İSTEMİN ÖZETİ: İstanbul İlinde istihdam edilmek üzere düzenlenen çarşı ve mahalle bekçiliği adaylığı sınavına girerek yazılı ve sözlü sınavda başarılı olarak aday listesine giren davacı tarafından, arşiv araştırması ve güvenlik soruşturmasının incelenmesi sonucu çarşı ve mahalle bekçisi olamayacağı yönünde tesis edilen 20.10.2017 tarihli 31051 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddine ilişkin olarak İstanbul 2. İdare Mahkemesince verilen 25/04/2019 tarih ve E:2018/1274, K:2019/936 sayılı karara karşı davacı tarafından, bekçi olmasına engel olacak herhangi bir durumun olmadığı, abisinin FETÖ/PDY ile iltisaklı olduğu gerekçesiyle KHK ile ihraç edildiği, ancak tekrar görevine iade edildiği ve DSİ 8. Bölge Müdürlüğü işçi kadrosunda halen çalıştığı, mahkemenin bu durumu tespit etmeyerek karar verdiği, hakkında soruşturma olmadığı, güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanmasına sebep olacak bir durumun söz konusu olmadığı, davalı idarenin takdir yetkisini keyfi kullanarak ve soyut bir değerlendirme yaparak hukuka uygun olmayan işlem tesis ettiği iddialarıyla istinaf başvurusunda bulunularak kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Birinci İdare Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava; İstanbul İlinde istihdam edilmek üzere düzenlenen çarşı ve mahalle bekçiliği adaylığı sınavına girerek yazılı ve sözlü sınavda başarılı olarak aday listesine giren davacının arşiv araştırması ve güvenlik soruşturmasının incelenmesi sonucu çarşı ve mahalle bekçisi olamayacağı yönünde tesis edilen 20.10.2017 tarihli 31051 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasa'nın 2. maddesinde "Türkiye Cumhuriyeti, … insan haklarına saygılı, … başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir." hükmüne, 70. maddesinde "Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir. Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez." hükmüne, "128. maddesinin 2. fıkrasında da "Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. ..." hükmüne yer verilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48/A maddesinin 8. fıkrasında; Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak, Devlet memurluğuna alınacaklarda aranacak genel şartlar arasında sayılmıştır.
7070 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun'un 60. maddesiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin 1. fıkrasının (A) bendine eklenen (8) numaralı alt bendin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne yapılan başvuru sonucunda, Anayasa Mahkemesi'nin 29/11/2019 tarihli 30963 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 24/07/2019 tarihli E:2018/73, K:2019/65 sayılı kararı ile; "(...) Bu bağlamda güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasıyla elde edilen veriler kişisel veri niteliğindedir. Kuralla güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında kamu mercileri tarafından özel yaşamı ile ilgili sorular sorulması da dâhil olmak üzere bir bireyin özel hayatı, iş ve sosyal yaşamıyla ilgili bilgilerinin alınması, kaydedilmesi ve kullanılması özel hayata saygı hakkına sınırlama niteliğindedir. Anayasa'nın 129. maddesinin birinci fıkrasında memurlar ve kamu görevlilerinin Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunma yükümlülükleri düzenlenmiştir. Belirtilen hususlar gözetilerek kamu görevlerine atanacak kişiler bakımından birtakım şartlar getirilmesi doğaldır. Bu şekilde aranan nitelikler kamu hizmetinin etkin ve sağlıklı bir biçimde yürütülmesi amacına yöneliktir. Dolayısıyla kamu görevine atanmadan önce kişilerin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasını öngören kural kanun koyucunun takdir yetkisindedir. Ancak bu alanda düzenleme getiren kuralların kamu makamlarına hangi koşullarda ve hangi sınırlar içinde tedbirler uygulama ve özel hayatın gizliliğine yönelik müdahalelerde bulunma yetkisi verildiğini yeterince açık olarak göstermesi ve olası kötüye kullanmalara karşı yeterli güvenceleri sağlaması gerekir. Kuralda güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılması memurluğa alımlarda genel şartlar arasında sayılmasına karşın güvenlik soruşturmasına ve arşiv araştırmasına konu edilecek bilgi ve belgelerin neler olduğuna, bu bilgilerin ne şekilde kullanılacağına, hangi mercilerin soruşturma ve araştırmayı yapacağına ilişkin herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Diğer bir ifadeyle güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilerin kullanılmasına ilişkin temel ilkeler belirlenmeksizin kuralla sadece güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması Devlet memurluğuna alımlarda aranacak şartlar arasında sayılmıştır. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda Devlet memurluğuna atanmada esas alınacak kişisel veri niteliğindeki bilgilerin alınmasına, kullanılmasına ve işlenmesine yönelik güvenceler ve temel ilkeler kanunla belirlenmeksizin bunların alınmasına ve kullanılmasına izin verilmesi Anayasa’nın 13., 20. ve 128. maddeleriyle bağdaşmamaktadır. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13., 20. ve 128. maddelerine aykırıdır, iptali gerekir..." gerekçesiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin 1. fıkrasının (A) bendine eklenen (8) numaralı alt bendin iptaline hükmedilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının İstanbul ilinde istihdam edilmek üzere düzenlenen çarşı ve mahalle bekçiliği adaylığı yazılı ve mülakat sınavlarında başarılı olması üzerine, 06.10.2017 tarih ve 31916 sayılı yazı ile davacı hakkında, güvenlik soruşturması yapılmasının talep edildiği, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü'nün 18.10.2017 tarih ve 47909374 sayılı yazısı ile yapılan güvenlik soruşturması neticesinde, elde edilen bilgilerin İstanbul Valiliğine bildirildiği, İstanbul Valiliği Güvenlik Soruşturması Değerlendirme Kurulu'nun 20.10.2017 tarih ve 06 sayılı kararı ile davacının çarşı ve mahalle bekçisi adayı olamayacağına karar verildiği, 20.10.2017 tarih ve 31051 sayılı İstanbul Valiliği işlemi ile Komisyon Kararının tebligatının yapılarak yedek üyelerin çağrılması için gerekli işlemlerin yapılmasının, İlçe Emniyet Müdürlüklerinden istenmesi üzerine, bu işlem uyarınca davacıya 10.11.2017 tarihinde tebligat yapılması üzerine 20.10.2017 tarih ve 47909374-17054-(31051) sayılı İstanbul Valiliği işleminin iptali istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması durumunu düzenleyen 152. maddesinin birinci fıkrası "Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır." hükmünü taşımakta; üçüncü fıkrasında da "Anayasa Mahkemesi, işin kendisine gelişinden başlamak üzere 5 ay içinde kararını verir ve açıklar. Bu süre içinde karar verilmezse mahkeme davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırır. Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır." kuralı yer almaktadır. 152. maddenin üçüncü fıkrasında yer alan kural, Anayasa Mahkemesinin verdiği iptal kararlarının, itiraz yoluna başvurulmasını isteyen kişi ya da kişiler tarafından açılan davaların yanı sıra iptal edilen hüküm ya da hükümler esas alınarak hakkında uygulama yapılmış olan kişiler tarafından açılan ve görülmekte olan davalarda da uygulanması gerektiğini açıkça vurgulamaktadır.
Bu hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da kanun hükmünde kararnamenin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasanın 152. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin de hak ve menfaatlerini ihlal eden kuralın, itiraz yoluyla veya iptal davasıyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması halinde, iptal hükmünün hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerekeceği açıktır.
Öte yandan, Anayasa'nın 153. maddesinde, Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarının geriye yürümeyeceği kuralı, iptal edilen hükümlere göre kazanılmış olan hakların korunmasına yönelik olup, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmeleri Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu gibi, istinaf incelemesinin de Anayasa'ya aykırılığı belirlenerek iptal edilen kurallara göre yapılmasına da olanak bulunmamaktadır.
Nitekim Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/01/2019 tarihli E:2018/826, K:2019/314 sayılı ve 29/05/2017 tarihli E:2016/852, K:2017/2326 sayılı kararlarında, Anayasa Mahkemesinin bir yasa hükmünü iptal eden kararının hukuksal etkisine ilişkin olarak yaptığı tespit ve değerlendirmeler de bu yöndedir.
Bu durumda, gelinen bu aşamada dava konusu işlemin yasal dayanağı olan 657 sayılı Kanun'un 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendine eklenen (8) numaralı alt bendinde yer alan Devlet memurluğuna alımlarda güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması gerektiğine ilişkin düzenlemenin Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile iptal edilmesi karşısında; davacının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığı gerekçesiyle, bekçi olarak atanamayacağına ilişkin dava konusu işlemin bu yönüyle hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 2. İdare Mahkemesi'nin 25/04/2019 tarih ve E:2018/1274, K:2019/936 sayılı kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan 405,10-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.700,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, artan tebligat ücretinin mahkemesince davacıya iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın mahkemesine gönderilmesine temyiz yolu kapalı olmak üzere kesin olarak, 19/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)