İSTEMİN ÖZETİ: İstanbul .... İlçe Emniyet Müdürlüğü Kasımpaşa Polis Merkezinde polis memuru olarak görev yapan davacının 25.10.2017 tarihinde saat 08:00'de nöbeti devretmeden ve grup amirine haber vermeden nöbet noktasındaki görev yerini terk ettiğinden bahisle 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8/5-Ç-5 maddesi uyarınca "Yirmi dört ay uzun süreli durdurma" cezasıyla tecziyesine dair 05.10.2018 tarihli ve 3201 sayılı İstanbul İl Polis Disiplin Kurulu işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığını ileri sürdüğü parasal haklarının yasal faiziyle birlikte idarece ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptaline yönelik İstanbul 10. İdare Mahkemesinin 29/04/2019 tarih ve E:2019/113, K:2019/804 sayılı kararının; yapılan soruşturma neticesinde davacının fiilinin sabit olduğunun anlaşıldığı, ilgili mevzuat uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek ve istinaf dilekçesinde belirtilen diğer iddialarla kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdare Dava Dairesince, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava; İstanbul .... İlçe Emniyet Müdürlüğü Kasımpaşa Polis Merkezinde polis memuru olarak görev yapan davacının 25.10.2017 tarihinde saat 08:00'de nöbeti devretmeden ve grup amirine haber vermeden nöbet noktasındaki görev yerini terk ettiğinden bahisle 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8/5-Ç-5 maddesi uyarınca "Yirmi dört ay uzun süreli durdurma" cezasıyla tecziyesine dair 05.10.2018 tarihli ve 3201 sayılı İstanbul İl Polis Disiplin Kurulu işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığını ileri sürdüğü parasal haklarının yasal faiziyle birlikte idarece ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince "... Bu durumda, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile soruşturma raporunun birlikte değerlendirilmesinden, davacının 25.10.2017 tarihinde nöbet görevini diğer mesai arkadaşlarına ve grup amirine haber vermeden ve görevi devretmeden terk ettiği iddiasıyla dava konusu disiplin cezası verilmiş ise de, davacının görev yerini terk ettiğine ilişkin tutanağın saat 08:20'de düzenlendiği ve sadece Grup Amir Vekili tarafından imzalandığı, davacının nöbet saatleri arasında görevi başında bulunmadığının ilgi saatler arasında tespit edildiğine ilişkin herhangi bir başkaca tespitin bulunmadığı, soruşturma kapsamında ifadesi alınan E.N. isimli personelin iki ifadesi arasında çelişkiler bulunduğu, ayrıca bu personel tarafından davacının görev yerini terk ettiğine ilişkin bir beyanının olmadığı, Devir Teslim ve Rapor Defteri'nde söz konusu nöbet görevini teslim eden ve teslim alan kısımlarının doldurularak imzalandığı, davacının görev yerini terk ettiğine ilişkin başkaca bir bilgi ve belge sunulmadığı görüldüğünden, üzerine atılı fiili işlediği yönünde hukuken kabul edilebilir somut tespitler bulunmaksızın davacıya disiplin cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmamaktadır." Gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kararlarda bulunacak hususlar" başlıklı 24. maddesinin (b) bendinde; kararlarda; davacının ileri sürdüğü olayların ve dayandığı hukuki sebeplerin özeti ve istem sonucunun belirtileceği düzenlemesi yer almaktadır.
Yine aynı Kanun'un 45. maddesinin 4. fıkrasında yer verilen, "Bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği, bu hâlde bölge idare mahkemesinin işin esası hakkında yeniden bir karar vereceğine" dair hüküm dikkate alındığında; iki dereceli yargılama sistemi içerisinde hem maddi olayı değerlendiren hem de ilk derece Mahkemesi kararının hukuka uygunluğunu denetleyen istinaf mercilerinin, bu sistemin amacına uygun şekilde, tam ve sağlıklı bir hukuki denetim yapabilmesi öncelikle 'İlk derece Mahkemesince davacıların tüm taleplerinin karşılanması' şartına bağlı hale geldiği; 'Taleple Bağlılık İlkesi'ne göre hareket etmekle mükellef olan yargı mercilerinin verdiği kararlarda bu şart yerine getirilmediği takdirde dava konularının bir kısmı hakkında karar verilmemiş olacaktır. İdari yargı yerlerinde açılan davaların yargısal denetimi yapılırken, dava dilekçelerinde yer alan istemin, başka bir deyişle davanın konusunun açık ve tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, usul ve esasa yönelik incelemenin bu çerçevede yapılması ve verilecek kararlarda davacının istemlerinin tümü hakkında hüküm kurulması gerekmekte olup, davacının taleplerinin tamamı ya da bir kısmı hakkında hüküm kurulmaması durumunda ise, istinaf başvurusunun haklılığı veya haksızlığı konusunda hukuki denetim yapılmasına elverişli bir ilk derece mahkemesi kararının varlığından söz edilemeyeceği, bu takdirde işin esası hakkında eksik hüküm içeren ya da davacının istemleri hakkında herhangi bir hüküm içermeyen kararlara karşı yapılan istinaf başvurularının değerlendirilmesinde Bölge İdare Mahkemelerince uyuşmazlığın esası hakkında yeniden bir karar verilmesinin de mümkün olmayacağı açıktır.
Bu düzenlemeler ve açıklamalar ışığında dosyanın tetkikinden, dava dilekçesinde davacının isteminin; 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8/5-Ç-5 maddesi uyarınca "Yirmi dört ay uzun süreli durdurma" cezasıyla tecziyesine dair 05.10.2018 tarihli ve 3201 sayılı İstanbul İl Polis Disiplin Kurulu işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığını ileri sürdüğü parasal haklarının yasal faiziyle birlikte idarece ödenmesine karar verilmesi olmasına rağmen, istinafa konu mahkeme kararında; davanın konusunun sadece bahsi geçen işlemin iptali talebi olarak gösterildiği ve sadece bu işleme yönelik irdeleme yapılarak hüküm tesisinde bulunulduğu anlaşılmakta olup, davacının parasal hak istemi hakkında bir hüküm kurulmadığı görülmektedir.
Bu durumda; eksik hüküm sebebiyle 2577 sayılı Kanun'un aktarılan düzenlemelerine uygun olmayan mahkeme kararının kaldırılıp, istem tam olarak belirtilmek ve dolayısıyla da bütün istemler hakkında karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, istinaf talebinin kabulüne, İstanbul 10. İdare Mahkemesinin 29/04/2019 tarih ve E:2019/113, K:2019/804 sayılı kararının kaldırılmasına, dava dosyasının işbu kararın gereği yapılmak suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere Mahkemesine iadesine, Mahkemece yapılacak yargılama sonucunda verilecek karar ile yargılama giderleri hakkında da hüküm kurulacağından bu konuda ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına kesin olarak 15/10/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)