(5233 S. K. m. 4, 5, 6, 9, 10, 11, Geç. m. 4) (2577 S. K. m. 7, 10)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, ikamet ettiği Şırnak ili, Beytaşşebap ilçesi, .... Köyü'nden yaşanan terör olaylarından dolayı göç etmek zorunda kaldığından bahisle uğranılan zararın tazmin edilmesi talebiyle 5233 Sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurunun reddine ilişkin 17/02/2015 tarihli, 73/01/2015/325 Sayılı Şırnak Valiliği Zarar Tespit Komisyonu işleminin, Mardin İdare Mahkemesi'nin 23/02/2016 tarih ve E:2015/2262, K:2016/632 Sayılı kararı ile iptal edilmesi üzerine anılan Mahkeme kararının yerine getirilmesi istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada; Mardin İdare Mahkemesince verilen iptal kararı üzerine davalı idarece gecikmesizin işlem tesisi cihetine gidilmediği, işbu davanın açıldığı tarih itibariyle de Zarar Tespit Komisyonu tarafından Mahkeme kararının uygulanması tahtında tesis edilmiş herhangi bir işlemin bulunmadığı, bu durumda, Mardin İdare Mahkemesi'nce verilen iptal kararının uygulanması kapsamında davalı idarece bahsi geçen köyün yerleşim açısından güvenli bir yer olup olmadığı ve halen köyde yaşayan kimsenin bulunup bulunmadığı, köyün teröre müzahir bir bölgede olup olmadığı, yeniden yerleşime açılıp açılmadığı, iddia edildiği gibi davacının anılan köyde bir malvarlığının bulunup bulunmadığı, bunlar üzerinde bir zarar meydana gelip gelmediği, varsa zarar kalemlerinin neler olduğu konusunda ayrıntılı bir araştırma ve inceleme yapılarak, köyün terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle boşaltıldığı ve halen boş olduğu hususu doğrulandıktan ve ulaşılamadığı iddia edilen mal varlığının bulunduğu mahalde gerekirse keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldıktan sonra, varsa ilgilinin somut ve güncel zararlarının zilyetlik, ferdi mülkiyet, iştirak halinde mülkiyet ve müşterek mülkiyet durumları da dikkate alınarak hisse/ler oranında tespiti cihetine gidilmesi gerekirken, Mahkeme kararının uygulanması kapsamında yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda Mardin 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 22/01/2019 gün ve E:2017/4398, K:2019/57 Sayılı kararın; ortada zımnen ret işlemi bulunmadığı, başvuruların geliş tarihine göre sıraya alınarak değerlendirildiği, 5233 Sayılı Kanun'un 6.maddesindeki süre düzenlemesinin hızlı karar alınmasını sağlama amacıyla öngörülen bir süre olduğu, 5233 Sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden önce gerçekleşen zararlar için aynı Kanunun geçici 4.maddesi gereğince 30.05.2008 tarihine kadar, kanun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki zararlar için ise olayın öğrenilmesinden itibaren 60 gün içinde ve herhalde 1 yıl içinde başvuru yapılması gerektiği, başvurunun süresi içinde yapılmadığı, hak düşürücü sürenin aşılması nedeniyle davanın süre yönünden reddedilmesi gerektiği, yaşanan olaylarda binlerce ev ve işyerinin zarar gördüğü, Komisyonun çalışma kapasitesinin sınırlı olduğu, buna rağmen yoğun bir mesai harcanarak başvuruların değerlendirildiği, zımnen ret işlemine karşı dava yoluna gitmenin ne davacı ve ne de kamu açısından bir yarar sağladığı, komisyona yapılan bir çok başvuruda gerekli bilgi ve belgenin sunulmaması zararların tespit edilmesini ve keşif yapılmasını imkansız hale getirdiği, sosyal devlet olma gereklerinin devlet üzerine aşırı yük oluşturarak devleti mali anlamda işlevsiz kılacak şekilde yorumlanmaması gerektiği ileri sürülerek, istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava; davacının, ikamet ettiği Şırnak ili, Beytaşşebap ilçesi, .... Köyü'nden yaşanan terör olaylarından dolayı göç etmek zorunda kaldığından bahisle uğradığı zararın tazmin edilmesi talebiyle 5233 Sayılı Kanun kapsamında yaptığı başvurunun reddine ilişkin işleme karşı açtığı davada verilen iptal kararının yerine getirilmesi maksadıyla yaptığı başvurunun zımnen reddi işleminden kaynaklanmıştır.
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde; dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; bu sürelerin, idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı; adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde ise, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra işlemeye başlayacağı hükme bağlandıktan sonra aynı Kanunun 10.maddesinde; '' 1. İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. 2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştay’a, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler.'' hükümlerine yer verilmiştir.
Öte yandan; 27.07.2004 tarih ve 25535 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5233 Sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemek amacıyla kabul edilmiş, uyuşmazlıkların sulh yoluyla çözümlenmesini amaçlayan, bu haliyle alternatif çözüm yöntemi öngören ve taraflara seçimlik hak sunan idari bir usul kanunu olup; söz konusu Kanunun 4. maddesinde; "Zarar tespit komisyonları illerde; bu Kanun kapsamında yapılacak başvurular üzerine on gün içinde kurulur. Komisyon, bir başkan ve altı üyeden oluşur. Valinin görevlendireceği vali yardımcısı komisyonun başkanı; maliye, bayındırlık ve iskân, tarım ve köyişleri, sağlık, sanayi ve ticaret konularında uzman ve o ilde görev yapan kamu görevlilerinden vali tarafından belirlenecek birer kişi ile baro yönetim kurulunca baroya kayıtlı olanlar arasından görevlendirilecek bir avukat komisyonun üyesidir. Komisyonun başkan ve üyeleri her yıl ocak ayının ilk haftasında yeniden belirlenir. Eski üyeler yeniden görevlendirilebilirler. İş yoğunluğuna göre aynı ilde birden fazla komisyon kurulabilir." kuralı yer almış, bu Komisyonların görevlerini belirleyen 5. maddesinde; zarar görenin veya mirasçılarının başvurusu halinde Yasa kapsamına giren bir zararın bulunup bulunmadığını tespit etmek ve kamu kurum ve kuruluşlarınca uygulanmış projelerin, zararın giderilmesine katkılarını araştırmak bu görevler arasında sayılmış; devamında gelen 6. maddesinde; "Zarar gören veya mirasçılarının veya yetkili temsilcilerinin zarar konusu olayın öğrenilmesinden itibaren altmış gün içinde, her hâlde olayın meydana gelmesinden itibaren bir yıl içinde zararın gerçekleştiği veya zarar konusu olayın meydana geldiği il valiliğine başvurmaları hâlinde gerekli işlemlere başlanır. Bu sürelerden sonra yapılacak başvurular kabul edilmez. Komisyon, zarar görenlerce yapılacak her başvuru ile ilgili çalışmalarını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde tamamlamak zorundadır. Zorunlu hâllerde, bu süre vali tarafından üç ay daha uzatılabilir. Dava açma süresi içinde yapılan başvuru, nihaî işlem sonucunun ilgiliye tebliğine kadar genel hükümlere göre dava açma sürelerini durdurur." hükmü yer almış, 12.maddesinde ise; "Komisyon, doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 8. maddeye göre belirlenen zararı, 9. maddeye göre hesaplanan yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerindeki nakdî ödeme tutarını, 10. maddeye göre ifa tarzını ve 11. maddeye göre mahsup edilecek miktarları dikkate alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan sulhname tasarısının örneği davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir. Davet yazısında hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu belirtilir. Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde, bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından imzalanır. Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş sayılması hâllerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye gönderilir. Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır. " hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davacının, Şırnak ili, Beytüşşebap ilçesi, .... Köyünde ikamet etmekte iken yörede meydana gelen terör olayları nedeniyle göç etmek zorunda kaldığı ve köye dönüşün halen mümkün olmadığından bahisle malvarlığına ulaşamamaktan kaynaklı zararlarının 5233 Sayılı Kanun kapsamında tazmini talebiyle yaptığı başvurunun süresinde olmadığı gerekçesiyle Şırnak Valiliği Zarar Tespit Komisyonunun 17/02/2015 tarihli, 73/01/2015/325 Sayılı işlemi ile reddedildiği, davacı tarafından bu işlemin iptal istemiyle açılan davada Mardin İdare Mahkemesince verilen 23.02.2016 tarih ve E:2015/2262, K:2016/632 Sayılı iptal kararının uygulanması maksadıyla 16.03.2017 tarihinde yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine, söz konusu zımni ret işleminin iptali istemiyle işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bir idari başvurunun cevap verilmemek suretiyle zımnen reddi işlemi ile tesis edilen açık bir işlem ile reddi arasında idari davaya konu edilebilmeleri bakımından herhangi bir farklılık bulunmamakla birlikte, zımni ret işleminde başvurunun reddedilme sebebi ya da sebepleri (işlemin sebep unsuru) bilinmediğinden, yargısal inceleme yapan mahkemece, idari başvuruya konu talep unsurlarının yasal düzenleme gereği ilgili idarece inceleme ve değerlendirmeye tabi tutulması gerekip de bu yönde inceleme ve değerlendirme yapılmamış olunması işlemin iptalini gerektirecek mahiyette bir sakatlık olarak kabul edilip, bu yönüyle hukuken elverişli olan bir veya birkaç sebebe dayanılarak zımni ret işleminin iptaline karar verilebilmesi mümkün iken, açık ret işleminde başvurunun ret sebebi ya da sebepleri ortaya konulmuş ve idari başvuruya konu talep unsuları idarece inceleme ve değerlendirmeye tabi tutulmuş ise, idari başvurunun idarece ortaya konulan reddedilme sebeplerinin doğruluğunun ve hukuka uygunluğunun yargısal inceleme yapan mahkemece değerlendirilip, irdelenmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlık konusu olayda; davacı tarafından uygulanması talep edilen mahkeme kararında, davacının başvurusunun süresinde olduğu, idarece işin esası hakkında inceleme yapılması gerektiği gerekçesiyle iptal karar verildiği, bu kararın uygulanması istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine açılan işbu davada mahkemece köyün güvenli olup olmadığı ve davacının köyde malvarlığı bulunup bulunmadığı yönünde davalı idarece inceleme ve araştırma yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile zımni ret işleminin iptaline karar verilmişse de; istinafa konu kararın verilmesinden önce ilgili Zarar Tespit Komisyonu tarafından tesis edilen 28.12.2018 tarih ve 73/01/2018/11135 Sayılı işlem ile mahkemenin iptal kararı üzerine yeniden yapılan değerlendirme neticesinde uzaktan algılama yöntemi ve mahalli bilirkişilerin beyanları doğrultusunda uydu üzerinden yapılan keşif sonucu davacıya ait herhangi bir malvarlığı bulunmadığının tespit edilmesi sebebiyle başvurunun reddedildiği görülmüştür.
Bu durum karşısında; idare mahkemesince, işlemin yargılama sürecinde 28.12.2018 tarih ve 73/01/2018/11135 Sayılı komisyon kararı ile ortaya çıkan bu sebep unsuru yönünden hukuki değerlendirme ve irdeleme yapılması gerekirken, bu yönde bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan verilen kararda hukuki isabet bulunmamıştır.
Diğer yandan; .... köyü merkezi ile bu köye bağlı mezraların (mahallelerin) terör olayları nedeniyle boşalan/boşaltılan köy ve mezralardan (mahallelerden) olup olmadığı, başvuru dönemi itibariyle köye geri dönüş için asgari güvenlik ortamının sağlanıp sağlanmadığı hususundaki nihai değerlendirmenin, gerek ilgili yerlere yapılacak ara kararı ile dosyaya girecek bilgi ve belgeler ve gerekse de aynı konuda Dairemizce verilen kararlar da dikkate alınarak mahkemece yapılacağı açıktır.
Öte yandan; ilk derece mahkemesi sıfatıyla uyuşmazlığa bakan idare mahkemesince işlemin dava sürecinde orta çıkan sebep unsuru gözardı edilerek, bu yönde hukuki inceleme ve değerlendirme yapılmamış olması kararın oluşumunu etkileyen esaslı bir noksanlık olduğundan ve bu hususta doğrudan üst derece mahkemesince ilk kez yargılama yapılarak bir hükme varılması, kanunun öngördüğü iki aşamalı yargısal denetime aykırılık teşkil ettiğinden, ilk derece yargısal denetimin gerçekleştirilmesi için dosyanın idare mahkemesine gönderilmesi gerekmektedir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun kabulüyle Mardin 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 22/01/2019 gün ve E:2017/4398, K:2019/57 Sayılı kararın kaldırılmasına, 2577 Sayılı Kanun'un 45/5. maddesi uyarınca yukarıdaki hususlar gözetilerek işin esası hakkında mahkeme heyetince yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ait olduğu mahkemeye gönderilmesine, Mahkemece yeniden verilecek kararla birlikte yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından, bu hususta ayrıca hüküm tesisine gerek bulunmadığına, 22/01/2020 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. (¤¤)