(2577 S. K. m. 2) (657 S. K. m. 125, 134, 135)
İSTEMİN ÖZETİ: N... İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde şube müdürü olan davacının, açılan soruşturma neticesinde sübuta erdiği ve 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin 1. fıkrasının B-(d) alt bendinde düzenlenen "Hizmet dışında Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak" fiili kapsamında olduğu değerlendirilen eylem karşılığında kınama cezası öngörülmüş ise de, aynı Kanun maddesinin 3. fıkrası gözetilerek bir derece hafif olan "Uyarma" cezasıyla tecziyesine ilişkin 11/10/2018 tarih ve E.19032536 Sayılı davalı idare işleminin iptali istemiyle açtığı davada; dava konusu işlemin iptali yolundaki 30/04/2019 tarih ve E:2019/33, K:2019/507 Sayılı Bursa 3. İdare Mahkemesi kararının, davalı idare tarafından; usulüne göre yürütülen soruşturma neticesinde davacıya atfedilen eylemin sabit bulunduğu, bir devlet memurunun mesai saatlerinin gerek içinde gerekse dışında statüsüne uygun hareket etmesi gerektiği, dolayısıyla sabit bulunan eylem karşılığında uygulanan disiplin cezasında hukuka aykırılıktan söz edilemeyeceği ileri sürülerek, kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdare Dava Dairesince, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava; N. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde şube müdürü olan davacının, açılan soruşturma neticesinde sübuta erdiği ve 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin 1. fıkrasının B-(d) alt bendinde düzenlenen "Hizmet dışında Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak" fiili kapsamında olduğu değerlendirilen eylem karşılığında kınama cezası öngörülmüş ise de, aynı Kanun maddesinin 3. fıkrası gözetilerek bir derece hafif olan "Uyarma" cezasıyla tecziyesine ilişkin 11/10/2018 tarih ve E.19032536 Sayılı davalı idare işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
İlk derece Mahkemesince "... davacının, oğluna yapılan muamele karşısında tepki verdiği, ancak olayın davacının isteği ve kontrolü dışında ve muhatap olduğu kişilerce büyütüldüğü dikkate alındığında, davacının eyleminin hizmet dışında Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranış olarak değerlendirilemeyeceği ..." gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri" başlıklı 134. maddesinde; "Disiplin ve soruşturma işlerinde kanunlarla verilen görevleri yapmak üzere Kurum merkezinde bir Yüksek Disiplin Kurulu ile her ilde, bölge esasına göre çalışan kuruluşlarda bölge merkezinde ve kurum merkezinde ayrıca Milli Eğitim müdürlüklerinde birer Disiplin Kurulu bulunur. Bu kurulların kuruluş, üyelerinin görev süresi, görüşme ve karar usulü, hangi memurlar hakkında karar verebilecekleri ve disiplin amirlerinin tayin ve tespitinde uygulanacak esaslar ile bunların yetki ve sorumlulukları gibi hususlar Cumhurbaşkanınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." hükmüne; "İtiraz" başlıklı 135. maddesinde; "Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna itiraz edilebilir. İtirazda süre, kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren yedi gündür. Süresi içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir. İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarını vermek zorundadır. İtirazın kabulü hâlinde, disiplin amirleri kararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilirler. Disiplin cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabilir." hükmüne yer verilmiştir.
Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 3. paragrafında ise; "Hakkında disiplin soruşturması yürütülen Devlet memurunun üyesi olduğu sendikanın temsilcisi de bu maddede belirtilen disiplin ve yüksek disiplin kurullarında yer alır..." hükmü kurala bağlanmıştır.
Öte yandan; 2577 Sayılı İdari Yargılama Usülü Kanunu'nun 2 maddesinin 1-(a) bendinde sayılan hukuka aykırılık sebeplerinden "yetki" ve "şekil" unsurlarının, dava konusu işlemin tesisinde izlenecek usül hükümleri; "sebep", "konu" ve "maksat" unsurlarının ise işlemin tesisine yol açan maddi olay yönüyle uyuşmazlığın hukuki denetimine imkan sağladığı açıktır.
Bir uyuşmazlıkta "Usül" hükümlerine ilişkin hukuka aykırılık sebebi bulunduğu takdirde; idare organı, idari yargı merciince verilen kararın gerekçesi doğrultusunda işlem tesis etme hususunda "bağlı yetki" içerisinde olduğu için kararda belirtilen usuli aykırılıkları gidermek suretiyle maddi olayı yeniden değerlendirme imkanına kavuşacağı gibi usüli eksiklikleri gidermek suretiyle yeni bir işlem tesis ettiği sırada belki de davacı lehine olacak şekilde yeni bir karar alması da ihtimal dahilindedir.
Ancak aynı Mahkeme kararında maddi olayın esasına ilişkin hukuki değerlendirmelere ve gerekçelere yer verildiğinde; usul hükümleri çerçevesinde yeniden işlem tesis edecek olan idarenin, maddi olayı yeniden değerlendirmesi sonucunda davacı lehine bir husus tespit etse dahi, içinde olduğu bağlı yetki nedeniyle Mahkeme gerekçesinde belirtilenden farklı bir işlem tesis etmesi mümkün değildir.
Böyle bir durumdaysa; maddi olayı usulüne uygun şekilde değerlendirecek olan idarenin "takdir yetkisinin" kaldırılmasına veya kısıtlanmasına yol açılacağı izahtan varestedir.
Bu bağlamda; disiplin cezalarına itirazları değerlendirecek olan disiplin kurullarının oluşumunu düzenleyen kuralların da, disiplin cezalarına yönelik usüli hükümlerden biri olduğu aşikardır.
Somut olayda ise; kendisine uygulanan disiplin cezasına karşı yaptığı idari itirazın disiplin kurulunca reddi üzerine bakılmakta olan davayı açan davacı tarafından, özetle "22/04/2008 tarihinden bu yana bir sendikaya üye olduğu" belirtilmesine karşın, davalı idarenin savunmasında "MEBBİS kayıtlarında davacının sendika üyeliğine dair bir kayıt bulunmadığı" cihetiyle bir açıklama yoluna gittiği ancak bu hususun aksini ispatlamak üzere herhangi bir somut delil ortaya koymadığı görülmektedir.
Dosya içeriğindeki bilgi ve belgeler, yukarıdaki mevzuat hükümleri ve açıklamalar ile birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu disiplin cezasının uygulanması sürecinde, davacı tarafından yapılan idari itirazı değerlendirecek olan Bursa İl Milli Eğitim Disiplin Kurulunda davacının üyesi olduğu sendika temsilcisine yer verilmemiş olmasının, dava konusu disiplin cezası açısından hukuka aykırılık sebebi teşkil edecek düzeyde asli bir şekil eksikliği anlamına geldiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; yukarıda izah edilen usuli sebep nedeniyle dava konusu disiplin cezasında hukuka uygunluk; işin esasına ilişkin bir gerekçeyle verilmiş olan istinaf konusu kararda ise sonucu itibariyle isabetsizlik bulunmamaktadır.
Öte yandan; iş bu kararımız üzerine usulüne uygun şekilde teşekkül ettirilecek disiplin kurulunun da davacının itirazı hakkında menfi bir karar alması halinde, davacı tarafından yeniden dava açılabileceği de tabiidir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, Bursa 3. İdare Mahkemesi'nin 30/04/2019 tarih ve E:2019/33, K:2019/507 Sayılı kararı hakkında yapılan istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçe ile reddine, istinaf aşamasında yapılan 85,20- TL yargılama giderinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, istinaf aşamasındaki posta gideri avansından varsa artan kısmın mahkemesince ilgilisine iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu mahkemeye gönderilmesine, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45/6. ve 46. maddeleri uyarınca temyizi kabil olmamak üzere kesin olarak, 30/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)