İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (a) ve (l) alt bentleri ile aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla tecziyesine ilişkin 18.07.2017 tarihli ve 2017/1 sayılı Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılan davada; davacı hakkında Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen TİB soruşturması kapsamında iddianamede adının yer alması nedeniyle 02.02.2015 tarih ve 7453 sayılı Olur kapsamında yürütülen disiplin soruşturmasına dahil edildiği, 27.12.2016 tarih ve 78861 sayılı Olur ile de 15 Temmuz 2016 tarihli FETÖ/PDY darbe girişimi ile ilgili gelişmeler kapsamında hakkında açılan soruşturması neticesinde, davalı idarece 18.07.2017 tarihli Yüksek Disiplin Kurulu kararı ile Devlet Memurluğundan Çıkarma cezası ile cezalandırıldığı, disiplin soruşturmasına konu fiilin örgüt faaliyeti kapsamında süreklilik gösteren fiil niteliğinde olduğu göz önüne alındığında soruşturma ve ceza zamanaşımı sürelerinin aşılmadığı, soruşturma sonucunda, savunması alınarak işlem tesis edildiği, davacı hakkında Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nda yapılanan yasa dışı FETÖ/PDY terör örgütü ile eylem ve fikir birliği içerisinde hareket etme ve FETÖ/PDY üyeliği kapsamında açılan davada Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 22/02/2018 tarihli ve E:2015/202, K:2018/196 sayılı kararı ile delil yetersizliğinden beraat kararı verilmiş ise de; cezai ve idari soruşturmaların birbirinden bağımsız süreçler olması nedeniyle beraat kararının disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmeyeceği, ayrıca davacının 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığının görülmesi karşısında, davacı hakkında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/4. maddesinin yaptığı atıfla 125/E-a-l maddesinde yer verilen "ideolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükün ve çalışma düzenini bozmak, boykot, işgal, kamu hizmetlerinin yürütülmesini engelleme, işi yavaşlatma ve grev gibi eylemlere katılmak veya bu amaçlarla toplu olarak göreve gelmemek, bunları tahrik ve teşvik etmek veya yardımda bulunmak" ve "Terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olmak, bu örgütlere yardım etmek, kamu imkan ve kaynaklarını bu örgütleri desteklemeye yönelik kullanmak ya da kullandırmak, bu örgütlerin propagandasını yapmak" hali kapsamında değerlendirilebilecek eyleminin bulunduğu sonucuna varıldığından bu eylemine karşılık gelen disiplin cezasının (devlet memurluğundan çıkarma) uygulanmasına yönelik dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yönünde Ankara 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 28/01/2019 gün ve E:2017/2943, K:2019/144sayılı kararın, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince, davacının adli yardım talebinin kabulü yönünde ilk derece mahkemesince karar verildiği görüldüğünden,6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335 maddesinin 3. fıkrasında, adli yardımın, hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceğinin belirtilmesi karşısında, bu konuda yeniden bir karar verilmeksizin, 2577 sayılı Yasa'nın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek, gereği görüşüldü:
29/10/2016 tarihli ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 676 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 75. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E maddesine eklenen (l) bendinde; "(Ek: 03/10/2016 KHK-676/75 md.; Aynen kabul: 01/2/2018-7070/61 md.) Terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olmak, bu örgütlere yardım etmek, kamu imkân ve kaynaklarını bu örgütleri desteklemeye yönelik kullanmak ya da kullandırmak, bu örgütlerin propagandasını yapmak.'' Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında yer almaktadır.
Dosyanın incelenmesinden davacı hakkında Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen TİB soruşturması kapsamında iddianamede adının yer alması nedeniyle 02.02.2015 tarih ve 7453 sayılı Olur ile yürütülen disiplin soruşturmasına dahil edildiği, 17.08.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 670 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılan davacının, 27.12.2016 tarih ve 78861 sayılı Olur ile de 15 Temmuz 2016 tarihli FETÖ/PDY darbe girişimi ile ilgili gelişmeler kapsamında hakkında açılan soruşturması neticesinde, davalı idarece 18.07.2017 tarihli Yüksek Disiplin Kurulu kararı ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (a) ve (l) alt bentleri ile aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca Devlet Memurluğundan Çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Olayda, davacının 17.08.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinde çıkarıldığı, dava konusu işleme dayanak alınan Kanun maddelerinden 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendine eklenen (l) bendinin ise 29/10/2016 tarihli ve 29872 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 676 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 75. maddesi ile Yasa'ya eklendiği, bu haliyle, hukukun genel ilkelerinden ve en temel ceza hukuku güvencelerinden biri olan suç ve cezaların geçmişe yürütülememesi ilkesi gereği, davacının, dava konusu fiilin işlendiği tarihte yürürlükte olmayan, ancak işlem tarihi itibariyle yürürlükte olan ve dava konusu işleme dayanak alınan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-I maddesine istinaden cezalandırılma yoluna gidilemeyeceği açıktır. Ancak davacının aynı eylem nedeniyle 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (a) alt bendi ve aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca da cezalandırıldığı görüldüğünden, davacının 657 sayılı Kanun'un 125/E-a maddesi ve aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Ankara 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 28/01/2019 gün ve E:2017/2943, K:2019/144 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, istinaf isteminin yukarıda belirtilen açıklama ile REDDİNE, yargılama giderlerinin istinaf başvurusunda bulunan taraf üzerinde BIRAKILMASINA, davacının adli yardım istemi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan istinaf yargılama giderlerinin tahsili için karar kesinleştikten sonra müzekkere YAZILMASINA,2577 sayılı Yasanın değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 11/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)