(2577 S. K. m. 50) (213 S. K. m. 378)
İSTEMİN ÖZETİ: Dava, davacı şirket vekili tarafından, 18.08.2017 tarih ve 2017-A-3992/9 Sayılı vergi inceleme raporu ile davacı şirketin geçmiş yıl karları, kar yedekleri ve enflasyon fark hesabı tutarını sermayeye ilave ettiği, daha sonra ise bu tutarı sermaye azaltımı yolu ile şirket ortaklarına dağıttığından bahisle önerilen ve 30.10.2017 tarihli uzlaşmanın vaki olmadığına ilişkin tutanakta yer alan 2012/10 dönemine ilişkin kurumlar vergisi stopajı ve kesilen bir kat vergi ziyaı cezasının iptali istemiyle açılmıştır.
Diyarbakır Vergi Mahkemesi'nin 30/05/2018 tarih ve E:2017/777, K:2018/329 sayılı, davacı şirket hakkında tanzim olunan 18.08.2017 tarih ve 2017-A-3992/9 Sayılı vergi inceleme raporunda inceleme elemanı tarafından, 2012/10 dönemine ilişkin olarak 103.006,97-TL tutarında gelir vergisi stopajı tarh edilmesi ve bir kat vergi ziyaı cezası kesilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen, 30.10.2017 tarih ve 10 Sayılı uzlaşmanın vaki olmadığı tutanağının incelenmesinden, davacıya uzlaşma görüşmesinde kurumlar vergisi stopajı ve bir kat vergi ziyaı cezasına ilişkin olarak teklif yapılmasının hukuka uygun düşmediği, bu itibarla, davacı şirket hakkında düzenlenen ve davacı şirket adına 103.006,97-TL tutarında gelir vergisi stopajı tarh edilmesi ve bir kat vergi ziyaı cezası kesilmesi gerektiği belirtilen 18.08.2017 tarih ve 2017-A-3992/9 Sayılı vergi inceleme raporuna dayanılarak yapılan uzlaşma görüşmeleri sonrasında düzenlenen 30.10.2017 tarih ve 10 Sayılı uzlaşmanın vaki olmadığı tutanağında yer alan 2012/10 dönemine ilişkin kurumlar vergisi stopajı ve vergi ziyaı cezasında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle kabulüne ilişkin kararına yapılan istinaf başvurusu incelemesinde Dairemizin 12/12/2018 tarih ve E:2018/973, K:2018/1293 Sayılı kararı ile; ortada tebliğ edilen bir ihbarname olmadığından kesin işleme karşı açılmayan davanın esasına girilemeyeceği gerekçesiyle davalı istinafının kabulüne davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz incelemesinde, Danıştay Üçüncü Dairesi'nin 30/04/2019 tarih ve E:2019/922, K:2019/2902 Sayılı kararı ile tarhiyat öncesi uzlaşma görüşmesi sonucu davacının hakkında yapılacak tarhiyatla ilgili bilgi sahibi olduğu ve bu vergi ve cezaya ilişkin ihbarname tebliğinin davacının durumunda bir değişiklik yaratmayacağı, bu nedenle davacının hukuksal durumunu etkileyecek 30/10/2017 tarih ve 10 Sayılı uzlaşmanın vaki olmadığına daire tutanakta yer alan vergi ve cezaya karşı açılan davanın sonuçlandırıldığı Mahkeme kararına ilişkin uyuşmazlığın esası hakkında bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle verilen kararda hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle Dairemizin 12/12/2018 tarih ve E:2018/973, K:2018/1293 Sayılı kararının bozulması üzerine konunun yeniden incelenmesi için dosya esasa kaydedilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Birinci Vergi Dava Dairesi'nce, Diyarbakır Vergi Mahkemesi'nin 30/05/2018 tarih ve E:2017/777, K:2018/329 Sayılı kararına yapılan istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin Dairemizin 12/12/2018 tarih ve E:2018/973, K:2018/1293 Sayılı kararının, Danıştay Üçüncü Dairesi'nin 30/04/2019 tarih ve E:2019/922, K:2019/2902 Sayılı kararı ile bozulması üzerine 2577 Sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler incelenerek işin esası hakkında gereği görüşüldü;
KARAR: Danıştay Üçüncü Dairesi'nin bozma kararında tarhiyat öncesi uzlaşma görüşmesi sonucu davacının hakkında yapılacak tarhiyatla ilgili bilgi sahibi olduğu ve bu vergi ve cezaya ilişkin ihbarname tebliğinin davacının durumunda bir değişiklik yaratmayacağı, bu görüşmenin yazılı bildirim niteliği taşıdığı, işin esasının incelenmesi gerektiği gerekçesiyle dairemiz kararının bozulmasına karar vermiş ise de; mükellefler hakkında vergi inceleme raporunun düzenlenmesi ve bu raporda cezalı tarhiyat önerilmesi ve önerilen tarhıyatın uzlaşmaya konu edilmesinin tek başına mükelleflerin hukuki durumunda etki yaratmayacağından ve herhangi bir tahsilat işleminin yapılması ya da zamanaşımının kesilmesi veya menfaatini etkileyen diğer işlemlerin yapılması için de yeterli bulunmadığından, anılan işlemlerin mükelleflerin menfaati hakkında sonuç doğurması için yasal olarak vergi ceza ihbarnamesinin tebliği gerekmektedir. Böylece davacının hukuki durumunda değişiklik oluşması bakımından ihbarname tebliği şart olduğundan, uzlaşma görüşmesinin cezalı vergilendirmenin yazılı bildirim niteliği taşımadığından ve tarhiyat yapılmadan vergilendirmenin yazılı bildirimi de söz konusu olamayacağından Dairemizde Danıştay Üçüncü Dairesinin belirtilen bozma gerekçesine uyulmaması kanaati oluşmuştur.
Olayda Mükellef, hakkında önerilen vergi ve cezalardan genel hatlarıyla beraber haberdar olmuş ve bu davayla hakkındaki bu olumsuz hukuki belirsizliğin giderilmesini amaçlamakta ise de; Dairemiz kararında değinilen 213 Sayılı Kanun'un 378 maddesi; vergi ceza ihbarnamesi tebliğ edilmeden bu hususa yönelik dava açılmasına kesin şekilde izin vermemiş ve konuyu yargı mercilerinin yorumuna kapattığından isteminin kabulü yasal olarak mümkün değildir. Bu şekilde açılacak davanın görülmesi de davacı açısından hukuken olumlu sonuç doğurmayacaktır. Şöyle ki, Davalı idarece karar tarihine kadar uyuşmazlığa konu cezalı vergilendirmeye ait ihbarname davacıya tebliğ edilmemişse amme alacağı tarh zamanaşımına uğramış olacaktır. Eğer tarh zamanaşımı süresi geçmeden ihbarname tebliğ edilmiş ise davacının artık bu ihbarnameye karşı dava açması gerekmekte olup dava açması durumunda anılan ihbarnamenin konu edileceği davanın görülmesi icap edecektir. İhbarnamenin tebliğine rağmen dava açılmaması halinde ise yasal olarak kesinleşen bir amme alacağı oluşacağından ödeme emri aşamasına gelinecektir. Bu itibarla açıklandığı üzere iş bu uyuşmazlığın esasının incelenmesi taraflar açısından olumlu, anlamlı bir sonuç doğurmayacak ve idarenin işlem tesis etme sırası ve usulü açısından bir çok belirsizliğe sebebiyet verecektir. Bununla beraber ihbarname tebliğ edilmeden tarhiyat öncesi uzlaşmayla haberdar olunan cezalı vergilere karşı açılacak davanın sonucunu doğrudan etkileyecek zamanaşımı ve varsa tekerrür gibi bir çok hususun irdelenmesi de bu aşamada fiilen mümkün olamayacaktır.
SONUÇ: Bu itibarla Dairemizin 12/12/2018 tarih ve E:2018/973, K:2018/1293 Sayılı kararında ısrar edilerek Diyarbakır Vergi Mahkemesi'nin 30/05/2018 tarih ve E:2017/777, K:2018/329 Sayılı kararına davalı idarece yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, Diyarbakır Vergi Mahkemesi'nce verilen 30/05/2018 gün ve E: 2017/777, K: 2018/329 Sayılı kararının kaldırılmasına, yeniden yapılan yargılama neticesinde, davanın incelenmeksizin reddine, davacı tarafından yapılan 103,00 TL yargılama gideri ile temyiz aşamasında yapılan 424,10 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idare tarafından yapılıp aşağıda dökümü gösterilen 73,00 TL istinaf yargılama giderinin davacı tarafından davalıya ödenmesine, 128,50 TL istinaf başvuru harcı ile AAÜT uyarınca idare vekili lehine takdir olunan 1.512,00 TL avukatlık ücretinin davalı idare tarafından davacıdan tahsiline, 44,40 TL karar harcı peşin olarak yatırıldığından ayrıca karar harcı alınmamasına, fazladan alınan 44,40 TL başvurma harcının davacıya iadesine, artan posta avansının Mahkemesince ilgili tarafa re'sen iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içinde Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere 08/10/2019 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
AZLIK OYU
Danıştay 3. Dairesinin E: 2019/922, K:2902 Sayılı 30.04.2019 tarihli kararı doğrultusunda uyuşmazlığın esası incelenerek karar verilmesi gerekeceği düşüncesiyle, dairemizin ısrar ve davanın incelenmeksizin reddi yolundaki çoğunluk kararına katılmıyorum. (¤¤)