(3194 S. K. m. 4, 42, Geç. m. 16, Ek m. 1) (2577 S. K. m. 45, 46) (2863 S. K. m. 3, 8, 9, 16) (4706 S. K. m. 5) (6546 S. K. m. 2)
İSTEMİN KONUSU: İstanbul 13. İdare Mahkemesinin 12/03/2019 tarih ve E:2018/1605, K:2019/543 sayılı kararının istinaf yolu ile incelenerek kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: İstanbul İli, Tuzla İlçesi, ... Mahallesi, 40 pafta, 6342 ve 2461 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde bulunan ruhsatsız yapıda inşai faaliyetlerde bulunulduğundan bahisle, 29.05.2018 günlü, 352 sayılı Tuzla Belediye Encümeni kararı ile 3194 sayılı İmar Kanununun 42. maddesi uyarınca davacı şirkete verilen 366.129,32-TL para cezasının, 3194 sayılı İmar Kanununun 7143 sayılı Kanunla eklenen geçici 16’ncı maddesi uyarınca para cezasına konu yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca 05.07.2018 günlü, ... ve ... nolu Yapı Kayıt Belgelerinin verildiğinden bahisle iptal edilmesi istemiyle 13.07.2018 tarihinde davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararının özeti: İstanbul 13.İdare Mahkemesinin 12/03/2019 tarih ve E:2018/1605, K:2019/543 sayılı kararı ile;"...davalı idarece Belediye Encümeninin 29/05/2018 tarih ve 352 sayılı kararı ile verilen para cezasına konu ruhsatsız yapının 31.10.2017 tarihinden önce mi sonra mı yapıldığı, ruhsatsız yapıyla ilgili olup olmadığı yönünde yetkili idare tarafından değerlendirme yapıldıktan sonra hukuki olarak geçerli olup olmadığının saptanması, yapı kayıt belgesinin uyumlu ve geçerli olması halinde usulde paralellik ilkesi gereğince idari para cezasının iptal edilmesi gerekirken başvurunun zımnen reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesi ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
İSTİNAFA BAŞVURANIN
İDDİALARI: Davalı idare tarafından; dava konusu yapının 31.12.2017 tarihinden sonra yapıldığı bu nedenle yapı kayıt belgesinden faydalanamayacağı ileri sürülerek davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından; dava konusu işlemin iptaline dair kararın hukuka uygun olduğu ileri sürülerek, istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Beşinci İdare Dava Dairesince; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
İstanbul İli, Tuzla İlçesi, ... Mahallesi, 40 pafta, 6342 ve 2461 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde bulunan ruhsatsız yapıda inşai faaliyetlerde bulunulduğundan bahisle, 26.04.2018 günlü, 441/0015 cilt/yaprak numaralı yapı tatil tutanağı düzenlenerek, 29.05.2018 günlü, 352 sayılı Tuzla Belediye Encümeni kararı ile 3194 sayılı İmar Kanununun 42. maddesi uyarınca davacı şirkete 366.129,32-TL para cezası verilmiştir.
Davacı şirket tarafından 3194 sayılı İmar Kanununun 7143 sayılı Kanunla eklenen geçici 16’ncı maddesi uyarınca para cezasına konu yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca 05.07.2018 günlü, ... ve ... nolu Yapı Kayıt Belgelerinin verildiğinden bahisle, anılan Encümen kararının iptal edilmesi istemiyle 13.07.2018 tarihinde davalı idareye başvurulmuştur.
Bu başvurunun zımnen reddi üzerine, bu işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "istinaf" başlıklı (Değişik 6545 S.K./19. md.)45. maddesinin4. fıkrasında; Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının k2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "istinaf" başlıklı (Değişik 6545 S.K./19. md.) 45. maddesinin 4. fıkrasında; Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği; 46. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, bölge idare mahkemelerinin, konusu yüz bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davaları, hakkında verdikleri kararların, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği; belirtilmiştir.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun "Tanımlar ve Kısaltmalar:" başlıklı 3. maddesinde; "Kültür varlıkları; tarih öncesi ve tarihi devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili bulunan veya tarih öncesi ya da tarihi devirlerde sosyal yaşama konu olmuş bilimsel ve kültürel açıdan özgün değer taşıyan yer üstünde, yer altında veya su altındaki bütün taşınır ve taşınmaz varlıklardır." hükmüne, "Korunma alanı ile ilgili karar alma yetkisi" başlıklı 8. Maddesinin birinci fıkrasında; "Yedinci maddeye göre tescil edilen korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunma alanlarının tesbiti ve bu alanlar içinde inşaat ve tesisat yapılıp yapılamayacağı konusunda karar alma yetkisi Koruma Kurullarına aittir. Korunma alanlarına dair koruma bölge kurulu kararları, 7201 sayılı Kanun uyarınca maliklere tebliğ edilir. Koruma Kurullarının kararına 61 inci maddenin ikinci fıkrasına göre itiraz edilebilir." hükmüne, "İzinsiz müdahale ve kullanma yasağı" başlıklı 9. maddesinde; "Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamaz, bunlar yeniden kullanıma açılamaz veya kullanımları değiştirilemez. Esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler inşaî ve fizikî müdahale sayılır.
"hükmüne," Ruhsatsız yapı yasağı" başlıklı 16. maddesinde ise; "Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile bunların korunma alanlarında ruhsatsız olarak inşaat yapmak yasaktır. Buralarda ruhsatsız olarak yapılacak inşaatlar ile, koruma amaçlı imar planlarında, plana; sitlerde, sit şartlarına aykırı olarak inşa edilen yapılar hakkında imar mevzuatına göre işlem yapılır.
"hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri bir bütün halinde yorumlandığında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve 2863 Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun kabulü suretiyle ülkede tarih, kültür ve tabiat varlıkları ile sit alanlarının korunması ve yaşatılması hususunda, gerek Anayasa koyucu gerekse yasa koyucu tarafından özel bir önem atfedildiği anlaşılmaktadır.
3194 sayılı İmar Kanununun "GENEL HÜKÜMLER" başlıklı birinci bölümünün "İstisnalar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasında;"2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu,2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, bu Kanunun ilgili maddelerine uyulmak kaydı ile 2960 sayılı İstanbul Boğaziçi Kanunu ve 3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun ile diğer özel kanunlar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu Kanunun özel kanunlara aykırı olmayan hükümleri uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanununun yerleşim ilkelerini ve esaslarını düzenleyen genel nitelikte bir kanun olduğu, 2863 sayılı Kanununun ise kültür ve tabiat varlığı potansiyelinin geliştirilmesi amacıyla istisna kapsamına alınarak yasa koyucu tarafından kabul edilmiş özel nitelikte kanun olduğu, özel kanunlarla belirlenen alanlarda özel kanun hükümlerinin uygulanmasında zorunluluk bulunduğu, bu doğrultuda İmar Kanununda yer alan hükümler içerisinden ancak özel kanunlarla öngörülen hükümlerin lafzına ve ruhuna aykırılık teşkil etmeyenlerinin tatbik edileceği hususunda duraksama bulunmamaktadır.
3194 sayılı İmar Kanununun 7143 sayılı Kanunla eklenen geçici 16’ncı maddesinde;
"Afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması, bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde Yapı Kayıt Belgesi verilebilir. Başvuruya konu yapının ve arsasının mülkiyet durumu, yapı sınıf ve grubu ve diğer hususlar Bakanlık tarafından hazırlanan Yapı Kayıt Sistemine yapı sahibinin beyanına göre kaydedilir.
Yapının bulunduğu arsanın 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununa göre belirlenen emlak vergi değeri ile yapının Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenen yaklaşık maliyet bedelinin toplamı üzerinden konutlarda yüzde üç, ticari kullanımlarda yüzde beş oranında alınacak kayıt bedeli başvuru sahibi tarafından genel bütçenin (B) işaretli cetveline gelir kaydedilmek üzere merkez muhasebe birimi hesabına yatırılır. 6306 sayılı Kanun kapsamında kullanılmak üzere kaydedilen gelirler karşılığı Bakanlık bütçesine ödenek eklemeye Maliye Bakanı yetkilidir. Bu ödenek, dönüşüm projeleri özel hesabına aktarılarak kullanılır. Kayıt bedeline ilişkin oranı iki katına kadar artırmaya, yarısına kadar azaltmaya, yapının niteliğine ve bölgelere göre kademelendirmeye, ayrıca başvuru ve ödeme süresini bir yıla kadar uzatmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.
Yapı Kayıt Belgesi yapının kullanım amacına yöneliktir. Yapı Kayıt Belgesi alan yapılara, talep halinde ilgili mevzuatta tanımlanan ait olduğu abone grubu dikkate alınarak geçici olarak su, elektrik ve doğalgaz bağlanabilir.
Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili bu Kanun ve 2960 sayılı Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezaları iptal edilir.
Yapı ruhsatı alıp da yapı kullanma izin belgesi almamış veya yapı ruhsatı bulunmayan yapılarda, Yapı Kayıt Belgesi ile maliklerin tamamının muvafakatinin bulunması ve imar planlarında umumi hizmet alanlarına denk gelen alanların terk edilmesi halinde yapı kullanma izin belgesi aranmaksızın cins değişikliği ve kat mülkiyeti tesis edilebilir. Bu durumda, ikinci fıkrada belirtilen bedelin iki katı ödenir.
Beşinci fıkra uyarınca kat mülkiyetine geçilmiş olması 6306 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin uygulanmasına engel teşkil etmez.
Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların, Hazineye ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, bu taşınmazlar Bakanlığa tahsis edilir. Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin talepleri üzerine taşınmazlar Bakanlıkça rayiç bedel üzerinden doğrudan satılır. Bu durumda elde edilen gelirler bu maddenin ikinci fıkrasına göre genel bütçeye gelir kaydedilir. Ayrıca bu gelirler hakkında 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin beşinci fıkrası hükmü uygulanmaz.
Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların belediyelere ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin talepleri üzerine bedeli ilgili belediyesine ödenmek kaydıyla taşınmazlar rayiç bedel üzerinden belediyelerce doğrudan satılır.
Üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlarda bulunan yapılar ile Hazineye ait sosyal donatı için tahsisli araziler üzerinde bulunan yapılar bu madde hükümlerinden yararlandırılmaz.
Yapı Kayıt Belgesi, yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüm uygulamasına kadar geçerlidir. Yapı Kayıt Belgesi düzenlenen yapıların yenilenmesi durumunda yürürlükte olan imar mevzuatı hükümleri uygulanır. Yapının depreme dayanıklılığı hususu malikin sorumluluğundadır.
Bu madde hükümleri, 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununda tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alan ile İstanbul tarihi yarımada içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanlarda ve ayrıca 19/6/2014 tarihli ve 6546 sayılı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirlenmiş Tarihi Alanda uygulanmaz.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık ve Maliye Bakanlığı tarafından müştereken belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Yasa hükmüne dayanılarak hazırlanan ve 6 Haziran 2018 tarihli ve 30443 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğin 6. maddesinde, Yapı Kayıt Belgesi verilen yapıların maliklerinin, bu belgenin bir örneğini belediye ve mücavir alan sınırları içinde ilgili belediyesine, bu sınırlar dışında il özel idaresine vermek zorunda oldukları, Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili 3194 sayılı Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezalarının iptal edileceği belirtilmiş, 20 Eylül 2018 tarihli ve 30541 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslarda Değişiklik yapılmasına Dair Usul ve Esasların 5. maddesi ile değişik 8 inci maddesinin ikinci fıkrasında ise; “(2) Yapı Kayıt Belgesi düzenlenemeyecek yapılar için bu belgenin düzenlendiğinin tespit edilmesi durumunda, Yapı Kayıt Belgesi iptal edilir, bu belgenin sağlamış olduğu haklar geri alınır, Yapı Kayıt Belgesi bedeli olarak yatırılmış olan bedel iade edilmez ve belge düzenlenmesi safhasında yalan beyanda bulunan müracaat sahibi hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 206 ncı maddesi uyarınca suç duyurusunda bulunulur.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükmü uyarınca, "yapı kayıt belgesi"; yapının kullanılması amacıyla düzenlenen belgeler olup belli şartların varlığı halinde söz konusu yapıların kullanımına izin verilmekte bu doğrultuda yapılara elektrik, su, doğalgaz aboneliği bağlanabilmesi imkanı tanınmakta hatta kamu taşınmazlarının ilgiliye satışı, cins değişikliği yapılabilmesi ve kat mülkiyeti kurulabilmesi mümkün kılınmaktadır.
3194 sayılı İmar Kanununun 7143 sayılı Kanunla eklenen geçici 16’ncı maddesi uyarınca düzenlenen "yapı kayıt belgesi"nin sağladığı haklar ile 2863 sayılı Yasa kapsamında bulunan alan ve taşınmazlar için yasa koyucu tarafından özel kanun hükümleri ile getirilen hukuki rejim karşılaştırıldığında; İmar Kanununa eklenen geçici 16. maddesinin, aynı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasında yer alan hüküm gereği özel Kanun olan 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa aykırı hükümler içerdiği, bu haliyletescile konu edilen bir taşınmazda ya da yapı yapımına sınırlama getirilmiş sit alanı olarak tespit edilmiş herhangi bir mahalde3194 sayılı İmar Kanununun 7143 sayılı Kanunla eklenen geçici 16’ncı maddesi hükümlerinin uygulanma kabiliyeti bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava dosyasının incelenmesinden, İstanbul İli, Tuzla İlçesi, ... Mahallesi, 40 pafta, 6342 ve 2461 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde bulunan ruhsatsız yapıda inşai faaliyetlerde bulunulduğundan bahisle, 26.04.2018 günlü, 441/0015 cilt/yaprak numaralı yapı tatil tutanağı düzenlenerek 29.05.2018 günlü, 352 sayılı Tuzla Belediye Encümeni kararı ile 3194 sayılı İmar Kanununun 42. maddesi uyarınca davacı şirkete 366.129,32-TL para cezası verildiği, davacı şirket tarafından 3194 sayılı İmar Kanununun 7143 sayılı Kanunla eklenen geçici 16’ncı maddesi uyarınca para cezasına konu yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca 05.07.2018 günlü, ... ve ... nolu Yapı Kayıt Belgelerinin verilmesi nedeniyle anılan Encümen kararının iptal edilmesi istemiyle 13.07.2018 tarihinde davalı idareye başvurulduğu, başvurunun zımnen reddi üzerine, bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bakılan davada, dava konusu işleme konu olan yapının sit alanında olduğu ve kültür varlığı olarak tescil edilen yapı ile komşu olduğu, bu haliyle 2863 sayılı Yasa kapsamında sit alanında kalan ve tescil kaydı bulunan yapı ile komşuluğu nedeniyle bu yapının koruma alanında bulunan taşınmaz üzerinde yapılacak her türlü inşai faaliyetin ilgili koruma kurulu kararına tabi olduğu hususunda duraksama bulunmamaktadır.
2709 sayılı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 63. maddesi, 2863 sayılı Kanun hükümleri ile 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 4. maddesi ile yukarıda yer verilen açıklamalardan da anlaşılacağı üzere 2863 sayılı Kanun kapsamında sit alanında bulunan tescilli kültür varlığı olarak tescil edilen yapıya komşuluğu nedeniyle bu yapının koruma alanında bulunan taşınmazlarda 3194 sayılı İmar Kanununun 7143 sayılı Kanunla eklenen geçici 16’ncı maddesi hükümlerinin uygulanma imkanı bulunmadığı açıktır.
Bu durumda; 2863 sayılı Kanun kapsamında sit alanında bulunan tescilli kültür varlığı olarak tescil edilen yapıya komşuluğu nedeniyle bu yapının koruma alanında olan taşınmazlarda bulunan yapılar için davacının beyanı üzerine düzenlenen yapı kayıt belgelerinin hukuken geçerli olduğunun kabulü mümkün olmadığından, anılan yapı kayıt belgeleri sebebiyle daha önce verilen para cezasının iptali istemiyle yaptığı başvurunun zımnen reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1-2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUNKABULÜNE,
2-İstanbul13.İdareMahkemesinin 12/03/2019tarih ve E:2018/1605, K:2019/543sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Aynı kanun maddesi uyarınca davanın REDDİNE,
4-Aşağıda dökümü gösterilen davacı tarafından karşılanan 243,10.-TL ilk aşama yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf safhasında davalı idare tarafından karşılanan 161,30-TL yargılama giderinin ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.700,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5-İstinaf aşamasında fazladan yatırılan 44,40-TL harcın istemi halinde davalı idareye iadesine, artan posta giderinin hükmün kesinleşmesinden sonra mahkemesince istinaf isteminde bulunana iadesine,
6-Temyiz süresi geçtikten sonra dava dosyasının ait olduğu mahkemeye gönderilmesine,
7-2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanun ile değişik 46. maddesi uyarınca 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere 11/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)