(2709 S. K. m. 43) (3194 S. K. m. 5) (3621 S. K. m. 4, 6, 8) (Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği m. 25) (Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m. 4)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirketin maliki olduğu, Mersin İli, Mezitli İlçesi, 3715 parselde bulunan taşınmazın "rekreatif alan" olarak planlanmasına dair Akdeniz-Toroslar-Yenişehir-Mezitli İlçeleri 1/5000 ölçekli revizyon nazım imar planının kabulüne ilişkin Mersin Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 06.02.2018 tarih ve 91 Sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davada; yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporu esas alınarak dava konusu taşınmazı da kapsayan bölgenin "rekreatif alan" olarak planlanmasına dair 1/5000 ölçekli revizyon nazım imar planında getirilen “rekreatif alan” kullanımının, her ne kadar 1/100000 Ölçekli Çevre Düzeni Planında “Kentsel ve Bölgesel Yeşil ve Spor Alanı” olarak belirlenmiş alanda fonksiyonel olarak yer alabileceği, bu doğrultuda 1/5000 ölçekli nazım imar planının, 1/100000 ölçekli çevre düzeni planına uygun olduğu belirlenmiş ise de; dava konusu taşınmazın imar uygulaması sonucu oluşmuş bir parsel olması ve üzerinde kat mülkiyetli yapıların bulunması nedeniyle Çevre Düzeni Planının 7.9. maddesinde "İmar uygulaması görmüş olan alanlarda, imar planlarında verilmiş hakları çerçevesinde uygulamalara devam edilir." hükmüne uygun olmadığı, bu yönü ile 1/100000 ölçekli çevre düzeni planına aykırı olduğu, aynı zamanda Mersin Büyükşehir Belediye Meclisinin 12.02.2009 tarih ve 70 Sayılı kararı ile onaylanan önceki 1/5000 ölçekli nazım imar planında "Kıyı Bandı Rekreasyon Alanı" olarak planlı ve plan notlarında; "4.2- Kıyı Bandı rekreasyon alanında mevcut imar hakları geçerlidir." şeklindeki mülkiyet hakkını koruyan hükmün kaldırılarak “Rekreatif Alan” olarak planlanmasının fonksiyonel anlamda kamu yararı taşısa da, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve hukuk normlarına uygun olmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle Mersin 2. İdare Mahkemesi'nce verilen dava konusu işlemin iptaline ilişkin 15/05/2019 gün ve E:2018/852, K:2019/464 Sayılı kararın; davalı idare vekilince, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da, ilave ve revizyon nazım imar planında önerilen rekreatif alan kararının çevre düzeni planı kararlarına uygun olduğu ve kamu yararı içerdiğinin açıkça belirtildiği, buna rağmen bu tespitle çelişkili oluşturacak şekilde mülkiyet hakkının korunmadığı yolunda tespitlerde bulunulduğu, çelişkili olan bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağı, planların onaylanmasına ilişkin sürecin şehircilik ilkeleri, kamu yararı ve planlama esaslarına uygun olduğu iddialarıyla istinaf yolu ile kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davalı idarenin istinaf talebinin reddi gerektiği savunulmuştur.
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
KARAR: 3194 Sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde nazım imar planı; varsa bölge ve çevre düzeni planlarına uygun olarak hali hazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları gösteren ve uygulama imar planının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen detaylı bir raporla açıklanan ve raporu ile beraber bir bütün olan plan olarak tanımlanmıştır.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin "İmar planı revizyonu ve ilaveleri" başlıklı 25. maddesinde "(1) İmar planlarının ihtiyaca cevap vermediği veya uygulamasının mümkün olmadığı durumlar ile üst kademe plan kararlarına uygunluğunun sağlanması amacıyla planın tamamının veya plan ana kararlarını etkileyecek bir kısmının yenilenmesi için bu Yönetmelikte belirtilen ilke, esas ve standartlara uygun olarak imar planlarında revizyon yapılır. " hükmüne yer verilmiştir.
2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Kamu yararı" ana başlığı altında kıyılardan yararlanma hakkını düzenleyen 43. maddesinde: "Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkan ve şartları kanunla düzenlenir." hükmü yer almıştır. Anayasanın anılan hükmüyle kıyılardan yararlanmak için kıyı alanının belirlenmesi yeterli görülmemiş, kıyıların kara yönünde devamı olan ve onu çevreleyen sahil şeridinden yararlanmada öncelikle kamu yararının gözetilmesi gerektiği belirtilmiş, bu alanların kullanılış amaçlarına göre derinliğinin ve kişilerin bu yerlerden yararlanma olanak ve koşullarının yasayla düzenlenmesi öngörülmüştür.
3621 Sayılı Kıyı Kanununun 4. maddesinde sahil şeridi; kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak en az 100 metre genişliğindeki alan olarak tanımlanmış; aynı Kanunun 5. maddesinde; sahil şeritlerinde yapılacak yapıların kıyı kenar çizgisine en fazla 50 metre yaklaşabileceği, yaklaşma mesafesi ve kıyı kenar çizgisi arasında kalan alanların, ancak yaya yolu, gezinti, dinlenme, seyir ve rekreaktif amaçla kullanılmak üzere düzenlenebileceği belirtildikten sonra aynı Kanunun 6. maddesinde kıyıların, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olduğu, 8. maddesinde de, uygulama imar planı bulunmayan alanlardaki sahil şeritlerinde, 4. maddede belirtilen mesafeler içinde hiçbir yapı ve tesis yapılamayacağı, uygulama imar planı bulunan yerlerde duvar, çit, parmaklık, tel örgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamayacağı ve moloz, toprak, curuf, çöp gibi kirletici ve çevreyi bozucu etkisi olan atık ve artıklar dökülemeyeceği, kazı yapılamayacağı belirtilmiş, ancak bu alanlarda; uygulama imar planı kararıyla altı ve yedinci maddede belirtilen yapı ve tesislerle birlikte toplum yararına açık olmak şartıyla konaklama hariç günü birlik turizm yapı ve tesislerinin yapılabileceği hüküm altına alınmıştır.
3621 Sayılı Kıyı Kanununun geçici maddesinde ise bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce mevzuat hükümlerine uygun olarak onanmış ve kısmen veya tamamen yapılaşmış 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının sahil şeritleri ile ilgili hükümlerinin geçerli olduğu belirtilmiştir.
Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesinde, sahil şeridi tanımlanırken sahil şeridinin birinci bölümünün, sadece açık alanlar olarak düzenlenen yeşil alan, çocuk bahçesi, gezinti alanları, dinlenme ve bu Yönetmelikte tanımlanan rekreaktif alanlardan ve yaya yollarından oluşan, kıyı kenar çizgisinden itibaren, kara yönünde yatay olarak 50 metre genişliğinde belirlenen alan olduğu, ikinci bölümünün, sahil şeridinin birinci bölümünden sonra kara yönünde yatay olarak en az 50 metre genişliğinde olmak üzere belirlenen ve üzerinde sadece Kanunun 8. maddesinde ve bu Yönetmelikte tanımlanan toplumun yararlanmasına açık günü birlik turizm yapı ve tesisleri, taşıt yolları, açık otoparklar ve arıtma tesislerinin yer aldığı bölüm olduğu belirlenmiş; Yönetmeliğin 5. maddesinde de, kıyıların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu, kıyıların, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açık olduğu, kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararının gözetildiği vurgulanmıştır.
3621 Sayılı Kıyı Kanununun geçici maddesi uyarınca düzenlenen Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesinin kısmi yapılaşma ile ilgili fıkrasında:
"a) Belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında; 11 Temmuz 1992 tarihinden önce belirli bir kullanım amacına dayalı olarak onaylanmış 1/1000 ölçekli mevzi imar planlarının kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde 100 metrelik kesim içerisindeki imar adalarında; üzerinde yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan plan ve mevzuata uygun olarak tamamlanmış yapılar ile ruhsat alınarak en az su basman seviyesinde inşaatı tamamlanmış yapıların bulunduğu parsellerin sayısının veya kullanılan toplam taban alanının imar adasındaki toplam parsel sayısının veya toplam alanın yüzde ellisinden fazla olması durumudur. Üzerinde birden fazla yapı yapılması mümkün olan parseller, en az su basman seviyesinde inşaatı tamamlanmış olmak kaydı ile taban alanı veya yapı sayısı itibariyle bu kapsamda değerlendirilir.
b-) Kentsel ve kırsal yerleşmelerde; meskun ve gelişme alanlarını kapsamak yerleşmenin mevcut ve projeksiyon nüfusuna dayalı gerekli tüm kullanım ve fonksiyonları içermek üzere hazırlanmış ve 11 Temmuz 1992 tarihinden önce onaylanmış uygulama imar planlarının kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde 100 metrelik bandı içerisinde kalan kesiminde yer alan imar adalarının sayısının yüzde ellisinden fazlasında, (a) bendindeki tanıma uygun yapılaşma olması durumudur. Aksi halde (a) bendi hükümleri geçerlidir.
c-) Turizm alan ve merkezlerinde; Turizm Bakanlığınca 11 Temmuz 1992 tarihinden önce onaylanmış turizm amaçlı uygulama imar planlarının, kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde 100 metrelik bandı içerisinde kalan kesimindeki imar adalarının yüzde ellisinden fazlasında, (a) bendindeki tanıma uygun yapılaşma olması durumudur. Aksi halde (a) bendi hükümleri geçerlidir.
d-) Turizm alan ve merkezlerinde, turizm dışı kullanımlara yönelik olarak hazırlanmış ve 11 Temmuz 1992 tarihinden önce onaylanmış uygulama imar planlarının ilgi ve kapsamına göre (a) veya (b) bentlerindeki tanımlara uygun yapılaşmış olması durumudur." kuralları yer almıştır.
Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri uyarınca kıyılarda ve 100 metrelik sahil şeridinde kamu yararının gözetileceği, sahil şeridinin ilk 50 metrelik kısmının hiçbir şekilde yapılaşmaya açılamayacağı ve bu alanlarda sadece kamu yararına uygun düzenlemelerin yapılabileceği açıktır.
Kanuna, Kıyı Kanunundan önce oluşmuş hakların nasıl ve hangi ölçüler içinde korunabileceğini belirlemek için geçici madde eklenmiş ve buna uygun olarak Yönetmelikle kısmi yapılaşma tanımlanmış ve mevcut hakların sınırları belirlenmiştir.
Yönetmelik maddelerinde yer alan bu düzenleme göz önüne alındığında, daha önce kanunla belirlenmiş hakların korunması ve kişilerin mağdur edilmemesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Ancak imar hukukunda, kazanılmış hak kavramı ile ilgili olarak belli bir ölçütün, Kıyı Kanununun amacına uygun olarak belirlenmesi zorunludur. Kanun ve Yönetmelik hükmüne göre kısmi yapılaşma olması durumunda kazanılmış hak; anılan yapıların mevcut haliyle korunmasına ilişkin olup, daha sonra yapılacak imar planlarında 100 metrelik sahil şeridinin Kıyı Kanununa uygun olarak planlanması ve yeni yapılaşmaların Kıyı Kanununa uygun olması gerektiği kuşkusuzdur.
Bu durumda Kanunla, önceden var olan haklar sınırsız olarak korunmadığından, Kıyı Kanununun çıktığı tarih itibariyle oluşan hakkın daha sonra yapılan imar planlarında da aynen korunması mümkün olmadığı gibi söz konusu 100 metrelik sahil şeridinin Kanunda belirtildiği şekilde imar planıyla kamunun yararlanmasına açılması zorunluluk arz etmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden, Mersin ili, Mezitli ilçesi, 3715 parselde bulunan taşınmazın rekreatif alan olarak planlanmasına dair 1/5000 ölçekli revizyon nazım imar planının onaylanmasına ilişkin 06/02/2018 tarih ve 91 Sayılı Mersin Büyükşehir Belediye Meclisi kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için Mahkemece yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; "Dosyada mevcut tapu suretine göre 3715 numaralı parsel üzerinde kat mülkiyeti tesis edildiği, ana gayrimenkulün niteliğinin 1 numaralı Bağımsız Bölüm Tripleks Villa ve Arsası, 1/6 arsa paylı bağımsız bölümün niteliğinin Tripleks Villa olduğu, dava konusu alanın, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 03.04.2017 tarihinde onaylanan Mersin Adana Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı revizyonunda "Kentsel ve Bölgesel Yeşil ve Spor Alanı" olarak planlanmış alanda kaldığı, Mersin-Adana Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı kararları doğrultusunda Mersin İl sınırlarını kapsayan Mersin Büyükşehir Belediye Meclisinin 18.08.2017 tarihli ve 825 Sayılı meclis kararı ile onaylanan ve yürürlüğe giren Mersin İli 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planın da ise üst ölçekli plandaki kullanım kararlarına uygun olacak şekilde "Kentsel ve Bölgesel Yeşil ve Spor Alanı" olarak planlanmış alanda kaldığı, Mersin Büyükşehir Belediye Meclisinin 12.02.2009 tarih ve 70 Sayılı kararı ile onaylanmış (dava konusu nazım imar planından önceki) "Mersin Büyükşehir Belediyesi 1/5000 ölçekli İlave ve Revizyon Nazım İmar Planı (II. BölgeI. I.Etap)"nda "Kıyı Bandı Rekreasyon Alanı" olarak planlı olduğu, plan notlarında; "4.2- Kıyı Bandı rekreasyon alanında mevcut imar hakları geçerlidir." hükmünün bulunduğu, Mersin Büyükşehir Belediye Meclisinin 06.02.2018 tarih ve 91 Sayılı kararı ile kabul edilen Akdeniz – Toroslar – Yenişehir ve Mezitli İlçeleri 1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planı revizyonunda dava konusu taşınmazın "Rekreatif Alan" olarak belirlenmiş alanda kaldığı, plan kararında "Rekreatif Alan" kullanımının 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında "Kentsel ve Bölgesel Yeşil ve Spor Alanı" olarak belirlenmiş alanda fonksiyonel olarak yer alabileceği, bu doğrultuda 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planının 1/100000 ölçekli Çevre Düzeni Planına uygun olduğu, diğer taraftan dava konusu taşınmazın imar uygulaması sonucu oluşmuş bir parsel olması ve üzerinde kat mülkiyetli yapıların bulunması nedeniyle Çevre Düzeni Planının 7.9. maddesinde "İmar uygulaması görmüş olan alanlarda, imar planlarında verilmiş hakları çerçevesinde uygulamalara devam edilir." hükümlerine uygun olmadığı, bu yönü ile 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planına aykırı olduğu, dava konusu taşınmazda kat mülkiyeti tesis edilmiş olmasıyla, 3194 Sayılı İmar Kanunu ve ilgili yönetmeliklerine uygun olarak ilgili idaresinden yapı ruhsatı alındığı ve aynı şekilde yapı ruhsatına uygun şekilde yapının tamamlanıp yapı kullanma izin belgesi alınarak tapu ve kadastro işlemlerinin tamamlandığı, yapının varlığının tapu kayıtlarına işlendiği, bir önceki nazım imar planı ile taşınmazın mevcut hali (kat mülkiyeti tesis edilmiş) dikkate alınmadan kullanım kısıtlılığı getiren "Rekreatif Alan" olarak planlanması için kamu yararı ile birlikte mevcut durumu gözeten, mevcut yapılı çevre ile uyumu amaçlayan bir gerekçenin varlığının bulunması gerektiği, 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı Plan Açıklama raporu ve Plan notlarında davaya konusu taşınmazın “Rekreatif Alan” olarak ayrılmasının gerekçesi belirtilmediği, dava konusu yerin konum itibariyle Kıyı Kenar Çizgisi ile 3. Derece Arkeolojik Sit Alanı arasında kalması nedeniyle konunun 3621 Sayılı Kıyı Kanunu ve Uygulama Yönetmeliği açısından da değerlendirilmesi suretiyle yapılan incelemede; 3621 Sayılı Kıyı Kanunu ve Uygulama Yönetmeliği hükümleri uyarınca kısmi yapılaşma bulunması durumunun, hesaba konu alanda; 11 Temmuz 1992 tarihi itibariyle mevcut onaylı imar planı bulunması, bu plana ve mevzuata uygun olarak tamamlanmış yapılar ile ruhsat alınarak en az su basman seviyesinde inşaatı tamamlanmış yapıların bulunduğu parsellerin sayısının veya kullanılan toplam taban alanının imar adasındaki toplam parsel sayısının veya toplam alanın yüzde ellisinden fazla olması durumu olarak açıklandığı, Mezitli Belediye Başkanlığının 25/03/2015 tarihli raporunda Mezitli yerleşiminde, kısmi yapılaşma oranının yapı adası büyüklüğü yönünden %79,92 olduğunun belirlendiği, bu doğrultuda, 11 Temmuz 1992 tarihi itibariyle Mezitli ilçesi uygulama imar planı sınırları dahilinde kısmi yapılaşma bulunduğu, dava konusu taşınmazın yaklaşık 60 mt. kuzeybatısında 330 k/ha yoğunluk meskun konut alanı olarak planlanmış alanlar olduğu, dava konusu taşınmazın mevcut hali göz önüne alınarak söz konusu alanla bütünleşik olarak değerlendirilmesinin uygun olacağı, bu haliyle, yapılan plan revizyonu ve sonucunda dava konusu taşınmaza getirilen plan kararının teknik ve nesnel gerekçelere dayanmadığı, kazanılmış mülkiyet hakkına müdahale getirdiği, Mersin Büyükşehir Belediye Meclisinin 06.02.2018 tarih ve 91 Sayılı kararı bir önceki Nazım İmar planında (Mersin Büyükşehir Belediye Meclisinin 12.02.2009 Tarih ve 70 Sayılı kararı onaylanan) “Kıyı Bandı Rekreasyon Alanı” olarak planlı ve plan notlarında; “4.2- Kıyı Bandı rekreasyon alanında mevcut imar hakları geçerlidir.” hükmü mevcut olduğu, dava konusu işlemle mülkiyet hakkını koruyucu söz konusu hükmün kaldırılarak “Rekreatif Alan” olarak planlanmasının fonksiyonel anlamda kamu yararı taşıdığı, ancak şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve hukuk normlarına uygun olmadığı, yine Mersin Büyükşehir Belediye Meclisinin 31.07.2018 tarih ve 560 Sayılı kararı ile 12.10.2018 tarihli ve 700 Sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın "Rekreatif Alan" olarak planlanmasının fonksiyonel anlamda kamu yararı taşıdığı, ancak şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve hukuk normlarına uygun olmadığı" yönünde görüş belirtilmiştir.
İdare mahkemesince, bilirkişi raporundaki tespitler esas alınarak rekreatif alan kullanımının, çevre düzeni planında kentsel ve bölgesel yeşil ve spor alanı olarak belirlenmiş alanda fonksiyonel olarak yer alabileceği, bu doğrultuda dava konusu nazım imar planının 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planına uygun olduğu belirlenmiş ise de, dava konusu taşınmazın imar uygulaması sonucu oluşmuş bir parsel olması ve üzerinde kat mülkiyetli yapıların bulunması nedeniyle rekreatif olan olarak planlanmasının, Çevre Düzeni Planının 7.9.maddesinde, "İmar uygulaması görmüş olan alanlarda, imar planlarında verilmiş hakları çerçevesinde uygulamalara devam edilir." hükmüne uygun olmadığı, bu yönü ile Çevre Düzeni Planına aykırı olduğu, aynı zamanda bir önceki Nazım İmar planında (Mersin Büyükşehir Belediye Meclisinin 12.02.2009 Tarih ve 70 Sayılı kararı onaylanan) “Kıyı Bandı Rekreasyon Alanı” olarak planlı ve plan notlarında; “4.2- Kıyı Bandı rekreasyon alanında mevcut imar hakları geçerlidir.” hükmünün mevcut olduğu, dava konusu işlemle mülkiyet hakkını koruyucu söz konusu hükmün kaldırılarak “Rekreatif Alan” olarak planlanmasının fonksiyonel anlamda kamu yararı taşıdığı, ancak şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve hukuk normlarına uygun olmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmişse de;
Söz konusu Çevre Düzeni Planının 7.9. maddesinde "1/100.000 ölçekli il çevre düzeni planının onayından önce onaylanmış nazım imar planları ve uygulama imar planlarının, bu plan kararlarına ve hükümlerine aykırı olmayan karar ve hükümleri geçerlidir. İmar uygulaması görmüş olan alanlarda, imar planlarında verilmiş hakları çerçevesinde uygulamalara devam edilir.” hükmüne yer verilmiş olup, bu plan notunun bir bütün halinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda il çevre düzeni planı onaylanmadan önce yürürlüğe giren imar planlarına göre imar uygulaması görmüş alanlarda alt ölçekli imar planlarına göre uygulamaya devam edilebilmesi için, il çevre düzeni planının onayından önce onaylanmış nazım imar planları ve uygulama imar planlarının, il çevre düzeni plan kararlarına ve hükümlerine aykırı olmaması şarttır. Aksi halde, il çevre düzeni planı ile ulaşılması hedeflenen amaçların gerçekleşmesi mümkün olmayacağı gibi, plan hiyerarşisi de bozulacaktır. Bu nedenle dava konusu taşınmazın imar uygulaması sonucu oluşmuş bir parsel olması ve üzerinde kat mülkiyetli yapıların bulunmasının bu alanlarda ilanihaye imar planlaması yapılamayacağı anlamına gelmeyeceği, çevre düzeni planı kararlarına uygun alt ölçekli planların ihtiyaçlara göre her zaman yapılabileceği, öte yandan dava konusu Mezitli ilçesi, 3715 parselin konum itibariyle kıyı kenar çizgisi ile 3. Derece arkeolojik sit alanı arasında kaldığı, bu nedenle dava konusu taşınmazla ilgili olarak 3621 Sayılı Kıyı Kanunu ve Uygulama Yönetmeliği hükümlerinin uygulama alanı bulacağı, uyuşmazlık bu açıdan incelendiğinde, rekreatif alanların, niteliği gereği kamu yararı taşıyan kentsel sosyal donatı alanı özelliğinde olan kullanımlar olduğu, bilirkişi raporunda da taşınmazın bulunduğu bölgenin rekreatif alan olarak planlanmasının fonksiyonel anlamda kamu yararı taşıdığının belirtildiği dikkate alındığında, dava konusu alanda kısmi yapılaşma oluştuğu açık olsa da, dava konusu revizyon nazım imar planında kıyı bölgesinin, Kıyı Kanunu uyarınca ve 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının amaç, hedef ve stratejileri doğrultusunda, tüm bölgeye hizmet verecek şekilde kamunun kullanımına açık rekreatif alan olarak belirlenmesinin, kamu yararına, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygun olduğu, bu kapsamda tesis edilen dava konusu revizyon nazım imar planında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüyle Mersin 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 15/05/2019 gün ve E:2018/852, K:2019/464 Sayılı kararın KALDIRILMASINA, davanın REDDİNE, dava aşamasına ilişkin 2.313,20-TL yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idare tarafından istinaf aşamasında yapılan 190,80-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 1.700,00-TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine, artan posta ücretinin talep edilmesi halinde derhal, talep edilmemesi halinde ise kararın kesinleşmesinden sonra mahkemesince taraflara iadesine, 2577 Sayılı Kanun'un 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere 26.02.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)