İSTEMİN ÖZETİ: .... İlçe Emniyet Müdürlüğü bünyesindeki .... Polis Merkezinde Komiser Yardımcısı rütbesiyle amir vekili olarak görev yapan davacının, açılan soruşturma neticesinde sübuta erdiği ve 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 8 maddesinin 2-(ı) bendinde düzenlenen "Bu fıkrada disiplinsizlik olarak saptanan eylem, işlem, tutum ve davranışlar dışında herhangi bir biçimde görevin takdir ve yerine getirilmesinde müsamaha ve savsaklama göstermek" fiili kapsamında olduğu değerlendirilen eylemi karşılığında kınama cezası öngörülmüş ise de, aynı KHK'nın "Ağırlaştırıcı Sebepler" başlıklı 10. maddesinin 10. fıkrasında yer verilen "Görevin takdir ve yerine getirilmesinde müsamaha ve savsaklama fiili Devleti veya kişileri zarara uğratmış veya hizmetin gecikmesine, durmasına, ya da aksamasına neden olmuşsa durumun ağırlığına ve zararın derecesine göre daha ağır cezalardan birisi verilebilir" düzenlemesi dikkate alınarak "6 Ay Kısa Süreli Durdurma" cezasıyla tecziyesine ilişkin 14/09/2018 tarih ve 2018/97 sayılı İçişleri Bakanlığı- Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açtığı davanın reddi yolundaki 28/03/2019 tarih ve E:2018/1784, K:2019/598 sayılı İstanbul 12. İdare Mahkemesi kararının, davacı tarafından; bir iftira neticesinde FETÖ/PDY üyeliği, iltisakı ve irtibatı iddiasıyla açığa alınmış ise de, savcılık makamınca hakkında KYOK kararı verildiği gibi idarece görevine iade edildiği, İdare Mahkemesinin ise savcılık tarafından soruşturma dosyasını celb etmediği gibi gerekli araştırma ve incelemeyi yapmaksızın, hukuka aykırı şekilde karar verdiği ileri sürülerek, kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdare Dava Dairesince, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava; .... İlçe Emniyet Müdürlüğü bünyesindeki .... Polis Merkezinde Komiser Yardımcısı rütbesiyle amir vekili olarak görev yapan davacının, açılan soruşturma neticesinde sübuta erdiği ve 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 8 maddesinin 2-(ı) bendinde düzenlenen "Bu fıkrada disiplinsizlik olarak saptanan eylem, işlem, tutum ve davranışlar dışında herhangi bir biçimde görevin takdir ve yerine getirilmesinde müsamaha ve savsaklama göstermek" fiili kapsamında olduğu değerlendirilen eylemi karşılığında kınama cezası öngörülmüş ise de, aynı KHK'nın "Ağırlaştırıcı Sebepler" başlıklı 10. maddesinin 10. fıkrasında yer verilen "Görevin takdir ve yerine getirilmesinde müsamaha ve savsaklama fiili Devleti veya kişileri zarara uğratmış veya hizmetin gecikmesine, durmasına, ya da aksamasına neden olmuşsa durumun ağırlığına ve zararın derecesine göre daha ağır cezalardan birisi verilebilir" düzenlemesi dikkate alınarak "6 Ay Kısa Süreli Durdurma" cezasıyla tecziyesine ilişkin 14/09/2018 tarih ve 2018/97 sayılı İçişleri Bakanlığı- Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.
İlk derece Mahkemesince "... Bakılan olayda, davacı hakkında yapılan soruşturma neticesinde tanzim olunan soruşturma raporu ve ekleri (ifade tutanakları, belgeler, vs.) ile dava dosyasında yer alan diğer tüm bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, davacının görevi nedeniyle devredilen ve suç eşyası olabilecek 3 adet cep telefonunu derhal görev yaptığı Çağlayan Polis Merkezi Amirliğine teslim etmesi konusunda gerekli dikkat ve özeni göstermediği, cep telefonlarının da evinde bulunduğunun sabit olduğu görülmekte olup, böylelikle682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 8/2-ı maddesi ve 10/10. maddesi uyarınca 6 Ay Kısa Süreli Durdurma cezası ile cezalandırılmasına yönelik İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 14/09/2018 tarih ve 2018/97 sayılı dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 24. maddesinin (e) bendinde de; kararlarda kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçesi ve hükmün belirtileceği düzenlenirken aynı Kanun'un 45. maddesinin 5. fıkrasında; Bölge idare mahkemesinin, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye göndereceği, Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararlarının kesin olduğu hükme bağlanmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde, yerel mahkemelerin kararlarının gerekçelerinin açıkça ortaya koyulması, davanın sonucunu temelden etkileyecek bir lahiya varsa mahkemenin kararında özellikle bu hususunun üzerinde durulması gerektiği, bu durumun tüm iddialara ayrıntılı cevap vermek zorunda olacağı anlamına da gelmeyeceği yönünde bir çok Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı bulunmaktadır. (Hiro Balani İspanya'ya karşı, 9 Aralık 1994; Van de Hurk Hollanda'ya karşı, 19 Nisan 1994; Hadjianastassiou Yunanistan 'na karşı 16 Aralık 1992). Davaya taraf kişilerin hakkında verilen karara itiraz edebilmesi için mahkeme kararının gerekçeli olması gerektiği gibi keyfilikten uzak yargılamanın özüne yönelik bir irdelemenin ürünü de olmalıdır.
Anayasanın 141. maddesinde bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla bir mahkemece bir davaya bakılırken maddi olaylar ile hukuki meselelerin yeterince araştırılmaması sonucunda verilecek kararların yeterli gerekçe içermeyeceğini de kabul etmek gerekmektedir.
İlk derece mahkemesince, yukarıdaki hususlara riayet edilmek suretiyle davanın konusuna uygun olarak gerekçeli bir karar verilmesinden sonra başvuru sürecinin başlatılması, tarafların" adil yargılanma hakkının" korunması açısından önemlidir ki, söz konusu ilkeyle amaçlanan da budur.
682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin "Disiplin Cezaları" başlıklı 7/1. maddesinin (b) bendinde Kınama cezası; "Personele görevin icrasında veya hal ve hareketlerinde kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesi"; aynı maddenin (ç) bendinde ise Kısa Süreli Durdurma cezası; "Personelin bulunduğu kademede ilerlemesinin dört, altı veya on ay süre ile durdurulması" şeklinde tanımlanırken, anılan KHK'nın "Disiplin Cezası Verilecek Fiiller" başlıklı 8. maddesinin 2-(ı) bendinde; "Bu fıkrada disiplinsizlik olarak saptanan eylem, işlem, tutum ve davranışlar dışında herhangi bir biçimde görevin takdir ve yerine getirilmesinde müsamaha ve savsaklama göstermek" fiili, kınama cezasını gerektiren haller arasında sayılmış; yine aynı KHK'nın "Ağırlaştırıcı Nedenler" başlıklı 10. maddesinin 10. fıkrasında; "Görevin takdir ve yerine getirilmesinde müsamaha ve savsaklama fiili Devleti veya kişileri zarara uğratmış veya hizmetin gecikmesine, durmasına, ya da aksamasına neden olmuşsa durumun ağırlığına ve zararın derecesine göre daha ağır cezalardan birisi verilebilir." hükmü kurala bağlanmıştır.
682 sayılı KHK'nın yukarıda aktarılan bu hükümleri, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'da da aynen korunmuştur.
Dava dosyası incelendiğinde; içeriğinde sadece dava konusu işlem örneği ve davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması neticesinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar örneği ile söz konusu ceza soruşturması kapsamında alındığı ifade edilen iki adet tanık ifadesinin bulunduğu, üzerinde aslına uygun olduğuna dair bir onay dahi bulunmayan söz konusu belgelerin de davacı tarafından dava dilekçesi ekinde ibraz edildiği, bu belgeler dışında dosyada sadece davalı idarenin savunmasının yer aldığı, her ne kadar istinaf konusu kararda, konu hakkında karar verilebilmesi için zorunlu olan delilleri içermesi gereken, soruşturma dosyası ve eklerinin incelendiği belirtilmişse de, dava dosyasında soruşturma dosyasının fiziki bir örneği bulunmadığı gibi UYAP kayıtları incelendiğinde de soruşturma dosyasının dava dosyasına gönderilmemiş olduğu anlaşılmaktadır.
Dosya içeriği bilgi ve belgeler, yukarıdaki mevzuat hükümleri ve açıklamalar ile birlikte değerlendirildiğinde; uyuşmazlığın esasına ilişkin karar verilirken, sadece davacının sunduğu dava dilekçesi ve ekinde yer verdiği belgeler ile davalı idarenin savunma dilekçesiyle yetilindiği, delillerin hukuki nitelemesine bağlı bir gerekçe oluşturulmaksızın hüküm kurulduğu, bunun sonucu olarak istinaf konusu kararda dayanılan gerekçenin yargılamanın özüne yönelik bir irdelemenin ürünü olmadığı, bu haliyle de hukuken kabul edilebilir bir gerekçe içermediği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda; istinaf incelemesi yapılabilmesi için, öncelikle soruşturma dosyası temin edilip konuya ilişkin delillerin hukuki irdelemesine dayalı bir gerekçe oluşturulması ve ona uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine iadesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, istinaf talebinin kabulüne, İstanbul 12. İdare Mahkemesinin 28/03/2019 tarih ve E:2018/1784, K:2019/598 sayılı kararının kaldırılmasına, dava dosyasının yeniden bir karar verilmek üzere Mahkemesine iadesine, Mahkemece yapılacak yargılama sonucunda verilecek karar ile yargılama giderleri hakkında da hüküm kurulacağından bu konuda ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45/5. maddesi uyarınca kesin olarak, 25/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)