(3194 S. K. m. 32, 42) (2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN KONUSU: Bursa 2. İdare Mahkemesinin 26/02/2019 tarih ve E:2018/749, K:2019/224 sayılı kararının istinaf yolu ile incelenerek kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Bursa ili, Osmangazi ilçesi, .... Mahallesi, 10021 ada, 100 parsel sayılı taşınmaz üzerinde ruhsatsız inşai faaliyet yürütüldüğünden bahisle, mevzuata aykırı imalatların 3194 sayılı İmar Kanununun 32. maddesi uyarınca yıkımı ve aynı Kanunun 42/2. maddesi uyarınca 7.507,00-TL para cezası verilmesine ilişkin 29/05/2018 tarih ve 1087 sayılı Osmangazi Belediye Encümeni kararının iptali istenilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararının özeti: Bursa .....İdare Mahkemesinin 26/02/2019 tarih ve E:2018/749, K:2019/224 sayılı kararı ile;"... binanın yapıldığı konuma ait 1/1000 ölçekli plan bulunmadığı için ruhsatsız yapının ruhsata bağlanmasına da imkan bulunmamakta olduğundan, 21/05/2015 tarihinde düzenlenen yapı tatil tutanağına istinaden tesis edilen yapının yıkımı ve yıkım masraflarının davacıdan tahsiline ilişkin işlem ile maliki olduğu yapının bulunduğu yapı sınıfı ve 60 m² inşaat alanı üzerinden 3194 sayılı Kanun'un 42. maddesinin 2. fıkrasının a bendinin 3 numaralı bendi uyarınca hesaplanan temel para cezası ile, temel para cezasının aynı maddenin c bendinin 6, 8 ve 11 numaralı alt bentlerinin uygulanması suretiyle arttırılarak verilen para cezasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAFA BAŞVURANIN İDDİALARI: Davacı tarafından; dava konusu yapıya ilişkin yapı kayıt belgesi düzenlendiği ileri sürülerek dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Beşinci İdare Dava Dairesince; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "istinaf" başlıklı (Değişik 6545 S.K./19. md.) 45. Maddesinin 4. fıkrasında; Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir." 6. Fıkrasında ise, "Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir." hükümleri yer almaktadır.
Her ne kadar yargısal incelemenin devamı sürecinde 3194 sayılı Kanun'un Geçici 16.maddesinin 4.fıkrası ve Yapı Kayıt Belgesi verilmesine ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ'in 6.maddesinde yer alan "yapı kayıt belgesi ilgili belediyesine verildikten sonra 3194 sayılı Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilmeyen idari para cezalarının iptal edileceği" yönünde düzenleme yürürlüğe girmiş ise de sözü edilen düzenleme ihtilaf konusu işlemi tesis eden idarelere, yeni gelişen duruma göre işlem tesis etme yükümlülüğü getirdiğinden yargısal incelemesi devam eden davalarda yargı yeri tarafından verilecek karara etkisi bulunmamaktadır.
Zira 3194 sayılı İmar Kanununa 7143 sayılı Kanun ile eklenen Geçici 16. Madde, yargısal incelemesi devam eden davalar yönü ile bir düzenleme içermemekte, idarelere yapı kayıt belgesi düzenlenen yapılar yönü ile işlem tesis yükümlülüğü getirmekte olup idaresince her zaman mevcut duruma uygun yeni bir işlem tesisi mümkündür.
3194 sayılı İmar Kanununa 7143 sayılı Kanununun 16. maddesi ile eklenen Geçici 16. madde ile ilgili olarak yukarıda yapılan açıklamadan sonra işin esası yönünden istinaf incelemesine geçilmiştir.
İstinaf başvurusu; Bursa ili, Osmangazi ilçesi, .... Mahallesi, 10021 ada, 100 parsel sayılı taşınmaz üzerinde ruhsatsız inşai faaliyet yürütüldüğünden bahisle, mevzuata aykırı imalatların 3194 sayılı İmar Kanununun 32. maddesi uyarınca yıkımı ve aynı Kanunun 42/2. maddesi uyarınca 7.507,00-TL para cezası verilmesine ilişkin 29/05/2018 tarih ve 1087 sayılı Osmangazi Belediye Encümeni kararının iptali istemiyle açılan davada; davanın reddine karar veren Bursa 2. İdare Mahkemesinin 26/02/2019 tarih ve E:2018/749, K:2019/224 sayılı kararının davacı tarafından kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk derece Mahkemesi'nin, 29/05/2018 tarih ve 1087 sayılı Osmangazi Belediye Encümeni kararı hakkında verdiği davanın reddi yolundaki kararın; yıkıma ilişkin kısmı ile Osmangazi Belediye Encümeni kararında belirtilen para cezasının, 3194 sayılı Kanun'un 42/2-a bendinin 3. alt bendine göre hesaplanan temel para cezası ile bu cezada aynı fıkranın (c) bendinin 8. alt bendi ile 11. alt bendi uyarınca yapılan arttırıma isabet eden kısma ilişkin "ret" kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, bu kısma yönelik istinaf talebinin kabulünü gerektirecek bir sebep bulunmamaktadır.
29/05/2018 tarih ve 1087 sayılı Osmangazi Belediye Encümeni kararında belirtilen temel para cezasına 3194 sayılı Kanun'un 42/2. fıkrasının (c) bendinin 6. alt bendi uyarınca yapılan arttırım yönünden incelendiğinde ise;
5403 sayılı Toprak Koruma Ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanunun amacı; "toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımını sağlayacak usul ve esasları belirlemek" şeklinde ifade edilmiş, 10. maddesinde; "Tarım arazileri, bu Kanunda belirtilen istisnalar hariç olmak üzere, arazi kullanım plânlarında belirtilen amaçları dışında kullanılamaz." denilmiş, 13. maddesinde ise; Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazilerinin, 8 bent halinde sayılan istisnaların vukuu halinde tarımsal amaç dışı kullanılmasına izin verilebileceği; sayılan bu 4 tür dışında kalan tarım arazilerinin toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile valilikler tarafından tarım dışı kullanımlara tahsis edilebileceği; Tarımsal amaçlı yapılar içinse, projesine uyulması şartıyla ihtiyaç duyulan miktarda her sınıf ve özellikteki tarım arazisinin valilik izni ile kullanılacağı ifade edilmiştir.
Bu hükümlerin yorumlanmasından; tarım arazilerinin, mutlak yapılaşma yasağı olan yerlerden değil, ilgili mevzuatında öngörülen koşullar dahilinde tarım dışı kullanımlara tahsis edilebilecek ve kullanımlar kapsamında yapılaşmaya izin verilebilen yerlerden olduğu, diğer bir ifadeyle; tarım arazilerinde ilgili mevzuatla belirlenmiş "özel bir imar rejimi" uygulandığı anlaşılmaktadır.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 4. maddesinde; "2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, bu Kanunun ilgili maddelerine uyulmak kaydı ile 2960 sayılı İstanbul Boğaziçi Kanunu ve 3030 sayılı Büyük Şehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun ile diğer özel kanunlar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu Kanunun özel kanunlara aykırı olmayan hükümleri uygulanır." denilmiştir.
Yine 3194 sayılı İmar Kanun'unun 42. maddesinin 2. fıkrasında; "Ruhsat alınmaksızın veya ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının sahibine, yapı müteahhidine veya aykırılığı altı iş günü içinde idareye bildirmeyen ilgili fenni mesullere yapının mülkiyet durumuna, bulunduğu alanın özelliğine, durumuna, niteliğine ve sınıfına, yerleşmeye ve çevreye etkisine, can ve mal emniyetini tehdit edip etmediğine ve aykırılığın büyüklüğüne göre, beşyüz Türk Lirasından az olmamak üzere, aşağıdaki şekilde hesaplanan idari para cezaları uygulanır:" denildikten sonra, anılan fıkranın "Bakanlıkça belirlenen yapı sınıflarına ve gruplarına göre yapının inşaat alanı üzerinden hesaplanmak üzere, mevzuata aykırılığın her bir metrekaresi için;" ibaresiyle başlayan (a) bendinin 3. alt bendinde; "III. sınıf A grubu yapılara …. Türk Lirası," idari para cezası kesileceği ve bu tutarın "her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında bir Türk Lirasının küsuru da dikkate alınmak suretiyle artırılarak" uygulanacağı belirtilmiş, yine aynı fıkranın (c) bendinin 6. alt bendinde aykırılığa neden olan yapının "yapılaşmaya yasaklanmış bir alanda" yapılmış olması halinde cezanın% 80oranında arttırılacağı belirtilirken, yine (c) bendinin 7. alt bendinde yapı "özel kanunlar ile belirlenmiş özel imar rejimine tabi bir alanda" yapılmış ise cezadaki artış oranının % 50" olacağı kurala bağlanmıştır.
Dava dosyası incelendiğinde; 1/5000 ölçekli nazım imar planında "Tarımsal Niteliği Korunacak Alan" lejantıyla gösterilen Bursa ili, Osmangazi ilçesi, .... Mahallesi, 10021 ada, 100 parsel sayılı taşınmaz üzerinde ruhsat alınmaksızın inşai faaliyet yürütüldüğünden bahisle, 3194 sayılı İmar Kanununun 42/2. maddesi uyarınca 7.507,00-TL para cezası verilmesine ilişkin 29/05/2018 tarih ve 1087 sayılı Osmangazi Belediye Encümeni kararının alındığı ekli imar para cezası hesaplama raporuna göre; 3194 sayılı Kanun'un 42. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi uyarınca hesaplanan temel para cezasında, aynı fıkranın (c) bendinin 6. alt bendi uyarınca yapılan arttırımın da uyuşmazlık konusu para cezasını oluşturan kalemlerden biri olduğu görülmüştür.
Dosya içeriğindeki bilgi ve belgeler, yukarıdaki mevzuat hükümleri ve açıklamalar ile birlikte değerlendirildiğinde; tarım arazileri, özel Kanunla belirlenen "özel imar rejimine" tabi bir yer olduğu için "yapılaşmanın tamamen yasaklandığı" bir yer olarak nitelenemeyeceğinden, davacı adına hesaplanan temel para cezasında 3194 sayılı Kanun'un 42. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin 6. alt bendi uyarınca arttırım uygulanması, yukarıda alıntısı yapılan yasa hükümlerine aykırı bulunduğundan, para cezasının bu bende isabet eden 1.623,23-TL'lik kısmının "reddine" ilişkin mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1-2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Bursa ..... İdare Mahkemesinin 26/02/2019 tarih ve E:2018/749, K:2019/224 sayılı kararının yıkıma ilişkin kısmı ile Osmangazi Belediye Encümeni kararında belirtilen para cezasının, 3194 sayılı Kanun'un 42/2-a bendinin 3. alt bendine göre hesaplanan temel para cezası ile bu cezada aynı fıkranın (c) bendinin 8. alt bendi ile 11. alt bendi uyarınca yapılan arttırıma isabet eden kısmına yönelik davacının istinaf başvurusunun reddine, aynı Kanun maddesi uyarınca Osmangazi Belediye Encümeni kararına konu temel para cezasında 3194 sayılı Kanun'un 42/2-c bendinin 6. alt bendi uyarınca yapılan arttırıma ilişkin kısmı yönünden ise istinaf başvurusunun kabulüne,
2-Bursa .....İdare Mahkemesinin 26/02/2019 tarih ve E:2018/749, K:2019/224 sayılı kararının Osmangazi Belediye Encümeni kararına konu temel para cezasında 3194 sayılı Kanun'un 42/2-c bendinin 6. alt bendi uyarınca yapılan arttırıma ilişkin kısmının KALDIRILMASINA,
3-Dava konusu dava konusu 29/05/2018 tarih ve 1087 sayılı Osmangazi Belediye Encümeni kararının uyuşmazlık konusu para cezasında 3194 sayılı Kanun'un 42/2-c bendinin 6. alt bendi uyarınca yapılan arttırıma isabet eden 1.623,23-TL'lik kısmının İPTALİNE,
4-Aşağıda dökümü gösterilen 428,00-TL ilk aşama yargılama gideri ile 209,20-TL İstinaf yargılama giderinin toplamı olan 637,20-TL yargılama giderinin 80,00-TL'lik kısmının davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
5-Artan posta giderinin mahkemesince istinaf isteminde bulunana iadesine,
6-2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45.maddesinin 6.bendi gereğince kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu mahkemesine gönderilmesine,
7-Aynı Kanun maddesi uyarınca kesin olarak 05.11.2019 tarihinde esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
3194 sayılı İmar Kanununa 7143 sayılı Kanun ile eklenen Geçici 16. Madde, yargısal incelemesi devam eden davalar yönü ile bir düzenleme içermediğinden Dairemizce işin esasın girilerek karar verilmesi yerinde ise de;
3194 sayılı İmar Kanununun 7143 sayılı Kanunla eklenen geçici 16’ncı maddesinin birinci fıkrasında; "Afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması, bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde Yapı Kayıt Belgesi verilebilir. Başvuruya konu yapının ve arsasının mülkiyet durumu, yapı sınıf ve grubu ve diğer hususlar Bakanlık tarafından hazırlanan Yapı Kayıt Sistemine yapı sahibinin beyanına göre kaydedilir.”; aynı maddenin dördüncü fıkrasında ise, “Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili bu Kanun ve 2960 sayılı Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezaları iptal edilir.” kuralı yer almaktadır.
Anılan Yasa hükmüne dayanılarak hazırlanan ve 6 Haziran 2018 tarihli ve 30443 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğin 6. maddesinin birinci fıkrasında, Yapı Kayıt Belgesi verilen yapıların maliklerinin, bu belgenin bir örneğini belediye ve mücavir alan sınırları içinde ilgili belediyesine, bu sınırlar dışında il özel idaresine vermek zorunda oldukları, aynı maddenin üçüncü fıkrasında, Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili 3194 sayılı Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezalarının iptal edileceği belirtilmiş, ‘Yapı kayıt belgesi düzenlenemeyecek yapılar’ başlıklı 8.maddesinin 20 Eylül 2018 tarihli ve 30541 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslarda Değişiklik yapılmasına Dair Usul ve Esasların 5. maddesi ile değişik ikinci fıkrasında ise; “Yapı Kayıt Belgesi düzenlenemeyecek yapılar için bu belgenin düzenlendiğinin tespit edilmesi durumunda, Yapı Kayıt Belgesi iptal edilir, bu belgenin sağlamış olduğu haklar geri alınır, Yapı Kayıt Belgesi bedeli olarak yatırılmış olan bedel iade edilmez ve belge düzenlenmesi safhasında yalan beyanda bulunan müracaat sahibi hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 206 ncı maddesi uyarınca suç duyurusunda bulunulur.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Yapı kayıt belgesi kişinin beyanına göre verilmekle birlikte iptal edilmediği sürece hukuken geçerli bir belge olup, idari veya kazai bir kararla iptal edilmediği sürece idareyi ve yargı mercilerin de bağlayacağı açıktır.
Bu nedenle Dairemizce söz konusu düzenleme nedeniyle devam eden davalarda işin esasına girilerek karar verilmesi dava konusu yıkım kararlarının uygulanabileceği veya tahsil edilmemiş para cezalarının tahsil edilebileceği anlamına gelmemektedir.
Zira Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezalarının ilgili belediyesince iptal edilmesi anılan kanunun amir hükmüdür.
Yargılaması devam eden davalarda işlem tesisinden sonra ve davaya konu işlemlerin tesisine neden olan imara aykırılıklar nedeniyle davacı tarafından alınan yapı kayıt belgesinin dosyaya ibrazı yeterli olmayıp, ilgili belediyeye yapı kayıt belgesini sunmaları ve ilgili belediyece anılan kanun hükmü uyarınca yıkım ve para cezasının iptalini talep etmeleri gerekmekte olup, taleplerinin reddi halinde bu işleme karşı açacakları davalarda ancak yargı yerlerince yapı kayıt belgesinin dikkate alınabileceği açıktır.
Öte yandan, ilgili belediyece dava konusu işlemin tesisine neden olan imara aykırılığın 31/12/2017 tarihinden sonra yapılmış olması veya hukuken verilmemesi gereken yapı ve yerler için verildiğinin tespit edildiği durumlarda her zaman Çevre ve Şehircilik Bakanlığına veya bu bakanlığın il teşkilatlarına başvurarak iptalini talep etme ve talebinin reddi halinde ise bu işleme karşı dava açma hakkı bulunmakta olup, yapı kayıt belgesinin idari veya kazai bir kararla iptal edilmediği sürece idareyi bağlayacağı da tabiidir.
Bu nedenlerle, iş bu davada yapı kayıt belgesi sunulmasına rağmen işin esasına girilerek karar verilmesi ve kararın sonucu bakımından çoğunluk kararına katılmakla birlikte, yukarıda yer verilen hususların kararda belirtilmesi gerektiği görüşüyle karara gerekçe yönünden katılmıyorum. (¤¤)