(3194 S. K. m. 18) (İmar Kanununun 18 inci maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlemesi ile İlgili Esaslar Hakkında Yönetmelik m. 10)
İSTEMİN ÖZETİ: Maliye Hazinesi'ne ait Kahramanmaraş İli, Onikişubat İlçesi, .... Mahallesi 9999 Ada 19 ve 24 parsel ile 7750 Ada 1 parsel sayılı taşınmazları da kapsayan alanda yapılan 978 Sayılı (imar uygulaması) parselasyon işlemiyle bu işleme karşı yapılan itirazın reddine yönelik tesisi edilen Onikişubat Belediye Encümeni'nin 24/05/2016 tarih ve 581 Sayılı işleminin Kahramanmaraş İli, Onikişubat İlçesi .... Mahallesi 8625 ada 10 parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılan davada; Kahramanmaraş İdare Mahkemesi'nce verilen 08/06/2017 gün ve E:2016/935, K:2017/882 Sayılı "davanın reddine" ilişkin kararın, davacı idare vekili tarafından, mahkeme kararına esas alınan bilirkişi raporunda derelerin Maliye Hazinesi adına ihdasının yapılıp yapılmadığına ilişkin herhangi bir değerlendirmenin yapılmadığı, bu durumun DOP oranını etkileyeceği ve tüm parsellerde hisse miktarlarını değiştireceği, kamusal hizmete yönelik imar fonksiyonlarının çoğunlukla Hazine parsellerinden karşılandığı ileri sürülerek istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce, dosyadaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava; Maliye Hazinesi'ne ait Kahramanmaraş İli, Onikişubat İlçesi, .... Mahallesi 7750 ada 1 parsel sayılı taşınmazı da kapsayan alanda yapılan 978 Sayılı (imar uygulaması) parselasyon işlemiyle bu işleme karşı yapılan itirazın reddine yönelik tesisi edilen Onikişubat Belediye Encümeni'nin 24/05/2016 tarih ve 581 Sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
3194 Sayılı İmar Kanununun 18. maddesinde, “İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır.” hükmü yer almaktadır.
İmar Kanununun 18. maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlemesi ile İlgili Esaslar Hakkında Yönetmeliğin "İmar Parsellerinin Oluşturulması ve Dağıtımındaki Esaslar" başlıklı 10. maddesinde, "İmar parsellerinin oluşturulması ve dağıtımında,
a-) Düzenlemeyle oluşacak imar parsellerinin mümkün mertebe aynı yerdeki veya yakınındaki eski parsellere tahsisi sağlanır.
b-) Plân ve mevzuata göre korunması mümkün olan yapıların tam ve hissesiz bir imar parseline intibak ettirilmesi sağlanır.
c-) Mal sahibine tahsis edilen miktarın bir imar parselinden küçük olması veya diğer teknik ve hukuki nedenlerle müstakil imar parseli verilmemesi halinde, İmar parselasyon plânları ve imar durumu belirlenmiş düzenleme alanlarında yapılacak binaların toplam inşaat alanı veya bağımsız bölüm adetleri belirtilen imar adaları veya parselleri, kat mülkiyetine esas olmak üzere hisselendirilebilir..." kuralına yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; Maliye Hazinesi'ne ait Kahramanmaraş İli, Onikişubat İlçesi, .... Mahallesi 9999 ada 19 ve 24 parsel ile 7750 ada 1 parsel sayılı taşınmazı da kapsayan alanda yapılan 978 Sayılı (imar uygulaması) parselasyon işleminin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece;" mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan rapor ve dosyada mevcut bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde, uyuşmazlığa konu olan taşınmazların imar uygulaması sınırları dahilinde kaldığı, halihazırda yürürlükte bulunan imar planı ve plan notları doğrultusunda uygun bir şekilde yapıldığı, düzenleme ortaklık payının kanunda belirtilen oranlara uygun olarak hesaplanmak suretiyle belirlendiği ve imar uygulaması ile yol ve yeşil alandan belediye adına herhangi bir tescil işleminin yapılmadığı, yukarıda anılan yönetmelik hükmünün 10. Maddesi uyarınca imar uygulaması neticesinde oluşacak imar parsellerinin mümkün mertebe aynı yerdeki veya yakınındaki eski parsellere tahsisinin sağlanması gerektiği hükmüne uygun olarak, davalı idarece, imar uygulamasından önce konut alanı fonksiyonlarına sahip olan davaya konu 9999 ada 19 ve 24 parsel ile bir kısmı yol bir kısmı park alanı olan 7750 ada 1 parsel sayılı taşınmazıların imar uygulaması neticesinde tek bir parselde "konut alanı" fonksiyonunda toplandığı göz önüne alındığında, taşınmazların benzer nitelikte ve bulunduğu konuma yakın parsellerden yer verilmesi hususları noktasında şehirleşme teknikleri ve planlama ilkeleri ile imar mevzuatı ve kamu yararı açısından uygun olduğu, öte yandan, konut alanı fonksiyonlarında yer alan ve uygulama sonrasında da konut alanı olarak tek bir parselde tescil edilen taşınmazların, mali açıdan tasarruf edilebilirlik niteliğine haiz olduğu ve bu durumun söz konusu taşınmazları kıymetlendirme noktasında daha elverişli hale getirdiği görüldüğünden, dava konusu imar uygulaması işleminin ve imar uygulamasına karşı davacı tarafından yapılan itirazın reddine yönelik işlemin hukuka uygun olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır." gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun dairemizin 09.04.2018 tarih ve 2017/11955, K:2018/1170 Sayılı kararıyla reddedildiği, dairemizin bu kararının ise temyiz incelemesi sonrası Danıştay 6 Dairesi'nin 26.11.2018 gün ve E:2018/8597 ,K:2018/9714 Sayılı kararıyla bozulması üzerine dosyanın dairemize gönderildiği anlaşılmaktadır.
Bahse konu; Danıştay 6.Dairesi'nin 26.11.2018 gün ve E:2018/8597 ,K:2018/9714 Sayılı bozma kararı üzerine, dairemizce bozma kararına uyularak, önce ilk derece mahkemesi kararında hükme esas alınan bilirkişi raporunu hazırlayan bilirkişilerden ek rapor istenildiği, bu bilirkişiler tarafından hazırlanan ek raporun dairemizce yeterli görülmemesi üzerine ise, bozma kararında belirtilen gerekçeler dikkate alınarak mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilerek 14.11.2019 tarihinde naip hakim niyabetinde yeni oluşturulan bilirkişi heyeti marifetiyle yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Yeni yapılan keşif sonrasında hazırlanan bilirkişi raporunun dairemize ibrazı üzerine, bu raporun taraflara tebliği sağlanılarak itirazlar alınmış ancak yapılan itirazlar yerinde görülmemiştir.
Buna göre; bilirkişiler tarafından hazırlanıp hükme esas alınacak nitelikte görülen bilirkişi raporunda özetle ;davacının maliki olduğu 7750 ada 1 numaralı parsel 8576 numaralı adanın yaklaşık 20 metre kuzeyinde yer aldığı, 7750 ada 1 numaralı parsele yakın sayılabilecek ve bu parselin güneyinde 8576, 8577, 8578 numaralı ve E:2,00 yoğunluklu, Kentsel Servis Alanı(KSA)işlevi imar adaları bulunduğu,8576 numaralı imar adasının 7750 ada 2, 3, 14, 192, 193, 195 numaralı kadastro parselleri üzerinde, 8577 numaralı imar adasının tamamı 7750 ada 19 numaralı kadastro parseli üzerinde 8578 numaralı imar adasının büyük bir kısmı 7750 ada 26 nolu, kısmen de 7750 ada 19, 39 numaralı kadastro parselleri üzerinde oluşturulduğu, 8576, 8577, 8578 numaralı imar adalarına yakın sayılabilecek yerlerde bulunan 7750/5, 7750/47, 7750/52, 7750/194 numaralı kadastro parsellerinin tamamını 7750 ada 39 numaralı parselin de çok büyük bir kısmı park ve imar yolu içinde kaldığı, 7750/5 numaralı parselin dışında kalan parsellerin tamamı batıdaki imar yoluna cepheli olmaları nedeniyle 8576, 8577, 8578 numaralı imar adaları içinde bulunan kadastro parselleri ile eşdeğer konumda olduğu, 7750 ada 5 numaralı parsel ise batıdaki imar yoluna cepheli bir durumda olmayıp, 8576 numaralı imar adasının kuzeydoğusunda bulunduğundan, yukarıda sayılan parsellerle eşdeğer konumda olmadığı, bir başka deyişle anılan parsel yukarıda sayılan parsellere oranla daha az kıymetli bir taşınmaz niteliğinde olduğu, davacıya ait 7750 ada 1 numaralı parsel 8576 numaralı imar adasının yakını ve çeperi sayılabilecek yaklaşık 20 metre kuzeyinde bulunmaktadır. 7750 ada 1 numaralı parsel batıdaki imar yoluna cepheli bir konumda olduğu için, 8576, 8577, 8578 numaralı imar adaları içinde bulunan kadastro parselleri ile eşdeğer konumda sayılması gerektiği, bu durumda; 7750 ada 1 numaralı parselin 1/1000 ölçekli uygulama imar planında her ne kadar tamamı kamuya terk edilmesi gereken park alanı içinde kaldığı kabul edilmekle birlikte; imar düzenlemelerinde nimet – külfet dengesinin sağlanması bağlamında anılan parselin tahsisinin öncelikle 8576, 8577, 8578 numaralı imar adaları içinde değerlendirilmesi gerektiği, anılan imar adalarında yer kalmaması durumunda hak edişinin eşdeğer sayılabilecek başka bir alanda ve olanak varsa müstakil olarak tahsis edilmesi dağıtım ilkelerinin en temel kurallarından birisi olduğu, özellikle 8576, 8577, 8578 numaralı imar adalarının olduğu alanda öncelikle bu adalara rastlayan parsellerin tahsisinin verilmesi, bu adalarda yer kalması durumunda ise bu adaların yakınında bulunan ve bu adalara rastlamayan kadastro parsellerinin tahsisinin verilmesi gerektiği, yani adı geçen imar adalarına rastlayan 7750 ada 2, 3, 14, 19, 26, 39, 192, 193, 195 numaralı parsel maliklerinin bu adalarda tahsisinin verilmesi, imar adalarında yer kalması durumunda ise bu adalar içindeki kadastro parselleri ile eşdeğer konumda olan 7750/39, 7750/47, 7750/52, 7750/194 numaralı parsel maliklerinin, yine yer kalması durumunda ise 7750 ada 5 numaralı parsel malikinin bu alanlarda paydaş edilmesi gerektiği, dava konusu düzenleme işlemine ait dağıtım tabloları incelendiğinde ise 8576, 8577, 8578 numaralı imar adalarına bu adaların yakınında bulunmayan bazı parsel maliklerinin paydaş edildiği görülmüştürdava konusu düzenleme işlemine ait dağıtım tabloları incelendiğinde ise 8576, 8577, 8578 numaralı imar adalarına bu adaların yakınında bulunmayan bazı parsel maliklerinin paydaş edildiği görüldüğü dava konusu düzenleme işleminde davacının maliki olduğu 7750 ada 1 numaralı parselden kaynaklanan hak edişinin kendisine yakın bulunan 8576, 8577, 8578 numaralı imar adalarında müstakil olarak tahsis edilme olanağının mevcut olmasına rağmen( oluşturulan imar parsellerinin alanları ve dava konusu alanın da boş olduğu dikkate alınmalıdır), anılan imar adalarına başka alanlardaki maliklerin getirilmesi ile davacıya bu imar adalarında tahsis olanağı bırakılmadığı, davacıya kendi yerinin yaklaşık ve kuş uçuşu 2000 metre doğuda bulunan başka imar yerlerinden hak edişinin verildiği, kendi alanı içinde bulunan imar adalarının yapı yoğunluğunun E:2,00 tahsis edildiği yerlerdeki yapı yoğunluğunun ise E:1,30 olduğu da dikkate alındığında davacının hak kaybına da uğramış olduğu, sonuç olarak davacıya kendi yerine yakın yerde oluşturulan imar adalarında hak edişinin verilmemesi ile yukarıda anılan yönetmeliğin 10.maddesine aykırı davranıldığı sonuçlarına varıldığı, 9999/19 numaralı parselin tamamı 8605 numaralı imar adası içinde kalmasına rağmen hak edişinin tamamı bu imar adasında müstakil olarak verilmesi gerekirken bunun yapılmadığı, davacının hak edişinin sadece 225,07 m2'lik kısmının hisseli olarak 8605/1 numaralı parselde geri kalan kısmının ise bu imar adası dışında oluşturulan 5 adet farklı parselde hisseli olarak verildiği, bu durumun ise davacı yönünden hak kaybına yol açıldığı gibi yukarıda anılan yönetmeliğin 10.maddesine aykırı olduğu 9999/24 numaralı parselin tamamı 8607 numaralı imar adası içinde kalmasına rağmen hak edişinin tamamı bu imar adasında verilmesi gerekirken bunun yapılmadığı, davacının hak edişinin KOP dışında kalan kısmının 8611/10 numaralı parselde hisseli olarak verildiği, bu durumun ise yukarıda anılan yönetmeliğin 10.maddesine aykırı olduğu, bir düzenleme sahası içinde kalan Devletin Hüküm ve Tasarrufu Altındaki Alanlar (DHTA), Tescil Harici yerler, dere yatakları vb gibi alanların ister kamuya terk edilmesi gereken alanlara ve isterse tescile konu edilecek (konut, ticaret vb) alanlara rastlamasına bakılmaksızın, bir başka deyişle düzenleme sahası içinde kalan anılan alanların tamamının öncelikle Maliye Hazinesi adına tescil edilmesi, bu alanların da diğer kadastro parseli gibi değerlendirmeye alınması gerektiği, yani düzenleme sahasında kamu alanlarına (park, yol vs.) rastlayan tescil harici/dere yataklarının doğrudan kamuya terk edilmemesi, bu alanların da Maliye Hazinesi adına tescil edilmesi gerektiği sonucunun ortaya çıktığı" yönünde kanaat bildirildiği görülmektedir.
Bu durumda; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunda yer alan tespitler birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar hazineye ait olan 7750 ada 1 numaralı parsel imar planında yol alanına rastlamakta ise de; düzenleme sahası içinde kalan anılan alanların tamamının öncelikle Maliye Hazinesi adına tescil edilmesi ve bu alanların da diğer kadastro parseli gibi değerlendirmeye alınması gerektiği, buna göre de davacının 7750 ada 1 numaralı parselden kaynaklanan hak edişinin kendisine yakın bulunan 8576, 8577, 8578 numaralı imar adalarında müstakil olarak tahsis edilme olanağının mevcut olmasına rağmen, anılan imar adalarına başka alanlardaki maliklerin getirilmesi ile davacıya bu imar adalarında tahsis olanağı bırakılmadığı, davacıya kendi yerinin yaklaşık ve kuş uçuşu 2000 metre doğuda bulunan başka imar yerlerinden hak edişinin verildiği, kendi alanı içinde bulunan imar adalarının yapı yoğunluğunun E:2,00 tahsis edildiği yerlerdeki yapı yoğunluğunun ise E:1,30 olduğu da dikkate alındığında; davacıya verilen parsel nedeniyle hak kaybına uğratıldığı, aynı zamanda 9999/19 numaralı parselin tamamı 8605 numaralı imar adası içinde kalmasına rağmen ve hak edişinin tamamı bu imar adasında müstakil olarak verilmesinin mümkün iken bunun yapılmadığı, yine 9999/24 numaralı parselin tamamı 8607 numaralı imar adası içinde kalmasına rağmen yine hak edişinin tamamı bu imar adasında verilmesi gerekirken bunun da yapılmadığı, davacının hak edişinin KOP dışında kalan kısmının 8611/10 numaralı parselde hisseli olarak verildiği anlaşıldığından, dava konusu imar uygulamasının İmar Kanununun 18. maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlemesi ile İlgili Esaslar Hakkında Yönetmeliğinin 10.maddesine aykırı olduğu sonucuyla dava konusu imar uygulama işleminde ve davacı tarafından bahse konu uygulamaya yönelik olarak yapılan itirazın reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık, aksi yönde verilen mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, Kahramanmaraş İdare Mahkemesi'nce verilen 08/06/2017 gün ve E:2016/935,K:2017/882 Sayılı kararın kaldırılmasına, dava konusu imar uygulamasının Kahramanmaraş İli, Onikişubat İlçesi .... Mahallesi 8625 ada 10 parsel sayılı taşınmaz yönünden yönünden iptaline, aşağıda dökümü yapılan 1.274,35 TL ilk derece yargılama gideri, 2.650,10 TL istinaf yargılama gideri ve 77,00 TL temyiz yargılama giderinden oluşan toplam 4.001,45 TL ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.700,00 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca davacı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle ilk derece ve istinaf aşamasında alınmayan (29,20 TL Başvuru Harcı,29,20 TL Karar Harcı, 85,70 TL İstinaf Başvuru Harcı) toplam 134,30TL harcın davalı idareden tahsili için ilgili idareye Mahkemesince müzekkere yazılmasına posta gideri avansından artan miktar ile artan bilirkişi avansının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra mahkemesince ilgili tarafa re'sen iadesine, kararın tebliğinden itibaren (30) gün içinde Danıştay'a gönderilmek üzere Dairemize verilecek dilekçeyle Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 21/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)