(2709 S. K. m. 35, 56) (4721 S. K. m. 599) (2577 S. K. m. 2, 15, 24, 31, 45, 46, 49) (6100 S. K. m. 323) (1136 S. K. m. 164, 168) (5510 S. K. m. 4, 101)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacılar murisinin "….." tanılı rahatsızlığının tedavisinde kullanılan "........" etkin maddeli ilaç ile ilgili olarak davalı idarece ödeme yapılıp yapılmayacağı yönündeki başvurunun, söz konusu ilaç bedelinin ….. tanısında ödenemeyeceğine ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Denizli Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 13/08/2018 tarih ve E.10300262 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada; davacının akciğer kanseri olduğu, rahatsızlığının tedavisinin yapıldığı ........ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı doktor tarafından davacılar murisinin "........" isimli ilacın kullanımının uygun olacağının belirlendiği ve özel sağlık kuruluşundaki doktoru tarafından da söz konusu ilacın temini için de davalı idareye başvurulduğu, Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun 06/08/2018 tarih ve REİYS-2018-08-121036 sayılı yazısı ile anılan ilacın kullanımının kabul edildiği, davacılar murisinin tedavisinin planlanmasında ve bu tedavide uygulanacak ilacın belirlenmesi noktasında, tedavisinin yapıldığı sağlık kurumunun ya da hekimin sorumluluğu bulunmakta olup, talep edilen ilacın kullanılmasında ve kullanılması sonrasında çıkacak sonuç ile bu ilacın kullanımının gerekip gerekmediği hususundaki mesuliyetin, tedaviyi planlayan ve talepte bulunan sağlık kurumunda olduğundan, 1982 Anayasasının 56. maddesi uyarınca söz konusu ilacın temininin idarece yerine getirilmesi gerektiği, anılan ilacın kullanımının Sağlık Bakanlığı Türkiye Tıbbi Cihaz ve İlaç Kurumunca da kabul edildiği hususları dikkate alındığında 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında genel sağlık sigortasından sağlanacak sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan yararlanmanın genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler için bir hak olduğu ve bu hizmet ve hakların finansmanını sağlamanın davalı idarenin yükümlülüğünde olduğu sonucuna varıldığından, davacılar murisinin tedavisinde uygulanacak ilaç bedellerinin ödenmesi gerekirken aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu işlem Mahkememizce hukuka aykırı bulunduğundan, bu işlem nedeniyle ödenmeyen ilaç bedellerinin ödenmesi, ayrıca bu kapsamda davacılar murisi tarafından ödenen toplam 13.470,26-TL ilaç fatura bedelinin de davalı idarece davacılara ödenmesi gerekmektedir. Bu bağlamda Mahkememiz kararı dava konusu işlem nedeniyle ödenmeyen ilaç bedellerinin tamamının ödenmesine ilişkin olduğundan, davaya mirasçı sıfatıyla sonradan dahil edilen davacıların, davaya devam etme istemli dilekçeleri ekinde sundukları ilaç bedellerine ilişkin olarak 28/09/2018 tarih ve 6.735,13-TL tutarlı fatura ile 08/10/2018 tarih ve 6.735,13-TL tutarlı fatura bedellerinin de davalı idarece davacılara ödenmesi gerektiği, Davacılar lehine vekalet ücretine hükmedilip hükmedilmeyeceğine gelince; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesinin 1. fıkrasında; "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir." hükmüne yer verildiği,4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Kazanma" ana başlıklı ve "Mirasçılar tarafından" alt başlıklı 599. maddesinde; "Mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar. Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, mirasbırakanın aynî haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar." düzenlemesine yer verildiği, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 24. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde, kararlarda, yargılama giderleri ve hangi tarafa yükletildiği hususunun belirtilmesi gerektiği ifade edilmiş; aynı Kanunun 31. maddesi ile yapılan gönderme nedeniyle yargılama giderleri konusunda uygulanması söz konusu olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 323. maddesinde, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücreti, yargılama giderleri arasında sayılmış; 326. maddesinin 1. fıkrasında, Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği kural altına alınmış; 330. maddesinin 1. fıkrasında da, vekil ile takip edilen davalarda mahkemece, kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücretinin, taraf lehine hükmedileceği kuralına yer verildiği, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun "Avukatlık Ücreti" başlıklı 164. maddesinde de, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği; 168. maddesinin son fıkrasında ise avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı kurala bağlandığı, herkesin miras ve mülkiyet hakkına sahip olduğu, mirasçıların, mirasbırakanın ölümü ile aynî haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanacakları, vekille takip edilen dava lehine sonuçlanan taraf yararına vekalet ücretine hükmedileceği, vekalet ücretinin mirasla intikal edecek alacaklardan olduğu, her ne kadar müteveffa muris ........'in vekili, davacılar vekili olarak dosyaya vekaletname ibraz etmemiş ise de, işbu dava açılırken davacı pozisyonunda olan ........'in kendisini vekille temsil ettirmiş olması nedeniyle, anılan şahsın dava devam ederken vefat etmesi üzerine işbu davayı takip etme yetkisi kendilerine geçen ve mirasçıları pozisyonunda olan davacılar lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali, dava konusu işlem nedeniyle ödenmeyen ilaç bedellerinin davalı idarece davacılara ödenmesi yolunda Denizli İdare Mahkemesi'nce verilen 24/05/2019 tarih, E:2018/1346, K:2019/615 sayılı kararın; hukuka aykırı olduğu, söz konusu ilaç bedelinin akciğer adenokorsinom tanısında karşılanamayacağının belirtildiği, kurum işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğu ileri sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması istemidir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacılar tarafından davalı idarenin istinaf dilekçesine yanıt verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi Altıncı İdare Dava Dairesince; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "istinaf" başlıklı 45. maddesinde, "1. İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, ... mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir...
2. İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir...
5. Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir...
Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir..." kuralına yer verilmiş; anılan maddenin 2. fıkrasının göndermede bulunduğu "temyiz" başlıklı 46. maddesinde, "Bölge idare mahkemelerinin kararlarının tebliğini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay’da temyiz edilebileceği öngörüldükten sonra temyize tabi kararlarının hangileri olduğu sayma yoluyla sınırlanarak belirlenmiş, "temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 2. fıkrasında, "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" bozma nedenleri olarak sayılmıştır.
Dava, davacılar murisinin "........" tanılı rahatsızlığının tedavisinde kullanılan "........" etkin maddeli ilaç ile ilgili olarak davalı idarece ödeme yapılıp yapılmayacağı yönündeki başvurunun, söz konusu ilaç bedelinin "........" tanısında ödenemeyeceğine ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Denizli Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 13/08/2018 tarih ve E.10300262 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, idari dava türleri; idari işlemlere karşı açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı açılacak tam yargı davaları ve idari sözleşmelerden dolayı çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olarak belirlenmiştir. Bir başka ifadeyle idare hukuku kuralları içinde kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla, kamu gücü kullanılarak tesis edilen idari işlemler, idari eylemler ve idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar nedeniyle açılan davaların görüm ve çözümünde idari yargı mercileri görevlidir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun "Uyuşmazlıkların çözüm yeri" başlıklı 101 inci maddesinde "Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür." kuralına yer verilmiştir.
5510 sayılı Kanunun 101 nci maddesinde yer alan“…bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar İş Mahkemelerinde görülür.” bölümünün iptali istemiyle yapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesi, 22.12.2011 tarih ve E:2010/65, K: 2011/169 sayılı kararıyla (RG. 25.1.2012, Sayı: 28184) davayı red ile sonuçlanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; ........ sayılı sicil numarası ile 5510 sayılı Kanunun (4/a) maddesine tabi tarım işçisi olarak 17/Kasım/2018 tarihine kadar sigortalı çalışan olan davacı tarafından "........" hastalığının tedavisinde kullanılan "........" etkin maddeli ilaç ile ilgili olarak davalı idarece ödeme yapılıp yapılmayacağı yönündeki başvurunun, söz konusu ilaç bedelinin "........" tanısında ödenemeyeceğine ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Denizli Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi işleminin iptali istemiyle dava açıldığı, İdare Mahkemesince; davanın esastan incelenerek yukarıda belirtilen gerekçeyle karar verildiği anlaşılmaktadır.
Olayda; davacının 5510 sayılı Kanunun (4/a) maddesine tabi çalışan iştirakçi olduğu ihtilafsızdır.
Bu haliyle, 5510 sayılı Kanunun (4/a) maddesine tabi olan davacı tarafından ilaç bedelinin ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işleme karşı açılan davanın adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda, davanın 2577 sayılı Yasanın 15/1-a maddesi uyarınca görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yapılan inceleme üzerine verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun kabulüne, Denizli İdare Mahkemesince verilen 24.05.2019 tarih, E:2018/1346, K:2019/615 sayılı kararın kaldırılmasına, 2577 sayılı Kanunun 45. maddesi uyarınca yukarıda belirtilen husus göz önünde bulundurularak yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu aşamada yargılama giderlerine hükmedilmesine yer olmadığına, 10.03.2020 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. (¤¤)