İSTEMİN KONUSU: Ankara 20. İdare Mahkemesince verilen 17/12/2018 gün ve E:2018/2650, K:2018/1350 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 28.03.2018 tarih ve 2018/9143 sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalındığı iddia olunan tüm parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 20. İdare Mahkemesince; davacının, Bylock iletişim sistemini kullandığının tespit edildiği, örgüte iltisaklı Bank.... isimli banka hesabındaki mevduatında 2014 yılından itibaren artış meydana getirdiği, bu verilerin yanı sıra örgüte müzahir yayın organına muhtelif ödemelerde bulunduğu, örgüte müzahir okulda veli kaydının olduğu davacının bu eylemlerinin FETÖ/PDY ile normal bir vatandaştan beklenebilecek olandan daha yoğun bir ilişki içerisine girdiğini ortaya koyduğu, bu durumun davacının FETÖ/PDY ile bağı olduğu şeklinde değerlendirilmesinin makul ve hakkaniyete uygun düştüğü, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu işlem hukuka uygun bulunduğundan özlük ve parasal hak talebinin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, somut olayda, ölünceye kadar süreceği için geçici nitelikte olmayan kamu görevinden çıkarma işleminin, darbe girişimi ile ilgisi olmayan kamu görevlileri açısından, durumun gerektirdiği türden bir tedbir olmayıp, Anayasanın 15. ve 121. maddeleri ile AİHS'nin 15. maddesine aykırı olduğu, OHAL KHK'lerinin hiçbiri TBMM tarafından süresinde onanmamış olup, tüm KHK'lerin Anayasanın açıkça öngördüğü şekil şartlarına riayet edilmeden uygulandığı, her iki husus dava dilekçesinde açıkça ileri sürülmesine ve davanın sonucunu açıkça etkileyebilecek birer argüman olmasına rağmen, ilk derece mahkemesi kararında hiçbir şekilde incelenmeden dava reddedildiği için, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği, masumiyet karinesinden yararlanma hakkının ihlal edildiği, dava konusu işlemle ölçülülük ilkesine aykırı hareket edildiği, yine bağımsız mahkeme ilkesine aykırı hareket edildiği, Bylock verilerinin yasa dışı delil olup, hiçbir yargılamada kullanılamayacağı, MİT'in Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği Bylocka ilişkin hard disk ve flaş bellekin, bugüne kadar, talep etmelerine rağmen, onbinlerce sanıktan hiçbirine verilmediği, bu hususun ise çekişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerini ihlal ettiği, Bank ....ya dair şahsının kişisel verilerinin ilk olarak hiçbir mahkeme kararı olmadan, yasa dışı şekilde polis tarafından ele geçirildiği ve kullanıldığı, kaldı ki iddia edildiği gib, Bank Asyaya para yatırma işleminin örgüt liderinin talimatıyla yapıldığı iddiasının doğru olduğu varsayılsa dahi, işlemin kendisinin tamamen yasal olduğu, hiçbir suçun kapsamına girmediği, .... Medyaya yaptğı ödemenin, abonesi olduğu, bir gazetenin abone bedelini ödemekten ibaret olduğu, bir şirket, hastane, dernek, vakıf, sendika veya bakanlıktaki ya da bankadaki bilgilerin kişisel veri niteliğinde olup, özel hayatın kapsamıda ve koruması altında olduğu, sadece mahkeme kararı ile elde edilebileceği, ayrıca satın alınan gazete veya derginin karşılığı olarak yapılan para ödemesinin, işlendiği zaman tamamen yasal bir işlem olup, yasal bir işlem cezaya dayanak yapıldığı için kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin de ihlal edildiği, bu nedenle söz konusu verilerin yasa dışı delil olduğu gibi özel hayata saygı hakkının da ihlal edildiği, idare mahkemesinin red kararında dayanılan tüm deillerin, şahsının KHK ile kamu görevinden çıkarıldığı tarihten sonra elde edildiği, bir kişinin aynı suçlamaya dayalı olarak iki kez yargılanıp iki ayrı cezaya mahkum edilemeyeceği, ayrımcılık yasağının ihlal edildiği, Eskişehir 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 6yıl 3 ay ceza aldığı husususun doğru olduğu, lakin gerekçe olarak dernek üyeliği ve banka iddialarının gösterildiği, dernek ve banka iddiaları olan hatta daha fazla hakkında iddia olan yüzlerce kişinin ya beraat ettiği ya da mahkumiyet kararlarının istinaftan döndüğü, itiraz sürecinin devam etmekte olup, kendisine verilen cezanın adil ve hakkaniyetli olmadığı, mutlaka üst mahkemelerden döneceği düşüncesi inancında ve düşüncesinde olduğu, onaylanmamış cezadan dolayı hakkında verilen kararı kabul etmediği, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının Dernekler İl Müdürlüğüne yazdığı yazı ve gelen cevapta herhangi bir derneğe üye olmadığının belirtildiği, ayrıca adına olan GSM hattında Bylock denilen programla ilgili tüm iddiaların çürütülmüş olduğu, 2015-2016 yıllarına ait Bylock kayıtlarının sinyallerinin olduğu Afyon, Ankara ve Kütahya illerinde olmadığı, o tarihlerde Eskişehir ilinde Milli Emlak Müdürlüğünde görevinin başında olduğunu resmi belge ile Eskişehir 4. Ağır Ceza Mahkemesine sunduğu, cezalandırılması ile ilgili mütalaa ve gerekçeli kararda Bylock ifadesinin geçmediği, Bank .... hesabının 1998 yılında açılan bir hesap olduğu, oto alım işi ve ödemeler nedeniyle kullandığı bir hesap olduğu, hesabının açıldığı tarihten itibaren incelenmesi halinde talimat için kullanılmadığının görüleceği, kimseden talimat almadığı, böyle bir ifade de duymadığı, .... Medyaya herhangi bir ödeme yaptığını hatırlamadığı, yapmış ise de daha önce de belirttiği üzere çocuklarının okullarının yapılan deneme sınavları, kitap döküman ve benzeri ödemeleri olduğunu düşündüğü, kaldı ki bu şirketin devlet denetiminde olan bir şirket olduğu, devletin eğitime verdiği destek teşvik bursu ve şehit çocuğu olması nedeniyle yapılan indirim ile çocuklarını dava konusu işlemde belirtilen okullara gönderdiği, hain darbe girişimine kadar okullara eğitim teşviklerinin ödendiği, kaldı ki milletvekili çocukları ve bürokrat çocuklarının da bu okullarda okuduğu, terör örgütü ile iltisaklı olduğu belirtilen kurumda 2005-2012 tarihleri arasında ailesinin geçimini sağlamak maksadıyla çalıştığı 2012 yılında fikir uyuşmazlığı sebebiyle işten çıkarıldığı, 2014 yılı sonunda da sınavsız şehit çocuğu kontenjanından memur olduğu, kamu görevinden çıkarılmasını sağlayan KHK ile anılan KHK'nın onayına ilişkin kanunun Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, davacının adli yardım talebinin kabulü yönünde ilk derece mahkemesince karar verildiği görüldüğünden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335.maddesinin 3.fıkrasında, adli yardımın, hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceğinin belirtilmesi karşında, bu konuda yeniden bir karar verilmeksizin, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Davacı tarafından kamu görevinden çıkarılmasını sağlayan KHK ile anılan KHK'nın onayına ilişkin kanunun Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek Anayasa Mahkemesi'ne götürülmesi istenilmiş ise de; Anayasa'nın 148 ve 152.maddelerinde yer alan kurallar birlikte değerlendirildiğinde bu iddianın ciddi olduğu kanaatine ulaşılamamaktadır.
İstinafa konu idare mahkemesi kararında, davacının Bank ....da bulunan hesap hareketlerinin, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan deliller arasında sayıldığı görülmüştür.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27/06/2019 tarihli E:2018/16-418, K:2019/513 sayılı kararında; "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle ilgili olarak yürütülen soruşturmalar kapsamında, örgüt lideri Fethullah Gülen'in talimatıyla, para toplama ve mali kaynak oluşturma amacıyla, yasal görünüm altında kurulan Bank ....'nın örgütün finans kaynaklarından biri olduğu, 2013 yılı Aralık ayı sonrasında mali olarak zor duruma düşen bu bankanın parasal kaynak yönünden iyi durumda olduğunu göstermek, bankacılık sektöründeki faaliyetlerinin ve böylelikle örgüte para aktarımının devamlılığını sağlamak amacıyla, bizzat örgüt liderinin bankaya para yatırılmasına yönelik 25.12.2013 tarihli çağrısı doğrultusunda, bu çağrıya uyan kişilerce özellikle 2014 yılının başından itibaren gerek bir kısım mal varlıkları elden çıkarılarak, gerekse başka finans kuruluşlarından kredi çekilerek tasarruf ve kâr amacı gözetilmeksizin örgüt yararına para yatırılması, katılım hesapları açılması, döviz ve altın alım satımı gibi işlemler yapıldığının tespit edildiği" belirtilmiştir.
FETÖ/PDY lideri tarafından çağrının yapıldığı 25/12/2013 tarihinden, bankanın TMSF'ye devir edildiği 29/05/2015 tarihine kadar, yeni hesaplar açma, para yatırma ve açılmış olan hesaplardaki mevduat tutarlarını artırma işlemlerine devam edildiği, 29/05/2015 tarihinden sonra hesap açma ve para yatırma işlemlerinin büyük ölçüde azaldığı dikkate alındığında; belirtilen tarih aralığında bankacılık açısından tamamen riskli konuma geldiği bilinebilen bankada yeni hesaplar açırtamanın ve para yatırmanın, Dairemizin çok sayıda kararında vurgulandığı üzere; "eylemlerini bir grubun, örgütün ya da yapının bireysel iletişim, yazılı ve görsel basın, sosyal medya paylaşımları üzerinden gelen mesajları, işaretleri, talimatları veya yönlendirmeleri çerçevesinde belirleme hali" şeklinde tanımlanan iltisak ve irtibat düzeyinde FETÖ/PDY ile ilişkinin varlığını ortaya koyduğu, parası bulunmasa bile başka bankalardan faizli kredi kullanmak suretiyle elde ettikleri kaynakları örgüt liderinin talimatlandırdığı bankaya yatıranların durumunun ise ancak örgüt liderine samimi bir bağ ve örgütle kurulmuş olan kuvvetli irtibat ile izah edilebileceği, FETÖ/PDY liderinin talimatını yerine getirme uğruna maddi varlıklarını ve manevi değerlerini aşındıran bu kişiler bakımından, iltisak ve irtibat düzeyinin ötesine geçildiği açıktır.
Buna karşın Dairemizce; 25/12/2013 tarihinden önce ve 29/05/2015 tarihinden sonra Bank ....'da hesap açtırmanın, tutarı ne olursa olsun para yatırmanın ve diğer bankacılık işlemleri yapmanın, anılan tarih aralığındaki hesap açma ve para yatırma şeklindeki hareketlerin ise; konut, ihtiyaç, araç vb. kredilerin geri ödemesi, kredi kartı ödemesi, okul taksidi ödemesi, sosyal güvenlik prim ödemesi, vergi ödemesi, bireysel emeklilik ödemesi gibi gerçek bir ticari, iktisadi ve beşeri nedenle meydana geldiğinin ortaya konulması halinde iltisak ve irtibat olarak görülemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde yapılan ara kararı sonrasında TMSF tarafından gönderilen cevabi yazı ekinde yer alan CD içerisinde bulunan davacının 62654 ve 55028 müşteri numaraları ile Bank ....'da açılan hesaplarının incelenmesinden;
Davacının 550208 numaralı hesabınının 26.08.1998 tarihinde açıldığı, bahse konu hesabını bu tarihten itibaren düzenli ve sürekli şekilde, telefon kontur yükleme, kredi kartı ödemesi, EFT, havale, otomatik ödeme, katılım hesabı açma gibi işlemler için aktif olarak kullandığı, bu durumda; dava konusu OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kararında, telefon kontur yükleme, kredi kartı ödemesi, EFT, havale, otomatik ödeme, katılım hesabı açma gibi işlemlerden ibaret olan ve olağan bankacılık faaliyeti kapsamında kalan bankacılık işlemlerinin, davacı aleyhine değerlendirilmesinde ve idare mahkemesince, bakılmakta olan davanın reddine gerekçe yapılmasında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Bank.... hesap hareketleri dışındaki gerekçeler ise sabit ve hukuken geçerli olduğundan idare mahkemesi kararının kaldırılması mümkün değildir.
Öte yandan, ilk derece mahkemesince davacının adli yardım talebi kabul edilmiş olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde harçlar, posta giderleri ve vekalet ücretinin yargılama giderleri arasında sayıldığı, aynı Kanunun 335. maddesinin 3.fıkrasında ise adli yardımın, yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet sağladığı ve hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceği yönünde kural getirildiği hususları birlikte dikkate alındığında; vekalet ücreti dahil tüm yargılama giderlerine ilişkin tahsilatın, kararın kesinleşmesinden sonra yapılabileceği, dolayısıyla bu aşamada davacıdan herhangi bir tahsilat yapılamayacağı açık olmakla birlikte İdare Mahkemesi kararında vekalet ücretine ilişkin olarak bu yönde bir belirleme yapılmadığı anlaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Yapılan açıklamalarla birlikte;
1-Ankara 20. İdare Mahkemesi'nce verilen 17/12/2018 gün ve E:2018/2650, K:2018/1350 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2-Anılan kararda ''takdir edilen 1.090,00 TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine'' şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanunun 45.maddesinin 3. fıkrası gereğince; ''takdir edilen 1.090,00 TL vekalet ücretinin iş bu kararın kesinleşmesinden sonra davacı tarafından davalı idareye ödenmesine'' olarak düzeltilmesine,
3- Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
4- Adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan istinaf yargılama giderlerine ait olan istinaf başvuru harcı ve posta giderinin tahsili için karar kesinleştikten sonra mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 21/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)