(2709 S. K. m. 23) (667 S. KHK. m. 5)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, umuma mahsus pasaportunun iptal edilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada; 667 sayılı KHK ile davacıya yönelik milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı nedeniyle hakkında kamu görevinden çıkarılmasına yönelik işlem tesis edildiği, bu hüküm karşısında yürütme organına herhangi bir yetki tanınmadığı açık olduğundan, davacının umuma mahsus pasaportunun iptal edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak Ankara 5. İdare Mahkemesi'nce verilen 12/03/2019 gün ve E: 2018/1447, K: 2019/570 sayılı kararın, davacı vekili istinaf başvuru dilekçesi ile; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10.İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
DAVA KONUSU İSTEM:
Dava; davacı vekili tarafından, davacının umuma mahsus pasaportunun iptal edilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Ankara 5 nci İdare Mahkemesinin 12/03/2019 tarih 2018/1447 Esas 2019/570 Karar sayılı kararı ile; davacının 667 sayılı KHK ile davacıya yönelik milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı nedeniyle hakkında kamu görevinden çıkarılmasına yönelik işlem tesis edildiği, bu hüküm karşısında yürütme organına herhangi bir yetki tanınmadığı açık olduğundan, davacının umuma mahsus pasaportunun iptal edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF EDENİN İDDİALARI:
Davacı istinaf başvurusu dilekçesi ile; 667 Sayılı KHK'nın 5 nci maddesinin bu olayda uygulanmasının mümkün olmadığı, davacının KHK ile ihraç edildiği, gerek Anayasa Mahkemesi gerekse İdare Mahkemelerinin görevinden çıkartılmayı idari işlem saymadığı, davacı hakkında 667 sayılı KHK uyarınca tesis edilmiş bir işlem olmadığı, davacı hakkında açılmış bir soruşturma ve kovuşturmanın bulunmadığı, pasaportun iptali yönündeki söz konusu geçici tedbirin kalıcı bir olağan dönem işlemi haline gelmesini gerektirir bir durum olmadığı, OHAL tedbirlerinin geçici olduğu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi il güvence altına alınan haklarında ihlal edildiği, idarenin eyleminin başvurucunun özel hayatına müdahale niteliğinde olduğu ileri sürülerek kararın, istinaf kanun yolu ile kaldırılması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:
Davacının KHK ile ihraç edildiği, KHK ile kamu görevinden çıkartılanların pasaportlarının iptaline dair 6749 sayılı Kanunun 5 nci maddesine herhangi bir atıf yapılmaması nedeniyle pasaportlarının tekrar geçerli hale getirilmesi ve kendilerine yeni bir pasaport tanzim edilmesinin mümkün olmadığı, davacının istinaf talebinin reddi gerektiği savunulmuştur.
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dava; davacı vekili tarafından, davacının umuma mahsus pasaportunun iptal edilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
GEREKÇE:
29.10.2016 tarihi 29872 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1.maddesinde; "1-Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir. 2- Birinci fıkra gereğince kamu görevinden çıkarılan kişilerin, mahkûmiyet kararı aranmaksızın, rütbe ve/veya memuriyetleri alınır ve bu kişiler görev yaptıkları teşkilata yeniden kabul edilmezler; bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemezler, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; bunların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bunların silah ruhsatları, gemi adamlığına ilişkin belgeleri ve pilot lisansları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından onbeş gün içinde tahliye edilir. Bu kişiler özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamazlar. Bu kişiler hakkında bakanlıkları ve kurumlarınca ilgili pasaport birimine derhal bildirimde bulunulur. Bu bildirim üzerine pasaport birimlerince pasaportlar iptal edilir. 3-Birinci fıkra kapsamında kamu görevinden çıkarılanlar, varsa uhdelerinde taşımış oldukları büyükelçi, vali gibi unvanları ve müsteşar, kaymakam ve benzeri meslek adlarını ve sıfatlarını kullanamazlar ve bu unvan, sıfat ve meslek adlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamazlar." şeklinde düzenlenmiştir.
Anayasa'nın “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlığını taşıyan 13.maddesi "Temel hak ve hürriyetler, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün, millî egemenliğinin, Cumhuriyetin, millî güvenliğin, kamu düzeninin, genel asayişin, kamu yararının, genel ahlâkın ve genel sağlığın korunması amacı ile ve ayrıca Anayasanın ilgili maddelerinde öngörülen özel sebeplerle, Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak kanunla sınırlanabilir. Temel hak ve hürriyetlerle ilgili genel ve özel sınırlamalar demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamaz ve öngörüldükleri amaç dışında kullanılamaz. Bu maddede yer alan genel sınırlama sebepleri temel hak ve hürriyetlerin tümü için geçerlidir” şeklinde düzenlenmiştir.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının "Yerleşme ve seyahat hürriyeti" başlıklı 23.Maddesinde; "Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir. Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak; seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlemesini önlemek; amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir. Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hakim kararına bağlı olarak sınırlanabilir. Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkında yoksun bırakılamaz." hükümleri amirdir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü bünyesinde mühendis olarak görev yapmakta iken 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname gereğince adına ekli listelerde yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarıldığı, 02.05.2018 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne gitmek üzere havaalanına geldiği sırada pasaportunun iptal edildiğinin bildirildiği ve bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı hakkında pasaportuna tahdit şerhi konulmasına dair dayanağın ekli listede adının bulunması nedeniyle 675 sayılı KHK'nin 1.maddesi olduğu, zira davacı hakkında FETÖ ile ilgili herhangi bir soruşturmanın ve kovuşturmanın bulunmadığı, hakkında FETÖ nedeniyle tesis edilmiş bir işlem de olmadığı anlaşıldığından, 6749 sayılı yasanın (667 sayılı KHK'nın) 5.maddesinin söz konusu bu uyuşmazlıkla ilgisinin bulunmadığı, bu hususunda idarenin 01.11.2016 tarihli yazısı ile doğrulandığı, bu nedenle uyuşmazlığın 675 sayılı KHK'nin 1.maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Seyahat hürriyetinin kısıtlanmasında temel hüküm, "Temel Hak Ve Hürriyetlerin Sınırlanması" başlıklı Anayasanın 13 ncü maddesi olup, ancak Anayasa'nın 15 nci maddesine göre Olağanüstü hal de özel kısıtlamalar getirilebileceği, bu kısıtlama ile olağanüstü hal sürecince seyahat hürriyetinin kısmen veya tamamen durdurulmasının mümkün olduğu, ancak bu kısıtlama için yasal temele ihtiyaç bulunduğu açıktır. İnsan hak ve hürriyetine dair belgelerdi seyahat hürriyeti, üst derecede güvenceye alınmış bir insan hürriyeti olarak tanımlanmıştır.
İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesine Ek 4 numaralı Protokol'ün 2 nci maddesinin 2.bendine göre; "Herkes, herhangi bir ülkesi, kendisininki dahil olmak üzere, terk etmekte serbesttir." hükmüne yer verildiği ve bu protokolün 1992 yılında Türkiye Cumhuriyetinin imzaladığı ve 26.02.1994 tarihli, 21861 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan protokolün iç hukukta da bağlayıcılığı olduğu da sabittir.
Yapılan incelemede; 675 sayılı KHK uyarınca davacının adının KHK'ya ekli listede yer alması nedeniyle herhangi bir işleme gerek kalmaksızın kamu görevinden çıkarıldığı, 01.11.2016 tarihli davacının görevli olduğu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yazısı ile Ankara İl Emniyet Müdürlüğüne bildirildiği, aynı KHK'nın 1 nci maddesinin 2 fıkrasına göre davacının pasaportunun iptal edildiği ve davacı hakkında 675 sayılı KHK'nın 1 nci maddesi uyarınca pasaportuna iptal şerhi konulduğu anlaşılmaktadır. Dairemizin 18.09.2019 tarihli ara kararı ile davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile ilgili herhangi bir soruşturma veya kovuşturmanın bulunup bulunmadığı sorulmuş olan gelen cevabi yazı ile davacı hakkında açılmış bir soruşturma veya yapılmış bir kovuşturmanın bulunmadığı görülmüştür.
Bu durumda; davalı idarece davacının yurt dışına çıkışını engelleyecek somut, kabul edilebilir bir hukuki bilgi ve belge sunulamaması ve davacının pasaportuna konulan tahdit şerhinin 2016 yılından itibaren bulunması karşısında bu durumun davacının anayasal hakkı olan seyahat hürriyetinin engellenmesi sonucunu doğurabileceği ve mahkemece verilmiş bir karar olmaksızın davacının yurt dışına çıkma hürriyetinin kısıtlanmasına olanak bulunmaması gözetildiğinde davanın reddi yönünde karar veren İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Karar sonucu: Açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf isteminin KABULÜNE,
2-Ankara 5. İdare Mahkemesi'nce verilen 12/03/2019 gün ve E: 2018/1447, K: 2019/570 sayılı kararın KALDIRILMASINA,
3-2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun değişik 45/4.maddesi uyarınca yeniden incelenen davada, dava konusu işlemin İPTALİNE,
4-Mahkeme ve istinaf safhalarında davacı tarafından karşılanan 489,50-TL yargılama gideri ile yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.362,00-TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
5-Posta gider avansından artan miktarın davacıya iadesine,
6-2577 sayılı Yasanın değişik 45.maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olarak 09/10/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)