(2577 S. K. m. 3, 5, 14, 15, 33, 45, 49) (2802 S. K. m. 10)
İSTEMİN ÖZETİ: Ankara 2. İdare Mahkemesinin 17/10/2019 gün ve E:2019/1085, K:2019/2025 sayılı kararının istinafen incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanunla değişik 45. maddesi uyarınca dosya incelenerek gereği görüşüldü:
Dava, İstanbul'da 21.Dönem Adli Yargı Savcı Adayı olarak görev yapan davacı tarafından, mülakatta başarısız olduğundan bahisle görevine son verilmesine ilişkin Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 09.04.2019 tarih ve 9873 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare mahkemesince; 06.09.2018 tarihinde usulüne uygun olarak yapılan sözlü sınavda 34.00 alması sonucunda, eğitim sonunda başarısız olan davacının, Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü'nün 09.04.2019 tarih ve 9873 sayılı işlemi ile adaylık görevine son verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup, davacı tarafındanyazılı sınavda 85 puan aldığı, sözlü sınavda 34 puan verilmesinin puanlarda bu derece bir orantısızlık bulunmasının izahının olmadığı ileri sürülerek idare mahkemesi kararının öncelikle yürütmesinin durdurulması ve kararın kaldırılması istenilmektedir.
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14/3-a maddesinde dilekçelerin a)Görev ve yetki, b) İdari merci tecavüzü, c) Ehliyet, d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) Süre aşımı, f)Husumet, g) 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadıkları, yönlerinden sırasıyla inceleneceği, "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15/1-amaddesinde de 14 maddenin 3/a bendine göre adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine; idari yargının görevli olduğu konularda ise görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verileceği belirtilmiş, bu maddenin devamındaki 6. Fıkrasında da "6. Yukarıdaki hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15 nci madde hükmü uygulanır." hükmüne yer verilmiştir. Aynı kanunun 45/2.fıkrasında "İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir..." hükmüne, öte yandan; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 2. fıkrasında, "Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;
a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması, sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozar. " kuralına yer verilmiştir.
2577 sayılı Kanun'un "Kamu görevlileri ile ilgili davalarda yetki" başlıklı 33/2. maddesinde "Kamu görevlilerinin görevlerine son verilmesi, emekli edilmeleri veya görevden uzaklaştırılmaları ile ilgili davalarda yetkili mahkeme, kamu görevlisinin son görev yaptığı yer idare mahkemesidir. "hükmüne yer verilmiştir.
Görev ve yetki konusu kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekmektedir.
İstanbul'da 21.Dönem Adli Yargı Savcı Adayı olarak kamu görevlisi statüsünde görev yapan ve adaylık eğitimi sonunda yapılan sözlü sınavda başarısız olan davacının, İstanbul'da stajına devam etmekte iken 2802 sayılı Kanun'un 10/6.maddesi kapsamında memuriyete atanma talebinde de bulunmadığı dikkate alınarak Adalet Bakanlığının 09.04.2018 tarih ve 9873 sayılı işlemi ile görevine son verildiği anlaşıldığından, davacının son görev yaptığı yerin İstanbul ili olduğu dikkate alındığında, 2577 sayılı Kanunun 33/2. maddesi uyarınca davanın görüm ve çözümünün İstanbul İdare Mahkemelerinin yetkisinde bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda, mahkemece öncelikle davanın yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının yetkili mahkeme olan İstanbul İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken davanın esasının incelenerek karar verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulü ile istinafa konu idare mahkemesi kararının kaldırılmasına; dava dosyasının 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine; mahkemesince yeniden bir karar verileceğinden bu aşamada yargılama giderleri yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına 03/01/2020 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
AZLIK OYU
Hukuki uyuşmazlık, yetkisiz mahkeme tarafından karara bağlanan ve yürütmenin durdurulması istemli istinaf yoluna başvurulan kararın, istinaf tekemmülü tamamlanmadan kaldırılmasının mümkün olup olmadığına ilişkindir.
2577 sayılı Kanunun, "İstinaf" başlıklı 45. maddesinde, "İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir." hükmüne; aynı Kanun'un "Temyiz Dilekçesi" başlıklı 48. maddesinde, "Temyiz dilekçeleri, ilgisine göre kararı veren bölge idare mahkemesine, Danıştay’a veya 4 üncü maddede belirtilen mercilere verilir ve kararı veren bölge idare mahkemesi veya Danıştay’ca karşı tarafa tebliğ edilir. Karşı taraf tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde cevap verebilir. Cevap veren, kararı süresinde temyiz etmemiş olsa bile düzenleyeceği dilekçesinde, temyiz isteminde bulunabilir. Bu takdirde bu dilekçeler temyiz dilekçesi yerine geçer." hükmüne; Aynı Kanun'un, "Dilekçe Üzerine İlk İnceleme" başlıklı, "İlk incelemeyi yapanlar, bu noktalardan kanuna aykırılık görmezler veya daire veya mahkeme tarafından ilk inceleme raporu yerinde görülmezse, tebligat işlemi yapılır. Yukarıdaki hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15 nci madde hükmü uygulanır. " hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin incelenmesinden, ilk derece mahkemesi tarafından yapılacak ilk inceleme aşamasında, dilekçenin tebligata çıkarılabilmesi açısından, ilk şart ilk inceleme konularına ilişkin herhangi bir kanuna aykırılık görülmemesi hususu iken, mahkemenin esasa ilişkin verdiği kararlara ilişkin istinaf aşamasında, ilk inceleme hususu açısından kanuna aykırılık görülse bile, istinaf dilekçesinin karşı tarafa tebliğ edilmesi zorunludur. Nitekim bu durum, Kanunda "ve kararı veren bölge idare mahkemesi veya Danıştay’ca karşı tarafa tebliğ edilir." hükmü kapsamında kurala bağlanmıştır.
Öte yandan, "Yukarıdaki hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15 nci madde hükmü uygulanır." hükmü uyarınca, istinaf aşamasında yetki hususunun dikkate alınabileceği açık ise de, bu düzenlemenin, istinaf tekemmülü sağlanmadan esasa ilişkin verilen idare mahkemesi kararının, kaldırılmasına imkan verecek şekilde yorumlanmasının mümkün olmadığı değerlendirilmektedir.
Belirtilen gerekçeyle, istinaf tekemmülü sağlandıktan sonra dosya hakkında karar verilmesi gerekirken, istinaf tekemmülü sağlanmadan verilen çoğunluk kararına katılmıyorum. (¤¤)