(2577 S. K. m. 45) (667 S. KHK. m. 3)
İSTEMİN ÖZETİ: Trabzon hakimi olarak görev yapmakta iken Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 24.08.2016 tarih ve 2016/426 Sayılı kararı ile 667 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinin birinci fıkrası uyarınca meslekten çıkarılan Nuh Kalkan isimli şahıs hakkında verilen Baro levhasına avukat olarak yazılma isteminin reddine ilişkin Gümüşhane-Bayburt Barosu Yönetim Kurulu kararına karşı adı geçen tarafından yapılan itiraz üzerine, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca verilen, itirazın kabulüyle söz konusu kararın kaldırılması ve Baro levhasına avukat olarak yazılma talebi hakkında karar verilmek üzere dosyanın Barosuna gönderilmesine ilişkin kararın, davacı Bakanlık tarafından uygun bulunmayarak bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmesine dair 07.12.2018 tarih ve 51924 Sayılı karara uyulmayarak ilk kararında ısrar edilmesine ilişkin Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu'nun 25.01.2019 tarih ve E:2019/14 K:2019/85 Sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada; 6749 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 3. maddesinin 3. fıkrası atfı ile aynı Kanun'un 4. maddesinin 2. fıkrasında yer alan birinci madde gereğince kamu görevinden çıkarılan kişilerin bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemeyecekleri, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemeyeceklerine yönelik hükmü karşısında kamu görevinden çıkarılan kişinin avukat olarak baro levhasına yazılmasına ve avukat unvan sıfatını kullanmasına olanak bulunmadığı, avukat olarak baro levhasına yazılamayacağı sonucuna varılan kişinin baro levhasına yazılmasına ilişkin kararda ısrar edilmesine yönelik davaya konu kararda hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin olarak Ankara 18. İdare Mahkemesince verilen 17/09/2019 gün ve E:2019/293, K:2019/1778 Sayılı kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesince 2577 Sayılı Kanun'un değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
KARAR: Ankara 18. İdare Mahkemesince verilen 17/09/2019 gün ve E:2019/293, K:2019/1778 Sayılı karar usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, davalı idare ve müdahilin istinaf başvurularını REDDİNE, istinaf safhasındaki yargılama giderlerinin başvuruda bulunanlar üzerinde bırakılmasına, müdahil tarafından fazladan yatırılan 44,40-TL harcın müdahile iadesine, posta gideri avansından artan miktarın istinaf isteminde bulunanlara iadesine, 2577 Sayılı Kanun'un 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak 08/01/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava Trabzon hakimi olarak görev yapmakta iken Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 24.08.2016 tarih ve 2016/426 Sayılı kararı ile 667 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinin birinci fıkrası uyarınca meslekten çıkarılan Nuh Kalkan hakkında verilen Baro levhasına avukat olarak yazılma isteminin reddine ilişkin Gümüşhane-Bayburt Barosu Yönetim Kurulu kararına karşı adı geçen tarafından yapılan itiraz üzerine, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca verilen, itirazın kabulüyle söz konusu kararın kaldırılması ve Baro levhasına avukat olarak yazılma talebi hakkında karar verilmek üzere dosyanın Barosuna gönderilmesine ilişkin kararın, davacı Bakanlık tarafından uygun bulunmayarak bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmesine dair 07.12.2018 tarih ve 51924 Sayılı karara uyulmayarak ilk kararında ısrar edilmesine ilişkin Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu'nun 25.01.2019 tarih ve E:2019/14 K:2019/85 Sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için öncelikle aşağıdaki hususların açıklığa kavuşturulması gerektiği açıktır.
A-) İlgili KHK'larda yer alan "kamu hizmetinde istihdam edilmezler" kuralı, KHK ile ve KHK hükümlerine dayanılarak görevinden çıkarılanların idarenin genel esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetlerinin görülmesinde çalıştırılamayacakları anlamına gelmekte olup, avukatlık serbest bir meslek olduğundan serbest çalışan avukatların kamu hizmetinde "istihdam" edilmedikleri açıktır.
B-) Yine KHK'larda yer alan ilgililerin uhdelerinde taşımış olduğu büyükelçi, vali gibi unvanları ve müsteşar, kaymakam ve benzeri meslek adlarını ve sıfatlarını kullanamayacakları ve bu unvan, sınıf ve meslek adlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamayacaklarına ilişkin kuralla kamu görevi nedeniyle elde edilen meslek adı ve ünvanların kastedildiği açık olup hukuk fakültelerinden mezun olunarak belli koşullarla kabul edilinen avukatlık mesleğinin sağladığı "avukat" unvanının bu kapsamda değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
C-) Kesinleşmiş bir disiplin kararı sonucu hakim memur veya avukat olma niteliğini kaybetmiş olmak avukatlığa kabule engel olmakla birlikte gerek ilgili KHK eki listelerde yer verilmek gerekse KHK hükümlerine dayanılarak idari kararla görevinden çıkarılanlar için disiplin hukuku uyarınca alınmış bir karar söz konusu olmayıp ilgililer için olağanüstü önlemler çerçevesinde tesis edilmiş göreve son verme işleminden bahsedilebileceği yasada belirtilen avukatlığa engel halin bulunmadığı görülmektedir.
D-) 1136 Sayılı Avukatlık Kanununun 5. maddenin 3. fıkrasında adayın 5/1-a maddesinde yazılı cezalardan birini gerektiren kovuşturma altında bulunması halinde avukatlığa alınma isteği hakkında kararın bu kovuşturma sonuna kadar bekletilmesine karar verilebileceği hükme bağlanmış olmakla birlikte ilgili hakkında yapılan kovuşturmada Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 08/09/2017 gün ve E:2017/221, K:2017/276 Sayılı kararıyla ilgilinin beraatine karar verildiği ve yapılan UYAP sorgulamasında hakkında devam eden kovuşturma bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, yasada belirtilen koşulları taşıyan ilgilinin baro levhasına avukat olarak yazılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, davalı idare ve müdahilin istinaf başvurularının kabulüyle aksi yöndeki İdare Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiği görüşü ile çoğunluk kararına karşıyım. (¤¤)