama giderinden davacıdan tahsil edilemeyen kısmın, kararın kesinleşmesinden sonra davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına," şeklinde düzeltilmesine
4- Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait davacı ve davalı idare tarafından yapılan yargılama giderlerinin istinaf edenlerin üzerinde bırakılmasına,
5- Adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış istinaf yargılama giderlerine ait olan istinaf başvuru harcı ve resmi posta giderinin tahsili için karar kesinleştikten sonra mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 02/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)