İSTEMİN ÖZETİ: Dava, …… Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi'nde şube müdürü olarak görev yapan davacının "Kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak" fiilini işlediği gerekçesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/B-1 maddesi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de bir alt ceza olan Uyarma cezası ile tecziyesine ilişkin ... Üniversitesi Rektörlüğü'nün 13.12.2017 tarih ve E:7833 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Samsun 2. İdare Mahkemesi'nin 28/03/2019 gün ve E:2018/235, K:2019/373 sayılı kararıyla; davacının, Üniversite FETÖ/PDY araştırma komisyonlarına vermiş olduğu dilekçe içeriğinde, …….'nin rektörlüğü döneminde ve 15 temmuz darbe girişimi öncesinde birçok akademik ve idari personelin bilgisayarlarının elektronik ortam üzerindeki bilgilerin ortadan kaldırılması amacıyla değiştirildiği iddiasında bulunulduğu, yapılan araştırmada ise ilgili dönemde yapılan bilgisayar değişikliklerinin belli kişilere yönelik bir çalışma olmadığı, bu çalışmanın tüm üniversite bünyesinde beş yılını dolduran ve verim alınamayan bilgisayarların değiştirilmesi amacını taşıyan normal bir revizyon faaliyeti olduğu, yapılan revizyon faaliyetlerinin bilgi karartma amacı taşımadığı, davacı tarafından pek çok tutanak tutularak imza altına alındığı ve bu tutanakların FETÖ/PDY araştırma komisyonlarına suç ihbarlarında delil olarak sunulduğu, ancak tutanakların içeriğinin kimle ilgili ve hangi suçları ihtiva ettiği, iddialarla ilgisinin somut bir şekilde ortaya konulamadığı, davacının komisyonun inceleme alanıyla ilgili ilgisiz pek çok evrakı sunarak kurum içerisinde huzursuzluk ve rahatsızlık yarattığı, öte yandan konularla ilgili olarak Üniversitenin on yöneticisinin müşteki konumunda olduğu ve davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması kapsamında ... Valiliği İl İdare Kurulu Müdürlüğü'nün 29.11.2017 tarih ve 147 sayılı kararıyla, davacının yalan beyanda bulunduğu ve görevini kötüye kullandığı, herhangi bir delil bulunmaksızın suç ithamında bulunduğu ve iftira attığı, yöneticileri adaleti engellemekle itham ederek kurumsal işleyişi aksatmaya çalıştığı, inceleme ve araştırmaları gereksiz belgelerle karmaşıklaştırmaya çalıştığından bahisle "lüzum-u muhakeme" kararı verildiği, isnat edilen eylemin sabit olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından; kendisinin yalnızca ... Üniversitesi Rektörlüğü bünyesinde meydana gelen aksaklıkları ve şüphelendiği durumları komisyona bildirdiği, bunun dışında direkt şahısları suçlamaya yönelik beyanda bulunmadığı, disiplin soruşturmasına başlanıldığı tarih itibariyle disiplin cezası verme yetkisinin zaman aşımına uğradığı, itirazını disiplin kurulunda değerlendirilmek üzere yaptığı, ancak itirazının Yönetim Kurulunda değerlendirildiği ileri sürülerek mahkeme kararının istinaf yolu ile incelenerek kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacının istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Samsun Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi'nce dava dosyası 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi hükümleri doğrultusunda incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, ... Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi'nde şube müdürü olarak görev yapan davacının "Kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak" fiilini işlediği gerekçesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/B-1 maddesi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de bir alt ceza olan uyarma cezası ile tecziyesine ilişkin ... Üniversitesi Rektörlüğü'nün 13.12.2017 tarih ve E:7833 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/B-l maddesinde; '' Kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak'' kınama cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise; "Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve ödül veya başarı belgesi alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabilir" hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının, kurum içerisinde huzursuzluk çıkarıp şantaj yapmak amacıyla belge ürettiği, tahrik ve komplo yapmayı tasarladığı ve bu yönde tezvirat yapıp, Üniversite yönetimi ve yöneticilerini adaleti engellemekle itham ettiği, yönetime ve yöneticilere açıkça iftira attığı, Üniversitenin kurum niteliğini ve dolayısıyla devletin itibarını dış ortamda küçük düşüren haberlere itibar edip, buna aracı olduğu, kişi ve kişilerin özel konularını araştırdığı, bunu gündem yaptığı, yetkisi olmadığı halde kuruma ait gizli evraklara ulaştığı ve bu evrakları yetkisi olmadığı halde paylaştığı, memur-idareci vasfına uygun davranmadığı, Üniversite üst yöneticileri ve soruşturmacıları tehdit ettiği, FETÖ/PDY sürecini baltalayarak süreci ağırlaştırıp akamete düşürmek suretiyle adaleti yanılttığı iddialarıyla hakkında başlatılan soruşturma neticesinde isnatlar sabit görülerek 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125-B-(l) maddesi gereği "Kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak'' kapsamında kınama cezasıyla cezalandırılması gerekmekte ise de alt ceza uygulanarak uyarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmeliğin, "Disiplin amirlerinin yetkileri" başlıklı 18. maddesinde; disiplin amirlerinin kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların, tüzüklerin ve yönetmeliklerin Devlet memuru olarak emrettiği görevleri yurt içinde veya dışında yerine getiremeyenlere, uyulmasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre, 657 sayılı Kanunda yazılı disiplin cezalarından yetkisi dahilinde bulunanları vermeye yetkili olduğu hükme bağlanmıştır.
Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.
Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar mevzuatla belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır.
Bu nedenle, disiplin suçu teşkil eden fiillerle ilgili olarak soruşturma yapılması zorunlu olduğu gibi soruşturmanın belirli usuller çerçevesinde yapılması da isnada maruz kalanların hukuki güvencesidir. Disiplin cezası vermeye yetkili mercilerce disiplin suçu sayılacak eylemlerin işlenildiğinin öğrenilmesi halinde, bu kişiler hakkında soruşturma emri verilmesi; bağımsız ve üst veya denk görevde olan bir soruşturmacı atanması, olayla ilgili tanık ve soruşturulanın ifadelerinin alınması, ifade alınmadan kişiye haklarının ve soruşturma konusunun bildirilmesi, isnat olunan fiille ilgili lehe ve aleyhe başkaca delillerin araştırılması, hatta teknik konularda bilirkişilere inceleme yaptırılmak suretiyle, soruşturulanların görev ve konumları itibariyle sorumlulukları ile suçun oluş biçimi irdelenerek fiilin sübut bulup bulmadığının ortaya çıkarılması amacıyla yürütülen soruşturma sonucunda, adli, idari ve disiplin yönünden soruşturulan hakkında soruşturmacı kanaat teklifinin de yer aldığı soruşturma raporunun hazırlanması ve raporun disiplin cezası vermeye yetkili amire veya kurula sunulması üzerine yetkili amir ve kurullarca yukarıda sıralanan bilgi ve belgelerin bulunduğu soruşturma dosyasının incelenerek karar verilmesi, soruşturmayı yapan kişi ile soruşturmada elde edilen delilleri değerlendirecek kişi veya kurulların ayrı olması ve soruşturmacı ile disiplin cezası verecek kişilerin tarafsız olması, yasal süre içerisinde isnat olunan fiiller bildirilerek soruşturulanın savunmasının alınması gerekliliği disiplin hukukunun temel ilkelerinden olduğu gibi hukuki güvenlik ilkesinin de gereğidir.
Bu itibarla, soruşturma yapmakla görevlendirilenlerin ve cezayı verecek olan disiplin amirlerinin soruşturmaya konu olayla hiçbir ilgisi bulunmayan, hakkında soruşturma yapılan kamu görevlisinin suç konusu eyleminden zarar gören veya yarar sağlayan veya soruşturulanın veya olayın mağduru durumundaki kişilerden etkilenecek konumda bulunmayan tamamen tarafsız kişi veya kişilerden olmaları ve kıdem ve görev bakımından en az soruşturulan ile aynı seviyede veya üst düzeyde bulunmaları gerekmektedir.
Olayda; davacının 22/02/2016 tarihinde başsavcılık makamına hitaben yazdığı şikayet dilekçesinde, üniversitede FETÖ/PDY soruşturması kapsamında örgüt ile irtibatlı kişilerin kanunsuz uygulamaları, yolsuzluk ve usulsüzlükleri hakkında bilgi sunduğunu belirterek üniversite rektörü .... hakkında suçlamalarda bulunduğu, üniversite bünyesinde kurulan soruşturma komisyonuna sunduğu 04/08/2016 tarihli dilekçede de üniversite rektörü .... hakkında aynı kapsamda suçlamalarda bulunduğu, disiplin soruşturması sonucu disiplin cezasının ise davacının suçlamalarda bulunduğu üniversite rektörü .... tarafından verildiği görülmekle, soruşturma kapsamında olayın tarafı haline gelen ve hakkında adli ve idari şikayet dilekçesi verdiği Üniversite Rektörü tarafından davacının uyarma cezası ile cezalandırılmasının disiplin amirinin tarafsızlığını açık bir şekilde zedeler nitelikte olduğu, bu durumun disiplin hukukunun temel ilkeleri ve hukuki güvenlik ilkesiyle bağdaşmadığı açıktır.
Bu durumda; olayın tarafı haline gelmiş ve hakkında adli- idari şikayet dilekçesi verilen disiplin amirince, davacının uyarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık, davanın reddine ilişkin verilen Mahkeme kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, Samsun 2. İdare Mahkemesi'nin 28/03/2019 gün ve E:2018/235, K:2019/373 sayılı kararın kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, dava ve istinaf aşamasına ait aşağıda dökümü yapılan toplam 405,85 TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 2.590,00-TL avukatlık ücretinin davalı idare tarafından davacıya verilmesine, artan posta avansının re'sen davacıya iadesine, 27/02/2020 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. (¤¤)