(2577 S. K. m. 45) (5809 S. K. m. 1, 2, 4) (Elektronik Haberleşme Cihazları Güvenlik Sertifikası Yönetmeliği m. 1)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacıların ikamet ettiği Kahramanmaraş İli Dulkadiroğlu İlçesi Y. Duraklı Mah. 644 ada 11 Parsel sayılı yerde kurulan baz istasyonuna ilişkin olarak Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından verilen .......... sertifika nolu 18/06/2013 tarih onaylı güvenlik sertifikasının iptali istemiyle açılan davada, Kahramanmaraş İdare Mahkemesi'nce verilen 28/03/2018 tarih ve E:2014/702, K:2018/444 sayılı "dava konusu işlemin iptaline" ilişkin kararın, davalı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı tarafından; hukuka aykırı olduğu, güvenlik mesafesinin söz konusu binanın yaşam alanı içerisine girmediği ve güvenlik mesafesi içerisinde herhangi bir yaşam alanının olmadığı, davalı yanında müdahil ...... İletişim Hizmetleri A.Ş. tarafından ise; usul ve yasaya aykırı olduğu, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporlarının birlikte değerlendirilmesinden baz istasyonu çevresinde kaydedilen ölçüm sonuçlarından elde edilen verilerin gerek Uluslararası Non-Iyonizan Radyasyondan Korunma Komisyonu (ICNIRP) gerekse de ulusal yasal düzenlemelerde belirlenen eşik değerleri aşmadığı ileri sürülerek istinaf yoluyla incelenip kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu ileri sürülerek istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Dördüncü İdari Dava Dairesi'nce, dosyadaki tüm bilgi ve belgeler, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü;
21/04/2011 tarih ve 27912 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Elektronik Haberleşme Cihazlarından Kaynaklanan Elektromanyetik Alan Şiddetinin Uluslararası Standartlara Göre Maruziyet Limit Değerlerinin Belirlenmesi, Kontrolü ve Denetimi Hakkında Yönetmelik'in bazı maddelerinin iptali istemiyle açılan davada; Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 22/05/2015 tarih ve E:2011/2352, K:2015/1943 sayılı kararı ile dava konusu işlemin dayanağı olan anılan Yönetmeliğin 16. maddesi yönünden; "Dava konusu Yönetmeliğin 16. maddesinde; "Tablo-1’de yer alan elektrik alan şiddeti, manyetik alan şiddeti, manyetik akı yoğunluğu ve eşdeğer düzlem dalga yoğunluğu;
a) Ortam için, Uluslararası İyonlaştırmayan Radyasyondan Koruma Kurulu'nun belirlediği toplam limit değerlerini,
b) Çevre ve insan sağlığı dikkate alınarak; ihtiyati tedbir açısından, tek bir cihaz için Uluslararası İyonlaştırmayan Radyasyondan Koruma Komisyonu'nun (ICNIRP) belirlediği limit değerin dörtte birini (¼) aşamaz." düzenlemesi yer almış ve maddede yer alan tabloda limit değerler gösterilmiştir.
Davalı idare tarafından dava dosyasına sunulan cevap dilekçelerinde, toplam limit değerlerin, 900 Mhz için 41 V/m; 1800 Mhz için 58 V/m olduğu; tek bir cihaz için limit değerin ise bunların ¼'ü olacağı anlaşılmaktadır.
Dairemizin 26.03.2014 tarih ve E:2013/119 sayılı kararıyla yürütmesinin durdurulması istemi reddedilen Ankara 9. İdare Mahkemesi'nin 12.09.2012 tarih ve E:2008/1182, K:2012/1253 sayılı kararına konu davada yapılan keşif üzerine, Prof. Dr. N. S., Yrd. Doç. Dr. B. S. ve Uzman S. Ö. tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda; "Baz istasyonlarının meskûn mahal dışında kurulması söz konusu değildir. Fakat kurulumun her bir istasyon / geçici istasyon için kesinlikle "önce insan" yaklaşımından taviz verilmeden yapılması gereklidir. Aksi takdirde gelecek nesillerde ne gibi sağlık etkilerinin çıkacağı konusunda bilim dünyası da çaresizdir. Yetişkinlerin 30 - 40 ya da daha sonraki yaşlarda maruz kalmaya başladığı RF alanlara doğumdan ya da anne karnından itibaren maruz kalmanın ne sonuç yaratacağı henüz bilim insanlarınca da bilinmemektedir.
Gazi Non-İyonizan Radyasyondan Korunma Merkezi'nin de dahil olduğu birçok uluslararası kurum ve kuruluş elektromanyetik alanların sağlık etkilerine yönelik değerlendirmelerin "ihtiyat ilkesi" dikkate alınarak yapılması gerektiği konusunda görüş birliği içindedir. Elektromanyetik alanlara "ihtiyatlı" yaklaşım Avrupa Birliği tarafından da son yıllarda bütün birlik ülkelerine genellenmesi planlanan bir tasarıdır. Sağlığa ve çevreye ciddi veya geri dönüşümsüz hasarların olabileceği, bilimsel belirsizliklerin olduğu durumlarda korunmaya dair tüm önlemlerin belirsizlik ortadan kalkıncaya kadar alınmış olması ilkesi "ihtiyat ilkesi" olarak tüm dünyada kabul edilmiştir (Rio Deklerasyonu, 1992). "ihtiyat ilkesi" özellikle bütün Avrupa bilim insanlarının ortak araştırma projeleri olan Reflex ve Bioinitiative çalışmaları sonrasında önemini kazanan bir ilke olmuştur. Mayıs 2011'de Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı'nın baz istasyonları - cep telefonları gibi sistemlerden kaynaklanan "radyo frekans" radyasyonu 2B sınıfı - olası karsinojen ilan etmesi sonrasında bu alanda "ihtiyatlı" yaklaşım bir kez daha önem kazanmıştır. Baz istasyonları gibi radyo frekans kaynaklarına çevrede yaşayanların "istemsiz" ve "sürekli" maruz kalıyor olmaları göz önüne alınması gereken önemli bir noktadır. Cep telefonları görüşme yapılırken kullanılır, fakat baz istasyonlarında şiddet daha az olsa da 24 saat kesintisiz radyo frekans radyasyona maruz kalınır. Baz istasyonlarından maruziyeti önemli kılan işte bu farktır.
Baz istasyonu kurulumları gerçekleştirilirken bölgelere özel planlama yapılması gereklidir. Bu çalışmalarda ana huzme içine hiçbir yerleşim yerinin girmemesi, bireylerin yaşam alanında yüksek maruziyeti önleyecektir. Tüm gelişmiş ülkelerde bu kurala kesinlikle uyulmaktadır. Yoğun yaşam bölgelerinde baz istasyonu kurulumu daha da önem kazanmaktadır. Sağlam bir projelendirilme ile planlaması gereken baz istasyonları ülkemizde ne yazık ki gerekli özenle yapılmamaktadır. Plansız baz kurulumları, yetersiz olan her noktaya bir baz istasyonunun yerleştirilmesi ile yerleşim alanlarını baz keşmekeşi içinde bırakmıştır. Bu kadar yoğun baz istasyonunun bulunduğu bir gelişmiş ülke görmek mümkün değildir. Dava konusu baz istasyonu keşiflerinde fark edilen bir diğer önemli husus ise baz istasyonlarının 3 G - 3. nesil sistemlerinde 2100 MHz civarında frekansların kullanıldığı baz istasyonlar olmasına rağmen, güvenlik sertifikalarının halen 900 MHz frekansa yönelik olmasıdır. Bu durum insan sağlığına yönelik ihtiyatlı yaklaşımların acilen alınması gerekliliğini bir kez daha hatırlatmıştır.
... Radyo Frekans - RF alanların değişik biyolojik etkilere neden olduğunu gösteren çok sayıda çalışma mevcuttur. Bu çalışmalar çeşitli kanser türleri, lösemi ve lenfoma, kan beyin bariyeri geçirgenliğinin artması, beyin sıcaklığının, hücre ve DNA sentezinin artması, üremede azalma, kromozomal bozulmalar, beyin elektriksel aktivitesinin (EEG), kan basıncının artması, davranış bozukluğu, çocuklarda öğrenme güçlüğü gibi pek çok etkinin varlığını göstermektedir. RF alan kaynakları kalp pili kullanıcıları üzerinde de etkili bulunmuştur. Cep telefonu frekanslarında ve daha düşük frekanslarda yapılan çalışmalarda bu elektromanyetik alanların beyin hücrelerinde DNA kırıklarına ve yapısında bozulmalara neden olduğu bulgulanmıştır. RF alanların baş ağrısı ile ilişkisini bulgulayan çalışmalar vardır. Pulslu radyo frekans radyasyonun "mikrodalga işitme etkisi" (microvvave hearing effect) olarak bilinen etkisi ise mikrodalga maruziyet ile çınlama, sesleri uğultulu duyma gibi işitme etkisi olup ilk olarak 2. Dünya Savaşı sırasında radar sistemlerinde çalışanlarda gözlenmiştir. Mikrodalga radyasyon maruziyetinin kokleada termal genleşmeye (thermoelastic expansion) neden olması ile açıklanmıştır.
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyofizik Anabilim Dalı Laboratuarlarında ve Biyofizik Anabilim Dalı bünyesinde kurulmuş olan Gazi Non-iyonizan Radyasyondan Korunma Merkezi'nde Non-iyonize Radyasyon ölçümlerinin yanı sıra biyolojik etkileri üzerine araştırmalar yapılmaktadır. Kuruluşundan itibaren yapılan çalışmaların büyük bölümünde ELF Elektrik ve Manyetik alanların biyolojik etkileri saptanmıştır. Biyofizik Anabilim Dalı 20 yılı aşkın süredir Elektromanyetik alanların canlı sistemler üzerindeki olası biyolojik etkileri ve etkileşim mekanizmaları üzerine araştırmalar sürdürülmektedir. Yapılan çalışmalar doğrultusunda; baz istasyonu, cep telefonu, kablosuz internet gibi sistemlerden kaynaklı 900 ve 1800 MHz RF alanların saç kökü hücrelerinde DNA kırığına, kan beyin bariyeri geçirgenliğinde önemli derecede artışa, serbest radikal oluşumunda artışa neden olduğu tespit edilmiştir. Gazi Biyofizik olarak; Dünya Sağlık Örgütünün üzerinde çalışılmasını önemle vurguladığı RF alanların hamileler, yeni doğanları ve gelişim süreci devam eden çocuklar üzerine olası etkileri konusunda 2007 yılında başlatılan araştırmada, 1800 MHz RF alanların hamilelerde serbest radikal oluşumunu arttırdığı, artan serbest radikal oluşumu ile DNA'nın yapısında değişimlere neden olabileceği ve yapısal moleküllerde hasar oluşturabileceği, programlanmış hücre ölümlerini (apoptozis) arttırabileceği tespit edilmiştir. Ayrıca, RF alanların gelişim süreci devam eden çocuk gruplarında glikoz metabolizması üzerinde değişime neden olabileceği de tespit edilmiştir. RF alanların işitme üzerine etkileri de incelenmiş olup, hamileler, yeni doğanları ve çocuklarında işitme tarama testlerinde önemli değişimlere neden olabileceği gözlenmiştir.
16 yaşın altındaki çocukların Dünya Sağlık Örgütü'nün tavsiye etmemesine rağmen giderek artan oranda cep telefonu kullanıyor olması ve çocukların yaşamları boyunca yetişkinlerden daha çok RF radyasyona maruz kalacak olmaları gerçeği, RF'in özellikle hamilelerde ve çocuklarda etkilerine yönelik yeni araştırmalara ivme kazandırma gerçeğini ortaya çıkarmıştır. Radyo frekans radyasyonun çocuk ve yetişkin beyinlerinde nasıl soğurulduğuna dair yapılan çalışmalarda çocuklarda % 80 daha fazla RF soğurulduğu bulgulanmıştır. Çocuk ve bebek kafatasının yetişkinlere göre daha farklı olması ve beyin iletkenliklerinin de daha yüksek olması sebebiyle beyin dokularının EM alanlara yetişkinlere göre daha hassas olduğu açıklanmıştır. 0.614 V/m gibi çok düşük seviyelerde elektromanyetik alanın dahi insanlarda EEG değişimlerine neden olduğu ve REM uykusunu cep telefonu EM alanının çocuklarda beyin delta dalgasını değiştirdiği ve ısı artışına neden olmayacak seviyede (non-termal) radyo frekans radyasyonun deney hayvanlarında davranış değişimlerine neden olduğunu bulgulayan çalışmalar mevcuttur. Bu çalışmaların bazılarında mikrodalga işitme etkisi ile deneklerin davranış değişimi gösterdiği iddia edilmektedir.
Cep telefonu kullanan kişinin EM alandan etkilenimi, baz istasyonu yakınında yaşayanların baz istasyonu kaynaklı EM alandan etkilenimden daha fazladır. Baz istasyonları cep telefonlarından daha düşük düzeyde radyasyon yaymakla birlikte, bu yayılımın sürekli olması önemlidir. Bu nedenle 2003 yılında baz istasyonlarına yakın yerlerde yaşayan çocuklarda lösemi ve diğer kanserlerin araştırılması amacıyla bir çalışma başlatılmıştır. Polonya'da yüksek düzeyde RF alanlara maruz kalan askerlerde kanser hızının beklenenden iki kat, lösemi ve lenfoma görülme sıklığının altı kat fazla olduğu saptanmıştır. Avustralya'da TV kulesine yakın yerlerde yaşayan çocuklarda, çocukluk çağı lösemi görülme sıklığının topluma göre fazla olduğu bulgulanmıştır. İngiltere'de başka bir çalışmada benzer sonuçlar bulunmuştur. İtalya'da, yüksek güçte radyo vericisinin yakınında yaşayan çocuklarda çocukluk çağı lösemi sıklığının yüksek olduğu rapor edilmiştir. Amerika'da 250.000 cep telefonu abonesinde bir yıllık mortalite değerlendirilmiş, bu dönemde küçük de olsa beyin kanserinden ölüm sayısının arttığı belirlenmiştir. Artış istatistiksel olarak önemli olmamakla birlikte, bu etkinin olmadığının da kanıtlanmaması, maruz kalınan sürenin kısalığı da gözönünde bulundurularak, ihtiyat ilkesine göre davranılması gereğini ortaya koymaktadır. İhtiyat ilkesi EM alanların zararları kesin kanıtlanıncaya kadar ihtiyatlı yaklaşımı önerir.
Cep telefonu beyin tümörü ilişkisini inceleyen Interphone çalışması 13 ülkede yapılmış ve 7 yıl sürmüş olup, 10 yıl ve daha fazla süreyle cep telefonu kullanan binlerce hasta incelenmiştir. Danimarka, Finlandiya, Norveç, İsveç ve İngiltere'de veri analizi yapılmış ve 10 yıl ve daha fazla süredir cep telefonu kullananlarda glioma (bir tür beyin tümörü olup beynin nöronlara destek olan dokularından kaynak alır) riski arttığı ve gliomanın cep telefonu kullanılan kulak civarında gözlendiği açıklanmıştır. İsveç'te yapılan başka bir çalışma ve beş ülkede yapılan analizde tek taraflı akustik nöroma (işitme siniri tümörü) artışı saptanmıştır. Kablosuz telefonlarla ilgili olarak da sonuç aynıdır. İsveç'te bir çalışmada cep telefonu kullananlarda akustik nöroma riskinin arttığı, riskin kablosuz telefon kullananlarda da olduğu bulunmuşken, başka bir çalışmada glioma ve menenjiomada bir artış gözlenmediği bildirilmiştir. 1997-2003 yılları arasında beyin tümörü nedeniyle tedavi altına alınan bireylerde tümör oluşumu ile cep telefonu ve kablosuz telefon kullanımı ilişkili bulunmuştur. Interphone çalışmalarını dikkate alan Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı Nisan 2011'de baz istasyonu gibi sistemlerden yayılan Radyo Frekans Radyasyonu 2B sınıfı karsinojen ilan etmiştir.
Keşif günü olan 10.01.2012 tarihinde yapılan elektromanyetik alan ölçüm verileri incelendiğinde, Türkiye'de geçerli yönetmelik olan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu yönetmeliği limitlerini aşan değerler mevcut değildir. Fakat Gazi Biyofizik ve GNRK Merkezi söz konusu limitlerin yeterli koruma sağlayamamasını vurgulamaya çalışmaktadır. Merkez olarak içinde bulunulan birçok uluslararası kurum ve ülke limitlerini aşağıya çekmek konusunda "ihtiyat ilkesi"ne uyulması çalışmalarını sürdürmektedir. Bu nedenle birçok ülke elektromanyetik alan limitlerini ICNIRP limitlerinin çok altına çekmiştir. Çin Hükümeti ICNIRP limit değerlerini yüksek bularak, kendi bilim insanlarının görüşü doğrultusunda ülke sınır değerlerini oluşturmuştur. Nitekim Çin 900 MHz frekansı için, 41 V/m'lik ICNIRP değeri yerine 12 V/m'yi, İsveç 4 V/m'yi, İsviçre 3,88 V/m'yi, Avusturya (Salzburg) 0,6 V/m'yi, Fransa (Paris) 1-2 V/m'yi, Belçika 3 V/m'yi, İtalya 4 V/m'yi, Macaristan, Rusya, Polonya ve Bulgaristan ise 6,14 V/m'yi sınır değer almışlardır. Liechtenstein'da, ülkedeki tüm baz istasyonlarının EM alan seviyelerinin azaltılması ve halen 4 V/m olan sınır değerin, 2012 yılının sonuna kadar 0.6 V/m'yi geçmeyecek şekilde düzenlenmesi karara bağlanmıştır. Avrupa'da son yıllarda "elektromanyetik kirliliğin olmadığı bölgeler" oluşturulmaya başlamıştır. Yukarıda bahsi geçen çalışmada görüldüğü üzere 0,614 V/m'nin EEG (beynin elektriksel aktivitesi) değişimlerine neden olduğunu bulgulayan çalışmalar ve Mayıs 2011'de IARC (Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı - International Agency for Research on Cancer) tarafından 2B sınıfı karsinojen ilan edilmesi ülkemizde de limit değerlerin aşağı çekilmesi çalışmalarının acilen başlatılması gereğini ortaya çıkarmaktadır. Ülkemizdeki toplam çevre, tek cihaz limitleri karmaşıklığı giderilmelidir. Tek cihaz - toplam çevre limitlerinin ilk belirlendiği 2001 yılında bu ayrımın Türkiye'de mevcut 4 operatör kaynaklı olduğu tanımlanmıştı. Limit tablosundaki değerlerin değişmediği Nisan 2011 Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu limitlerinde ise söz konusu limitler tablosunun üzerine "ihtiyat ilkesi ile..." bu değerlerin tek cihaz ve toplam çevre ayrımının yapıldığı ifade edilmiştir ki, bu gerçeği yansıtmamaktadır. İhtiyat ilkesi etkinin gözlendiği en küçük değeri dikkate alır, bu sebeple "As Low As Reasonably Achievable - ALARA" prensibi radyasyondan korunmaya dair alanlarda kullanılmaktadır. Radyo Frekans Radyasyona dair ihtiyatlı yaklaşım çağrılarının yapılmasının sebeplerinden biri de mevcut limitlerin termal (ısı artışına bağlı) etkilerin gözlendiği eşik seviyeler kullanılarak oluşturulmuş olmasıdır. Oysa radyo frekans alanların termal yani ısı artışına sebep olmadan oluşturduğu non-termal değişimler mevcuttur. Bu araştırmaların ışığında yeni limit değerlerin tespit edilmesi gerekir. Bu da şu an kullanılan limit değerleri daha aşağıya çekecektir. Bir diğer nedense baz istasyonu, cep telefonu, kablosuz iletişim sistemleri gibi teknolojilerin son 10 yılda bir çığ gibi hayatımıza girmesi ve uzun dönem etkilerinin bilinmemesidir. Mevcut limit değerler ortalama insan olarak tanımlanan 70 kilogram ağırlığında 170 cm boyunda sağlıklı bir erkek için geliştirilmiştir. Toplumda bebekler, çocuklar, kadınlar, hamileler, yaşlı ve hasta bireyler mevcuttur. Gazi Biyofizik tarafından gerçekleştirilen hamile çalışmasında non-termal seviyelerde uygulanan Radyo Frekans Radyasyonun oksidatif stres parametrelerinde etkili olduğu bulgulanmıştır. Bu ve diğer bulgular mevcut standartların hamileler, çocuklar ve bağışıklık sistemi zayıf olan yaşlılar göz önüne alınarak ve yapılan non-termal etki çalışmaları ışığında yeniden oluşturulması gerektiğini göstermektedir." hususlarına yer verilmiştir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 08.12.2011 tarih E:2011/12421, K:2012/2536 sayılı kararıyla onanan Burdur 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce, 12/02/2010 tarih ve E:2007/336, K:2010/42 sayılı kararına konu olan dava kapsamında Halk Sağlığı, Çevre Sağlığı ve Onkoloji bilim dallarında öğretim üyeliği yapan Prof. Dr. Ç. G., Doç. Dr. S. A. V., Doç. Dr. M. C. tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda; baz istasyonlarının cep telefonlarına göre daha az etkilimine yol açtığını bunun birlikte sürekli yayım yaptıklarını, bu tip düşük yayınımlarla ilgili epidemiyolojik çalışmaların yapılmasının çok zor olduğunu, İngiliz Hükümetinin 2003 yılında baz istasyonlarının yakınında yaşayan çocuklarda lösemi ve diğer kanserlerle ilgili bir çalışma başlattığını, bu çalışmanın konuyla ilgili ilk çalışma olduğunu, Hollanda'da yapılan bir çalışmanın sadece 1 V/m'lik RF/MW radyasyonun bile etkilenimde kalanların iyilik halini olumsuz etkileyeceğinin bildirildiğini, ancak bu sonucun doğrulanmasına yönelik çalışmaların başarısız olduğunu, belirli toplumlarda elektro duyarlılık ile ilgili sonuçların tartışmalı durumu sürdürdüğünü, söz konusu antenlerin kurulduğu yapının altındaki yerlere doğrudan etkisinin çok düşük olduğunu, ancak uygun koşullarda ve teknik standartlarda yapılmamış olan telefon kulelerinin bu standart değerleri aşabilme riskinin bulunduğunu, bu açıdan düzenli ölçüm, teknik bakımın çok önemli olduğunu, yetersiz durumlarda etkilenimin riskinin artacağını, günümüzde elektromanyetik alan standartlarıyla ilgili farklılıklar olduğunu, bu farklılıkların nedeninin geliştirildiği ülke, sorumlu kuruluş, geliştirme süreci, koruma felsefesi, geliştirme yılı, kullanılan bilimsel veriler, temel kısıtlama seçeneği, referans seviyelerinin belirlenmesi isteği gibi nedenler olduğunu, bu nedenle kesin bir zararsız etkilenim sınırı konusunda karar vermenin zor olduğunu, çatıya konulan herhangi bir antenin karşı çatılarda çalışanlarda çalışanları ya da teras katlarda oturanları doğrudan etkisi altına almaması gerektiğini, yüksek güçlü antenlerin yerleşim yerleri yakınına kurulmaması gerektiğini, RF/MW etkilenimini belirlemeye yönelik yüksek kaliteli epidemiyolojik çalışmaların çok az olduğunu, bu nedenle zararlı ya da zararsız olduğunu söylemenin mümkün olmadığını, gerek ICNIRP ve IEEE rehberleri sadece iveğen tehlikelere dayanmakta olduğunu ve kanser gibi uzun süre etkilenimleri hesaba katmadığını, daha çok termal tehlikelerin hesaba katıldığını, çocukluk çağı lösemilerinin hesaba katılmadığını, buna yönelik bilimsel çalışmaların olmadığını, çatılara kimi zaman değişik firmaların antenlerinin eş yerleşimli olarak konulduğunu, her birinin ayrı ayrı standartlara uygun değerlerde olduğunu, hepsinin toplam etkileme güçlerinin hesaba katılması gerektiğini, baz istasyonlarının okul, kreş, doğumevi, hastane vb. kurumlarının yakınına kurulmaması gerektiğini, çocuklar için etkilenimin azaltılması gerektiğini, bunun nedeninin ise küçük çocukların büyüklere göre daha yüksek oranda enerji soğurduklarını, ayrıca çocukların yaşamları boyunca daha büyük etkilenim riskine sahip olduklarını, annelerin hamilelik dönemlerinde etkilenimlerinin de bebek açısından önem taşıdığını, baz istasyonlarının yaydığı elektromanyetik dalgaların sağlık üzerine etkilerine yönelik bilimsel verilerin yetersiz olduğunu, ancak bu durumun söz konusu dalgaların zararla etkilerine yönelik çalışmalar için de, zararsız olduğu sonucu veren çalımalar için de geçerli olduğunu, kanser gibi önemli hastalıklara yol açabilme olasılığını gösteren bilimsel kanıtların giderek arttığını, kesinleşmemiş olan bu sağlık etkilerinin ışığında birçok uzman ve teknik kurul ihtiyatlılık ilkesinin önerildiğini, bu nedenle halk sağlığı açısından değerlerin ilgili yönetmelik hükümleri gerekli korumayı sağlayan bilimsel kesinliği olan bir değer olarak ele alınamayacağını, sürdürülen çalışmaların tamamlandığında kanser gibi süreğen hastalıklara yol açabileceğiyle ilgili güvenilir sonuçlara varılacak olursa geriye dönük bir telafisinin mümkün olmadığını, bütün bu nedenlerle etkileneceği kuşkusu duyan kişililerin olması durumunda baz istasyonlarının kurulmaması, ihtiyatlılık ilkesi gereği baz istasyonlarının toplum sağlığına zararlı olabileceğinin kabul edildiğini bildiren değerlendirmeler yer almıştır.
Dairemizin 02.12.2014 tarih ve E:2011/2352 sayılı ara kararı ile davalı idareden uluslararası kuruluşlar ve diğer ülkeler tarafından kabul edilen sınır değerler sorulmuş; ara kararına gelen cevapta ise, İsviçre'nin 2000 yılı itibarıyla 900 MHz frekansı için 4 V/m'yi, İtalya'nın 1999 yılı itibarıyla 900 MHz frekansı için 6 V/m'yi, NRBP adlı uluslararası kuruluşun 1993 yılı itibarıyla 900 MHz frekansı için 46 V/m'yi, ABD'de yer alan ANSI adlı kuruluşun 1992 yılı itibarıyla 900 MHz frekansı için 47 V/m'yi, Kanada'nın yıl belirtilmeksizin 900 MHz frekansı için 41 V/m'yi kabul ettiği belirtilmiş; öte yandan, yukarıda aktarılan bilirkişi raporundan da Çin'in 900 MHz frekansı için 12 V/m'yi, İsveç'in 4 V/m'yi, İsviçre'nin 3,88 V/m'yi, Avusturya (Salzburg)'nın 0,6 V/m'yi, Fransa (Paris)'in 1-2 V/m'yi, Belçika'nın 3 V/m'yi, İtalya'nın 4 V/m'yi, Macaristan, Rusya, Polonya ve Bulgaristan'ın ise 6,14 V/m'yi sınır değer olarak kabul ettikleri görülmüştür.
Dava konusu yönetmelikte ve bilirkişi raporlarında geçen ihtiyat ilkesi çevrenin korunması bağlamında bilimsel risklerin yönetimi ile ilgili bir kavram olup, bu ilke Rio Deklarasyonu'nun 15. maddesinde (1992), “Çevre korumada önleyici yaklaşım ülkelerin kapasiteleri oranında en geniş biçimde uygulanacaktır. Ciddi ve geri dönüşü olmayan bir zarar tehdidinin bulunduğu durumlarda bilimsel açıdan tam kesinlik olmaması çevresel bozulmayı önleyecek maliyet-etkin önlemlerin ertelenmesine gerekçe oluşturmamalıdır.”
şeklinde yer almıştır.
Anayasa'da yer alan sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı da, geleceğe yönelik bilimsel belirsizliklerin bulunduğu hallerde gelecek nesillerin yaşam hakkının korunmasına ilişkin gerekli tedbirlerin alınmasını öngören ihtiyat ilkesini içinde barındırmaktadır.
5809 sayılı Kanun'un 4. maddesinin (i) bendinde yer alan, "Elektronik haberleşme cihaz ve sistemlerinin kurulması, kullanılması ve işletilmesinde insan sağlığı, can ve mal güvenliği, çevre ve tüketicinin korunması açısından asgari uluslararası normların dikkate alınması" ilkesiyle de; uluslararası standartların benimsenmesi durumunda dahi tedbirli yaklaşılması gerektiğini vurgulamak suretiyle ihtiyatlılık ilkesinin benimsendiği görülmektedir.
Öte yandan; yukarıda aktarılan bilirkişi raporlarında da elektronik haberleşme cihazlarının yaydığı elektromanyetik alanlara ilişkin ihtiyati tedbir ilkesinin benimsenmesi gerektiği belirtilmekte, Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı'nın 2011 yılında baz istasyonu gibi sistemlerden yayılan radyo frekans radyasyonunu 2B sınıfı karsinojen ilan ettiği vurgulanmakta ve bir kısım ülkeler tarafından bu doğrultuda önlemler alındığı görülmektedir.
Dava konusu Yönetmelikte ise, çevre ve insan sağlığı dikkate alınmak suretiyle ihtiyati tedbir açısından, limit değerlerin tek bir cihaz için ICNIRP'nin belirlediği limit değerin dörtte birini (¼) aşamayacağı belirtilmiş, bununla birlikte, çevre ve insan sağlığının ortamda bulunan toplam limit değerden etkileneceği açık olmasına rağmen, toplam limit değer bakımından uluslararası kuruluşun kabul ettiği değerler doğrudan kabul edilmiş ve Yönetmeliğin ilk yayımlandığı 12.07.2001 tarihinden bu yana sınır değerlerde herhangi bir değişikliğe gidilmemiştir.
Bu itibarla, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkının bir gereği olarak, çevre ve insan sağlığına ilişkin ciddi ve geri dönüştürülemez tehlikelerin bulunduğu durumlarda, tam bilimsel kesinlik bulunmamasına rağmen gerekli tedbirlerin alınması zorunluluğunu ifade eden ihtiyat ilkesine ve uluslararası standartlara temkinli yaklaşılması suretiyle bu kapsamda diğer ülke uygulamaları da dikkate alınarak belirlenmeyen sınır değerlere ilişkin dava konusu Yönetmelik maddesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır." gerekçesiyle sözkonusu maddenin iptaline karar verilmiş, bu kararın onanmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 18/05/2016 tarih ve E:2015/3645, K:2016/2089 sayılı kararına karşı kararın düzeltilmesi isteminde bulunulması üzerine de Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 31/01/2018 tarih ve E:2016/4800, K:2018/171 sayılı kararı ile karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, dava konusu işlemin dayanağı yönetmelik hükmünün yargı kararı ile iptal edilmiş olması karşısında, hukuki dayanağı kalmayan işlemde bu yönüyle de hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Kahramanmaraş İdare Mahkemesi'nce verilen 28/03/2018 tarih ve E:2014/702, K:2018/444 sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçe eklenmek suretiyle reddine, aşağıda dökümü yapılan istinaf yargılama giderlerinin istinaf yoluna başvuran taraf üzerinde bırakılmasına, posta giderine karşılık yatırılmış olan avanstan artanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi uyarınca mahkemesince ilgili tarafa resen iadesine, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca temyiz yolu kapalı olmak üzere (kesin olarak), 24/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
T.C.
KAHRAMANMARAŞ
İDARE MAHKEMESİ
ESAS NO: 2014-702
KARAR NO: 2018/444
KARAR TARİHİ: 28.03.2018
DAVANIN ÖZETİ: Davacılar vekili tarafından, davacıların ikamet ettiği bölgede (Kahramanmaraş İli Dulkadiroğlu İlçesi Y. Duraklı Mah. 644 ada 11 Parsel sayılı yerde) kurulan baz istasyonuna ilişkin olarak Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından verilen .......... sertifika nolu 18.06.2013 tarih onaylı Güvenlik Sertifikasının, hukuka aykırı olduğu, güvenlik sertifikası verilmeden önce bölgede hiçbir şekilde inceleme ve araştırma yapılmadığı gibi mahalle sakinlerine de bu konuda bilgi verilmediği, baz istasyonunun bulunduğu alanda okul ve park gibi alanların yanı sıra ikamet amaçlı olarak da çok sayıda insanın yaşamakta olduğu, kızının kanser hastası olduğu ve baz istasyonunun sağlık problemlerini ciddi bir şekilde etkileyeceği savunularak iptali istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Baz istasyonlarının mobil elektronik haberleşmenin yapılabilmesi açısından elzem olduğu ve kurulmasının kamu hizmeti niteliği taşıdığı, baz istasyonlarının yaydığı dalgaların radyasyon olmadığı, radyo ve televizyon vericilerinde olduğu gibi iyonlaştırıcı olmayan elektromanyetik dalga yaydığı, baz istasyonlarının şehir dışına taşınmasının mümkün olmadığı, yerleşim yerlerinde kurulmasının teknik bir zorunluluk olduğu, aksi takdirde verimli bir iletişim ağının oluşturulmasının mümkün olmadığı, sık aralıklarla baz istasyonunun kurulması ile elektromanyetik alanın daha düşük değerlerde kalacağı, yapılan araştırmalarda baz istasyonlarının sağlığa zararlı olduğu yönünde herhangi bir bulguya ulaşılamadığı, dava konusu baz istasyonunun ulusal ve uluslararası standartlara uygun olduğu savunularak davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
MÜDAHİL SAVUNMASININ ÖZETİ: Haberleşme hakkının hem T.C Anayasası'nda hem de Avrupa İnsan Hakları Evrensel Sözleşmesi'nde saygı gösterilmesi gereken bir hak olduğunun belirtildiği, davacının iddialarının teknik ve bilimsel açıdan yersiz olduğu, dünya genelindeki mevcut bilgiler, uzman görüşleri ve bilirkişi raporları doğrultusunda baz istasyonlarının insan sağlığını olumsuz yönde etkileyeceğine dair herhangi bir bulgu olmadığı, bilimsel açıdan insan sağlığını olumsuz etkilemediği savunularak davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Kahramanmaraş İdare Mahkemesi'nce; duruşma için önceden belirlenen ve taraflara tebliğ edilen 15/02/2017 tarihinde yapılan duruşmaya davacılar vekili Av. Ş. Y. ile müdahil vekili Av. H. A.'ın geldiği görüldü. Gelen taraflara usulüne uygun söz verilip yaptıkları açıklamalar dinlendikten ve duruşmaya son verildikten sonra dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Mahkememiz tarafından alınan 15.02.2017 tarihli ara kararı ile mahallinde tekrar keşif yapılmasına karar verilmiş ise de Gazi Üniversitesi Noniyonizan Radyasyondan Korunma Kurumu ekiplerince elektromanyetik alan ölçümünün tarafların ve naip hakimin katılımına ihtiyaç duyulmaksızın yapılabileceği anlaşıldığından keşif yapmaya lüzum görülmeyerek işin esasına geçildi.
Dava, davacıların ikamet ettiği bölgede (Kahramanmaraş İli Dulkadiroğlu İlçesi Y. Duraklı Mah. 644 ada 11 Parsel sayılı yerde) kurulan baz istasyonuna ilişkin olarak Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından verilen .......... sertifika nolu 18.06.2013 tarih onaylı Güvenlik Sertifikasının iptali istemiyle açılmıştır.
T.C Anayasa'nın "Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması" başlıklı 56. maddesinde, herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu, çevreyi, geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlenmek Devletin ve vatandaşların ödevleri arasında yer aldığı belirtilmiştir.
5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, bu Kanunun amacının; elektronik haberleşme sektöründe düzenleme ve denetleme yoluyla etkin rekabetin tesisi, tüketici haklarının gözetilmesi, ülke genelinde hizmetlerin yaygınlaştırılması, kaynakların etkin ve verimli kullanılması, haberleşme alt yapı, şebeke ve hizmet alanında teknolojik gelişimin ve yeni yatırımların teşvik edilmesi ve bunlara ilişkin usul ve esasların belirlenmesi olduğu; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, elektronik haberleşme hizmetlerinin yürütülmesi ve elektronik haberleşme alt yapı ve şebekesinin tesisi ve işletilmesi ile her türlü elektronik haberleşme cihaz ve sistemlerinin imali, ithali, satışı, kurulması, işletilmesi, frekans dahil kıt kaynakların planlaması ve tahsisi ile bu konulara ilişkin düzenleme, yetkilendirme, denetleme ve uzlaştırma faaliyetlerinin yürütülmesinin bu Kanuna tabi olduğu; "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde,
Bakanlık: Ulaştırma Bakanlığını,
Elektronik haberleşme: Elektriksel işaretlere dönüştürülebilen her türlü işaret, sembol, ses, görüntü ve verinin kablo, telsiz, optik, elektrik, manyetik, elektromanyetik, elektrokimyasal, elektromekanik ve diğer iletim sistemleri vasıtasıyla iletilmesini, gönderilmesini ve alınmasını,
Kurum: Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunu belirttiği; "Telsiz kurma ve kullanma izni, telsiz ruhsatnamesi ve kullanıma ilişkin esaslar" başlıklı 37. maddesinde Radyo ve televizyon yayınlarına ilişkin ilgili kanununda belirtilen hükümler saklı kalmak kaydıyla, Kurum düzenlemelerinde belirtilen ve işletilmesi için frekans tahsisine ihtiyaç gösteren telsiz cihaz veya sistemi kullanıcılarının, telsiz kurma ile kullanma izni ve telsiz ruhsatnamesi almak zorunda olduğu, bu kapsamdaki kullanıcıların telsiz cihaz veya sistemlerini Kurum düzenlemeleri ve telsiz ruhsatnamesinde belirtilen esaslara uygun olarak kurmak ve kullanmak mecburiyetinde oldukları,
Telsiz kurma ve kullanma izni ve telsiz ruhsatnamesi verilmesi, izin ve telsiz ruhsatnamesinin süresi, yenilenmesi, değişikliği ve iptali ile ilgili usul ve esaslar ile bu çerçevede öngörülen telsiz cihaz veya sistemlerinin kurulması, kullanılması, nakli, işletme tipinin değiştirilmesi, devri ve hizmet dışı bırakılmasında kullanıcıların tabi olacağı hususların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği, ...
Ulusal ve uluslararası kuruluşların belirlediği standart değerleri dikkate almak suretiyle telsiz cihaz ve sistemlerinin kullanımında uyulacak elektromanyetik alan şiddeti limit değerlerinin belirlenmesi, kontrol ve denetimleri münhasıran Kurum tarafından yapılacağı veya yaptırılacağı, bu işlemler ile ilgili usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığı ile Çevre ve Orman Bakanlığının görüşleri de dikkate alınmak suretiyle Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelik ile belirleneceği, Yönetmelik ile belirlenen limit değerlere ve güvenlik mesafesine uygun bulunan ilgili tesisler başkaca bir işleme gerek kalmaksızın Kurum tarafından güvenlik sertifikası düzenlenmesini müteakip kurularak faaliyete geçirileceği hüküm altına alınmıştır.
21.04.2011 tarih ve 27912 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Elektronik Haberleşme Cihazları Güvenlik Sertifikası Yönetmeliği'nin "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, bu Yönetmeliğin amacının;
- Elektromanyetik alan oluşturan sabit elektronik haberleşme cihazlarının kuruluş yeri, montajı, denetlenmesi ve Güvenlik Sertifikası düzenlenmesine ilişkin hususları,
- Uluslararası standartlar temelinde elektromanyetik alan şiddeti limit değerlerini,
- Ölçüm yöntemlerini ve ölçüm yapacak kuruluşları,
- Ölçüm sonuçlarına göre elektromanyetik alan şiddeti limit değerlerine uygun olmayan sabit elektronik haberleşme cihazlarının limit değerlere uygun hale getirilmesine ve bunlara uyulmaması halinde işleticiler ve işletmecilere uygulanacak Kanunda belirtilen müeyyidelere ilişkin usul ve esasları belirlemek olduğu; "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde,
- Anten: Bir sistemden aldığı sinyali; ortama elektromanyetik dalga şeklinde yayan ve ortamdaki elektromanyetik dalgaları alıp, sisteme aktarmaya yarayan elemanı,
- Güvenlik mesafesi: Antenden itibaren ve antenlerin yayın yönü ile cihaz çıkış gücü, anten kazancı, elektrik alan limit değeri dikkate alınarak hesap edilen metre cinsinden değeri,
- Güvenlik sertifikası: Her bir sabit elektronik haberleşme cihazının uluslararası kuruluşlarının belirlediği standart değerlerine ve bu Yönetmelik hükümlerine uygun olarak kurulduğunu göstermek üzere işletici ve işletmeciye verilen belgeyi,
- ICNIRP (International Comission on Non Ionizing Radiation Protection): Uluslararası İyonlaştırmayan Radyasyondan Koruma Komisyonu’nu,
- IRPA (International Radiation Protection Association): Uluslararası Radyasyondan Koruma Kurulu’nu,
- İşletici: İşletmeci tanımı kapsamı dışında kalan ve elektronik haberleşme hizmetlerini yürüten kuruluşlar ile gerçek ve tüzel kişileri,
- İşletmeci: Yetkilendirme çerçevesinde elektronik haberleşme hizmeti sunan ve/veya elektronik haberleşme şebekesi sağlayan ve alt yapısını işleten şirketi,
- Kurul: Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulunu,
- Kurum: Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunu,
- Manyetik alan şiddeti (H): Manyetik akı yoğunluğunun, ortamın geçirgenliğine oranını (A/m) belirttiği; "Kuruluş yeri" başlıklı 5. maddesinde, Bu Yönetmelik kapsamındaki sabit elektronik haberleşme cihazlarından, Radyo-TV verici cihazları yayıncı kuruluşların Radyo ve Televizyon Üst Kuruluna yapmış olduğu ve Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından belgelenen lisans tipine uygun bölgelerde, diğer cihazlar ise Kurum tarafından verilen sistem kurma izinlerinde belirtilen bölgelerde ve sayıda kurulacağı,
Kuruluş yeri, bu Yönetmeliğin 6 ncı maddesine göre hesaplanan güvenlik mesafesinin dahil olduğu bölge ile anten ve cihazlara işletici ve işletmecilerin kontrolü ve personeli dışındaki kişilerin erişmesi önlenecek şekilde belirleneceği; "Güvenlik mesafesi hesabı" başlıklı 6. maddesinde, güvenlik mesafesinin; antenden itibaren ve antenlerin yayın yönü dikkate alınarak uluslararası IRPA kuruluşunun belirlemiş olduğu formüle göre hesaplanacağı, bu formülde;
P: Cihaz çıkış gücünü (Watt),
G: Anten kazancını (dBi),
E: Elektrik alan limit değerini (Tablo-1 deki tek bir cihaz için limit değeri olacaktır) (Volt/metre),
d: Güvenlik mesafesini (metre) ifade edeceği belirtilmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacıların ikamet ettiği bölgede (Kahramanmaraş İli Dulkadiroğlu İlçesi Y. Duraklı Mah. 644 ada 11 Parsel sayılı yerde) kurulan 9119 ID numaralı baz istasyonu için müdahil ...... İletişim Hizmetleri A.Ş tarafından 11.06.2013 tarih ve 251704 sayılı yazı ile güvenlik sertifikası talebiyle Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Mersin Bölge Müdürlüğü'ne başvuruda bulunulduğu, yapılan değerlendirme sonucu bilgi ve belgelerin ilgili Yönetmeliğe uygun olduğundan bahisle Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından .......... sertifika nolu 18.06.2013 tarih onaylı Güvenlik Sertifikasının müdahil şirkete verildiği, bunun üzerine anılan güvenlik sertifikasının iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu uyuşmazlığın çözümünde teknik ve uzmanlık bilgisine ihtiyaç duyulması nedeniyle Mahkememizin 02.04.2015 tarihli kararı uyarınca mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldığı, bilirkişiler Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim üyesi K. C., Y. C. ve Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim üyesi A. E. tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda; ".......... sertifika nolu 18.06.2013 tarih onaylı Güvenlik Sertifikasının, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu ile 21.04.2011 tarih ve 27912 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Elektronik Haberleşme Cihazları Güvenlik Sertifikası Yönetmeliği'ne uygun olduğu,
-Keşif İncelemelerinde davacının konutu ile dava konusu baz istasyonu arasındaki uzaklığın ulusal yasal düzenlemelere uygun olduğu,
-Dava konusu baz istasyonunun hücresel sisteme tabi olduğu ve hücresel sistemin bütünlüğünün sağlanması, kesintisiz ve kaliteli bir iletişim açısından kapsama alanı içerisinde diğer operatörlere ait sistemin bulunmadığı için bu bölgede kurulup işletilmesinin gerekli olduğu,
-Dava konusu baz istasyonunun meskun mahal dışında kurulması halinde hem hücresel sistem bütünlüğünün bozulacağı hem de daha yüksek miktarda elektromanyetik alan meydana gelmesine sebep olacağı,
-Dava konusu baz istasyonunun, kule şeklinde ve sahip olması gerekenden daha fazla bir yüksekliğe sahip olduğundan halkın baz istasyonu güvenlik mesafesi içerisine girme olasılığının olmadığı,
-Gazi Üniversitesi Non-İyonize Radyasyondan Korunma Merkezi tarafından söz konusu meskun mahalde ortamın elektromanyetik alan ölçümü yapılarak baz istasyonunun sağlığa etkileri konusunda bilgi alınması gerektiği..." şeklinde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
Anılan bilirkişi raporunda, Gazi Üniversitesi Non-İyonize Radyasyondan Korunma Merkezi tarafından söz konusu meskun mahalde ortamın elektromanyetik alan ölçümü yapılarak baz istasyonunun sağlığa etkileri konusunda bilgi alınması gerektiğinin belirtildiği görülmüş olup, dava konusu baz istasyonunun insan sağlığına olumsuz bir etkisinin bulunup bulunmadığı noktasında Mahkememiz nazarında tereddüt hasıl olduğundan, dava konusu uyuşmazlığın çözümü ve bu konunun aydınlatılması amacıyla Gazi Üniversitesi Non-İyonizan Radyasyondan Korunma Merkezi'nce (GNRK) meskun mahalde elektromanyetik alan ölçümü yapılarak, ortaya çıkan değerlerin, sağlığa etkileri konusunda teknik rapor alınması amacıyla alınan 20.09.2017 tarihli kararımız uyarınca, GNRK tarafından görevlendirilen teknik eleman marifetiyle elektromanyetik alan ölçümünün yapılarak elde edilen veriler ışığında teknik bilirkişi raporu hazırlanmıştır.
GNRK tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; "- Baz İstasyonlarının güç ünitelerinin antenlerin kurulu olduğu direğin hemen altında kalacak şekilde konumlandırıldığı,
-Baz İstasyonlarının güç ünitelerinin bulunduğu kabin üzerinde güvenlik sertifikalarının asılı olduğu görüldüğü, alanın tel örgü ile çevrili olması sebebiyle okunmasının mümkün olmadığı, ayrıca, dava dosyasında bir adet güvenlik sertifikası yer almasına karşın keşif esnasında iki adet sertifika olduğunun görüldüğü, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından hazırlanan "Elektronik Haberleşme Cihazlarına Güvenlik Sertifikası Düzenlenmesine İlişkin Yönetmelik" uyarınca baz istasyonuna ait güvenlik sertifikasının baz istasyonu mahallinde halk tarafından rahatlıkla görülebilecek yere asılmasının gerektiği,
-İstasyonun hemen yanında yer alan evin çok yakın mesafede olduğu,
-İstasyonda konumlandırılmış bazı antenler doğrudan yaşam alanlarına ve evlere bakmakta olduğu,
-Kahramanmaraş İli, Dulkadiroğlu İlçesi Yeni Duraklı Mah. 644 Ada 11 Parsel konumunda yer alan bazı istasyonu direği çevresinde yapılan baz istasyonu kaynaklı RF Elektrik Alan ölçümüne göre, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ve Uluslararası Non- İyonizan Radyasyondan Korunma Komisyonu (ICNIRP) verilerine göre ters sağlık ve biyolojik etkilerine neden olabilecek eşik RF elektrik alan değerlerini aşan noktanın tespit edilmediği, fakat ölçüm yapılan yerlerden raporda gösterilen ölçüm noktalarında kaydedilen ölçümlerin Gazi Non - İyonizan Radyasyondan Korunma Merkezi (GNRK) limitlerini aşmakta olduğu, Baz İstasyonu çevresinde kaydedilen ölçüm sonuçlarının limit değerleri aşmamasına rağmen; tüm dünyada RF alanların ileride görülebilecek olası zararlarına karşın "İhiyat İlkesi"nin uygulanmasının benimsendiği, sağlığa ve çevreye ciddi veya geri dönüşümsüz hasarların olabileceği, bilimsel belirsizliklerin olduğu durumlarda korunmaya dair tüm önlemlerin alınması ilkesi "İhtiyat İlkesi" olarak tüm dünyada kabul edildiği(Rio Deklarasyonu,1992). Radyo Frekans Radyasyon seviyesi, bölgede cep telefonu ve kablosuz internet kullanıcısı sayısının artışına bağlı olarak artabileceği, 2011 yılında Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (Internatiol Agency for Research on Canser -IARC) tarafından 2B sınıfı olası karsinojen olduğu kabul edilen RF kaynaklarına (baz istasyonları, cep telefonları, TV ve Radyo vericileri, kablosuz internet modemleri, Radarlar) ihtiyatlı yaklaşım gerekmekte olduğu,
- Sonuç olarak; -Direkte yer alan bazı antenlerin çevredeki evlere yönlenmiş olması,
- Yaklaşık 4-5 metre mesafede bir apartman olması ve en üst kat daire balkonundaki değerin oldukça yüksek olması,
- Baz istasyonunun Güvenlik Sertifikasının çevre sainlerinin kolayca görebileceği bir yerde asılı olması kuralına uyulmamış olması,
- Dosyadaki beyan edilen sertifikanın güncel olmaması,
- Baz İstasyonu yerleşim planı ve çevresindeki yerleşim alanlarını gösteren plan veya çizimlerin eski olması, net olarak görülememesi ve güncel olmaması,
- Ölçüm değerlerini içeren bilgilerin güncel olmaması ve anten eklenmesi ile birlikte ölçümlerin güncellenmemiş olması, (şu andaki maruziyet seviyelerinin yüksek olmasına yol açacaktır.)
- Sürekli maruziyette, istasyon olmayan alanlara göre çevre halkına olan sağlık / biyolojik etkisinin fazla olması,
- Çevrede cep telefonu kullanım sayısı arttıkça yaşam alanlarında oluşacak RF elektromanyetik alan değerlerinin artmasına bağlı olarak maruz kalınacak risk faktörünün artacak olması,
- Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Elektromanyetik Alanlar Uluslararası Danışma Komitesinin Mayıs 2006 tarihli "bilimsel Belirsizliklerin Olduğu Durumlarda Halk Sağlığı" Framework Guiding Public Health Policy Options in Areas of Scientific Uncertainty başlıklı raporunda da belirtildiği üzere "Cep telefonu operatörleri ile çevrede oturanlar arasında baz istasyonu kurulmadan önce bir anlaşmanın olmasına önem verilmesi"nin gerekliliği,
- Çevre halkının istasyondan kaynaklı oluşacak etkilerden endişe ediyor ve psikolojik olarak etkileniyor olması,
- Çevrede antenlerin konumlandırılabilmesi için daha yüksek bina veya alanların olması,
- Güvenlik sertifikasında ifade edilen güvenlik mesafeleri 37.99 ve 16.97 metre içine giren yaşam alanlarının mevcut olması,
- Nedenleri ile söz konusu bölgedeki baz istasyonu antenlerinin yaşam alanlarına olan mesafesinin arttırılması koşulu ve eksik bulunan detayların giderilmesi sonrasında yeniden aktive olabilecek şekilde yayınlarının durdurulması" şeklinde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
Hükme esas alınabilecek nitelikte bulunan bilirkişi raporları taraflara tebliğ edilmiş, söz konusu raporlara karşı davacı ve davalı tarafça ileri sürülen itiraza konu hususların raporu kusurlandıracak nitelikte olmadığı anlaşılmıştır.
Yukarıda yer verildiği üzere anayasal bir hak olarak tanımlanan sağlıklı bir çevrede yaşam hakkı, vatandaşlar tarafından talep edilebilir bir hak; Devlet tarafından ise, vatandaşlara sağlanmakla yükümlü olunan bir ödev niteliğindedir.
Nitekim söz konusu yükümlülüğün yerine getirilmesi açısından çeşitli yasal düzenlemeler yapılmıştır. Bu kapsamda anılan yönetmeliğin altıncı maddesinde, baz istasyonları üzerine konumlandırılacak antenlerden kaynaklanan elektromanyetik alanın sağlığa etkilerinin asgari seviyeye indirilmesi maksadıyla güvenlik mesafesi öngörülmüştür. Buna göre, baz istasyonu üzerine kurulu antenlerin, yönetmelikte yer alan uluslararası standartlara göre tespit edilen(IRPA kuruluşu) formüle göre hesaplanacak asgari güvenlik mesafe şartına uygun olarak konumlandırılabileceği, formüle göre yapılan hesaplama sonucu asgari güvenlik mesafe şartını taşımayan antenlere ise güvenlik sertifikasının verilemeyeceği ve bu alan içerisinde baz istasyonu kurulmasının mümkün olmayacağı belirtilmektedir.
Uyuşmazlıkta, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporlarının birlikte değerlendirilmesinden, baz istasyonu çevresinde kaydedilen ölçüm sonuçlarından elde edilen verilerin, gerek Uluslarası Non-İyonizan Radyasyondan Korunma Komisyonu(ICNIRP) gerek ise de ulusal yasal düzenlemelerimizde belirlenen eşik değerleri aşmadığı görülmekle birlikte, dava konusu güvenlik sertifikasında, güvenlik mesafesinin 37.99 ve 16.97 metre olduğunun belirtilmesine karşın, güvenlik mesafesi içerisinde yaşam alanlarının mevcut olduğu, bu durumun ileride görülebilmesi muhtemel sağlık sorunlarına sebebiyet verebileceği, anayasal bir hak olan sağlıklı bir çevrede yaşam hakkına aykırılık teşkil ettiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan, baz istasyonlarının kurulması için yapılan yer seçimlerinde alternatif alanlarının değerlendirilmesi yapılarak insan sağlığı ve çevresel etkiler açısından en az risk taşıyacak nitelikte olan bölgelerin seçilmesi gerekmektedir. Dava konusu baz istasyonunun ise yaşam merkezleri içerisinde bulunduğu ve çevrede antenlerin konumlandırılabilmesi için daha yüksek bina veya alanların olduğu da görülmektedir.
Bu durumda, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca belirtilen güvenlik mesafesi şartını taşımayan Kahramanmaraş İli, Dulkadiroğlu İlçesi Yeni Duraklı Mah. 644 Ada 11 Parsel sayılı taşınmazda bulunan baz istasyonu üzerinde kurulu .......... nolu 18.06.2013 tarih onaylı Güvenlik Sertifikasının hukuka aykırı olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan 6.085,23 TL yargılama gideri ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 1.660,00 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, alınmayan 68,60 TL yd itiraz harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, müdahil davalı tarafından yapılan 119,00TL yargılama giderinin müdahil davalı üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 79,70 TL YD itiraz harcının davalı idare üzerinde bırakılmasına, artan posta avansının kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere, 28/03/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)