İSTEMİN ÖZETİ: Bursa İl Emniyet Müdürlüğü (KOM Şube) emrinde polis memuru olarak görev yapan davacının, açılan soruşturma neticesinde idarece sübuta erdiği ve 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8. maddesinin 4. fıkrasının b-(6) alt bendinde düzenlenen "Hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlar da bulunmak" disiplin suçu kapsamında değerlendirilen eylemi karşılığında 6 ay kısa süreli durdurma cezası öngörülmüş ise de, aynı Kanun'un 7/2. maddesi delaletiyle geçmişteki olumlu hizmetleri gözetilerek bir derece hafif olan "4 Günlük Aylık Kesim" cezasıyla tecziyesine ilişkin 06/11/2018 tarih ve 2018/483 sayılı Bursa Valiliği- İl Polis Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açtığı davanın reddi yolundaki Bursa 3. İdare Mahkemesinin 14/05/2019 tarih ve E:2019/40, K:2019/575 sayılı kararının, davacı tarafından; aile içinde ve özel mülkünde yaşanan tartışmaya istinaden disiplin yaptırımı uygulanmış ise de, yapılan değerlendirmede sadece aleyhine olan ifadelerin dikkate alındığı iddialarıyla kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf dilekçesinde belirtilen hususların mahkeme kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı ve kararın usul ve hukuka uygun olduğu ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdare Dava Dairesince, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava; Bursa İl Emniyet Müdürlüğü (KOM Şube) emrinde polis memuru olarak görev yapan davacının, açılan soruşturma neticesinde idarece sübuta erdiği ve 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8. maddesinin 4. fıkrasının b-(6) alt bendinde düzenlenen "Hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak" disiplin suçu kapsamında değerlendirilen eylemi karşılığında 6 ay kısa süreli durdurma cezası öngörülmüş ise de, aynı Kanun'un 7/2. maddesi delaletiyle geçmişteki olumlu hizmetleri gözetilerek bir derece hafif olan "4 Günlük Aylık Kesim" cezasıyla tecziyesine ilişkin 06/11/2018 tarih ve 2018/483 sayılı Bursa Valiliği- İl Polis Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.
İlk derece Mahkemesince "...polis memuru olarak görev yapan davacının, eşini darp ettiği hususunun idari makamlarca yapılan soruşturma neticesinde somut delilleriyle ortaya konulmuş olması karşısında, eşine yönelik darp fiili nedeniyle hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunduğu açık olan davacının eylemine uyan disiplin cezası ile cezalandırılması yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un "Disiplin Cezaları" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde, Kısa Süreli Durdurma cezası: "Kısa süreli durdurma: Personelin bulunduğu kademede ilerlemesinin dört, altı veya on ay süre ile durdurulması" şeklinde tanımlandıktan sonra, aynı maddenin müteakip 2. fıkrasında; "Kurumda geçmiş hizmetleri sırasında çalışmaları olumlu bulunan ve iyi veya çok iyi derecede değerlendirme puanı alan personel için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabilir." düzenlemesine yer verilmiş, anılan Kanun'un"Disiplin Cezası Verilecek Fiil ve Haller" başlıklı 8. maddesinin 4. fıkrasının b-(6) sayılı alt bendinde düzenlenen; "Hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak." fiili ise, 6 ay kısa süreli durdurma cezasını gerektiren haller arasında sayılmıştır.
Dava dosyası incelendiğinde; olay tarihinde evli olduğu eşiyle yaşanan tartışma neticesinde davacı ve eşi hakkında düzenlenen adli raporlarda, vücutlarının farklı bölgelerinde sıyrık ve ekimoz şeklinde basit tıbbi müdahale ile tedavi edilebilecek düzeyde yaralanmalar olduğu belirtilmiş, konuya ilişkin ceza yargılamasında da tartışmayı hangi tarafın başlattığı tespit edilememiş olmakla birlikte tarafların karşılıklı olarak isnat edilen eylemleri işlediği yolunda kanaate varıldığı, keza davacının eşi disiplin ve ceza soruşturmalarının açılmasına neden olan şikayetleri yapmış ise de, daha sonrasında davacı hakkındaki şikayetlerinden vazgeçtiği, öte yandan; aile konutunda meydana gelen olayın komşular yahut çevreye yansıdığına dair herhangi bir tespitte bulunulmadığı gibi bu hususun da ihtilaf konusu edilmediği görülmektedir.
Dosya içeriğindeki bilgi ve belgeler, yukarıdaki mevzuat hükümleri ve açıklamalar ile birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar davacı ve eşi arasında bir tartışma yaşandığı vaki ise de, tartışmanın kimin tarafından başlatıldığının ceza mahkemesince de tespit edilemediği gibi, tarafların karşılıklı olarak birbirlerini basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladıkları, diğer yandan; gerek eşinin şikayetinden vazgeçmiş olması gerekse vaki tartışmanın komşular ve çevreye sirayet eden bir etkisinin olmadığı gözetildiğinde, aile konutu içerisinde cereyan eden tartışmanın, tarafların özel hayatı kapsamında yaşanmış bir olumsuzluktan ibaret olduğu, bu mahiyetteki bir eylem nedeniyle disiplin yaptırımı uygulanmasının ise hukuka uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda; dava konusu işlemde hukuka uygunluk; davanın reddi yolundaki istinaf konusu kararda ise hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; istinaf talebinin kabulü ile, Bursa 3. İdare Mahkemesinin 14/05/2019 tarih ve E:2019/40, K:2019/575 sayılı kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan 367,35-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta avansından varsa artan kısmın mahkemesince ilgilisine iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45/6. ve 46. maddeleri uyarınca temyizi kabil olmamak üzere kesin olarak, 30/10/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)