(3194 S. K. m. 5) (2577 S. K. m. 31) (6100 S. K. m. 282, 447) (Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği m. 4)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacılar tarafından, malik ve hissedarı oldukları İstanbul İli, Bağcılar İlçesi, ……….. Mah., 21 pafta, 3548 parsel sayılı taşınmazın da bulunduğu alanda Bağcılar Meydanı Kentsel Dönüşüm Projesine ilişkin olarak hazırlanan ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 27.02.2017 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliğinin iptali istemiyle açılan davada, "...dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi raporu, 6306 sayılı Kanunun ve imar planlarının yapılma amaçları ve yukarıda yer verilen ilgili mevzuat hükümleri birlikte incelenip değerlendirildiğinde; dava konusu 27/02/2017 tasdik tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planı plan notları genel hükümler bölümünde; "1.6. Planda, tüm parsellerde; bulunduğu alandan başka bir alana transfer edilecek mülk sahiplerine, bulunduğu bölge ve önceki bulunduğu konum ve alanın ekeonik değeri ile eşdeğer özellikte yer verilecektir, bu durumda alanın plandan önceki ve sonraki konumları tüm parseller için ayrı ayrı tespit edilecektir" kuralı yer almasına rağmen planlama alanı içerisinde bulunan davacıya ait parsele ilişkin herhangi bir tespit yapılmadığı, yine dava konusu 27/02/2017 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planında herhangi bir etap içinde yer almadığı, donatı alanında kalan dava konusu parsele plan şartlarına göre imar hakkı verilmediği, plan hükümlerinde ise bu hususla ilgili açıklamaların yer almadığı ve taşınmazın fiili kullanım durumu da gözönüne alındığında, bu durumun planlamanın eşitlik ilkesine aykırı olduğu görülmekle, davacıların maliki oldukları parsel yönünden dava konusu nazım ve uygulama imar planlarının şehircilik ilkelerine, planlama esasları ve tekniklerine ve kamu yararına aykırı olduğu" gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin İstanbul 10. İdare Mahkemesi'nin 09/07/2019 tarih ve E:2019/312, K:2019/1588 sayılı kararının; Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca, hukuka aykırı olduğu, planlama alanında yaşayacak toplam nüfus baz alınarak teknik altyapı alanlarının ayrıştırıldığı, dava konusu planların bütüncül bir şekilde kamu yararı gözetilerek gerçekleştirildiği, sosyal donatı alanları miktarında artış gerçekleştiği iddialarıyla, Bağcılar Belediye Başkanlığınca, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın önemli yol bağlantılarının yer aldığı bir kavşak noktasında bulunduğu, ancak Bağcılar Metro İstasyonunun açılması ile bu noktanın meydan olarak düzenlendiği ve işlevini yitirdiği, Bağcılar bütününe hizmet eden bir meydan oluşturulduğu, yer altı otoparkı planlanarak kamulaştırma işlemlerine başlanıldığı, sürdürülebilir ve yaşanabilir çevre oluşturmak adına yapılan düzenlemenin gerekli olduğu iddialarıyla kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACILARIN SAVUNMA ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü İdare Dava Dairesince, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, davacılar tarafından, malik ve hissedarı oldukları İstanbul İli, Bağcılar İlçesi, ... Mah., 21 pafta, 3548 parsel sayılı taşınmazın da bulunduğu alanda Bağcılar Meydanı Kentsel Dönüşüm Projesine ilişkin olarak hazırlanan ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 27.02.2017 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliğinin iptali istemiyle açılmıştır.
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde; Nazım İmar Planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plandır şeklinde tanımlanmıştır.
Aynı Kanunun imar planlarının hazırlanması ve yürürlüğe konulması başlıklı 8. maddesinin (b) fıkrasında; imar planlarının nazım imar planı ve uygulama imar planlarından meydana geldiği, mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planlarının ilgili belediyelerce yapılacağı ve yaptırılacağı, belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe gireceği, onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde bir ay süre ile ilan edileceği bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebileceği belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisinin onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlayacağı onaylanmış planlarda yapılacak değişikliklerinde yukarıdaki usullere tabi olduğu hüküm altına alınmıştır.
İmar planları, insan, toplum ve çevre ilişkilerinde kişi ve toplum hayatını yakından etkileyen fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak, yatırımların yer seçimlerini ve gelişme eğilimlerini yönlendirmek ve arazinin koruma-kullanma dengesini en rasyonel biçimde belirlemek, ülke, bölge ve kent verilerine göre konut, istihdam, ulaşım gibi kentsel işlevler ile sosyal ve kültürel gereksinimleri var olan yada sağlanabilecek olanaklar ölçüsünde en iyi biçimde yerine getirmek ve belde halkına iyi bir yaşama düzeni ve koşulları sağlamak amacıyla kentin gelişmesi de gözönünde tutularak hazırlanır ve koşulların zorunlu kıldığı biçimde ve zamanda yasalarda öngörülen yöntemlere uygun olarak değiştirilebilirler. Bu ölçütlere göre hazırlanıp değiştirilebilen imar planlarının yargısal denetimi yapılırken, planın bütünlüğü içinde planlanan yörenin çevre, ulaşım, konut, trafik gibi ilişkilerinin kapsamlı bir biçimde ele alınarak şehircilik ve planlama ilkeleri ile kamu yararına uyarlık bulunup bulunmadığının tartışılması gerekeceği açıktır.
Dosyanın incelenmesinden; İstanbul İli, Bağcılar İlçesi, ..., ..., ..., ... ve ... Mahalleleri sınırları içerisinde yer alan ve davacıların da maliki olduğu İstanbul İli, Bağcılar İlçesi,... Mah., 21 pafta, 3548 parsel sayılı taşınmazın da bulunduğu alanın 12.11.2016 tarih ve 29886 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2016/9392 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile riskli alan ilan edildiği, riskli alana ilişkin Bağcılar Belediye Başkanlığınca hazırlatılan Bağcılar Meydanı Kentsel Dönüşüm projesine ilişkin 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliğinin 27.02.2017 tarihinde Bakanlıkça tasdik edilerek 09.03.2017-07.04.2017 tarihleri arasında askıya çıkarılması üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Mahallinde gerçekleştirilen keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda," dava konusu taşınmazı da kapsayan İstanbul İli, Bağcılar İlçesi, ..., ..., ..., ... ve ... Mahalleleri sınırları içerisinde yer alan 22,8 ha'lık alanın 17/10/2016 tarih ve 2016/29392 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli alan ilan edildiği, davacıların maliki olduğu taşınmazda, betonarme karkas sistemle inşa edilmiş zemin+4 normal katlı+çekme katlı, zemin katı dükkan, normal katları konut olan bir bina olduğu, taşınmazın 15/06/2009 tarihli 1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni planında "Meskun Alanlar", 27/02/2017 tasdik tarihli 1/5000 ölçekli Bağcılar Meydanı Kentsel Dönüşüm Alanı Nazım İmar Planında kısmen "Yol" , kısmen "Park ve Yeşil Alanlar" , 27/02/2017 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli Bağcılar Meydanı Kentsel Dönüşüm Alanı Uygulama İmar Planında kısmen "Yol", kısmen "Park Alanı" lejantında kaldığı, bir önceki 19/10/2004 tasdik tarihli uygulama imar planında ikiz nizam, 4 katlı, Konut+Ticaret alanında kaldığı, 27/02/2017 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planı plan raporuna göre planlama alanında herhangi bir etapta yer almadığı, bu durumun dava konusu parsel açısından planlamanın eşitlik ilkesine aykırı olduğu, neticeten dava konusu nazım ve uygulama imar planlarının davacı parseli bakımından şehircilik ilkelerine, planlama esasları ve tekniklerine ve kamu yararına uygun olmadığı" şeklinde görüş belirtilmiştir.
İdare Mahkemesince, bahse konu bilirkişi raporu hükme esas alınarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde, bilirkişi ile ilgili olarak bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununu yürürlükten kaldıran 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 447. maddesinde ise, mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18.06.1927 tarihli, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamaların, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerinin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hükme bağlanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 282. maddesinde ise, hakimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği hükmü yer aldığından, yukarıda yer verilen bilirkişi raporu kısmen hükme esas alınabilecek nitelikte görülerek ve dosyadaki diğer tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek aşağıda ayrıntısına yer verilen biçimde gerekçe oluşturulmuştur.
Öncelikle, davacının parselinin de içinde bulunduğu alanın riskli alan ilan edilmesine yönelik 12.11.2016 tarih ve 29886 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2016/9392 sayılı Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle alanda parsel sahibi olan 27 kişi tarafından açılan davanın, Danıştay Ondördüncü Dairesi'nin 26.09.2018 tarih ve E:2016/11708, K:2018/5741 sayılı kararı ile reddedildiği, davacıların temyiz isteminin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 27.03.2019 tarih ve E:2019/55, K:2019/1330 sayılı kararı ile reddedildiği ve kararın bu şekilde kesinleştiği görüldüğünden, dayanak riskli alan kararının, Bağcılar Meydanı Kentsel Dönüşüm Projesine ilişkin olarak hazırlanan ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 27.02.2017 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliğinde herhangi bir kusurlandırıcı etkisi bulunmamaktadır.
Bağcılar Meydanı Kentsel Dönüşüm Alanı 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı yönünden yapılan değerlendirme;
a) Fonksiyon açısından,
Plan açıklama raporunda, Bağcılar Meydanının bir kamusal alan olarak tasarımı, kentsel odak noktası olarak sinerji oluşturması hedeflenen bir buluşma noktası olması ve kentsel mekan kalitesi endişeleriyle ele alınan ve kurgulanan bir bölge olmasının planlama yaklaşımı olarak belirlendiği, planlama amacının ise uygulanabilir, sürdürülebilir, çağdaş planlama ve tasarım ilkelerine uygun bir kentsel mekan üretilmesi olarak ortaya konulduğu, davacılara ait 21 pafta, 3548 nolu parselin dava konusu 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planında "Park Alanı" ve "Yol" kullanımında, 1/100000 ölçekli çevre düzeni planında "Meskun Alan" kullanımında kaldığı, bu yönüyle önerilen fonksiyonun planların kademeli birlikteliği ilkesine bir aykırılık barındırmadığı, plan genelinde konut ve ticaret kullanımlarının birleştirilerek konut+ticaret kullanımlarının getirildiği, önceki planlama işlemlerine göre yapılaşma haklarında büyük değişimlerin meydana gelmediği, donatı alanları açısından ise dava konusu planın önceki plandan çok daha fazla sosyal ve teknik altyapı alanının erişilebilirlik ölçütlerine uygun ve kullanımlar arasındaki ilişkiler güçlendirilerecek biçimde önerildiği, yapı yoğunluğunda bir değişime gidilmeksizin genelde donatı alanlarının özelde de park ve yeşil alanların arttırılmış olmasının planın çevresel anlamda hem mevcut duruma hem de önceki duruma göre olumlu etkide bulunacağı, planda öngörülen kararların gerekli analitik incelemeler neticesinde oluşturulduğu, davacılara ait parselin de bu bağlamda planın genel yaklaşımı ve amacına uygun biçimde çevresine hizmet edecek biçimde oluşturulan park ve yol lejantında kaldığı, bu arada riskli alan ilan edilen yerde plan yapılmasını zorunlu kılan nedenlerin de bulunduğunun kabulü gerektiği görülmektedir.
O halde, dava konusu 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planında davacılara ait parsele öngörülen fonksiyonlar yönünden hukuka aykırılık bulunmamıştır.
b) Transfer açısından,
Dava konusu nazım imar planına ait plan notlarının "Genel hükümler" kısmında yer alan 1.6. bendinde, "Planda, tüm parsellerde; bulunduğu alandan başka bir alana transfer edilecek mülk sahiplerine, bulunduğu bölge ve önceki bulunduğu konum ve alanın ekonomik değeri ile eşdeğer özellikte yer verilecektir. Bu durumda alanın plandan önceki ve sonraki konumları tüm parseller için ayrı ayrı tespit edilecektir." şeklinde hüküm yer almaktadır.
Kamu tarafından ortak kullanım işlevine sahip, özel mülkiyete ait taşınmazların yetkili idarelerce kamulaştırma yöntemi kullanılarak kamunun kullanımına kazandırıldığı bilinmektedir.
Transfer kavramının ismen çeşitli mevzuata girdiği görülmekte ise de; kamulaştırma yöntemine alternatif olarak kabul edilen bu yöntemin, başta İmar Kanunu olmak üzere yasa ile özel olarak tanımlanması ve hüküm altına alınması gerektiği ve bu kavramın uygulanmasına ilişkin esasların da yine yasal mevzuatta düzenlemesi gerektiği açıktır.
O halde, İmar Kanununda yer almayan taşınmazın imar hakkının transferini öngören söz konusu yöntemin uyuşmazlığa konu planlama ile kabul edilmesinde ilgili plan notu yönünden hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Bağcılar Meydanı Kentsel Dönüşüm Alanı 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı yönünden yapılan değerlendirme;
a) Fonksiyon açısından,
Davacılara ait 21 pafta, 3548 nolu parselin dayanak 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planında "Park Alanı" ve "Yol" kullanımında kaldığı, bu kullanımların 1/1000 ölçekli dava konusu uygulama imar planında da korunduğu, davacılara ait parselin 1/5000 ölçekli nazım imar planındaki arazi kullanım kararında hukuka aykırılık bulunmadığının belirlendiği, bu haliyle davacılara ait parsele üst ölçekli plan kararına uygun biçimde önerilen fonksiyon yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
b) Kütle yapılaşması açısından,
Uyuşmazlıkta, 1/1000 ölçekli plan paftalarında imarlı alanlar (konut+ticaret) içerisine giren parseller üzerinde kütle şeklinde maksimum yapılaşma alanlarının gösterildiği, bu kütlelerin (etapların) numaralandırıldığı, plan paftalarında imarlı alanlar üzerinde emsal/yoğunluk değerlerinin belirtilmediği, yapılaşma oranları ile ilgili olarak plan notunda "ETAPLAR İÇİN BELİRLENEN EMSALE ESAS İNŞAAT ALANI TABLOSU" şeklinde belirlemeye gidildiği, tabloda, her bir etapın hangi ada ve parsel/parsellerden oluşacağının ve emsale esas inşaat alanının büyüklüğünün belirlendiği, plan notlarında, imar adalarında gösterilen kütlelerin şematik olduğu ve tabloda belirtilen emsale esas inşaat alanı ve yükseklik değerlerini aşmamak koşulu ile hazırlanacak kentsel tasarım ve mimari avan projelerine göre kütlelerin boyutlarının belirleneceğinin belirtildiği (Genel hükümler 1.7), öte yandan plan açıklama raporunda etaplara dahil olacak her bir parsel yönünden ayrı ayrı imar alanının, zemin, çıkma, üst kat, çatı piyesi büyüklüklerinin belirlendiği, buna göre her bir parsel için ve etabın tümü için imar inşaat alanının ortaya çıkarıldığı görülmektedir.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin (g) bendinde, Kentsel tasarım projesi, doğal, tarihi, kültürel, sosyal ve ekonomik özellikler ile arazi yapısı dikkate alınarak, tasarım amacına göre kütle ve yapılanma düzeni veya açık alan düzenlemelerini içeren; taşıt ulaşımı, otopark ve servis ilişkileri ve yaya dolaşım ilişkilerini kuran; yapı, sokak, doku, açık ve yeşil alanların ilişkisini ve kentsel mobilya detaylarını gösteren; altyapı unsurlarını bütüncül bir yaklaşımla disiplinler arası olarak ele alan; imge, anlam ve kimlik özelliklerini ifade eden; tasarım ilke ve araçlarını içeren uygun ölçekteki proje olarak, (k) bendinde, uygulama imar planı, nazım imar planı ilke ve esaslarına uygun olarak yörenin koşulları ve planlama alanının genel özellikleri, yapının kullanım amacı ve ihtiyacı, erişilebilirlik, sürdürülebilirlik ve çevreye etkisi dikkate alınarak; yapılaşmaya ilişkin yapı adaları, kullanımları, yapı nizamı, bina yüksekliği, taban alanı katsayısı, kat alanı kat sayısı veya emsal, yapı yaklaşma mesafesi, ön cephe hattı, ifraz hattı, kademe hattı, ada ayrım çizgisi, taşıt, yaya ve bisiklet yolları, ulaşım ilişkileri, parkları, meydanları, kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanlarını, gerektiğinde; parsel büyüklükleri, parsel cephesi ve derinliği, arka cephe hattı, yol kotu ve bu kotun altındaki kat adedi, bağımsız bölüm sayısı gibi yapılaşma ve uygulamaya ilişkin kararları, uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren ve varsa kadastral durumu işlenmiş olarak 1/1.000 ölçekte onaylı halihazır haritalar üzerinde, plan notları ve ayrıntılı raporuyla bir bütün olarak hazırlanan plan olarak tanımlanmıştır.
Dava konusu uygulama imar planına ait plan açıklama raporu ve plan notları ile kütle yapılaşma yoluna gidildiği ve belirlenen kütlelere dahil olacak parseller üzerinden yapılan hesaplamaya göre inşaat alanının belirlendiği, bu kütlelere giren parsellerin kısmen ya da tamamen imarlı alanda kaldığı, ancak kütle içine dahil olan her bir parselin ne kadar bir oranda imarlı alana dahil edildiğinin belli olmadığı, her parselin hakkaniyet ölçüsü çerçevesinde eşit oranda imar hakkına kavuşup kavuşmadığının belli olmadığı, bunun yanında tamamen veya kısmen donatı alanında kalan bazı parsellere (342 ada 1,2,3 parsel) imar hakkı verilmediği, bir başka anlatımla kütle yapılaşmasına bu parsellerin dahil edilmediği, donatı alanında kalan parsellerin bir kısmına imar hakkı verilmesine karşın bir kısmına bu hakkın verilmemesinin planlamada eşitlik ilkesine aykırı olduğu, bu parsellerin kamulaştırmaya konu olabilecekleri düşünülse dahi imar planı içerisinde bir kısım parsellerin imar hakkına kavuşması sağlanırken bir kısmının kütle yapılaşması dışında belirsiz bir biçimde bırakılmasının yerinde olmadığı, donatı alanında kalan parsellerin bir kısmına (1030 ada 4 ve 8 parsel gibi) ise mevcut konumundan uzaktaki bir imar adasında imar hakkı verildiği, imarlı alanda kalan bazı parsellerin (204/33)ise ilgili tabloda yer almadığı, yani yapılaşma hakkından yararlandırılmadığı, planlama alanındaki parsellerin hangi kriterler çerçevesinde dağılımının yapıldığının belli olmadığı, dolayısıyla uygulama imar planının öngörülen kütle yapılaşması yönünden yerinde olmadığı görülmektedir.
Bunun yanında, uygulama imar planında taban alanı katsayısı, kat alanı kat sayısı veya emsal, yapı yaklaşma mesafesi gibi yapılaşma şartlarının gösterilmesi gerektiği halde dava konusu uygulama imar planında bu gösterimlerin yer almadığı, ayrıca uygulama imar planı ile parsellerin büyük bir kısmının bir kütleye dahil edilmiş ise de bu kütle yapılaşmanın ancak yukarıda tanımına yer verilen kentsel tasarım projesinin konusu olabileceği veya parsellerin bir hamur haline getirilip imar parsellerinden uygulamaya giren maliklere dağıtım yapılması şeklinde uygulanan parselasyon planının konusu olabileceği, nitekim imar uygulamasını andıracak şekilde bir kısım parsellerin bir yerden başka bir yere kaydırılması gibi uygulamaların dava konusu uygulama imar planında söz konusu olduğu, bu şekilde yapılan planlama işleminin de uygulama imar planının özüne aykırılık teşkil ettiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf taleplerinin kısmen kabulüne, İstanbul 10. İdare Mahkemesi'nin 09/07/2019 tarih ve E:2019/312, K:2019/1588 sayılı kararın, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planının fonksiyona ilişkin kısımları yönünden kaldırılarak, anılan kısımlar yönünden davanın reddine, 1/5000 ölçekli nazım imar planının transfere ilişkin kısmı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planının kütle yapılaşmaya ilişkin kısmı yönünden ise yukarıda belirtilen gerekçe ile istinaf taleplerinin reddine, dava netice itibariyle "kısmen iptal-kısmen ret" şeklinde sonuçlandığından aşağıda dökümü yapılan 3.688,25-TL davacı yargılama giderinin davadaki haklılık oranına göre 1.844,13-TL'sinin davalı idarelerden alınarak davacılara verilmesine, yargılama giderlerinden geriye kalan 1.844,13-TL'nin davacılar üzerinde bırakılmasına, istinaf aşamasında davalı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından karşılanan 76,60-TL yargılama giderinin davadaki haklılık oranına göre 38,30-TL'sinin, davalı Bağcılar Belediye Başkanlığı tarafından karşılanan 557,70-TL yargılama giderinin davadaki haklılık oranına göre 278,85-TL'sinin ve hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.700,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, yargılama giderlerinden geriye kalan kısımların davalı idareler üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan kısmın kararın kesinleşmesini takiben mahkemesince taraflara iadesine, bu karara karşı tebliğ tarihini izleyen 30 gün içinde Danıştay'da temyiz yolu açık olmak üzere, 14/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)