İSTEMİN ÖZETİ: Davacının özel güvenlik görevlisi olarak çalışmasının uygun görülmediğine dair Ankara Valiliği Özel Güvenlik Komisyonu'nun 24/01/2019 tarih ve 2019/K-73 sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada, dava dosyasının incelenmesinden; davacının özel güvenlik görevlisi olarak çalışmasına devam etmek üzere yenileme eğitimi alarak yaptığı başvuru üzerine yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinde Ankara Valiliği Özel Güvenlik Komisyonu'nun 24/01/2019 tarih ve 2019/K-73 sayılı kararı ile, FETÖ/PDY yönetimi olan şahısla 15/03/2014-15/10/2014 tarihleri arasında telefonla görüştüğünün tespit edildiğinden 5188 sayılı Kanun'un 11/6. maddesi gereği özel güvenlik görevlisi olarak çalışmasının uygun görülmemesi sonucu bakılan davanın açıldığı, davacının güvenlik görevlisi olarak çalışabilmesi için gerekli olan "güvenlik soruşturması olumlu olma" ve "terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulu'nca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya irtibatı olmama" şartını, bu statüsünün başlangıcında olduğu gibi devamında da sürekli olarak sağlaması/muhafaza etmesi gerektiği, uyuşmazlık konusu olayda; davacının Milli Güvenlik Kurulu'nca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yöneticisi olan şahıs ile farklı tarihlerde cep telefonu üzerinden görüşmeler yaptığının davalı idarece yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması üzerine tespit edildiği, yaptığı telefon görüşmelerinin sebebi hakkında somut bir açıklama/mazeret de ortaya koyamadığı, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulu'nca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya irtibatı olduğuna dair dosyada somut bir delil/karar bulunmamakta ise de, örgüt yöneticisi ile yaptığı sabit olan telefon görüşmelerinin bu konuda şüphe duyulmasını haklı/makul gösterecek nitelikte olduğu, mevcut delillere göre, özel güvenlik görevlisi sıfatıyla arama, yakalama, emanete alma, zor kullanma ve silah kullanma yetkilerine sahip olmak üzere başvuran davacının güvenlik soruşturmasının olumlu görülmemesinin ve 5188 sayılı Kanun'un 11/6. maddesi gereği özel güvenlik alanında çalıştırılmamasının kamunun yararına ve özel güvenlik hizmetinin gereklerine uygun olduğundan dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle Ankara 10. İdare Mahkemesi'nce davanın reddine ilişkin olarak verilen 27/11/2019 gün ve E: 2019/797, K: 2019/1604 sayılı kararın, davacı tarafından 15/03/2014-15/10/2014 tarihleri arasında kiminle, ne için, kime ait telefon numarası ile görüştüğünün tespitinin yapılmadığı, deliller açıkça ortaya konulmadan verilen kararının hukuka aykırı olduğunu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek istinaf talebinin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 9. İdari Dava Dairesi'nce 2577 sayılı Yasa'nın değişik 45. maddesi uyarınca dosya incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, davacının özel güvenlik görevlisi olarak çalışmasının uygun görülmediğine dair Ankara Valiliği Özel Güvenlik Komisyonu'nun 24/01/2019 tarih ve 2019/K-73 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunu'nun7 ve 8'inci maddelerinde özel güvenlik görevlilerinin arama, yakalama, emanete alma, zor kullanma, silah kullanma yetkileri tanımlandıktan sonra, "Özel güvenlik görevlilerinde aranacak şartlar" başlıklı10'uncu maddesinin (h) bendinde, "Güvenlik soruşturması olumlu olmak" kuralına yer verilmiş, 11'inci maddesinde de, özel güvenlik görevlisi olarak istihdam edilecekler hakkında valilikçe güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılacağı, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının her kimlik verilmesi veya ihtiyaç duyulması halinde yenileneceği, özel güvenlik görevlisi olabilme şartlarını taşımadığı veya bu şartlardan herhangi birini sonradan kaybettiği tespit edilenlerin kimliğinin iptal edileceği, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulu'nca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya irtibatı olduğu tespit edilen kişilerin özel güvenlik alanında faaliyet yürüten şirket veya birimlerde çalışamayacakları belirtilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının özel güvenlik görevlisi olarak çalışmasına devam etmek üzere yenileme eğitimi alarak yaptığı başvuru üzerine yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinde Ankara Valiliği Özel Güvenlik Komisyonu'nun 24/01/2019 tarih ve 2019/K-73 sayılı kararı ile, FETÖ/PDY yönetimi olan şahısla 15/03/2014-15/10/2014 tarihleri arasında telefonla görüştüğünün tespit edildiğinden 5188 sayılı Kanun'un 11/6. maddesi gereği özel güvenlik görevlisi olarak çalışmasının uygun görülmemesi sonucu bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacının güvenlik görevlisi olarak çalışabilmesi için gerekli olan "güvenlik soruşturması olumlu olma" ve "terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulu'nca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya irtibatı olmama" şartını, bu statüsünün başlangıcında olduğu gibi devamında da sürekli olarak sağlaması/muhafaza etmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Uyuşmazlıkta İdare Mahkemesince, davacının Milli Güvenlik Kurulu'nca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yöneticisi olan şahıs ile farklı tarihlerde cep telefonu üzerinden görüşmeler yaptığının davalı idarece yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması üzerine tespit edildiği, yaptığı telefon görüşmelerinin sebebi hakkında somut bir açıklama/mazeret de ortaya koyamadığı, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulu'nca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya irtibatı olduğuna dair dosyada somut bir delil/karar bulunmamakta ise de, örgüt yöneticisi ile yaptığı sabit olan telefon görüşmelerinin bu konuda şüphe duyulmasını haklı/makul gösterecek nitelikte olduğu, mevcut delillere göre, özel güvenlik görevlisi sıfatıyla arama, yakalama, emanete alma, zor kullanma ve silah kullanma yetkilerine sahip olmak üzere başvuran davacının güvenlik soruşturmasının olumlu görülmemesinin ve 5188 sayılı Kanun'un 11/6. maddesi gereği özel güvenlik alanında çalıştırılmamasının kamunun yararına ve özel güvenlik hizmetinin gereklerine uygun olduğu gerekçesiyle dava davanın reddine karar verilmiş isede, Dairemizin 27.11.2019 tarihli ara kararlarına verilen cevaplar ve ekli bilgi ve belgelerden, davacının 15.03.2014 tarihinde FETÖ/PDY terör örgütünün tepe yöneticisi olan Ö.A'ya saat 13:30 - 14:14 arasında toplam 3 adet mesaj alışverişinde bulunduğu, idarece iddia edilen 15.03.2014-15.10.2014 tarihleri arasında FETÖ/PDY yönetimi olan olan şahısla telefonla görüştüğüne dair delillerin dosyaya sunulmadığı, hakkında anılan terör örgütü kapsamında adli işlem yapılmadığının Ankara Valiliği İl Emniyet Müdürlüğünce bildirildiği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 10.01.2020 günlü cevabında ise davacı hakkında Terör Suçları Soruşturma bürosunca herhangi bir soruşturma bulunmadığının belirtildiği dikkate alındığında, içeriği açıklanamayan aynı gün içinde de üç kez yapılan mesaj gönderisinin davacının terör örgütü ile iltisakı ya da irtibatını ortaya koyabilecek yeterlikte hukuken kabul edilebilir bir niteliği bulunmadığı, bunun dışında davacının Özel güvenlik görevlisi olarak çalışmasına engel olacak somut ve hukuken kabul edilebilir başkaca bir bilgi ve belgede sunulmadığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Bu nedenle davacının özel güvenlik görevlisi olarak çalışmasının uygun görülmemesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddine dair mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf isteminin kabulüne, Ankara 10. İdare Mahkemesinin 17/09/2019 gün, E:2019/797; K:2019/1604 sayılı kararının kaldırılmasına dava konusu işlemin iptaline aşağıda dökümü yapılan mahkeme ve istinaf safhasına ilişkin toplam 344,50-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 1.700,00-TL vekalet ücretinin, davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta gideri avansından artan miktarın istenilmesi halinde başvuruda bulunana iadesine, 2577 sayılı Yasa'nın değişik 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olmak üzere 15/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)