(2709 S. K. m. 41) (5901 S. K. m. 16) (2577 S. K. m. 45) (Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik m. 72)
İSTEMİN ÖZETİ: Özbekistan uyruklu olan davacının evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanma talebinin reddine dair 08/01/2019 tarihli, 2019/10 sayılı İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle açılan davada; davacı ve Türk vatandaşı eşi ..... hakkında yapılan tahkikat neticesinde; evliliklerin aile birliğini kurmaya yönelik olduğu, belirtilen adreste davacının, eşinin annesi ve kız kardeşi ile birlikte yaklaşık bir buçuk yıldır birlikte ikamet ettiği, herhangi bir işte çalışmadığı, eşi .....'ın ise Side de bulunan bir otelde çalıştığı, kendisinin 2008 yılında ülkemize geldiği, eşi ile 2002 yılında Kırgızistan'da üniversite okurken tanıştığı, arkadaşlıklarının devam ettiği süre zarfında Kırgızistan'da yaşadığı, davacının eşinden 2005 ve 2009 yıllarında iki çocuk sahibi olduğu, 2013 yılında Şanlıurfa İlinde resmi olarak evlendiği, davacının Türkçesinin iyi derecede olduğu, uyumlu bir çift oldukları bilgisine yer verildiği, ayrıca davacının Şanlıurfa 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 24/03/2011 tarih, E:2010/269, K:2011/376 sayılı kararında "Sanık .....'nın 2001 yılında Kırgızistan'da üniversite okurken ..... isimli sanık ile tanıştığı ve arkadaş oldukları daha sonra birlikte Türkiye'ye geldikleri. Sanık .....'nın 2 yıldır kaçak olarak Türkiye'de yaşadıkları, .....'tan 2 çocuğunun olduğu ve ..... ile evlenmeye karar verdikleri, bunun için araştırma yaptıkları ve sahte Nüfus cüzdanı çıkarmak için Iğdır'da ..... isimli kişinin yanına gittikleri, burada kendilerine Nüfus cüzdanı çıkarttıkları, bu sahte nüfus cüzdanı ile sanık ..... ile evlendiği, 23.03.2010 günü Ş. Urfa Nüfus Müdürlüğü’ne geldikleri, .....'nın soyadını değiştirmek istediği, bu sırada Nüfus Müdürlüğündeki polisler tarafından durumun anlaşıldığı ve sanıkların yakalandığı, bu şekilde sanıkların Iğdır ilinde Sahte Nüfus Cüzdanı düzenledikleri ve bu sahte Nüfus cüzdanının sanık ..... tarafından kullanıldığı, ayrıca Adli Emanetin 2010/1019 sırasına kayıtlı evlenme cüzdanını da .....'nın sahte olarak düzenledikleri, nüfus cüzdanına göre yapılması nedeniyle bu belgenin de sahte olduğu," ifadelerine yer verildiği görülmekte olup; hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 31/03/2010 tarihli iddianamesiyle açılan iş bu kamu davasında neticeten 2 kere ayrı ayrı 1 yıl 8 ay hapis cezasına hükmolunmuş ise de, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ve bu karar 12/05/2011 tarihinde kesinleşmiş, davacının vatandaşlık başvurusu yaptığı tarihte kararda belirlenen 5 yıllık denetim süresinin de dolduğu, Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 72. maddesinin 5. fıkrasında yer verilen taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi, altı aydan fazla hapis cezası alanların Türk Vatandaşlığını kazanamayacağına ilişkin düzenleme ve anılan Ceza Mahkemesi kararı ile birlikte değerlendirildiğinde uyuşmazlık konusu olayda Devletin hükümranlık hakkının doğal bir sonucu olarak yabancıları Türk Vatandaşlığına kabul edip etmeme konusunda idarenin takdir yetkisi bulunduğu açık ise de; Özbekistan uyruklu olan ve 08/03/2013 tarihinde Türk vatandaşıyla evlenen davacının, 5901 sayılı Kanun'un 16. maddesinde öngörülen aile birliği içinde yaşadığı, evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmadığı, milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından başkaca engel teşkil edecek bir hali olmadığı, soruşturma ve mülakat formlarında evlilikleri ile ilgili değerlendirmelerin olumlu, aile birliği kurmaya yönelik ve ciddi olduğu, davacının eşinden 2 çocuğunun bulunduğu ve üçüncü çocuklarına hamile olduğu, ayrıca kayınvalidesinin bakıma muhtaç olması sebebiyle bakımının üstlenildiği hususları da dikkate alındığında Anayasanın yukarıda metni verilen 41. maddesi ile güvence altına alınan aile birliğinin zarar görebileceği sonucuna varıldığından davacının vatandaşlık başvurusunun reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu, çocukların korunması bağlamında hakkaniyetle bağdaştırılamayacağı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin olarak Ankara 10. İdare Mahkemesi'nce verilen 10/04/2019 gün ve E:2019/112, K:2019/721 sayılı kararın, davalı idare vekili tarafından; davacının resmi belgede sahtecilik suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası aldığı, mevzuat kuralları uygulanarak işlem tesis edildiği, mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Ankara 10. İdare Mahkemesi'nce verilen 10/04/2019 gün ve E: 2019/112, K: 2019/721 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, davalı tarafın istinaf isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, yargılama giderlerinin başvuruda bulunan taraf üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın istinaf isteminde bulunana iadesine, 2577 sayılı Yasanın değişik 45.maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olarak 02/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)