İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, Tekirdağ Barosuna kayıtlı Av. ... ve Av. ... hakkında yapmış olduğu şikayet neticesinde, avukatlar hakkında yapılan inceleme sonucunda 03/12/2018 tarihli "Olur" ile soruşturma izni verilmesinin gerekli görülmemesine dair Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 06.12.2018 tarih ve AVK/54618/87423 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada; davacının 21.08.2017 tarihli CİMER'e başvuru dilekçesiyle; "...Ben 2008 yılında tarla ve dükkan olmak üzere çeşitli taşınmazlar satın aldım. Bir süre sonra ... ve ... isimli avukatlar bana gelip aldığım taşınmazları kendilerine satmamı istediler. Ben kabul etmedim. Ben bu taşınmazları ....'den tapu devri ile satın almıştım. O dönemde akli dengesi ile ilgili bir sorunu yoktu. Sözlü olarak yapılan geri satış teklifini kabul etmemem üzerine bu iki avukat .... vekili olarak bana hukuk davası açtılar... dava benim aleyhime neticelendi...Bu iki avukat dava açıncaya kadar taşınmazları ....'ye geri satmamdan hiç bahsetmediler. Kendilerine satmamı istediler. Ben satmayınca da ....'nin akli dengesinin yerinde olmadığını iddia ederek sonradan .... vekili olarak hukuk davası açtılar... Taşınmazları geri satmam halinde taşınmazların tamamının ... cemaatine tahsis edileceğini, orada okul yapılacağını, benim de cemaatin himmetinden faydalanacağımı, hiçbir eksiğim olmayacağını söylediler. Ancak ben yine kabul etmedim. Devamında da dava yıllarca sürdü ve bahsettiğim şekilde neticelendi. Her iki avukattan bahsettiğim eylemleri nedeniyle şikayetçiyim...Ayrıca bu dava dosyasında sanki ....'nin akli dengesi bozukmuş gibi göstermek için karısına ait olan raporları ve ilaçları .... adına düzenletip dava dosyasına ibraz ettiler. Aslında ...nin kendisinin değil eşinin akli dengesi yerinde değildir. Hatta bir görüşmemizde ... ...'nin eşinin akli dengesinin yerinde olmadığını ancak raporları .... adına düzenlettiklerini bana anlattı. Ardından herşeyi yapabileceklerini ve her türlü yola başvurup bu taşınmazları benden alabileceklerini bana söyleyip korkutmaya çalıştı... Şikayetçiyim, her iki avukat hakkında gereğinin yapılmasını talep ediyorum" şeklinde şikâyeti üzerine, Tekirdağ Barosuna kayıtlı Av. ... ve Av. ... hakkında, Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 24/05/2018 tarihli fezlekede; "... dosya içeriğine göre müşteki ...'ın duruşmalardaki beyanında veya dilekçelerinde (istinaf dilekçesi dahil) işbu bakanlık muhabere dosyasına konu şikayet dilekçesinde ve ifadesinde bahsettiği iddialardan söz etmediği, bahse konu hukuk davası dosyasında da vekil olarak bulunan ve işbu dosya ile hakkında inceleme yapılan her iki avukat hakkında benzer herhangi bir iddiasının bulunmadığı, bu nedenle müştekinin, hukuk davası aleyhine sonuçlandıktan sonra CİMER başvurusu yaparak avukatlar hakkında, bahse konu hukuk davası açılmadan önce kendisine gelip taşınmazları bizzat kendilerine satmasını istediklerini iddia ettiğinin değerlendirildiği, daha önce bu yönde bir iddiası olmadığından bu iddialarına itibar edilmediği, kaldı ki hukuk davasına dair dosya içerisindeki ATK raporu, tapu kayıtları ve tanık anlatımları birlikte dikkate alındığında, iddiasını destekleyici herhangi bir delilin bulunmadığı, hukuk davasının aleyhine sonuçlanmasına yeterli delilin bulunduğu, bu haliyle haklarında inceleme yapılan avukatlar ... ve ...'ın üzerlerine atılı bulunan iddiaya konu görevi kötüye kullanma eylemini gerçekleştirmedikleri kanaatine varıldığı anlaşılmakla, dosya aslı fezleke ekinde soruşturma izni verilmemesine" görüş ve kanaatinin bildirildiği, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 06.12.2018 tarih ve AVK/54618/87423 sayılı işlemiyle Tekirdağ Barosuna kayıtlı Av. ... ve Av. ... hakkında soruşturma izni verilmemesine ilişkin kararın tesisi üzerine bakılan davanın açıldığının anlaşıldığı, olayda, dosyadaki bilgi ve belgeler ile konuya ilişkin olarak Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 24/05/2018 tarihli fezlekenin birlikte incelenmesinden, Av. ... ve Av. ...'ın dava açılmadan önce, taşınmazları geri devretmesi için davacıyla görüştüklerine ve bahsi geçen raporun gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğine dair delil bulunmadığı, bahse konu davanın haksız açıldığı iddia edilmiş ise de, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesi hükmüne göre şikâyet edilen avukatların masraflarına katlanmak suretiyle her zaman dava açabileceği, esasen, davaların haksız açılıp açılmadığına dair iddianın hukukî nitelik arz ettiği, merciince çözümlenmesi mümkün iken şikâyete konu edildiği ve şikâyet edilen avukatlara isnat edilen terör örgütü ile ilişkili olma şeklindeki eylemin, avukatlık görevinden kaynaklanmadığı ve bu görevin ifası sırasında da gerçekleşmediğinden, soruşturmanın 1136 sayılı Avukatlık Kanunu gereğince Adalet Bakanlığının iznine tâbi olmadığı, genel hükümler uyarınca işlem yapılabileceği anlaşıldığından, Av. ... ve Av. ... hakkında soruşturma izni verilmemesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak Ankara 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 18/06/2019 gün ve E: 2019/157, K: 2019/1192 sayılı kararın; ....'den satın almış olduğu taşınmazların, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı olan bu avukatlarca haksız ve hukuka aykırı şekilde elinden alındığı, adı geçen avukatların bu taşınmazların kendilerine satılmasını istedikleri, satmayınca da dava açıp her türlü hile ile elinden aldıkları, avukatlık mesleğini kötüye kullandıkları davacı tarafından ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf dilekçesinde ileri sürülen iddiaların, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinde belirtilen sebeplerden hiçbirine uymadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 9. İdari Dava Dairesi'nce duruşma yapılmasına gerek görülmeksizin 2577 sayılı Yasa'nın değişik 45. maddesi uyarınca dosya incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle, gerekçesi yukarıda anılan Ankara 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 18/06/2019 gün ve E: 2019/157, K: 2019/1192 sayılı karar, aynı gerekçe ve nedenlerle Dairemizce de uygun görülmüş olup, istinaf istemine ilişkin dilekçede ileri sürülen iddialar, sözü geçen kararın kaldırılmasını sağlayacak durumda bulunmadığından istinaf isteminin reddine, aşağıda dökümü yapılan 191,70-TL yargılama giderinin başvuruda bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın istenilmesi halinde başvuruda bulunana iadesine, 2577 sayılı Yasa'nın değişik 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olmak üzere, 01/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)