İSTEMİN ÖZETİ: 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan .... Özel Eğitim Basım Yay. Paz. A.Ş tarafından 2015/7-2016/6 özel hesap dönemi kurumlar vergisi beyannamesi ile 2016/4-6'ncı dönem geçici vergi beyannamesinin verilmemesi nedeniyle takdir komisyonunca belirlenen matrah üzerinden adı geçen kurumun kanuni temsilcisi olan davacı adına Vergi Usul Kanunu'nun 10/5'inci maddesi uyarınca salınan kurumlar vergisi, geçici vergi ve bu vergiler üzerinden kesilen vergi ziyaı cezaları ile Ba-Bs formlarının verilmemesi nedeniyle 2016/4-6,7-9'uncu dönemler için 213 sayılı Kanun'un mükerrer 355'nci maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezalarının kaldırılması istemiyle açılan davayı; dosyanın incelenmesinden, davacının kanuni temsilcisi olduğu .... Özel Eğitim Basım Yay. Paz. A.Ş'nin 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 10.11.2016 tarihinde kapatıldığı, dava konusu 2015/7-2016/6 özel hesap dönemi bir kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ve 2016/04-06'ncı dönem aslı aranmayan kurum geçici vergisi yönünden tarhiyat döneminin ticaret sicilinden terkin öncesine ve davacının kanuni temsilci olduğu döneme ait olduğu, davacının sorumluluğunun devam ettiği dolayısıyla 2015/7-2016/6 dönemi bir kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ve 2016/04-06 dönemi aslı aranmayan kurum geçici vergisi tarhiyatı ile 2016/04-06 dönemi için 213 sayılı Yasanın mük.355 maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu 2016/07-09 dönemi için 213 sayılı Yasanın mük.355 maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezası ise, davacının kanuni temsilcisi olduğu şirketin 670 sayılı KHK istinaden 10.11.2016 tarihinde kapatılması nedeniyle davacının sorumluluğu kapsamında olmadığından hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle kısmen kabul, kısmen reddeden İzmir 4. Vergi Mahkemesi'nin 25/10/2019 tarih ve E:2019/526, K:2019/1436 sayılı kararının redde ilişkin kısmının; davacı tarafından, adı geçen şirket merkezinde Cumhuriyet Savcılığınca arama yapılarak, tüm evraklara el konulduğu, kendisinin de 3.8.2016 tarihinde tutuklandığı, fiili ve hukuki imkansızlık nedeniyle beyannamelerin verilemediği, kaldı ki, şirketin tüm mal varlığına hazine tarafından el konulduğundan, öncelikle vergi borçlarının ödenmesi gerektiği, kabule ilişkin kısmının; davalı idare tarafından, davacının kanuni temsilci olması nedeniyle yapılan tarhiyatın usul ve yasaya uygun olduğu ileri sürülerek kaldırılması ve davanın davacı tarafça kabulüne, davalı idare tarafından reddine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacı tarafından, yasal dayanaktan yoksun bulunan istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 1.Vergi Dava Dairesi'nce gereği görüşüldü;
670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan .... Özel Eğitim Basım Yay. Paz. A.Ş tarafından 2015/7-2016/6 özel hesap dönemi kurumlar vergisi beyannamesi ile 2016/4-6'ncı dönem geçici vergi beyannamesinin verilmemesi nedeniyle takdir komisyonunca belirlenen matrah üzerinden adı geçen kurumun kanuni temsilcisi olan davacı adına Vergi Usul Kanunu'nun 10/5'inci maddesi uyarınca salınan kurumlar vergisi, geçici vergi ve bu vergiler üzerinden kesilen vergi ziyaı cezaları ile Ba-Bs formlarının verilmemesi nedeniyle 2016/4-6,7-9'uncu dönemler için 213 sayılı Kanun'un mükerrer 355'nci maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezalarının kaldırılması istemiyle açılan davayı, kısmen kabul, kısmen reddeden Vergi Mahkemesi kararının taraflarca istinaf yoluyla incelenerek, kaldırılması ve davanın davacı tarafça kabulüne, davalı idarece reddine karar verilmesi istenilmektedir.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun "Tasfiye" başlıklı 17. maddesinin 9 fıkrası 27.03.2018 tarihi itibarıyla 7103 Sayılı Kanunun 74 üncü maddesiyle yürürlükten kaldırılarak, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10'uncu maddesine 27.03.2018 tarihinde yürürlüğe girmek üzere 5'inci fıkra eklenmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10/5'inci maddesinde, tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan mükelleflerin, tasfiye öncesi ve tasfiye dönemlerine ilişkin her türlü vergi tarhiyatı ve ceza kesme işleminin, müteselsilen sorumlu olmak üzere, tasfiye öncesi dönemler için kanuni temsilcilerden, tasfiye dönemi için tasfiye memurlarından herhangi biri adına yapılacağı, limited şirket ortaklarının, tasfiye öncesi dönemlerle ilgili bu kapsamda doğacak amme alacaklarından şirkete koydukları sermaye hisseleri oranında sorumlu olacakları, şu kadar ki bu fıkra uyarınca tasfiye memurlarının sorumluluğunun, tasfiye sonucu dağıtılan tutarla sınırlı olduğu hüküm altına alınmıştır.
Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre tüzel kişilikleri ticaret sicilinden silinerek sona eren şirketlerin, bu tarihten sonra haklara sahip olması, borçlu kılınması, temsili ya da tasfiyeye giriş tarihinden önceki dönemlerle ilgili olsa dahi adlarına vergilendirme yapılması mümkün olmadığından, tüzel kişiliği sona eren ve bu nedenle borçlandırılmasına hukuken imkan bulunmayan kurumların hukuksal varlığının devam ettiği dönemlere ait olup, ikmalen veya re'sen tarhı gereken vergi ve kesilecek cezalardan sorumlu tutulacaklar konusundaki hukuki boşluk, 5520 sayılı Kanun'un 17. maddesine eklenen 9. fıkra ile giderilmiş daha sonra yapılan değişiklikle aynı düzenleme 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesine 5. fıkra olarak eklenmiştir. Dolayısıyla tüzel kişiler adına yapılacak tarhiyatlarda, tüzel kişiliğin tasfiye edilerek, ticaret sicilinden silinmiş olması koşuluyla muhatap; tasfiyeye giriş tarihinden önceki dönemlere ilişkin olarak kanuni temsilciler, tasfiye dönemleri için ise, tasfiye memurlarıdır.
Öte yandan, Türk Ticaret Kanunu'na göre sermaye şirketi olan anonim şirketlerde '' Sona Erme ve Tasfiye'' ile ilgili düzenlemelerin yer aldığı Onuncu Bölüm, 529 'uncu madde de sona erme sebepleri sayılmış, 533'üncü maddenin 1'inci fıkrasında, sona eren şirketin tasfiye hâline gireceği; 2'nci fıkrada, tasfiye hâlindeki şirketin, pay sahipleriyle olan ilişkileri de dâhil, tasfiye sonuna kadar tüzel kişiliğini koruyacağı ve ticaret unvanını "tasfiye hâlinde" ibaresi eklenmiş olarak kullanacağı açıklandıktan sonra tasfiye sürecine ilişkin işlemler ayrıntılı olarak düzenlenerek, 545'inci maddenin 1'inci fıkrasında, tasfiyenin sona ermesi üzerine şirkete ait ticaret unvanının sicilden silinmesi tasfiye memurları tarafından sicil müdürlüğünden isteneceği ve istem üzerine silinmenin tescil ve ilan edileceği hüküm altına alınmıştır. Limited şirketlerlerde de sona ermenin sonuçlarına anonim şirketlere ilişkin hükümlerin uygulanacağı 636/5'inci maddede düzenlenmiştir.
Sonuç olarak, tasfiye ve iflas hallerinde ticaret şirketlerinin mükellefiyetlerinin sona erdirilmesinde süreç Türk Ticaret Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanunundaki işlemler yerine getirilerek, tasfiye edilme veya iflasın kapanması tescil ve ilan edildikten sonra, tüzel kişiliğin ticaret sicili kayıtlarından terkin edilmesiyle gerçekleşmektedir.
Olağanüstü hal kapsamında alınan tedbirlere ilişkin 23 Temmuz 2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesinde, kanun hükmünde kararnameler kapsamında kapatılan kurum ve kuruluşlara ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrağın hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılacağı kurala bağlanmış, kapatılan kurum ve kuruluşların tasfiye işlemleri, Olağanüstü hal kapsamında alınan tedbirlere ilişkin 17 Ağustos 2016 tarih ve 29804 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin "Devir işlemlerine ilişkin tedbirler" başlıklı 5. maddesinde açıklanmış; tüzel kişilerin vergi borçlarının ödenmesinin de öngörüldüğü maddedeki işlemleri yapmaya, usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkili kılınmıştır. 7091 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun 8.3.2018 günlü mükerrer 30354 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.
670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesinde; " (1) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının her türlü taşınır, taşınmaz, malvarlığı, alacak ve hakları ile belge ve evraklarının (devralınan varlık); her türlü tespit işlemini yapmaya, kapsamını belirlemeye, idare etmeye, avans dahil her türlü alacak, senet, çek ve diğer kıymetli evraka ilişkin olarak dava ve icra takibi ile diğer her türlü işlemi yapmaya, devralınan varlıklarla ilgili olup kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle tevsik edilen borç ve yükümlülükleri tespite ve hiçbir şekilde devralınan varlıkların değerini geçmemesi, ek mali külfet getirmemesi, kefaletten doğmaması ve Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY)’ne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla bu varlıkların değerlendirilmesi suretiyle bunları uygun bir takvim dahilinde ödemeye, kapatılan kurum ve kuruluşların taahhüt ve garanti ettiği ancak vermediği mal ve hizmet bedellerinin ödemesini durdurmaya veya ödemeye, tahsili mümkün olmadığı anlaşılan veya tahsilinde ve takibinde yarar bulunmayan hak ve alacaklar ile taahhüt ve garantilerin tahsilinden vazgeçmeye, her türlü sulh işlemini yapmaya, devralınan varlıklarla ilişkili kredi veya gerçek bir mal veya hizmet ilişkisine dayanan borçlar nedeniyle konulmuş ve daha önce kaldırılmış takyidatları kredinin veya borcun ödenebilmesini sağlamak amacıyla kaldırıldığı andaki koşullarla tekrar koydurmaya ve ihyaya, menkul rehinleri dikkate almaya, devralınan varlıklara konulan takyidatların sınırlarını belirlemeye ve kaldırmaya, finansal kiralama dahil sözleşmelerin feshine veya devamına karar vermeye, devralınan varlıkların idaresi, değerlendirilmesi, elden çıkarılması için gerekli her türlü tedbiri almaya, gerektiğinde devralınan varlıkların tasfiyesi veya satışı amacıyla uygun görülen kamu kurum ve kuruluşlarına devretmeye, devir kapsamında olmadığı belirlenen varlıkları iadeye, kapatılanların gerçek kişiye ait olması halinde devralınacak varlıkların kapsamını belirlemeye, tereddütleri gidermeye, uygulamaları yönlendirmeye, bütün bu işlemleri yapmak amacıyla usul ve esasları belirlemeye, vakıflar yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğü, diğerleri yönünden Maliye Bakanlığı yetkilidir.
(2) Bu madde kapsamında devralınan varlıklardan nakit ve diğer hazır değerler emanet, diğer varlıklar ise nazım hesaplarda izlenir. Nazım hesaplarda izlenen varlıklardan elden çıkarılanların tutarı emanet hesaplarına alınır. Ödenmesine karar verilen borçlar bu emanetlerden ödenerek kalan tutar bütçeye gelir kaydedilir.
(3) Kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının bağlı oldukları şirketlerin faaliyetleri sonlandırılarak ticari sicil kayıtları resen terkin edilir. Bunların devralınan varlıkları dışındaki varlıkları da Hazineye bedelsiz devredilmiş sayılır. Bu durumda şirketlere daha önce atanmış kayyımlar tasfiye memuru olarak görevlendirilebilir veya bu şirketlere tasfiye memuru atanabilir. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ve birinci fıkrada yer alan hususları bu şekilde devralınan varlıklar için de uygulamaya Maliye Bakanlığı yetkilidir.
(4) Birinci fıkra kapsamında tespite konu edilebilecek borç ve yükümlülüklere ilişkin olarak hak iddiasında bulunanlarca bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altmış günlük hak düşürücü süre içerisinde ilgili idaresine kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle müracaat edilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak kapatma işlemlerinde ise altmış günlük süre kapatma tarihinden itibaren başlar.
(5) Borçların ödenmesinde; malvarlığının aynından doğan vergi borçları, rehinli alacaklar, çalışanların sigorta primleri, kamu idarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, fon kesintisi, pay gibi borçlar, enerji, iletişim ve su kullanım borçları, çeşidine bakılmaksızın beşyüz Türk Lirasını geçmeyen borçlar ve diğerleri şeklinde sıralama esas alınır.
(6) 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri gereğince kapatılan vakıflara ait olup mülkiyetleri Vakıflar Genel Müdürlüğüne intikal eden taşınmazlar üzerinde bulunan eğitim tesisleri kamu kurum ve kuruluşlarına bedelsiz, özel hukuk tüzel kişilerine ise bedeli karşılığında tahsis edilebilir.
(7) Kamu kurum ve kuruluşları, gerçek ve tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kuruluşlar bu madde kapsamında istenilecek bilgi ve belgeleri onbeş gün içerisinde vermek zorundadır. Bu çerçevede talepte bulunulanlar özel kanunlarda yazılı hükümleri ileri sürerek bilgi ve belge vermekten kaçınamazlar." yolundaki hükümlere yer verilmiştir.
Söz konusu düzenlemenin 3'üncü fıkrasında da, kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının bağlı oldukları şirketlerin faaliyetleri sonlandırılarak ticari sicil kayıtları resen terkin edilmesi durumunda şirketlere daha önce atanmış kayyımlar tasfiye memuru olarak görevlendirilebileceği veya bu şirketlere tasfiye memuru atanabileceği belirtilerek bu şirketlerin tasfiyesinin tamamlanması öngörülmüştür.
İncelenen dosyadan, davacının kanuni temsilcisi olduğu .... Özel Eğitim Basım Yay. Paz. A.Ş'nin 670 sayılı KHK kapsamında 10.11.2016 tarihinde kapatılarak, tüzel kişiliğinin sona erdiği tarihten sonra kurumlar vergisi ve geçici vergi beyannamelerinin verilmemesi nedeniyle takdir komisyonuna sevk edildiği ve takdir komisyonunca belirlenen matrah üzerinden adı geçen şirketin kanuni temsilcisi olan davacı adına 2015/7-2016/6 özel hesap dönemi için re'sen vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi tarhiyatı ile 2016/4-6'ncı dönem için vergi ziyaı cezalı geçici vergi tarhiyatı yapıldığı ve Ba-Bs formlarının verilmemesi nedeniyle 2016/4-6,7-9'uncu dönemler için 213 sayılı Kanun'un mükerrer 355'nci maddesi uyarınca özel usulsüzlük cezası kesildiği ancak adı geçen şirkete tasfiye memuru atanmadığı, tasfiye işlemlerine başlanmadığı ve tasfiyenin gerçekleştirildiği yolunda bir iddiada bulunulmadığı, bilgi ve belge sunulmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesinde öngörülen tasfiyeye ilişkin işlemler yerine getirilmeden tasfiyenin sona erdiğinin kabulünün mümkün olmaması ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10/5'inci maddesinde öngörülen asıl mükellefin tasfiye edilme koşulunun gerçekleşmemesi karşısında davacının kanuni temsilcisi olduğu şirketin ticaret sicilinden terkin edildiği tarihten sonra takdir komisyonuna sevk edilerek, beyanname verilmemesi nedeniyle yapılan tarhiyattan ve kesilen cezalardan davacının sorumlu tutulması hukuken mümkün olmadığından, davacı adına yapılan vergi ziyaı cezalı tarhiyatlarda ve kesilen özel usulsüzlük cezalarında hukuka uygunluk görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İzmir 4. Vergi Mahkemesi'nin 25/10/2019 gün ve E:2019/526, K:2019/1436 sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, davacı adına 2015/7-2016/6 özel hesap dönemi için re'sen salınan vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile 2016/4-6'ncı dönem için salınan vergi ziyaı cezalı geçici vergi ve tarhiyatı yapıldığı ve 2016/4-6,7-9'uncu dönemler için kesilen özel usulsüzlük cezalarının kaldırılmasına, davalı idarenin istinaf başvurusunun ise reddine, aşağıda dökümü yapılan 283,10 TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, davalı idare tarafından yapılan 76,00 TL yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, yatırılan posta gideri avansından artan tutarın Mahkemesi'nce H.M.K'nun 333. maddesi uyarınca yatırana iadesine, 04/03/2020 tarihinde oybirliğiyle kesin olmak üzere karar verildi. (¤¤)