(5393 S. K. m. 73) (6306 S. K. m. 2, 3, 5, 6)
İSTEMİN ÖZETİ: Tapuda Konya İli, Meram İlçesi, …. Mahallesi, 287 ada, 19 parselde davacı adına kayıtlı taşınmazın kamulaştırılmasına ilişkin Meram Belediyesi Encümeni'nin 07.03.2018 tarih ve 189 sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davada; 5393 sayılı Kanun uyarınca kentsel dönüşüm ve gelişim alanı ilan edilen bir bölgeye yönelik olarak kentsel dönüşüm ve gelişim alanı ilanı sonrasında proje hazırlanması ve anılan proje doğrultusunda imar planı değişikliklerinin yapılması gerektiği, söz konusu projeler ve imar planlarında öngörülen kullanım kararları dikkate alınarak öngörülen kullanım kararları doğrultusunda uygulama ve kamulaştırma işlemlerinin tesis edilmesi gerektiği, kentsel dönüşüm ve gelişim alanı ilan edilmesinin tek başına kamulaştırma işlemi tesis edilmesine gerekçe olamayacağı, kentsel dönüşüm projesi kapsamında kabul edilen plan ve projelerde uyuşmazlığa konu taşınmazın yer aldığı fonksiyonların incelenerek kamulaştırma işlemlerinin hukuki denetiminin yapılması gerektiği, taşınmazın projede belirlenen fonksiyonunu veya kullanım türünü davacının da uygulamaya geçirebilecek olması halinde de kamulaştırma yapılamayacağı açık olduğu, kamulaştırma işlemlerinin ise, imar planına ya da kamu yararı kararına dayalı olarak idarelerin görmekle yükümlü bulundukları görevleri yerine getirmek amacıyla ancak kamu yararı amacıyla yapılabileceği, İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin çeşitli kararlarında belirtildiği üzere herhangi bir kimsenin ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine göre mal ve mülkünden yoksun bırakılabileceği, olayda henüz kentsel tasarım projesi hazırlanmadan kamulaştırma işlemlerine başlandığı, sadece kentsel dönüşüm ve gelişim alanında kaldığından bahisle taşınmazın kamulaştırılamayacağı sonucuna ulaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle Konya 2. İdare Mahkemesi'nce verilen dava konusu işlemin iptaline ilişkin 31/05/2019 gün ve E:2018/1485, K:2019/647 sayılı kararın; davalı idare vekilince, dava konusu edilen encümen kararının meclis kararına dayalı olarak alındığı ve çok sayıda taşınmazı kapsadığı, kararın iptali ile Kentsel Dönüşüm faaliyetinin de sekteye uğrayacağı, kentsel tasarım projesi ve planı bulunduğu, bu durumun mahkemece dikkate alınmadığı, anılan alanla ilgili plan yapıldığı için kamu yararı kararı almaya gerek olmadığı, 5393 sayılı Kanunun 73/8 maddesi uyarınca işlem tesis olduğu, davacının mülkiyet hakkının kısıtlanmadığı, kamulaştırmaya ilişkin yetkilerinde belediye verildiği ileri sürülerek istinaf yolu ile kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davanın konusunun sadece kendi taşınmazının kamulaştırması olduğu, Kentsel Dönüşüm tasarım projesi mahkemeye ibraz edilmediği, onaylanmış bir proje de olmadığı, taşınmazın projede belirlenen fonksiyon ve kullanım türüne davacının da uygulamaya geçirebileceği için bu şekilde kamulaştırma yapılamayacağı, imar planının da kamulaştırma kararından sonra yapıldığı, kültür varlığı nedeniyle taşınmazının bulunduğu parselde imar kısıtlılığının devam ettiği, bu parselde hiçbir yapılaşma yapılamayacağı ileri sürülerek istinaf talebinin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava, Tapuda Konya İli, Meram İlçesi, .... Mahallesi, 287 ada, 19 parselde davacı adına kayıtlı taşınmazın kamulaştırılmasına ilişkin Meram Belediyesi Encümeni'nin 07.03.2018 tarih ve 189 sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un 2. maddesinde; '' (1) Bu Kanunun uygulanmasında; a) Bakanlık: Çevre ve Şehircilik Bakanlığını, b) İdare: Belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyeleri, bu sınırlar dışında il özel idarelerini, büyükşehirlerde büyükşehir belediyelerini ve Bakanlık tarafından yetkilendirilmesi hâlinde büyükşehir belediyesi sınırları içindeki ilçe belediyelerini, c) Rezerv yapı alanı: Bu Kanun uyarınca gerçekleştirilecek uygulamalarda yeni yerleşim alanı olarak kullanılmak üzere, TOKİ’nin veya İdarenin talebine bağlı olarak veya resen, Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak Bakanlıkça belirlenen alanları, ç) Riskli alan: Zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıyan, Bakanlık veya İdare tarafından Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının görüşü de alınarak belirlenen ve Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca kararlaştırılan alanı,d) Riskli yapı: Riskli alan içinde veya dışında olup ekonomik ömrünü tamamlamış olan ya da yıkılma veya ağır hasar görme riski taşıdığı ilmî ve teknik verilere dayanılarak tespit edilen yapıyı, ...ifade eder'' hükmüne, 3.maddesinde:"(7)Bu Kanunun uygulanması için belirlenen alanların sınırları içinde olup riskli yapılar dışında kalan diğer yapılardan uygulama bütünlüğü bakımından Bakanlıkça gerekli görülenler, değerleme çalışmalarında yapının riskli olmadığı gözetilmek kaydıyla bu Kanun hükümlerine tabi olur." düzenlemesine, 5. maddesinde; "(1) Riskli yapıların yıktırılmasında ve bunların bulunduğu alanlar ile riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarındaki uygulamalarda, öncelikli olarak malikler ile anlaşma yoluna gidilmesi esastır. Anlaşma ile tahliye edilen yapıların maliklerine veya malik olmasalar bile kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi olarak bu yapılarda ikamet edenlere veya bu yapılarda işyeri bulunanlara geçici konut veya işyeri tahsisi ya da kira yardımı yapılabilir." hükmüne, 6. maddesinde :"(1) (Değişik: 14/4/2016 - 6704/23 md.) Üzerindeki bina yıkılarak arsa hâline gelen taşınmazlarda daha önce kurulmuş olan kat irtifakı veya kat mülkiyeti, ilgililerin muvafakatleri aranmaksızın Bakanlığın talebi üzerine ilgili tapu müdürlüğünce resen terkin edilerek, önceki vasfı ile değerlemede bulunularak veya malik ile yapılan anlaşmanın şartları tapu kütüğünde belirtilerek malikleri adına payları oranında tescil edilir. Taşınmazların niteliği resen mevcut duruma göre tescil edilir. Bu taşınmazların sicilinde bulunan ayni ve şahsi haklar ile temlik hakkını kısıtlayan veya yasaklayan her türlü şerh, hisseler üzerinde devam eder. Belirtilen haklar ve şerhler, tapuda; tevhit, ifraz, terk, tescil, kat irtifakı ve kat mülkiyeti tesisine ilişkin işlemlerin yapılmasına engel teşkil etmez ve bu işlemlerde muvafakat aranmaz. Bu şekilde belirlenen uygulama alanında cins değişikliği, tevhit, ifraz, terk, ihdas ve tescil işlemleri muvafakat aranmaksızın Bakanlık, TOKİ veya İdare tarafından resen yapılır veya yaptırılır. Bu parsellerin malikleri tarafından değerlendirilmesi esastır. Bu çerçevede riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarında uygulama yapılan etap veya adada, riskli yapılarda ise bu yapıların bulunduğu parsellerde, yapılar yıktırılmadan önce, parsellerin tevhit edilmesine, münferit veya birleştirilerek veya imar adası bazında uygulama yapılmasına, ifraz, terk, ihdas ve tapuya tescil işlemlerine, yeniden bina yaptırılmasına, payların satışına, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı ve diğer usuller ile yeniden değerlendirilmesine, yapının paydaşı olup olmadıkları gözetilmeksizin sahip oldukları hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar verilir. Bu karara katılmayanların arsa payları, Bakanlıkça rayiç değeri tespit ettirilerek ve bu değerden az olmamak üzere anlaşma sağlayan diğer paydaşlara açık artırma usulü ile satılır. Bu suretle paydaşlara satış gerçekleştirilemediği takdirde, bu paylar, Bakanlığın talebi üzerine, tespit edilen rayiç bedeli de Bakanlıkça ödenmek kaydı ile tapuda Hazine adına resen tescil edilir ve yapılan anlaşma çerçevesinde değerlendirilmek üzere Bakanlığa tahsis edilmiş sayılır veya Bakanlıkça uygun görülenler TOKİ’ye veya İdareye devredilir. Bu durumda, paydaşların kararı ile yapılan anlaşmaya uyularak işlem yapılır. ..." (5) Bakanlık; a) Riskli yapılara, rezerv yapı alanlarına ve riskli yapıların bulunduğu taşınmazlara ilişkin her tür harita, plan, proje, arazi ve arsa düzenleme işlemleri ile toplulaştırma yapmaya, b) Bu alanlarda bulunan taşınmazları satın almaya, ön alım hakkını kullanmaya, bağımsız bölümler de dâhil olmak üzere taşınmazları trampaya, taşınmaz mülkiyetini veya imar haklarını başka bir alana aktarmaya, c) Aynı alanlara ilişkin taşınmaz mülkiyetini anlaşma sağlanmak kaydı ile menkul değere dönüştürmeye, ç) Kamu ve özel sektör işbirliğine dayanan usuller uygulamaya, kat veya hasılat karşılığı usulleri de dâhil olmak üzere inşaat yapmaya veya yaptırmaya, arsa paylarını belirlemeye, d) 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundaki esaslara göre paylaştırmaya, payları ayırmaya veya birleştirmeye, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu uyarınca sınırlı ayni hak tesis etmeye, yetkilidir. (ç) bendinde belirtilen uygulamalar, 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa tabi idareler ile iş birliği içinde veya gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri ile özel hukuka tabi anlaşmalar çerçevesinde de yapılabilir. (6) Bakanlık, riskli alanlardaki ve rezerv yapı alanlarındaki uygulamalarda faydalanılmak üzere; özel kanunlar ile öngörülen alanlara ilişkin olanlar da dâhil, her tür ve ölçekteki planlama işlemlerine esas teşkil edecek standartları belirlemeye ve gerek görülmesi hâlinde bu standartları plan kararları ile tayin etmeye veya özel standartlar ihtiva eden planlar yapmaya, onaylamaya ve kent tasarımları hazırlamaya yetkilidir. (9) Bu Kanun uyarınca tesis edilen idari işlemlere karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca dava açılabilir. (İptal ikinci cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 1/3/2014 tarihli ve 27/2/2014 tarihli E.: 2012/87 ve K.:2014/41 sayılı Kararı ile.) (…) (12)(12) Bakanlık, bu Kanunda belirtilen iş ve işlemlere ilişkin olarak TOKİ’ye veya İdareye yetki devrine ve bu iş ve işlemlerden hangilerinin TOKİ veya İdare tarafından yapılacağını belirlemeye yetkilidir." hükmüne, 8. maddesinde; "(2) Bakanlık, TOKİ ve İdare; danışmanlık, yazılım, araştırma, her tür ve ölçekte harita, etüt, proje, kadastro, kamulaştırma, mikro bölgeleme, risk yönetimi ve sakınım planı çalışmalarını, her tür ve ölçekte plan yapımı ve imar uygulaması işlerini ve dönüşüm uygulamalarını, 4734 sayılı Kanun kapsamındaki idareler ile akdedecekleri protokoller çerçevesinde 4734 sayılı Kanuna tabi olmaksızın ortak hizmet uygulamaları suretiyle de gerçekleştirebilirler.'' hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; tapuda Konya İli, Meram İlçesi, .... Mahallesi, 287 Ada 19 parselde davacı adına kayıtlı taşınmazın da içerisinde bulunduğu alanda Bakanlar Kurulunun 11.02.2015 tarih ve 2018/7284 sayılı kararıyla 6306 sayılı Kanuna istinaden riskli alan ilan edildiği, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca söz konusu alanda gerekli uygulamaları ve kamulaştırmaya ilişkin iş ve işlemleri yapma konusunda davalı idarenin yetkilendirildiği, bu doğrultuda 05.02.2016 tarih ve 2016/44 sayılı Meram Belediyesi Uygulama Esasları Meclis kararı çerçevesinde dava konusu taşınmazın da yer aldığı kentsel dönüşüm alanının 1. etabına isabet eden hak sahiplerinin 2/3 oranından fazlasıyla anlaşma yoluna gidildiği, davacının da bu karar doğrultusunda 29.01.2018 tarihinde ve 08.02.2018 tarihli tebligatlarla anlaşmaya davet edildiği ancak 24.10.2018 tarihli tutanaktan anlaşıldığı üzere davalı idareyle davacı arasında uzlaşmanın sağlanamadığı, bu tarihten sonra davalı idarece kamulaştırma işlemlerine başlanıldığı, davalı idare tarafından kamulaştırma bedelinin tespiti için Konya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/561 E. Sayılı dosyasıyla dava açıldığı, bunun üzerine davacı tarafından kamulaştırma işleminin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
6306 sayılı Yasa ve Uygulama yönetmeliği ile Kamulaştırma Kanunu bir bütün halinde incelendiğinde Bakanlık veya yetkilendirdiği idarelerin kamulaştırma yetkisi olmadığı söylenemez. İdarelerin, kentsel dönüşüme ilişkin planda taşınmazın durumu "kamu kurumu, sosyal donatı alanı, okul, yeşil alan vs" olarak belirlenmişse bu taşınmazı kamulaştırabileceği, ayrıca zemin yapısı sebebi ile yakın ve önlenemez bir afet riski nedeni ile riskli alan kararı alınarak bölge yapılaşmaya kapatılmışsa bu alandaki taşınmaz maliklerine rezerv yapı alanlarında konut veya taşınmaz verilerek usulü dairesinde bu taşınmazların kamulaştırılabileceği de ortadadır. Bu durumda yaşam hakkı mülkiyet hakkının önüne geçmektedir ki bu halde söz konusu alanın yapılaşmaya kapatılması gerekeceği de tabiidir.
Bunun dışında 6306 sayılı Kanunda idareye belli koşullar gerçekleşmişse satın alma yetkisi de verilmiştir. 6306 sayılı Kanunun "Uygulama işlemleri" başlıklı 6.maddesinde, üzerindeki bina yıkılarak arsa haline gelen taşınmazlardaki uygulama işlemlerinden bahsedilmiş, bu parsellerin malikleri tarafından değerlendirilmesinin esas olduğu belirtilmiş, devamında da riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarında uygulama yapılan etap veya adada, riskli yapılarda ise bu yapıların bulunduğu parsellerde, yapılar yıktırılmadan önce, parsellerin tevhit edilmesine, münferit veya birleştirilerek veya imar adası bazında uygulama yapılmasına, ifraz, terk, ihdas ve tapuya tescil işlemlerine, yeniden bina yaptırılmasına, payların satışına, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı ve diğer usuller ile yeniden değerlendirilmesine, yapının paydaşı olup olmadıkları gözetilmeksizin sahip oldukları hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar verileceği, bu karara katılmayanların arsa paylarının, Bakanlıkça rayiç değeri tespit ettirilerek ve bu değerden az olmamak üzere anlaşma sağlayan diğer paydaşlara açık artırma usulü ile satılacağı, bu suretle paydaşlara satış gerçekleştirilemediği takdirde, bu payların, Bakanlığın talebi üzerine, tespit edilen rayiç bedeli de Bakanlıkça ödenmek kaydı ile tapuda Hazine adına resen tescil edileceği ve yapılan anlaşma çerçevesinde değerlendirilmek üzere Bakanlığa tahsis edilmiş sayılacağı veya Bakanlıkça uygun görülenlerin TOKİ’ye veya İdareye devredileceği, bu durumda, paydaşların kararı ile yapılan anlaşmaya uyularak işlem yapılacağı düzenlenmiştir.
Görüldüğü üzere riskli alan ilan edilen yerlerde etap ya da ada bazında, riskli yapı ile ilgili uygulamalarda ise parsel bazında paydaşların 2/3 çoğunluğu ile karar alınması halinde karara katılmayan 1/3 oranındaki paydaşların paylarının diğer maliklerce satın alınması, bu suretle satış gerçekleşmediği takdirde payın, bedeli Bakanlıkça ödenmek kaydı ile Hazine adına tescil edileceği ve bu taşınmazlardan Bakanlıkça uygun görülenlerin İdareye devredileceği düzenlenmesine rağmen idarece bu yöntem uygulanmayarak doğrudan kamulaştırma yoluna gidildiği görülmüştür. Yasadaki 2/3 çoğunlukla karar alınması tabiri maliklerin tek tek giderek idare ile belli koşullarda anlaşmasını değil bir araya gelerek ortak karar alması gerektiğini ifade eden bir tabirdir.
Uyuşmazlıkta, davalı idarece taşınmazın 6306 sayılı kanun uyarınca riskli alan ilan edilen bölgede kaldığından bahisle kamulaştırma kararı alınmış ise de 6306 sayılı yasa kapsamında söz konusu taşınmazlara ilişkin uygulama işlemlerinde taşınmaz malikleri ile anlaşma yolunun esas olduğu ve üzerindeki bina yıkılarak arsa haline gelen parsellerin malikleri tarafından değerlendirilmesinin esas olduğu hükme bağlanmış iken bu hükümlere riayet edilmeyerek davalı idarenin söz konusu taşınmaz hakkında kamulaştırma işlemi tesis edip davacıyı kamulaştırma bedelinin tespiti amacıyla uzlaşmaya davet etmek suretiyle yasa hükmüne aykırı işlem tesis ettiği anlaşılmaktadır.
Riskli alan ilan edilen bölgede bulunan bir taşınmazın kamulaştırılması amacıyla anlaşma yolunun denenmesi esas olup davacının anlaşma yoluna yanaşmaması durumunda idarenin söz konusu taşınmazı kamulaştırıp kamulaştıramayacağı hususuna gelince;
Kamulaştırmanın imar planına ya da kamu yararı kararına dayalı olarak idarelerin görmekle yükümlü bulundukları görevleri yerine getirmek amacıyla ve ancak kamu yararı amacıyla yapılabileceği, İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin çeşitli kararlarında belirtildiği üzere herhangi bir kimsenin ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine göre mal ve mülkünden yoksun bırakılabileceği ve imar planında konut alanı olarak belirlenen bir taşınmazdaki bu kullanım türünü davacının da uygulamaya geçirebileceği gözönüne alındığında; salt riskli alan ilan edilen bölgede kaldığından bahisle taşınmazın idarece sadece bu nedenle kamulaştırılamayacağı sonucuna ulaşıldığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, Konya 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 31.05.2019 gün ve E:2018/1485, K:2019/647 sayılı karar sonucu itibari ile hukuka uygun bulunduğundan, davalı idare istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle reddine, aşağıda dökümü yapılan 150,30.-TL istinaf yargılama giderinin istinaf yoluna başvuran davalı idare üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin mahkemesince davalı idareye iadesine, 2577 sayılı Kanunun 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olmak üzere, 14/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)