İSTEMİN ÖZETİ: ….. Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsünde doktora öğrencisi olan davacı tarafından, hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu iddiasıyla başlatılan disiplin soruşturması sonrasında, Olağanüstü Hal Kapsamında yürürlüğe giren Kanun Hükmünde Kararnameler dayanak alınarak 13/07/2018 tarihi itibariyle üniversite ile ilişiğinin kesilmesine dair 13/07/2018 tarih ve 4376 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davayı reddeden İstanbul 7. İdare Mahkemesi'nin 30/04/2019 gün ve E:2018/1731, K:2019/1148 sayılı kararının; davacı tarafından, terör örgütüyle hiçbir bağlantısı olmadığı, hakkındaki açılan ceza davası yargılamasının devam ettiği, soruşturma sonucunda hakkında disiplin cezası uygulanmasına gerek görülmediği, işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması ve istinaf yoluyla işin esası hakkında yeniden karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararının hukuka uygun olduğu ve istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Yedinci İdare Dava Dairesi'nce, dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava, ..... Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsünde doktora öğrencisi olan davacı tarafından, hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu iddiasıyla başlatılan disiplin soruşturması sonrasında, Olağanüstü Hal Kapsamında yürürlüğe giren Kanun Hükmünde Kararnameler dayanak alınarak 13/07/2018 tarihi itibariyle üniversite ile ilişiğinin kesilmesine dair 13/07/2018 tarih ve 4376 sayılı işleminiptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; ''Bu durumda, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile davacı hakkında başlatılan soruşturma sonucu açılan ve halen İstanbul 13.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/30 esasında görülen davanın birlikte değerlendirilmesinden davacının, 667 sayılı KHK'nın amacı ile 3 ve 4. maddelerinde düzenlenen tedbirlerin kapsamı ve mahiyeti dikkate alınarak anılan tedbir mahiyetinde Yükseköğretim Kurumundan ilişiğinin kesilmesine dair dava konusu işlemde, hukuka aykırılık bulunmamaktadır.'' şeklinde gerekçeye yer verilmek suretiyle davanın reddine hükmedilmiştir.
23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1. maddesinde; "(1) Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin amacı, 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında, darbe teşebbüsü ve terörle mücadele çerçevesinde alınması zaruri olan tedbirler ile bunlara ilişkin usul ve esasları belirlemektir." hükmüne yer verilmiş; 4. maddesinde; "(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen;...f) 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesinde belirtilenler hariç diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personel, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgisine göre ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılır, g) Bir bakanlığa bağlı, ilgili veya ilişkili olmayan diğer kurumlarda her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personel, birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amirin onayıyla kamu görevinden çıkarılır. 2) Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır"..... düzenlemeleri yer almıştır.
18.08.2012 tarih ve 28388 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin "Yükseköğretim kurumundan çıkarma" cezasını düzenleyen 9. maddesinde;
"(1) Yükseköğretim kurumundan çıkarma cezasını gerektiren eylemler şunlardır;
a) Mahkeme kararıyla kesinleşmiş olmak kaydıyla, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, böyle bir örgütü yönetmek veya bu amaçla kurulan örgüte üye olmak, üye olmamakla birlikte örgüt adına faaliyette bulunmak veya yardım etmek" hükmü yer almaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; Üniversite Sağlık Bilimleri Enstitüsünde doktora öğrencisi olan davacı hakkında, FETÖ/PDY terör örgütüne üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu iddiasıyla hakkında başlatılan disiplin soruşturması neticesinde; FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı, iltisakı ve aidiyeti olduğu kanaati hasıl olduğu gerekçesiyle Olağanüstü Hal kapsamında yürürlüğe giren Kanun Hükmünde Kararnameler dayanak alınarak 13/07/2018 tarihi itibariyle üniversite ile ilişiğinin kesilmesine karar verildiği, sonrasında 26/07/2017 tarih ve 4705 sayılı işlem ile, davacı hakkında bir yargılama olmakla birlikte kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadığından Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin 9/1-a maddesi uyarınca bir ceza önerilemediğinin ve mahkeme kararı sonuçlanıncaya kadar disiplin cezası hükümlerinin uygulanmayacağının davacıya bildirildiği görülmektedir.
Olayda, davacı hakkında başlatılan disiplin soruşturmasına ait 03/07/2017 tarihli raporda, FETÖ/PDY Terör örgütü ile irtibatı bulunduğuna dair kuvvetli somut bilgilerin yer aldığı, Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında yürütülen soruşturma sonucu davacı hakkında kamu davasının bulunduğu, yargılamanın beklenmesinin önerildiği, ancak davacı hakkındaki kamu davasının sonuçlanmaması nedeniyle yeniden yedi kişilik komisyon kurulduğu, komisyonun 13/07/2018 tarihli raporunda "davacı hakkında açılan soruşturma üzerine verilen raporda Mahkeme sonucunun beklenmesinin teklif edildiği, ancak raporun üzerinden bir yıla yakın süre geçmesine rağmen davacı hakkındaki yargılmanın tamamlanmadığı, davacının mezuniyet aşamasına yaklaştığı, davacı hakkındaki soruşturmanın neticelendirilmesinin Rektörlük tarafından talep edildiği, davacı hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca tanzim edilen 2016/4567 sayılı iddianame dayanak alınarak, şüpheli davacının FETÖ'ye ait Bankasya isimli bankada hesap açarak 2012-2014 yılları arasında 50.000-USD nakit parayı bu hesaba yatırdığı, yazılı ve görsel basında bu işlem için örgüt elebaşı tarafından talimat verildiğinin yer aldığı, şüpheli davacı ile aynı suçtan yargılanan eşi ile müşterek çocuklarının terör örgütüne bağlı okullarda eğitim aldığı, e-posta hesapları üzerinden yapılan incelemede davacının eşi olan A.İ.B.'nin FETÖ/PDY liderinin diş tedavisini yaptığına dair fotoğrafların bulunduğu, davacı ve eşinin cep telefonunda Bylock kullanıcısı olduğu tespit edilen şahıslarla görüşmelerinin olduğu, bu görüşmelerden birinin darbe girişiminin yaşandığı gece şüpheli davacının eşi tarafından yapıldığı gerekçeleriyle İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde kamu davası açıldığı, bu dava kapsamında gözaltına alındığı, eşinin ise tutuklu olarak yargılandığı, devletin ilgili birimlerinden alınan istihbari bilgilerin tümü değerlendirildiğinde davacının FETÖ/PDY terör örgütüne üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu kanaatiyle Olağanüstü Hal Kapsamında yürürlüğe giren Kanun Hükmünde Kararnameler dayanak alınarak Üniveriste ile ilişiğinin kesilmesinin" teklif edildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer verilen 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında, darbe teşebbüsü ve terörle mücadele çerçevesinde alınması zaruri olan tedbirler ile bunlara ilişkin usul ve esasların belirlendiği ve bu kapsamda kamu görevlileri ile ilgili yapılacak işlemlere ilişkin bir takım düzenlemelere maddeler halinde yer verildiği, bahsi geçen Kanun Hükmünde Kararnamede öğrencilere ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği görülmüştür.
Öte yandan, Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği uyarınca, öğrencilere disiplin cezası verilebilmesi için öncelikle mevzuatta öngörülen usuller dahilinde ilgili hakkında isnat edilen fiille ilgili olarak disiplin soruşturması başlatılması, yapılacak soruşturma sonucunda ilgilinin savunması da alınarak fiilin sübut bulduğu kanaatine varılması halinde yetkili organlarca fiilinin karşılığı olan cezanın verilmesi gerektiği; yönetmeliğin 9/1-a maddesine göre, terör örgütüne üye olmak veya örgüt adına faaliyette bulunmak veya yardım etmek fiillerinden dolayı "Yükseköğretim kurumundan çıkarma" cezası verilebilmesi için de, sözkonusu fiillerin işlendiğinin mahkeme kararıyla kesinleşmiş olmasının şart olduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık konusu olayda, davacının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından tanzim edilen 2016/4567 sayılı İddianamede yer alan suçlamalar ile İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde sanık sıfatı ile yargılamasının halen devam ettiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacının hakkında devam eden yargılama süreci sonuçlanıncaya kadar üniversite ile ilişiğinin kesildiği görülmekle birlikte, Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinde tedbir mahiyetinde öğrencinin ilişiğinin kesileceğine yönelik bir hükmün bulunmaması, diğer taraftan anılan yönetmeliğin 9/1-a maddesine göre terör örgütüne üye olmak veya örgüt adına faaliyette bulunmak veya yardım etmek fiillerinden dolayı davacıya isnat edilen fiille ilgili olarak "Yükseköğretim kurumundan çıkarma" cezası verilebilmesi için kesinleşmiş mahkeme kararının bulunması gerektiği halde, kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmadan, kamu görevlilerine ilişkin olduğu anlaşılan 667 sayılı KHK hükümleri gerekçe gösterilerek "Yükseköğretim kurumundan çıkarma" cezası verilmesinde hukuka ve mevzuat hükümlerine uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 7. İdare Mahkemesi'nin 30/04/2019 gün ve E:2018/1731, K:2019/1148 sayılı kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan 644,30.-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı dosyalar için belirlenen 2.590,00.-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, artan posta avansının resen ilgilisine iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 14/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)