İSTEMİN ÖZETİ: İstanbul/.... Ortaokulunda müdür yardımcısı olan davacının, açılan soruşturma neticesinde idare tarafından sübuta erdiği ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin 1. fıkrasının B-(c) alt bendinde düzenlenen "Görev sırasında amire hal ve hareketleri ile saygısız davranmak" fiili kapsamında olduğu değerlendirilen eylemleri nedeniyle .... Kaymakamlığı- İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünce uygulanan 10/04/2018 tarih ve E.7237290 sayılı "Kınama" cezasına yaptığı itirazın reddi yolundaki 03/05/2018 tarih ve 258 sayılı İstanbul Valiliği- İl Milli Eğitim Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açtığı davanın reddine karar veren İstanbul 6. İdare Mahkemesinin 11/02/2019 tarih ve E:2018/1488, K:2019/185sayılı kararının, davacı tarafından; mesnetsiz iddialarla hakkında soruşturma açıldığı gibi bu iddiaların somut bir şekilde sübuta erdiği ortaya konulmadığı halde ceza uygulandığı, ilk derecedeki yargılama sürecinde ise hukuki bir niteleme yapılmaksızın soruşturma raporunda ileri sürülen iddiaların tekrarıyla yetinilmesinden dolayı maddi gerçeğin ortaya konulmadığı ileri sürülerek, kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf dilekçesinde belirtilen hususların mahkeme kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı ve kararın usul ve hukuka uygun olduğu ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdare Dava Dairesince, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava; İstanbul/.... Ortaokulunda müdür yardımcısı olan davacının, açılan soruşturma neticesinde idare tarafından sübuta erdiği ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin 1. fıkrasının B-(c) alt bendinde düzenlenen "Görev sırasında amire hal ve hareketleri ile saygısız davranmak" fiili kapsamında olduğu değerlendirilen eylemleri nedeniyle .... Kaymakamlığı- İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünce uygulanan 10/04/2018 tarih ve E.7237290 sayılı "Kınama" cezasına yaptığı itirazın reddi yolundaki 03/05/2018 tarih ve 258 sayılı İstanbul Valiliği- İl Milli Eğitim Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.
İlk derece Mahkemesince "... Olayda; davacıya daha önce çalışmış olduğu müdür yardımcılığı görev süresinin uzatılmaması nedeniyle bunu kendisine gurur meselesi yaparak tekrar .... Ortaokuluna müdür yardımcısı olarak gelmek istediği ile ilgili olarak " görülecek hesabının" olduğunu belirttiği, toplantılarda okul müdürüne karşı tavır alarak yüksek sesle konuştuğu, okulda görev yapan öğretmenlerin .... grubunda paylaştığı mesajlarda okul müdürünü küçük düşürmeye çalıştığı iddialarıyla ilgili olarak yapılan 22/03/2018 tarih ve 5956611 sayılı soruşturma raporu ve eki belgelerden, iddiaların gerçekleştiği okul öğretmenlerinden olan T.M'nin ifadesinde; " ...okul müdürü ile .... hanım arasında problemler olduğu, .... hanımın baskın bir karakter olup öğretmenler kurul toplantılarında okul müdürünün konuşmalarına mühalif konuşmalar yaparak okul müdürünü pasif ve etkisiz duruma düşürme gayretinde bulunduğu,... Müdür bey aleyhine birtakım söylemeler söyleyerek protesto edercesine .... grubunda yazılar yazıldığı bu yazışmalar içerisinde .... hanımında görüldüğü, okul müdürünün öğretmenlerin herhangi birinden bir görev istediğinde veya öğretmenlerin olumsuz davranışlarının okul müdürü tarafından sorgulandığında hemen .... hanımın taraf olduğu gruba yaklaşarak okul müdürüne karşı bir tavır oluşturuyorlar..." ifadelerine yer verdiği, okul öğretmelerinden olan ....'un ifadesinde;" ... Toplantılarda vs. Birbirlerine karşı sertleşerek konuşmaları oluyor..." ifadesine yer verdiği, G.K'nın ifadesinde " ...her iki tarafta konuşmalarında seslerini yükselterek konuşuyorlar..." ifadesine yer verildiği, okul müdür yardımcısı B.Y'nin ifadesinde "...daha önce samimi olduğumuz zamanlarda okulda Ahmet beyin yaptığı toplantıların ses kayıtlarını alır sonra evde dinler ve bu bunu yapar falan gibi karşı görüş belirttiği, .... hanım toplantılarda olmasa dahi ona toplantıların ses kayıtlarını alan ve .... hanıma ulaştıran ekibi olduğu..." ifadesine yer verdiği, öğrenci velisi olan H.D'nın ifadesinde "veli toplantısına eşiyle beraber geldiği, okul müdürü konuşurken okul aile birliği üyesi olduklarını sonradan öğrendikleri kişilerin devamlı müdür beyin konuşmasına müdahale ederek sürekli tamam, kes, bitir, sürekli sen konuşuyorsun dediği, sonra bizim çocuklarımızı kastederek toplantı bitince .... hanımın bunlarda FETÖ'cü olacaklar diyerek bağırarak konuştuğu, diğer velilerden okul aile birliğinde olanlar ise bunlarda terörist olacaklar şeklinde söylemlerde bulunduğu, müdür beyin arkasından konuştuklarına şahit olduğu, ..." ifadelerine yer verildiği, .... Ortaokulu Müdürü ....'nın ifadesinde ise; " ....... hanımın müdür yardımcılığı sınavına girdiği ve tercih yaptığı, ben de okulumuzda boş müdür yardımcılığı normu bulunduğundan okulumuzu tercih etmesini istedim, bizim okulu tercih etti, .... hanım daha sonra gelerek tercihini iptal etmek istediğini söyledi, neden iptal etmek istiyorsun diye sorduğumda, 'benim oraya gitmem gerekiyor orada görülecek hesabım var' dedi" şeklinde beyanlara yer verdiği görülmekle, davacının, okul müdürüne okul içerisinde yapılan toplantılarda okul müdürüne karşı sesinin yükselttiği, okul müdürünü pasifleştirerek amirinin itibar ve güvenini sarstığı, davacıya isnat edilen iddialar bir bütün olarak değerlendirildiğinde görev sırasında amire hal ve hareketleri ile saygısız davranmak iddiasının sübuta erdiği anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka ve mevzuat hükümlerine aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Disiplin Cezalarının Çeşitleri ile Ceza Uygulanacak Fiil ve Haller" başlıklı 125. maddesinin 1. fıkrasının B bendinde, Kınama Cezası: "Memura, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesi" şeklinde tanımlanmış, anılan bent altındaki (c) alt bendinde ise ""Görev sırasında amire hal ve hareketleri ile saygısız davranmak" fiili ise bu cezayı gerektiren hallerden biri olarak düzenlenmiştir.
Bilindiği üzere disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptir.
Bu bakımdan, her yaptırımda geçerli olduğu gibi disiplin cezalarının uygulanabilmesi için tarafsız ve bağımsız soruşturmacılar tarafından yürütülecek bir soruşturma aracılığıyla maddi olayda ilgililere atfedilen eylemlerin, duruma göre yer, zaman, kişi vb. gibi hususlar belirtilerek somutlaştırılması gerekmektedir.
Diğer yandan; hem soruşturma sürecinde izlenecek yöntemler, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar mevzuatta belirlenmekte hem de doktrin ve yargısal içtihatlarda bu konularla ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır.
Nitekim bir kişinin aynı fiil nedeniyle birden fazla kez soruşturmaya ve/veya cezaya tabi tutulamayacağı şeklinde ifade edilen "Ne bis in idem" ilkesi de ceza hukukunda hakim ilkelerden biri olup, ceza hukuku ilkelerinin mümkün olduğu ölçüde disiplin hukukunda da uygulanabileceği kabul edilmektedir.
Keza, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında ülkemiz açısından 01/08/2016 tarihi itibariyle bağlayıcı hale gelen Ek 7. Protokolün 4/1. maddesinde "Hiç kimse bir devletin ceza yargılaması usulüne ve yasaya uygun olarak kesin bir hükümle mahkum edildiği ya da beraat ettiği bir suçtan dolayı aynı devletin yargısal yetkisi altındaki yargılama usulleri çerçevesinde yeniden yargılanamaz veya mahkum edilemez." denilmiş, Anayasamızın 90. maddesinin son paragrafına, 5170 sayılı Kanun ile eklenen cümleyle de bu ilke, pozitif hukuk normu olarak hukuk sistemimize dahil edilmiştir.
Her ne kadar yargılama aşamasından söz edilmişse de, bu ilkenin, cezalandırma faaliyetinin ayrılmaz bir parçası olarak hazırlık aşamasını ifade soruşturmalar yönünden de geçerli olduğu, buna bağlı olarak; daha önce soruşturmaya konu edilmiş bir hususta yeni bir delil yahut büyük bir kusur tespit edilmediği sürece, kişilerin aynı fiiller nedeniyle tekrar soruşturmaya tabi tutulamayacağı açıktır.
Dava dosyası ve UYAP kayıtları incelendiğinde; davacının, okul müdürü hakkında verdiği 06/12/2017 tarihli şikayet dilekçesi üzerine açılan soruşturmada, okul müdürünün 03/01/2018 tarihli dilekçeyle davacıya yönelik şikayetlerde bulunması üzerine 09/01/2018 tarihli Kaymakamlık oluru ile her iki şikayete ilişkin soruşturmanın birleştirildiği ve 22/03/2018 tarih ve 5956611 sayılı soruşturma raporunda muhakkikler tarafından davacıya atfedilen eylemlerin; "1- Daha önce çalışmış olduğu müdür yardımcılığı görev süresinin uzatılmaması nedeniyle bunu kendisine gurur meselesi yaparak tekrar .... Ortaokuluna müdür yardımcısı olarak gelmek istediği ile ilgili olarak "görülecek hesabının" olduğunu belirttiği, 2- Toplantılarda okul müdürüne karşı tavır alarak yüksek sesle konuştuğu, 3- Okulda görev yapan öğretmenlerin .... grubunda paylaştığı mesajlarda okul müdürünü küçük düşürmeye çalıştığı" şeklinde üç madde başlığı altında toplanabileceği ve muhakkiklerce her biri sabit bulunan bu eylemler nedeniyle davacı hakkında 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin 1. fıkrasının B-(c) alt bendinde düzenlenen fiil kapsamında "Kınama" cezası teklifinde bulunulduğu, getirilen teklif doğrultusunda uygulanan disiplin cezasına yapılan itirazın reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı, öte yandan Dairemizin E:2019/870 sayılı ilgi dosyasına ilişkin UYAP kayıtlarına bakıldığında; iş bu davaya konu cezanın dayanağı olan 22/03/2018 tarihli rapordan sadece 17 gün önce Maarif Müfettişlerince düzenlenen 05/03/2018 tarih ve E.4574089 sayılı soruşturma raporunda davacıya atfedilen 10 eylem arasında (7) madde numarasıyla "Okul Müdürü ....'ya kin beslediği, öğretmenler odasında yapılan toplantıda okul müdürünü karaladığı, öğretmenler nazarında okul müdürünü küçük düşürdüğü, yüksek sesle konuştuğu, kendisinin ve 29 öğretmenin bulunduğu .... grubunda okul müdürünü küçük düşürmeye çalıştığı..." şeklinde yer verilen davranışlarının da incelendiği, bu hususlara ilişkin değerlendirmelerin yer aldığı kısımda (Sayfa 89 ile 91) ise özetle; "Okul müdürünce sunulan .... ekran görüntülerinde davacının kendisine yönelik küçük düşürücü ve hakaret içeren sözlere rastlanmadığı, kin beslemenin bir duygu olup davacının okul müdürüne kin beslediği hususunda somut bir delil bulunmadığı, okul müdürünün öğretmenler odasında yaptığı öğretmenler günü yemeğiyle ilgili toplantıda N.G isimli öğretmen ile davacının yüksek sesle konuştuğu, ancak tanık öğretmenlerden hiç birinin küçültücü bir ifade duymadıklarını ifade ettikleri, okul müdürü ile davacı bazı toplantılarda karşılıklı olarak seslerini yükseltmişlerse de, demokratik ortamlarda yapılan toplantılarda hakaret, küçültücü ve rencide edici kelime kullanmamak şartıyla fikirleri yüksek sesle beyan edilmesini doğal karşılamak gerektiği" değerlendirilerek, söz konusu isnadın "Sübuta Ermeyen, İncelemede Kalan İddialar" başlığı altındaki hususlardan biri olarak nitelendirildiği, aynı raporda sübuta erdiği belirtilen diğer fiiller nedeniyle davacıya 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin 1. fıkrasının B- (a) ve (h) alt bentleri uyarınca "Kınama" cezası uygulandığı, davacının anılan cezanın iptali istemiyle İstanbul 7. İdare Mahkemesinin E:2018/1113 sayılı esasına kayden açtığı davanın 28/12/2018 tarih ve K:2282 sayılı kararla; istinaf başvurusunun ise Dairemizin 13/02/2020 tarih ve E:2019/870, K:2020/296 sayı kararıyla "Reddedildiği" görülmektedir.
Uyuşmazlığın çözümü için, soruşturma raporunda davacıya atfedilen ve 3 (Üç) madde başlığı altında toplanabilecek eylemlerden her birinin ayrı ayrı irdelenmesinin faydalı olacağı düşünülmüştür. Buna göre;
1- "Daha önce çalışmış olduğu müdür yardımcılığı görev süresinin uzatılmaması nedeniyle bunu kendisine gurur meselesi yaparak tekrar .... Ortaokuluna müdür yardımcısı olarak gelmek istediği ile ilgili olarak "görülecek hesabının" olduğunu belirmesi" şeklindeki iddia yönünden; davacının, bulunduğu okuldaki önceki çalışma döneminde yürüttüğü müdür yardımcılığı görev süresinin uzatılmaması nedeniyle bu durumu "Gurur Meselesi" haline getirmesini, disiplin cezası şeklinde yaptırıma bağlayan bir mevzuat hükmü bulunmadığı gibi münhal müdür yardımcılıklarıyla ilgili tercihlerini yaptığı sırada bulunduğu okuldaki kadroyu ilk sıraya yazarken sarf ettiği belirtilen "Görülecek Hesabı" olduğuna dair söyleminde, okul müdürüne yönelik küçültücü, rencide edici ve/veya hakaret içeren bir ibare bulunmadığı, belirtilen bu hususun tek başına disiplin suçu teşkil etmediği, kaldı ki; daha önce maarif müfettişlerince soruşturulan olaylar kapsamında, okul müdürünün aynı iddialarla "Davacının kendisine kin beslediği" yolundaki şikayetinin de incelendiği ve bu hususun sabit bulunmayıp, "İncelemede bırakılması" gereken bir iddia olarak nitelendirildiği anlaşılmaktadır.
2- "Bazı toplantılarda okul müdürüne tavır alarak sesini yükseltmesi" şeklindeki iddia yönünden; okulda görevli öğretmenlerden alınan ifadelerde özetle davacı ve okul müdürü arasında bir gerilimden söz edilmekle birlikte birbirlerine karşı küçük düşürücü, rencide edici ve hakaret içeren herhangi bir söz kullandıklarından bahsedilmediği, keza tanık olarak ifadesine başvurulan hiç bir öğretmenin, öğretmenler günü yemeği organizasyonu hakkında öğretmenler odasında yapılan toplantıda yaşananlar dışında, yer ve zaman belirterek davacının okul müdürüne bu maksatlarla (Küçük düşürme, rencide etme, hakaret etme) bağırdığı somut bir olaydan bahsetmediği, "Öğretmenler günü yemeği organizasyonu hakkında öğretmenler odasında yapılan toplantıda yaşananların" ise yine daha önce maarif müfettişlerince soruşturulan olaylar kapsamında ele alındığı ve düzenlemiş oldukları soruşturma raporunda bu hususun da sabit bulunmayıp, "İncelemede bırakılması" gereken iddialar arasında nitelendirildiği anlaşılmaktadır.
3- "Okulda görev yapan öğretmenlerin .... grubunda paylaştığı mesajlarda okul müdürünü küçük düşürmeye çalışması" şeklindeki iddia yönünden; davacının, öğretmenlerin dahil olduğu .... grubunda yer alan mesajları incelendiğinde, okul müdürüne karşı küçük düşürücü, rencide edici ve hakaret içerir mahiyette herhangi bir ibare ya da söyleminin bulunmadığı, keza bu iddianın da daha önce maarif müfettişlerince soruşturulan olaylar kapsamında ele alındığı ve düzenlemiş oldukları soruşturma raporunda sabit bulunmayıp, "İncelemede bırakılması" gereken iddialar arasında nitelendirildiği anlaşılmaktadır.
Dosya içeriği ve UYAP kayıtlarında yer alan bilgi ve belgeler, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve açıklamalar ile birlikte değerlendirildiğinde; iş bu davaya konu disiplin cezasının dayanağını teşkil eden ve .... Kaymakamlığınca görevlendirilen iki okul müdüründen oluşan muhakkiklerce düzenlenen 22/03/2018 tarihli soruşturma raporunda incelenen hususlardan birincisinin, mevzuatta doğrudan disiplin cezasını gerektiren bir fiil şeklinde düzenlenmediği gibi, davacı hakkında maarif müfettişlerince yürütülen başka bir soruşturma neticesinde yaklaşık 17 gün önce düzenlenen 05/03/2018 tarihli raporda da incelendiği ve "Sübuta Ermediği" değerlendirilirken, mevzuatta disiplin cezası öngörülen disiplin suçu isnadına sebep olduğu belirtilen diğer iki eylemin de yine maarif müfettişlerinin daha önce yürüttüğü soruşturmaya konu eylemler arasında yer aldığı ve bunların da "Sübuta Ermediği" kanaatine varıldığı ve her üç iddianın da soruşturma aşamasına geçilmeksizin "İncelemede Bırakılmasına" karar verildiği, somut olaydaki maddi olgulara ilişkin hukuki delillerin ise; gerek müfettişlerin gerekse muhakkiklerin yürüttüğü soruşturmalar sırasında aynen mevcut olduğu, diğer bir ifadeyle; maarif müfettişlerinin daha önce yürüttüğü soruşturma kapsamında yaptıkları hukuki değerlendirmelerde "Disiplin cezasını gerektirmediği" ifade edilen eylemlerin, daha sonra muhakkikler tarafından düzenlenen raporda "Disiplin cezasını gerektirecek" şekilde değerlendirilmesine bağlı olarak dava konusu disiplin cezasının uygulandığı anlaşılmakla; maarif müfettişlerince daha önce yürütülen soruşturma kapsamında incelenen eylemlerin sübuta ermediğinden bahisle inceleme aşamasında bırakılması, sübuta erdiği belirlenen farklı eylemlerden dolayı disiplin cezası uygulanması önerildikten ve bu doğrultuda disiplin amirince işlem tesis edildikten sonra (Nitekim davalı idarece maarif müfettişlerinin teklifi doğrultusunda hareket edildiği, UYAP sistemine kayıtlı ilgi E:2019/870 sayılı Dairemiz dosyasından anlaşılmaktadır) soruşturmayı gerektiren yeni bir delilin yahut büyük bir kusurun tespitinden söz edilmeksizin, muhakkiklerce daha sonra bir soruşturma raporu düzenlenmesinin ve bu rapor esas alınarak ceza uygulanmasının, aynı fiil nedeniyle birden fazla soruşturmaya ve cezaya tabi tutulma yasağı (Ne bis in idem) ile bağdaşmayacağı gibi davacıya isnat edilen fiillerin de sübuta ermediği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda; gerekçesi yukarıda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere, dava konusu işlemde hukuka uygunluk; davanın reddi yolundaki istinaf konusu kararda ise isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; istinaf talebinin kabulü ile, İstanbul 6. İdare Mahkemesinin 11/02/2019 tarih ve E:2018/1488, K:2019/185 sayılı kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan 397,90-TL yargılama gideri ile hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.700,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta avansından varsa artan kısmın mahkemesince ilgilisine iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45/6. ve 46. maddeleri uyarınca temyizi kabil olmamak üzere kesin olarak, 05/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)