(2577 S. K. m. 17, 24, 31, 45) (4046 S. K. m. 22) (6100 S. K. m. 330)
İSTEMİN ÖZETİ: Ankara 15. İdare Mahkemesi'nin 08/02/2018 gün ve E:2017/192, K:2018/167 Sayılı kararının istinafen incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesince, Dairemizin 31/10/2018 tarih ve E: 2018/933, K:2018/3225 Sayılı kararının, Danıştay 12. Dairesinin 10/07/2019 gün ve E: 2019/1212, K:2019/5623 Sayılı kararı ile bozulması üzerine bozma kararına uyulmak suretiyle 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca duruşma yapılmasına gerek görülmeksizin aynı Kanunun 45. maddesi uyarınca dosya incelenerek işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava, davacı tarafından, TEDAŞ Genel Müdürlüğünde daire başkanı olarak görev yapmakta iken, Ar-Ge Planlama ve Dış İlişkiler Daire Başkanlığı ve alt birimleri kapatıldığından bahisle istihdam fazlası personel olarak belirlenmesine ilişkin 28/10/2016 tarih ve 20-354 Sayılı yönetim kurulu kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare mahkemesince; TEDAŞ'ın 03/04/2004 tarihli resmi gazetede yayınlanan Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı ile özelleştirme programına alındığı, o dönemde Meram Elektrik Dağıtım A.Ş.'de başuzman olarak çalışmakta olan davacının 15/05/2008 tarihinde TEDAŞ emrine başuzman kadrosuna atandığı, davacının TEDAŞ'ın özelleştirme programına alındığı dönemde ve ayrı bir tüzel kişiliği olan Meram Elektirik Dağıtım A.Ş.'den naklen atanmış olduğu dikkate alındığında davacının 4046 Sayılı Kanun'un 22. maddesine göre "istihdam fazlası personel" olarak belirlenmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş olup, davalı idarece; davacı avukatla temsil edilmediği halde idareleri aleyhine vekalet ücretine hükmedildiği, davacının Kurumun özelleştirme programına alındığı 2004 yılından çok önce 17.12.1996 tarihinde TEDAŞ bünyesinde çalışmaya başladığı, özelleştirme programına alınmadan sonra %100 hissesi TEDAŞ'a ait olan Meram Elektrik Dağıtım A.Ş.'de çalışmaya devam ettiği ve anılan şirketin özelleştirilip özel sektöre devrinden önce 2008 yılında Meram Elektrik Dağıtım A.Ş.'den TEDAŞ'a naklen atandığı, Meram Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin TEDAŞ'tan ayrı ve müstakil olarak özelleştirme programına alınmadığı, 2004 yılında TEDAŞ özelleştirme kapsam ve programına alındığı için %100 sermayelerine sahip olduğu diğer elektrik dağıtım şirketleri ile birlikte Meram Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin de özelleştirme kapsam ve programına alındığı, bu nedenlerle davacının başka kurumlardan naklen gelen bir personel olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, mahkemece Kanun hükmünün hatalı yorumlanması suretiyle hüküm kurulduğu ileri sürülerek idare mahkemesi kararının istinafen incelenmesi ve kaldırılması istenilmektedir.
Dairemizin 31/10/2018 tarih ve E: 2018/933, K:2018/3225 Sayılı kararında, TEDAŞ'ın 03/04/2004 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı ile özelleştirme kapsamına alındığı dönemde Meram Elektrik Dağıtım A.Ş.'de başuzman olarak çalışmakta olan davacının anılan şirketin özelleştirme kapsamında özel sektöre devredildiği 30/04/2009 tarihinden önce 15/05/2008 tarihinde TEDAŞ'ta başuzman kadrosuna atandığı, davacının ilk olarak TEDAŞ bünyesinde çalışmaya başladığı, ikinci defa TEDAŞ bünyesine atanmadan önce çalıştığı Meram Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin, TEDAŞ'ın özelleştirilmesi çalışmaları kapsamında oluşturulmuş ve başlangıçta sermayesinin tamamı TEDAŞ'a ait bir kuruluş olması ve davacının TEDAŞ'tan devren anılan kuruluşa geçmiş olması, Meram Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin de TEDAŞ gibi özelleştirme kapsam ve programında bir kuruluş olması ve bunun doğal sonucu olarak davacının Meram Elektrik Dağıtım A.Ş.'de çalıştığı dönemde de nakle tabi personel statüsünde bulunuyor olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının 4046 Sayılı Kanun'un 22. maddesinde yer alan "... kuruluş özelleştirme programına alındıktan sonra kuruluşa naklen veya açıktan atananlar bu madde ile getirilen nakil hakkından yararlanamaz." kuralı kapsamında olmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemde hukuka aykırılık, bu işlemin iptali yolundaki idare mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığından istinaf başvurusunun kabulüne, istinafa konu mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş olup; davacı tarafından, davalı kurumun özelleştirilmesine karar verildikten sonra atandığı ileri sürülerek temyiz yoluna başvurulmuş, temyiz başvurusu üzerine Danıştay 12. Dairesinin 10/07/2019 gün ve E: 2019/1212, K:2019/5623 Sayılı kararı ile Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
4046 Sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un 22. maddesinin birinci fıkrasında; "Özelleştirme programına alınan kuruluşlarda (iştirakler hariç) ilgili kuruluş veya İdare tarafından istihdam fazlası personel belirlenmesi ya da bu kuruluşların kısmen veya tamamen satışı nedeniyle kamu tüzel kişiliğinin sona ermesi, devredilmesi, küçültülmesi, faaliyetlerinin durdurulması, kapatılması, tasfiye edilmesi halinde; bu kuruluşlarda programa alınma tarihi itibarıyla 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa tâbi olarak veya sözleşmeli statüde çalışmakta olanlar ile iş kanunlarına tâbi olarak görev yapmakla birlikte toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlanmayan genel müdür, genel müdür yardımcısı, teftiş kurulu başkanı, kurul başkanı, daire başkanı, müessese, bölge, fabrika, işletme ve şube müdürü, müfettiş ve müfettiş yardımcısı, müşavir ve başuzman unvanlı kadrolara atanmak suretiyle görev yapan personel, kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere yukarıda belirtilen işlemlerin tamamlanmasından itibaren onbeş gün içerisinde İdare tarafından Devlet Personel Başkanlığına bildirilir. Nakil hakkı tanınan bir kadro veya pozisyonda görev yapmakta iken İdare tarafından ihdas edilen ve iş kanunlarına tâbi olan kadrolara atanmayı kabul edenler ile kuruluş özelleştirme programına alındıktan sonra kuruluşa naklen veya açıktan atananlar bu madde ile getirilen nakil hakkından yararlanamaz. İdare, özelleştirme programındaki kuruluşlarda nakil hakkı kapsamında yer alan kadro ve pozisyonlardan boş bulunanları iptal etmeye, kadro ve pozisyonların yerini, aynı kuruluş bünyesindeki şirketler veya işyerleri arasında değiştirmeye yetkilidir. Özelleştirme programındaki herhangi bir kuruluşun personeli, İdare tarafından özelleştirilecek kuruluşlarda görevlendirilebilir ve yetkilendirilebilirler." kuralına yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacı, 17/12/1996 tarihinde Meram EDAŞ'ta çalışmaya başlamış, 15/05/2008 tarihinde TEDAŞ'a başuzman kadrosuna naklen atanmış ve son olarak TEDAŞ'ta daire başkanı kadrosunda görev yapmakta iken, TEDAŞ Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulu'nun 28/10/2016 tarih ve 20-354 Sayılı işlemi ile Ar-Ge Planlama ve Dış İlişkiler Daire Başkanlığı ve alt birimleri kapatıldığından bahisle istihdam fazlası personel olarak belirlenmiştir. Bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda, TEDAŞ, Özelleştirme Yüksek Kurulunun 02/04/2004 tarih ve 2004/22 Sayılı kararıyla özelleştirme kapsam ve programına alınmıştır. TEDAŞ'tan ayrı bir tüzel kişiliği olan Meram Elektrik Dağıtım A.Ş.'de başuzman olarak çalışmakta olan davacının, 15/05/2008 tarihinde TEDAŞ'ta başuzman kadrosuna naklen atandığı dikkate alındığında, yukarıda anılan “kuruluş özelleştirme programına alındıktan sonra kuruluşa naklen veya açıktan atananlar bu madde ile getirilen nakil hakkından yararlanamaz.” kuralı uyarınca davacının daire başkanı kadrosunda görev yapmakta iken istihdam fazlası personel olarak belirlenmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle davalı idarece yapılan istinaf başvurusunun bu kısım yönünden reddi gerekmektedir.
Mahkeme kararında; davacı vekili marifetiyle temsil edilmediği halde davalı idare aleyhine vekalet ücreti hükmedilmesine ilişkin kısmına yönelik istinaf istemine gelince;
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 24. maddesinin (f) bendinde, yargılama giderleri ve hangi tarafa yükletildiğinin kararlarda bulunacak hususlardan olduğu hükme bağlanmış ve anılan Kanun'un 31. maddesinin gönderme yaptığı 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 330. maddesinde, vekil ile takip edilen davalarda mahkemece, kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücretinin, taraf lehine hükmedileceği kurala bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının görülmekte olan davada kendisini vekille temsil ettirmediği anlaşılmakta olup; mahkeme kararının davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, Ankara 15. İdare Mahkemesi'nin 08/02/2018 gün ve E:2017/192, K:2018/167 Sayılı kararının hüküm fıkrasının vekalet ücretine hükmedilmesine yönelik kısmının kaldırılmasına, bu kısmın hüküm fıkrasından çıkarılmasına, davalı idarenin mahkeme kararının esasına yönelik yaptığı istinaf başvurusunun reddine, aşağıda dökümü gösterilen yargılama giderlerinden davanın esası yönünden davacının haksız çıkma durumu söz konusu olmadığından istinaf aşamasında davalı idarece yapılan 213,20-TL yargılama giderlerinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, temyiz aşamasında davacı tarafından yapılan 502,55 TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine, artan posta avansının kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere 23/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)