İSTİNAF İSTEMİNİN KONUSU: Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 01.02.2018 tarihli ve 2018/3271 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelere göre dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yönünde Ankara 19. İdare Mahkemesince verilen 08/10/2018 tarihli ve E:2018/239, K:2018/1275 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI (DAVACI): Davacı tarafından, savunma hakkı verilmediği, örgüte ait ev veya yurtlarda kalmadığı, darbe girişimiyle hiçbir ilgisinin olmadığı, FETÖ/PDY ile herhangi bir ilişkisinin olmadığı, ADSL hattındaki ... programını başka bir şahsın kullandığı, ... programını hiçbir şekilde kullanmadığı, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde güvence altına alınan temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI (DAVALI): Davalı tarafından, bakılan davanın seri dava olarak kabul edilmesine olanak bulunmadığından vekalet ücretinin tam olarak verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVACININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, davacının adli yardım talebinin kabulü yönünde ilk derece mahkemesince karar verildiği görüldüğünden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335.maddesinin 3.fıkrasında, adli yardımın, hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceğinin belirtilmesi karşında, bu konuda yeniden bir karar verilmeksizin, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Davacı tarafından kamu görevinden çıkarılmasını sağlayan KHK'nın Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek Anayasa Mahkemesi'ne götürülmesi istenilmiş ise de; Anayasa'nın 148 ve 152.maddelerinde yer alan kurallar birlikte değerlendirildiğinde bu iddianın ciddi olduğu kanaatine ulaşılamamaktadır.
İstinaf dilekçesinde ileri sürülen hususlar, ilk derece mahkemesi kararının davanın reddine ilişkin kısmının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden davacının istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Öte yandan, davacının adli yardım talebinin kabulü yönünde karar verildiği halde istinafa konu kararın hüküm fıkrasında bu hususun belirtilmediği gibi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan; adli yardımın, yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet sağladığı ve hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceği düzenlemesi ile aynı Kanun'un 323. maddesinde yer verilen avukatlık ücretinin yargılama giderleri arasında sayıldığı hususları birlikte dikkate alındığında, İdare Mahkemesi kararında yer alan yargılama gideri ve vekalet ücretinin tahsilinin, kanun yolu incelemeleri dahil kararın kesinleşmesinden sonra yapılabileceği, dolayısıyla bu aşamada davacıdan gerek Mahkeme ve gerekse istinaf safhasındaki yargılama giderleri ile vekalet ücretinin tahsil edilemeyeceği açıktır.
Ayrıca davacının istinaf dilekçesinde; dava dilekçesinde bulunmayan"675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkartılmasına ilişkin işlemin iptaline, işlem nedeni ile mahrum kalınan maaşımın ödenmesine, tüm özlük ve ekonomik haklarımın iadesine, memuriyetten ihraç edildiğim sürenin fiili hizmet süresine ve hizmet puanına eklenmesi, emekli sandığı keseneklerinin ve kurum karşılıklarının SGK'ya ödenmesine" isteminde de bulunduğu görülmekle birlikte, davacının bu isteminin "davanın konusunu genişletme yasağı" kapsamında olması nedeniyle incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Davalı idarenin vekalet ücretine ilişkin istinaf başvurusuna gelince;
Mahkemece işbu davanın seri dava niteliğinde olduğu kabul edilerek Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 22.maddesi uyarınca davalı idare lehine 327,00 TL vekalet ücreti ödenmesine hükmedilmiş ise de; her bir uyuşmazlığın içeriği itibariyle davacılar açısından ayrı ayrı irdelenmesi gerektiği, 6100 sayılı Kanunun 57.maddesinde ihtiyari dava arkadaşlığında birlikte dava açılabileceği de öngörülmesine rağmen, mahkemenin işaret ettiği davalar açısından davacıların birlikte dava açabilmesinin 2577 sayılı Kanun uyarınca mümkün olmadığı, bu durumda bakılan davanın seri dava niteliğinin olmadığı sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla İdare Mahkemesi kararında vekalet ücretine ilişkin kısım yönünden hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
1-Ankara 19. İdare Mahkemesince verilen 08/10/2018 günlü ve E:2018/239, K:2018/1275 sayılı kararın, davanın reddine ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığından bu kısma yönelik davacının istinaf isteminin reddine,
2-Vekalet ücretine ilişkin davalı idarenin istinaf isteminin kabulüne, Mahkeme kararının "..Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (Tarife'nin 22. maddesi de dikkate alınarak) belirlenen 327,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine..." ilişkin kısmı yönünden kaldırılmasına, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.090,00 TL vekalet ücretinin kararın kesinleşmesinden sonra davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
3-Anılan kararda "...artan posta avansının kararın kesinleşmesinden sonra re'sen davacıya iadesine..."şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 3. fıkrası gereğince; "...davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın başında alınmayan söz konusu yargılama giderinin davacıdan tahsili için iş bu kararın kesinleşmesinden sonra ilgili kuruma müzekkere yazılmasına..."şeklinde düzeltilmesine,
4-Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarece yapılan posta giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan istinaf yargılama giderlerinin tahsili için karar kesinleştikten sonra mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
6-Gider avansının kullanılmayan kısmının talep edilmesi halinde derhal, talep edilmemesi halinde karar kesinleştikten sonra mahkemesince davalı idareye re'sen iadesine,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay’a temyiz yolu açık olmak üzere, 10.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)