(3194 S. K. m. 5, 8) (2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacının hisseli maliki olduğu, Antalya İli, Kepez İlçesi, .... Mahallesi, 27843 ada, 76 Sayılı parseli de kapsayan alanda, Antalya Büyükşehir Belediye Meclisinin 10/07/2017 tarihli, 594 Sayılı kararı ile kabul edilen Merkez 5 İlçe (Aksu, Döşemealtı, Kepez, Konyaaltı, Muratpaşa) ve Serik İlçeleri Kapsamında Hazırlanan 1/25.000 Ölçekli Nazım İmar Planının söz konusu parsele yönelik kısmının iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davada; dava konusu 1/25.000 Ölçekli Nazım İmar Planının, davacının parseli özelinde üst ölçekli Çevre Düzeni Planına aykırı olduğu anlaşılmış olup, 3194 Sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesi hükmü gereğince alt ölçekli planların üst ölçekli planlarda belirlenen planlama ana ilkelerine, stratejilerine ve kararlarına uyumlu olması zorunluluğu bulunduğundan bu hükme aykırı olarak tesis edilen davaya konu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle Antalya 4. İdare Mahkemesi'nce verilen dava konusu işlemin iptaline ilişkin 19/03/2019 gün ve E:2017/1160, K:2019/176 Sayılı kararın; davalı idare vekilince, söz konusu bölgeye ilişkin alınan plan kararlarının planlama ilkeleri ve mevzuat açısından herhangi bir aykırılık teşkil etmediği, imar planlarının kural olarak değişmezliğinin esas olduğu ancak kamu yararının gerektirdiği hallerde planlarda değişik yapılabileceği, dava konusu plan revizyonunun kamu yararı doğrultusunda gerçekleştirilmiş olup işlemin iptalini gerektirecek bir hususun bulunmadığı ileri sürülerek istinaf yolu ile kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararının mevzuata uygun olduğu, İstinaf talebinin reddi ile kararın onanması gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
KARAR: 3194 Sayılı İmar Kanunu'nun 5. maddesinde, nazım imar planı; varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan; uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; Antalya İli, Kepez İlçesi, .... Mahallesi, 27843 ada, 76 Sayılı parselde bulunan davacıya ait taşınmaza ilişkin olarak, Antalya Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 10.07.2017 tarih ve 594 Sayılı kararı ile onaylanan 1/25.000 ölçekli nazım imar planının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Olayda, Antalya 4. İdare Mahkemesi'nin 13/04/2018 tarihli kararı ile mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesi üzerine, anılan karar uyarınca yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan 03/09/2018 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan Aksu, Döşemealtı, Kepez, Muratpaşa, Konyaaltı, Serik ilçelerine ait dava konusu 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planı, Antalya Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 10/07/2017 tarih ve 594 Sayılı kararı ile onaylanmıştır. Söz konusu nazım imar planında dava konusu parselin büyük kısmı "Yüksek Öğretim Alanı (Ü)", küçük bir kısmı "Birinci Derece Yol" kullanımında kalmaktadır. Dava kapsamında; uyuşmazlığa konu 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planında dava konusu parsele ilişkin alınan "Yüksek Öğretim Alanı (Ü)" kullanım kararının, 2017 yılında onaylanan üst ölçekteki 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliğindeki "Kentsel Yerleşik Alan" kullanım kararına uygun olup olmadığı değerlendirilmelidir. Değerlendirmede öncelikle birbirine yakın ifadeler olan ve kimi zaman karıştırılabilen 'Kentsel Yerleşme Alanı' ile 'Kentsel Yerleşik Alan' tanımlarının netleştirilmesi bakımından 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının Tanımlar başlıklı hükümlerine başvurulabilir. Buna göre, 4.8 numaralı plan hükmünde 'Kentsel Yerleşme Alanları: Bu planla gösterilmiş/belirlenmiş kentsel yerleşik alanlar ve kentsel gelişme alanlarını birlikte ifade eder.' şeklinde, 4.6 numaralı plan hükmünde ise, 'Kentsel Yerleşik Alanlar: Büyükşehir ve/veya İl, İlçe, İlk Kademe ve Belde belediye sınırları içerisinde kalan, içinde boş alanları barındırsa da büyük oranda yapılaşmış alanlardır.' şeklinde tanımlanmıştır. Tanımlardan anlaşılacağı gibi, Kentsel Yerleşme Alanı, hem Kentsel Yerleşik Alanı hem de Kentsel Gelişme Alanını kapsayan bir ifadedir. Kentsel Yerleşik Alan ifadesi ise büyük oranda yapılaşmış alanları anlatmaktadır. Ayrıca söz konusu planın 5.22 numaralı plan hükmünde, 'Bu planda kentsel yerleşme alanı olarak tanımlanmış alanlarda, eğitim tesisleri, sağlık tesisleri, yeşil alanlar, kamu kurum alanları, trafo vb. sosyal ve teknik alt yapı alanları ile ticaret alanları, konut alanları, küçük sanayi alanları, turizm tesis alanları, konut dışı kentsel çalışma alanları vb. çalışma alanları yer alabilir. Yapılanma koşulları alt ölçekli planlarda belirlenecektir.' denilmektedir. "Kentsel yerleşme alanı"nın aynı zamanda "kentsel yerleşik alanı" da içerdiği göz önüne alındığında, bu hükmün kentsel yerleşik alanlar için de geçerli olduğu söylenebilir. Dava konusu bağlamında değerlendirildiğinde, uyuşmazlığa konu 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planında dava konusu parsel için getirilen "Yüksek Öğretim Alanı" kararının 5.22 numaralı plan hükmündeki "eğitim tesisleri" kapsamında değerlendirilemeyeceği düşünülmektedir. Diğer bir ifadeyle, çevre düzeni planının lejantında "Üniversite Alanı", "Büyük Alan Kullanışları" başlığı altında ele alınmıştır (eğer üniversite alanı, "kentsel yerleşme alanı" kapsamında "eğitim tesisi" olarak düşünülseydi böyle ayrı bir lejanta gerek duyulmazdı) ve bu tanımlar çevre düzeni planının plan hükümlerinde ayrıca açıklanmıştır: '4.21 Üniversite Alanları: Yüksekokul, Lisans, Lisansüstü Eğitim, Araştırma-Bilgi Üretim ve İletişim Merkezi işlevlerini yüklenen ve içerisinde Tekno-Parkların da yer alabileceği alanlardır.'; '4.65. Büyük Alan Kullanımı Gerektiren Kamu Kuruluş Alanları: Kent bütününe hizmet eden ve içerisinde kamu hizmet birimlerinin yer aldığı alanlardır.' Dava konusu 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planının plan hükümlerinde ise; 'Yüksek Öğretim Alanı', 'Kentsel ve Bölgesel Sosyal Altyapı Alanları' başlığı altında ele alınmıştır: '7.10. Yüksek Öğretim Alanı, 7.10.1. Bu alanlarda; üniversitelerin yüksekokul, lisans, lisansüstü eğitim tesisleri, bu tesislere ilişkin sosyal ve kültürel tesisler ve idari kullanımlar, öğrenci yurtları ve yerleşke içi konaklamaya yönelik lojmanlar ve alt ölçekli imar planlarında yer alması kaydıyla teknopark, teknokent, teknoloji gelişim merkezleri yapılabilir.' denilmektedir. Ayrıca, dava konusu nazım imar planında öngörülen büyüklükteki yüksek Öğretim alanının, çevre düzeni planı ölçeğinin ayrıntı düzeyi ve kapsamı gereği bu ölçekte gösterilip gösterilemeyeceği de değerlendirilmelidir. Bunun için aynı çevre düzeni planında üniversite alanı olarak gösterilmiş yakın büyüklükteki herhangi bir üniversite alanı kıyaslanarak değerlendirme yapılabilir. Örneğin söz konusu çevre düzeni planının N 25 numaralı paftasında yer alan ve gösterilen Bucak Üniversite Alanı büyüklüğü ile dava konusu alanda nazım imar planında öngörülen Yüksek Öğretim Alanı büyüklüğü karşılaştırıldığında; Bucak Üniversite Alanının 13,5 hektar, dava konusu alanda nazım imar planında öngörülen Yüksek Öğretim Alanının 22,1 hektar olduğu saptanmıştır. Bucak Üniversite Alanı çevre düzeni planında gösterildiğine göre, bu alandan daha büyük olan dava konusu nazım imar planında öngörülen "Yüksek Öğretim Alanı"nın da çevre düzeni planında gösterilmesi gerekirdi. Dava konusu nazım imar planında öngörülen Yüksek Öğretim Alanı üst ölçekteki çevre düzeni planında Üniversite Alanı olarak değil de Kentsel Yerleşim Alanı olarak gösterildiği için, davaya konu nazım imar planının üst ölçekli çevre düzeni planı değişikliğine uygun olmadığı değerlendirilmektedir. Buna göre; davacı vekilleri tarafından, davacının maliki olduğu Antalya ili, Kepez ilçesi, .... Mahallesi, 27843 ada 76 Sayılı parseli kapsayan alanda Antalya Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 10/07/2017 tarih ve 594 Sayılı kararı ile alınan Merkez 5 ilçe (Aksu, Döşemealtı, Kepez, Konyaaltı, Muratpaşa) ve Serik ilçeleri kapsamında hazırlanan 1/25.000 ölçekli nazım imar planının kabulü kararının iptali istemiyle Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na karşı açılan davada; Uyuşmazlığa konu nazım imar planında dava konusu parselin büyük kısmının "Yüksek Öğretim Alanı (Ü)", küçük bir kısmının "Birinci Derece Yol" kullanımında kaldığı, Dava konusu 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planından önceki planlar Mahkeme kararlarıyla iptal edildiği için, alanın, öncesinde plansız durumda olduğu, bu nedenle dava konusu parselin önceki durumu / kullanım kararı açısından bir değerlendirme yapılamadığı, Davaya konu nazım imar planında alan için davacı parseline getirilen "Yüksek Öğretim Alanı" ve "Birinci Derece Yol" kararının bölge açısından olumlu sonuçlar doğuracağı, Uyuşmazlığa konu 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planında dava konusu parsel için getirilen "Yüksek Öğretim Alanı" kararının 5.22 numaralı plan hükmündeki "eğitim tesisleri" kapsamında değerlendirilemeyeceği, "Üniversite Alanı" lejantıyla tanımlanması gerektiği, ayrıca, dava konusu nazım imar planında öngörülen büyüklükteki yüksek Öğretim alanının çevre düzeni planı ölçeğinde gösterilebileceği, dolayısıyla, dava konusu nazım imar planında öngörülen "Yüksek Öğretim Alanının" üst ölçekteki çevre düzeni planında "Üniversite Alanı" olarak değil de "Kentsel Yerleşim Alanı" olarak gösterilmesi nedeniyle davaya konu nazım imar planının üst ölçekli çevre düzeni planı değişikliğine uygun olmadığı, dolayısıyla davaya konu 1/25.000 ölçekli nazım imar planının dava konusu parsel özelinde imar mevzuatına, planlama tekniğine, şehircilik ilkelerine uygun olmadığı, nazım imar planlarının kapsadıkları alan ve amaçları açısından üst ölçekteki çevre düzeni planı ile alt ölçekteki uygulama imar planından farklılık gösterdiği, bu nedenle nazım imar planı bulunmayan yerleşimlerin planlı ve kontrollü kentsel gelişimlerini sağlamak için bu planın yapılmasının zorunlu olduğu, dava konusu nazım imar planında alanda ayrılan Yüksek Öğretim Alanı ve Birinci Derece Yol kullanımının bölge ve kente hizmet verecek bir kullanım olduğu, bu kullanım kararlarının kamusal nitelikli olması, toplum yararını sağlaması ve mülkiyet hakkı kullanımını süresiz olarak sınırlamaması nedeniyle kamu yararı taşıdığı," görüşü belirtilmiştir.
Anılan bilirkişi raporuna istinaden Antalya 4. İdare Mahkemesi'nin 19/03/2019 gün ve E:2017/1160 K:2019/176 Sayılı kararı ile; dava konusu 1/25.000 Ölçekli Nazım İmar Planının, davacının parseli özelinde üst ölçekli Çevre Düzeni Planına aykırı olduğu anlaşılmış olup, 3194 Sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesi hükmü gereğince alt ölçekli planların üst ölçekli planlarda belirlenen planlama ana ilkelerine, stratejilerine ve kararlarına uyumlu olması zorunluluğu bulunduğundan bu hükme aykırı olarak tesis edilen davaya konu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin (dava konusu parselin tamamı yönünden) iptaline karar verildiği görülmüş ise de;
Yukarıda da özeti aktarılan bilirkişi raporuna bakıldığında, dava konusu planda uyuşmazlık konusu 76 numaralı parselin bir kısmının yükseköğretim kurumu alanında, diğer kısmının ise birinci derece yol alanında kaldığı, bilirkişi raporunda yüksek öğretim alanı olarak planlanan kısmın 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planına aykırı olduğu yönünde görüş belirtildiği, birinci derece yol alanı olarak düzenlenen kısım açısından üst ölçekli plana veya şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına aykırı bir durum bulunduğu yönünde tespitte bulunulmadığı, bilakis parselin birinci derece yol alanı olarak planlanan kısmında kamu yararı bulunduğu, bölge ve kente hizmet verecek bir kullanım olduğu, bölge açısından olumlu sonuçlar doğuracağı, ayrıca bu kısmın 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planındaki kentsel yerleşik alan kararıyla uyumlu olduğu görüş ve tespitlerine yer verildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, dava konusu parselin anılan kısımları bakımından istinafa konu kararın ve dava konusu işlemin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir.
Dava konusu taşınmazın yüksek öğretim alanına ilişkin kısmı bakımından idare mahkemesince iptal kararı verilmesinde karar sonucu ve gerekçe yönünden hukuka ve usule aykırı bir durum bulunmadığından, 2577 Sayılı Kanun'un 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca bu kısma yönelik istinaf başvurusunun reddi gerektiği anlaşılmıştır.
Dava konusu taşınmazın planda birinci derece yol alanı olarak planlanan kısmına gelince, yukarıda bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere parselin bu kısmına yönelik plan kararının üst ölçekli plana uygun olduğu, getirdiği kullanım kararı yönünden taşınmazın bulunduğu bölge için kamu yararı amacına uygun olduğu, işlemin bu kısmında şehircilik-planlama ilkelerine aykırı bir durum bulunmadığı ve davanın bu kısmının reddi gerekirken aksi yöndeki idare mahkemesi kararının bu kısmında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin istinaf başvurusunun dava konusu planın uyuşmazlık konusu taşınmazın yüksek öğretim alanı olarak düzenlenen kısmı yönünden reddine, uyuşmazlık konusu taşınmazın birinci derece yol alanı olarak düzenlenen kısmı yönünden ise kabulüne, Antalya 4. İdare Mahkemesi'nin 19/03/2019 gün ve E:2017/1160, K:2019/176 Sayılı iptal kararının taşınmazın birinci derece yol alanına ilişkin kısmının kaldırılmasına, davanın planın uyuşmazlık konusu taşınmazın birinci derece yol alanı olarak düzenlenen kısmı yönünden reddine, aşağıda dökümü gösterilen davacı tarafından ilk derece aşamasında yapılan 2.484,90-TL yargılama giderinin takdiren yarısı olan 1.242,45-TL'lik kısmının davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, kalan 1.242,45-TL'lik kısmının ise davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarece istinaf ve yd itiraz aşamalarında yapılan 328,50-TL yargılama giderinin yine takdiren yarısı olan 164,25-TL'lik kısmının Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre duruşmalı işler için belirlenen 2.590,00-TL vekalet ücreti ile birlikte davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, kalan 164,25-TL'lik kısmının ise davalı idare üzerinde bırakılmasına, davacı lehine idare mahkemesi kararında vekalet ücretine hükmedildiğinden ve kararın bir kısmına yönelik istinaf başvurusu da reddedildiğinden davacı lehine yeniden vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, artan posta ücretinin talep edilmesi halinde derhal, talep edilmemesi halinde ise kararın kesinleşmesinden sonra mahkemesince resen taraflara iadesine, 2577 Sayılı Kanun'un 46/1-f maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 14/01/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)