(5018 S. K. m. 81) (2577 S. K. m. 10)
İSTEMİN ÖZETİ: Konya Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü'nde veri hazırlama kontrol işletmeni olarak görev yapan davacının, ayniyat saymanlığı kadrosuna atanma talebinin reddine ilişkin 16/02/2018 tarih ve E.144815 sayılı işlemin iptaline, geriye dönük maddi hak kayıplarının yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; 09/06/1927 tarih ve 606 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren (Mülga) 1050 sayılı Muhasbe-i Umumiye Kanunu'nun 95, 96, 97 nci maddelerinde ayniyat muhasebesi ve ayniyat saymanlığı müessesesinin düzenlendiği, 134 üncü maddesinde de ayniyat saymanlarının nasıl atanacakları düzenlenmiş ise de 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 81 inci maddesi ile Muhasbe-i Umumiye Kanunu'nun ek ve değişiklikleri ile birlikte yürürlükten kaldırıldığı, böylelikle Ayniyat saymanlığı kadrolarıyla ilgili yapılan bütün düzenlemelerinde yürürlükten kalktığı ve Ayniyat Saymanı diye bir kadro olmadığı, ayrıca 5018 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesiyle birlikte bu Kanun'a dayanılarak çıkarılan "Taşınır Mal Yönetmeliği"nin Taşınır Kayıt ve Kontrol Yetkilileriyle ilgili hükümlerinin 01/07/2007 tarihinde yürürlüğe girdiği görüldüğünden davacının ayniyat saymanlığına atanma talebinin reddine dair tesis edilen işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı, dava konusu işlem hukuka uygun olduğundan, davacının geriye dönük maddi hak kayıplarının yasal faiziyle ödenmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle Konya 2. İdare Mahkemesi'nce verilen davanın reddine ilişkin 20/11/2018 tarih ve E:2018/461, K:2018/1433sayılı kararın, davacı vekili tarafından; ayniyat saymanlığı kadrosunun varlığının devam ettiğine dair yönetmelik hükümlerinin bulunduğu, müvekkilinin görev yaptığı muhasip kadrosu ile aynı hizmet grubunda yer alan ayniyat saymanı kadrosuna, görevde yükselme çerçevesinde kazanılmış hakkı bulunması nedeniyle bu kadroya atanma başvurusunun yeni atama olarak değerlendirilmesinin hukuken doğru olmadığı, bu hususta Devlet Personel Başkanlığı'nın görüşünün de bu yönde olduğu ve olumlu görüş bildirmiş olmasına rağmen idarece müvekkilinin bu haktan yararlandırılmamasının müvekkili aleyhine hak kaybı oluşturduğu, bu durumun eşitlik ilkesine aykırı olmasının yanısıra çalışma barışını da olumsuz etkileyeceği, ayniyat saymanı kadrosuna atanmamasının maddi olarak da müvekkilini kayba uğrattığı iddialarıyla istinafen incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Halen ayniyat saymanı kadrosunda görev yapanların özlük ve mali hakları korunarak görevlerine devamı sağlanmakta ise de, 5018 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden sonra boş ayniyat saymanı kadrolarının kadro çalışmaları sırasında iptal edildiği ve bu kadroya yeni atama yapılma imkanının artık kalmadığı, kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü;
Dava, Konya Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü'nde veri hazırlama kontrol işletmeni olarak görev yapan davacının, ayniyat saymanlığı kadrosuna atanma talebinin reddine ilişkin 16/02/2018 tarih ve 144815 sayılı işlemin iptaline, geriye dönük maddi hak kayıplarının yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
18/04/1999 tarihli, 23670 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmeliğin geçici 3'üncü maddesinin birinci fıkrasında; "Bu Yönetmelik kapsamına giren unvanları, ilgili mevzuatı uyarınca kazananların hakları saklıdır. .(...)" düzenlemesi yer almıştır.
03.06.2014 tarihli, 29019 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Kültür ve Turizm Bakanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği'nin "Hizmet grupları" başlıklı 5'inci maddesinin 2 nci fıkrasının "İdari Hizmetler Grubu" başlıklı (d) bendinin 1 sayılı alt bendinde ayniyat saymanı ve muhasebeci unvanı görevde yükselme ve unvan değişikliğine tabi kadrolar arasında sayılmış, aynı Yönetmeliğin 22 nci maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendinde; "a) Aynı hizmet grubunun alt görev grubu içinde kalmak kaydıyla, personel; istekleri halinde ve atanılacak kadronun gerektirdiği özellikleri taşımak şartıyla, alt görevlere ve alt görev içindeki diğer görevlere sınav yapılmaksızın atanabilirler." düzenlemesi, 25 inci maddesinin 1 inci fıkrasında ise; "Görevlerinden herhangi bir şekilde ayrıldıktan sonra tekrar dönmek isteyenler, genel hükümlere göre belirlenen şartları taşımaları ve boş kadro bulunması halinde, ihtiyaç ve hizmet gerekleri doğrultusunda ayrıldıkları göreve veya bu Yönetmelikte belirlenen şartları taşımaları koşuluyla aynı düzey görevlerden birine ya da daha alt göreve atanabilir." düzenlemesi yer almıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının 15.06.1991 tarihinde Konya ili, Karapınar Belediye Başkanlığı'na açıktan muhasip olarak atandığı, 21.06.1997 tarihinde davalı idare bünyesine aynı unvanla atamasının yapıldığı, 08.07.1997 tarihinde memur kadrosuna, 29.06.2007 tarihinde ise veri hazırlama ve kontrol işletmeni kadrosuna atandığı, 27.12.2017 tarihli dilekçe ile davalı idareye başvuruda bulunarak Devlet Personel Başkanlığı'nın görüşü doğrultusunda ayniyat saymanlığı kadrosuna atamasının yapılmasını talep ettiği, davacının bu talebinin 16/02/2018 tarih ve E.144815 sayılı işlemle 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu gereği ayniyat saymanlığı ile ilgili düzenlemeler yürürlükten kaldırıldığından yapılacak bir işlem olmadığı gerekçesiyle reddedilmesi üzerine bu işlemin iptaline ve geriye dönük maddi hak kayıplarının yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesine karar verilmesi istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Davalı idare tarafından 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu gereği ayniyat saymanlığı ile ilgili düzenlemelerin yürürlükten kaldırıldığı gerekçesiyle davacının talebinin reddedildiği görülmekle birlikte, yukarıda aktarılan düzenlemeler uyarınca bu unvanı elde edenlerin kazanılmış haklarının korunduğu, nitekim Kültür ve Turizm Bakanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği'nde "ayniyat saymanı" unvanının yer aldığı, davalı idare tarafından dosyaya sunulan 11.06.2010 tarih ve 124460 sayılı Bakan onayıyla da ayniyat saymanı kadrolarında görev yapanların özlük ve mali hakları korunarak görevlerine devam etmelerinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, Kültür ve Turizm Bakanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği'nin 22 nci maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendinde, aynı hizmet grubunun alt görev grubu içinde kalmak kaydıyla, personelin istekleri halinde ve atanılacak kadronun gerektirdiği özellikleri taşımak şartıyla, alt görevlere ve alt görev içindeki diğer görevlere sınav yapılmaksızın atanabileceğinin, 25 inci maddesinin 1 inci fıkrasında ise; görevlerinden herhangi bir şekilde ayrıldıktan sonra tekrar dönmek isteyenlerin, genel hükümlere göre belirlenen şartları taşımaları ve boş kadro bulunması halinde, ihtiyaç ve hizmet gerekleri doğrultusunda ayrıldıkları göreve veya Yönetmelikte belirlenen şartları taşımaları koşuluyla aynı düzey görevlerden birine ya da daha alt göreve atanabileceğinin düzenlendiği, ayniyat saymanı ve muhasebeci kadrolarının aynı hizmet grubunun alt görev grubu içinde kaldığı, davacının ise daha önceden "muhasip" olarak görev yapmış olduğu dikkate alındığında, mevzuatta aranan diğer koşulları taşıması şartıyla sınavsız olarak ayniyat saymanı kadrosuna atanabileceği sonucuna varılmıştır.
Bununla birlikte, davacının ayniyat saymanı kadrosuna atanmasında mevzuat açısından bir engel bulunmamasının davacının bu unvana atanmasını zorunlu kılmadığı, idarenin kadro ve ihtiyaç durumuna göre davacının talebi değerlendirilerek bir işlem tesis edilmesi gerektiği açıktır.
Bu durumda, davacının mevzuatta aranan diğer koşulları taşıması şartıyla sınavsız olarak ayniyat saymanı kadrosuna atanmasına engel bir durumun bulunmadığı sonucuna varıldığından, ihtiyaç ve kadro durumuna göre davacının talebi değerlendirilerek işlem tesis edilmesi gerekmekte iken ayniyat saymanlığı ile ilgili düzenlemelerin yürürlükten kaldırıldığından bahisle davacının talebinin reddedilmesine ilişkin dava konusu işlemde ve davanın reddi yolundaki istinaf başvurusuna konu ilk derece mahkemesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Geriye dönük maddi hak kayıplarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesine ilişkin talebe gelince;
Tam yargı davalarında ancak kesin zararların tazmini mümkün olup, muhtemel zararların tazmini yönünden hüküm kurulmasına olanak bulunmadığından, iptal kararının gerekçesine göre davacının doğrudan atanmasının mümkün olmadığı durumlarda "davacının atanması halinde parasal haklarının tazminine" şeklinde şarta bağlı bir şekilde tazminat kararı verilmesi usul hukukunun genel ilkelerine uygun değildir.
Öte yandan, salt iptal kararı sonucunda davacının atanıp atanmayacağının karar aşamasında belli olmaması, idarenin karar gerekçesinde yer verilen hususlar ve ilgili mevzuatta öngörülen düzenlemeler doğrultusunda yapacağı bir takım değerlendirmeler ve belirlemeler neticesinde durumun netleşecek olması nedeniyle tazminat talebi reddedilerek bu kısım yönünden yargılama giderlerinin davacı aleyhine hükmedilmesi de hakkaniyetli olmayacaktır. Çünkü, böyle bir durumda, davacının idarece yapılacak bir takım işlemler neticesinde atanma ihtimali bulunduğundan tazminat talebinin peşinen reddi davacının aleyhine olacaktır. Diğer taraftan; davacı daha sonra atanmaya hak kazanmak suretiyle tam yargı davası açsa dahi, daha önce aynı konuyla ilgili tazminat talebi reddedilmiş olduğundan derdestlik veya kesin hüküm hali gündeme gelebilecektir.
Bu nedenle, iptal davası ile birlikte parasal hak talebinde de bulunulması durumunda, iptal kararının gerekçesine göre davacının doğrudan atanması sonucu doğmayıp idarenin mevzuat hükümleri doğrultusunda yapacağı değerlendirmeler sonucunda davacının atanıp atanmayacağının belirleneceği haller bakımından, gerek muhtemel zararın tazminine hükmedilmemesi gerekse henüz zarar oluşup oluşmadığı belli olmadan tazminat talebinin reddine karar verilmek suretiyle hakkaniyete aykırı sonuçların ve usuli bir takım sakıncaların doğmaması için, tazminat talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek suretiyle, dava konusu uyuşmazlığın esasını teşkil eden işlemin hukuka aykırı bulunarak iptaline karar verilmiş olması nedeniyle yargılama giderlerinin idare aleyhine hükmedilmesi daha isabetli olacaktır. Böyle bir durumda, idarenin yapacağı değerlendirme sonucunda, davacının atanmaya hak kazanacak olması halinde, dava konusu edilen atanmama işlemi nedeniyle oluşan zarar için 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10'uncu maddesi uyarınca başvuruda bulunularak bu talebin reddi üzerine tam yargı davası açılması halinde işlemden kaynaklanan zararın tazmini (işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların ödenmesi) mümkün olabilecektir.
Buna göre, uyuşmazlığın esasına yönelik Dairemiz kararının gerekçesi dikkate alındığında, bakılmakta olan davada verilen iptal kararı uyarınca davacının doğrudan ayniyat saymanalığına atanmasının mümkün olmaması, davalı idarece yapılacak değerlendirme sonucunda atanıp atanmayacağının belirlenecek olması nedeniyle, geriye dönük maddi hak kayıplarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45 inci maddesinin 4 üncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun KABULÜNE, başvuruya konu Konya 2. İdare Mahkemesi'nin 20.11.2018 tarih ve E:2018/461, K:2018/1433 sayılı kararının KALDIRILMASINA, dava konusu işlemin İPTALİNE, davacının, dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığını ileri sürdüğü geriye dönük maddi hak kayıplarının yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, aşağıda dökümü gösterilen dava ve istinaf aşamalarına ilişkin toplam 315,80.-TL yargılama giderinin davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, artan posta ücretinin Mahkemesi'nce davacıya iadesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45 inci maddesinin 6 ncı fıkrası uyarınca kesin olmak üzere, 11/04/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)