(2577 S. K. m. 45) (657 S. K. m. 127)
İSTEMİN ÖZETİ: Gaziantep 1 İdare Mahkemesi'nce verilen 30/03/2018 tarih ve E:2017/1916, K:2018/336 sayılı kararın istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 5.İdari Dava Dairesi'nce 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45.maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava; Gaziantep İli, Şahinbey İlçesi, Atatürk Anadolu Lisesi'nde öğretmen olarak görev yapan davacının, üyesi olduğu sendikanın aldığı karar gerekçe gösterilerek 29.12.2015 tarihinde bir siyasi parti aleyhine sloganların da atıldığı siyasi içerikli yürüyüşe ve/veya akabinde yapılan basın açıklamasına katıldığı gerekçesiyle tevhiden 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/D-(o) maddesi uyarınca "1 yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezası" ile cezalandırılmasına ilişkin 08.06.2017 tarih ve 2017/96 sayılı Gaziantep Valiliği İl Milli Eğitim Disiplin Kurulu işleminin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının yasal faizi ile birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesi'nce; kamu görevlilerinin, ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin ve bu kapsamda özlük ve parasal haklarının, çalışma koşullarının korunması, iyileştirilmesi, geliştirilmesi, bu konulara dikkat çekilmesinin ve kamuoyu oluşturulmasının sağlanması amacıyla ve başka seçeneklerinin bulunmaması durumunda üyesi bulundukları sendikaların aldıkları kararlar uyarınca işi bırakma eylemlerine ilgili mevzuatına uygun olarak katılmaları nedeniyle disiplin cezaları ile cezalandırılmalarının demokratik bir toplumda gerekli olduğundan söz edilemeyeceği tartışmasız ise de; bir kamu görevlisinin hangi faaliyetlerin sendikal faaliyet kapsamında olduğunu ayırt etme becerisine sahip olması gerektiği açık olup, uyuşmazlık konusu olayda davacının görevine gelmeme nedeninin, üyesi olduğu sendikanın aldığı "savaşa hayır, barışı savunacağı" kararı doğrultusunda Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde terör örgütlerine yönelik olarak yapılan operasyonların ve bu kapsamda bazı il, ilçe ve mahallerde hayata geçirilen sokağa çıkma yasaklarının; kamu hizmetlerini, yaşam hakkını tehdit eder boyutlara ulaştığı ve eğitim hakkını askıya aldığından bahisle protesto edilmesi olduğu hususu sabit olup, kamu görevlilerinin, ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin ve bu kapsamda özlük ve parasal haklarının, çalışma koşullarının korunması, iyileştirilmesi, geliştirilmesi amacını taşımadığı anlaşılan eyleme katılan ve bu nedenle görevine gelmeyen davacının fiilinin sendikal hak kapsamında değerlendirilemeyeceği, davacının soruşturma raporu ekinde yer alan görüntü kayıtlarına göre 29.12.2015 tarihinde gerçekleştirilen ve bir siyasi parti aleyhine slogan ve söylemlerde bulunulduğu anlaşılan yürüyüş ve basın açıklamasına katıldığının da görüldüğü, bir siyasi parti aleyhine faaliyette bulunan davacının, söz konusu fiili nedeniyle eylemine uyan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/D-(o) maddesi uyarınca "1 yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezası" ile cezalandırılmasına yönelik olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı; 657 sayılı Kanun'un 127.maddesinde düzenlenen zamanaşımı süreleri geçtikten sonra verilen cezanın hukuka aykırı olduğunu, gerçekleştirilen etkinliğe katılmasının suç olmayıp sendikal ve demokratik hakların kullanılması niteliğinde olduğunu, AİHM, Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve idari yargı kararları çerçevesinde işlemin iptali gerektiğini ileri sürmekte ve kararın istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesini istemektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125.maddesinin (C-b) bendinde; "Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek" aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve haller arasında;(D-o) bendinde ise; "Herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına fiilen faaliyette bulunmak." kademe ilerlemesinin durdurulması cezası gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.
Aynı Kanunun 126. maddesinde; "Uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezaları disiplin amirleri tarafından; kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, memurun bağlı olduğu kurumdaki disiplin kurulunun kararı alındıktan sonra, atamaya yetkili amirler il disiplin kurullarının kararlarına dayanan hallerde Valiler tarafından verilir. Disiplin kurulu ve yüksek disiplin kurulunun ayrı bir ceza tayinine yetkisi yoktur, cezayı kabul veya reddeder. Ret halinde atamaya yetkili amirler 15 gün içinde başka bir disiplin cezası vermekte serbesttirler." hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan; söz konusu Kanununun "Zamanaşımı" başlıklı 127. maddesinde; "Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren;
a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına,
b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına,
başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar." hükmü yer almıştır.
Disiplin cezaları kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.
Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatta belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır.
Yukarıda metnine yer verilen hükümle, uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağı açık bir şekilde düzenlenmiştir.
Disiplin suçu teşkil eden fiillerle ilgili olarak soruşturmanın belirli usuller çerçevesinde ve belirli sürelere uyulmak suretiyle yapılması, isnada maruz kalanların hukuki güvencesidir. Yukarıda yazılı 657 sayılı Kanunun 127. maddesinde düzenlenen zaman aşımı süreleri de, kişinin sürekli ceza tehdidi altında bırakılmasını önleme, kamu hizmetlerinin yürütülmesi sırasında ortaya çıkabilecek kusurlu davranışların sürüncemede kalmaması, belirlenen bir sürenin geçmiş olmasıyla cezalandırmadan beklenen sosyal faydanın ortadan kalkacağı düşüncesi ve caydırıcılığın sağlanabilmesi amacıyla getirilmiştir. Bu bakımından yukarıdaki metinde yer verilen hükümle düzenlenen ve ilgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zaman aşımı süreleri kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle uyulması zorunlu sürelerdir.
Dava dosyasının incelenmesinden, Gaziantep İli, Şahinbey İlçesi, Atatürk Anadolu Lisesi'nde öğretmen olarak görev yapan davacı hakkında, 29.12.2015 tarihinde bir siyasi parti aleyhine sloganların da atıldığı siyasi içerikli yürüyüşe ve/veya akabinde yapılan basın açıklamasına katıldığı gerekçesiyle başlatılan soruşturma sonucunda Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenen 24.03.2017 tarih ve 595/20,2 sayılı soruşturma raporu ile "29 Aralık 2015 tarihinde, bir siyasi parti aleyhinde sloganların da atıldığı siyasi içerikli yürüyüşe ve/veya akabinde yapılan basın açıklamasına katıldığı fiilinin sübuta erdiği gerekçesiyle 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/D-o maddesi uyarınca 1 yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılması" yönünde teklifte bulunulduğu, davacının getirilen teklifin Gaziantep Valiliği İl Milli Eğitim Disiplin Kurulu'nun, 08.06.2017 tarih ve 2017/96 sayılı kararı ile kabul edilmesi sonucu Gaziantep Valisi tarafından 1 yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi üzerine, anılan işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının yasal faizi ile birlikte davacıya iadesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık konusu olayda; davacı hakkında tevhiden disiplin cezası önerisi getirilen ve dava konusu işlemle disiplin cezası verilmesine sebep olan iki fiilden biri olan 29 Aralık 2015 tarihinde göreve gelmeme eyleminin niteliği gereği ve ülke çapında uygulanan sendika kararına dayanıyor olması nedeniyle etkileri ile kurum müdürü tarafından gün sonu yapılması gereken işlemler çerçevesinde fiilin işlenildiği tarihte öğrenileceğinin kuşkusuz olduğu, davacının göreve gelmediğinin, disiplin amiri olan okul müdürü ve dolayısıyla davalı idare tarafından fiilin işlenildiği 29 Aralık 2015 tarihlerinde öğrenilmesine rağmen davacı hakkında anca.....8/04/2016 tarihli soruşturma oluruna dayalı olarak soruşturmaya başlanıldığı ve disiplin cezası verildiği görülmektedir.
Bu itibarla; davacının disiplin cezasına konu fiillerinden biri olan göreve gelmeme eyleminin idarece öğrenildiği 29 Aralık 2015 tarihinden itibaren 657 sayılı Kanunun 127. maddesi gereğince bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanılması gerekirken, disiplin cezası verme yetkisi zaman aşımına uğradıktan sonra, 18/04/2016 tarihli soruşturma oluruna dayalı olarak başlatılan disiplin soruşturması sonucu tesis edilen dava konusu işlemin bu kısmı yönünden hukuka uyarlık bulunmamıştır.
Davacının 29 Aralık 2015 tarihinde siyasi amaçlı yürüyüşe ve basın açıklamasına katılması eylemi bakımından uyuşmazlık incelendiğinde;
Disiplin cezaları, kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı eylemlerine karşı düzenlenen idari yaptırımlardır. Kamu hizmetlerinden sürekli uzaklaştırılabilmek gibi ağır sonuçlara uzanan disiplin cezaları, ağırlığı ve önemi sebebiyle Anayasanın 38. maddesindeki suç ve cezalara ilişkin kurallara tabi tutulmuşlardır.
"Kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesi uyarınca, ceza yaptırımına bağlanan her bir eylemin tanımının yapılması ve yasanın ne tür eylemleri suç sayarak yasakladığının hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirtilmesi gerekmektedir. Sözü edilen suç tanımlaması yapıldıktan sonra, suçun karşılığı olan cezanın ve suç sayılan eylemi gerçekleştiren kamu görevlisinin hangi disiplin kuralını ihlal ettiğinin açık bir şekilde ortaya konulması da zorunludur.
Söz konusu eylem, mevzuatta öngörülen tanıma uymuyorsa verilen disiplin cezasının hukuka aykırı olacağı açıktır.
Dava konusu olayda, davacının, 29/12/2015 tarihinde yapılan ve sendikal faaliyet kapsamında olmadığı sonucuna ulaşılan eyleme ve basın açıklamasına katıldığı sabit olup, sübut bulan bu fiili dolayısıyla davacının disiplin cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de; verilen cezanın sübut bulan eyleme uygun olması, başka bir ifade ile işlenen fiilin kanunda tanımlanan disiplin suçunun tüm unsurlarını ihtiva etmesi gerekmektedir.
Buna göre; dava dosyasında yer alan tüm bilgi ve belgeler ile soruşturma dosyası incelendiğinde; 29/12/2015 tarihinde yapılan eylemin ve basın açıklamasının sendikanın aldığı karar uyarınca ilgili sendika yetkilisi tarafından yapıldığı, davacının eylem alanında parti amblemi içerir reklam, fotoğraf, afiş vb. taşıdığına veya yazı, slogan vb. ifadeler kullandığına dair herhangi bir somut bilgi ve belgenin dosyada yer almadığı, davacının sırf basın açıklamasına katıldığı dikkate alındığında, eyleminin "herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına fiilen faaliyette bulunmak" olarak değerlendirilmesine hukuken imkan bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla; davacının eyleminin 657 sayılı Kanun'un 125/D-o maddesinde yer alan "herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına fiilen faaliyette bulunmak" şeklindeki suç tanımına uymadığı, diğer bir ifadeyle, isnat edilen fiilin Kanun'un 125/D-o maddesi ile örtüşmediği ve disiplin hukukunda yer alan tipiklik şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından, davacının kademe ilerlemesinin durdurulması cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemin bu kısmında da hukuka uyarlık bulunmamıştır.
Sonuç olarak; disiplin cezasına konu edilen 29 Aralık 2015 tarihinde göreve gelmeme eylemi bakımından, 657 sayılı Kanunun 127. maddesinde öngörülen bir aylık süre içinde disiplin soruşturmasına başlanılmaması nedeniyle disiplin cezası verme yetkisi zaman aşımına uğradığından; anılan tarihte siyasi amaçlı yürüyüşe ve basın açıklamasına katılması eylemi bakımından ise isnat edilen fiilin, ceza uygulamasında esas alınan kanundaki suç tanımına uymaması (tipiklik şartının gerçekleşmemesi) sebebiyle dava konu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddine yönelik idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan, Anayasanın 125.maddesi uyarınca, hukuka aykırı işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının dava açma tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerekeceği de açıktır.
Açıklanan nedenlerle, davacı istinaf başvurusunun kabulü ile Gaziantep 1 İdare Mahkemesi'nce verilen 30.03.2018 tarih ve E:2017/1916, K:2018/336 sayılı kararın kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, tazminat isteminin kabulü ile işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı maddi haklarının dava açma tarihi olan 26/09/2017 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, davacı tarafından mahkeme safhasında yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen 134,40.-TL yargılama gideri ve istinaf aşamasında yapılan 144,60.-TL yargılama gideri ile kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 22.maddesi uyarınca tam ücretin %30'u üzerinden belirlenen 408,60.-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta gideri avanslarından artan miktarın ilgili taraflara re'sen iadesine, 03/04/2019 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.(¤¤)