İSTEMİN ÖZETİ :Davacılar tarafından, İstanbul Barosuna kayıtlı Avukat .... hakkında soruşturma izni verilmemesine ilişkin, 15.02.2019 tarih ve AVK/9121/13640 sayılı yazı ile bildirilen 14/02/2019 tarihli "Olur" işleminin iptali istemiyle açılan davada; şikayet edilen Avukat .... tarafından, .... vekili sıfatıyla takip ettiği, İstanbul Asliye 18. Hukuk Mahkemesinin 2018/13 Esasına kayden görülen "manevi tazminat" davası sırasında, mahkemeye sunduğu 08/01/2018 tarihli dava ve 07/02/2018 tarihli cevaba cevap dilekçelerinde, "..., davalıların tamamının bilinçli bir dayanışma içinde, müvekkile karşı karalama kampanyasını oluşturup, geliştirdikleri, ..., bitmez tükenmez bir hırs ve inatla yazılı veya sözlü her ortamda buna devamı, kendilerince mesleki bir heves olarak seçtikleri, ..., susmasına yeterli olmaması, ..., hatayı 'daha doğrusu ihaneti' müvekkile atfetmişlerdir, ..., hukuki bir ihlalin çok daha ilerisinde, 'kin, nefret'den başkaca bir sıfatla tanımlanamamakta ve neticede avukatlık mesleğine yazık olmaktadır, ..., müvekkilimi doğrudan 'fetö' ile ilişkilendiren ifadeler kullanırken, 'makul şüphe' kavramına sığınarak, geçekleştirdikleri hakaret ve iftira fiillerini gizlemeye çalışmışlardır, ..., davalıların tanıtımı layıkıyla ve yeterince yapılmış olmakla birlikte, ..., bu defa müvekkilin meslek ile olan bağının kısaca arz edilmesi gerekli görülmüştür, .., davalılar el ve ağız birliği içinde 'fetö', 'fetöcü terör örgütü mensubu' diye bağırdıkları, ..., saldırılanın kurucu ve yöneticisi olduğu hukuk bürosunu 'yok etmeye' yönelmiştir, ..., avukatlık sıfatını taşıyan kişilere yaraşır ve yakışır bir tavır olmadığı izahtan varestedir, ..., biz şüphemizi dile getirdik, ..., hedef ve amacın biraz da gidişattan korkmak yönüyle, ..., sadece zarar verme, kötüleme, karalama, ..., Türkiye'nin en meşhur ve maruf hukuk bürosunu ve onun sahibini yok etme teşebbüsü olup, ..., nasıl bir zihin yapısına sahip olduğunu takdir etmek, .., maksadını aşan bir saygısızlıktır, ..., söyleyen(lerin) genetik kodlamalarının, mesleğin epey uzağında konumlandığının en veciz göstergesidir, ..., bu davaya muhatap olmayı hak ettiklerinin en bariz delillerinden birisidir, ..., 'fetöcü' isnadı, ..., 'kin ve nefret' ile açıklanabilecektir." şeklinde ifadelere yer verdiğinin görüldüğü, yargının kurucu unsurlarından olan ve bağımsız savunmayı temsil eden avukatlık mesleğinin doğası gereği, yargılama süreci içerisinde savunma ve iddia hakkının kullanılması anlamında gerek duruşma esnasında gerekse de mahkemeye sunulan dilekçelerde birtakım sert ifadelere yer verilmesinin tabii bulunduğu, müvekkiline veya şahsına karşı dava konusu uyuşmazlıklarla alakalı olarak iddiaya yanıt kapsamında değerlendirilebilecek ifadelerin kullanılmasının kutsal olan savunma hakkının dokunulmazlığı ilkesinin bir gereği olduğu gibi hak arama hürriyetinin de bir parçası olduğu, ancak, avukatların dava konusu uyuşmazlıkla hiçbir ilgisi bulunmayan, sorunun çözümüne ilişkin hukuksal gerekçeler yerine tamamen incitici, aşağılayıcı ifadelere yer verdiği dilekçelerin savunma dokunulmazlığı kapsamında düşünülemeyeceğinin açık olduğu, bu itibarla, şikayet olunan avukatın bahse konu dilekçelerde kullandığı ifadelerin davacıları aşağılama ya da hakaret kastı ile kullanılmadığı, bu ifadenin müvekkilinin hak ve menfaatlerini korumaya ve haklılığına vurgu yapmak amacına yönelik söylenmiş olduğu, savunma hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, dolayısıyla cezai sorumluluk açısından hakkında soruşturma açılmasını gerektirecek nitelik ve ağırlıkta olmadığı sonuç ve kanaatine ulaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak Ankara 4. İdare Mahkemesi'nce verilen 26/09/2019 gün ve E: 2019/426, K: 2019/1770 sayılı kararın; hukuka, hakkaniyete, Avukatlık Kanununa, Anayasaya ve uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu, şikayet edilen avukatın beyanlarının ölçüsüz ve hakaret niteliğinde olduğu, bu sözlerin savunmaya hiçbir faydası olmadığı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
DAVALI İDARENİN SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf dilekçesinde ileri sürülen hususların, 2577 sayılı Kanunun 45. maddesinde yer alan nedenlerden hiçbirine uymadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
MÜDAHİLİN SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 9. İdari Dava Dairesi'nce 2577 sayılı Yasa'nın değişik 45. maddesi uyarınca dosya incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle, gerekçesi yukarıda anılan Ankara 4. İdare Mahkemesi'nce verilen 26/09/2019 gün ve E: 2019/426, K: 2019/1770 sayılı karar, aynı gerekçe ve nedenlerle Dairemizce de uygun görülmüş olup, istinaf istemine ilişkin dilekçede ileri sürülen iddialar, sözü geçen kararın kaldırılmasını sağlayacak durumda bulunmadığından istinaf isteminin reddine, aşağıda dökümü yapılan 183,80 -TL yargılama giderinin başvuruda bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın ve fazladan alınan 44,40 TL harcın istenilmesi halinde başvuruda bulunana iadesine, 2577 sayılı Yasa'nın değişik 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olmak üzere, 01/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)