(2577 S. K. m. 45) (657 S. K. m. 125, 126, 127)
İSTEMİN ÖZETİ: Gaziantep 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 29/12/2017 tarih ve E:2017/1538, K:2017/2247sayılı kararın istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesi'nce 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45.maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, Gaziantep ili Şahinbey ilçesi Şehit Ersin Yıldırım Ortaokulunda öğretmen olarak görev yapan davacının, üyesi olduğu sendikanın aldığı karar gerekçe gösterilerek 12 Ekim 2015 tarihinde mazeretsiz olarak görev yerine gitmemek ve derslere girmemek suretiyle öğrencilerin eğitim alma hakkını engellediği, 29 Aralık 2015 tarihinde bir sendikanın aldığı kararı gerekçe göstererek mazeretsiz olarak görev yerine gitmemek ve derslere girmemek suretiyle öğrencilerinin eğitim alma hakkını engellediği ve 29 Aralık 2015 tarihinde, bir siyasi parti aleyhinde sloganlarında atıldığı siyasi içerikli yürüyüşe ve/veya akabinde yapılan basın açıklanamsına katıldığı gerekçesiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 126.maddesi uyarınca "1 Yıl Süreyle Kademe İlerlemesinin Durdurulması cezası" ile cezalandırılmasına ilişkin 08.06.2017 tarih ve 2017/93 sayılı Gaziantep Valiliği İl Milli Eğitim Disiplin Kurulu kararının iptali ile işlem nedeniyle yapılan maaş kesintisinin yasal faizi ile birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; kamu görevlilerinin ortak, ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi amacıyla kurulan sendikaların bu amaç doğrultusunda sendikal eylem kararı alabilecekleri kabul edilmekte ise de; Devlet'e yüklenen eğitim hakkının korunması amacıyla, eğitim personeline ders görevi verilmesine ilişkin düzenlemenin, bireyin eğitim hakkını koruyucu, iyileştirici ve eğitim sunucularından etkili bir şekilde yararlanmasını sağlayıcı nitelikte olduğu ve temel haklar arasında yer alan eğitim hakkının korunmasındaki kamusal yarar dikkate alındığında, vatandaşlara etkin, verimli ve hızlı bir hizmet sunumu ile yükümlü olan davacının, iş bırakma eyleminin eğitim hizmetini sekteye uğratacağı ve bu hareketinin ölçülülük ilkesine aykırı olacağı sonucuna varıldığı, ölçülülük ilkesine aykırı bir şekilde kullanılan ve sendikal faaliyet olarak ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerin korunması ve geliştirilmesi kapsamında değerlendirilmesi söz konusu olmayan, derse girmemek suretiyle temel haklar arasında yer alan eğitim öğretim hakkının engellenmesine sebebiyet verdiği gerekçesiyle, eğitim görevine gelmeyen davacıya verilen disiplin cezasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili; disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı, kamu görevlileri sendikaları tarafından alınan karar uyarınca gerçekleştirilecek iş bırakma/grev eylemlerinin sendikaların kendi iç işleyişleriyle ve kendi iç karar mekanizmalırıyla ilgi olduğu, davacının eyleminin, eğitim ve öğretim faliyetini engelleme amacı taşımadığı ileri sürmekte ve 2577 sayılı Kanun'un 45.maddesi uyarınca kararın istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesini istemektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125.maddesinin (C-b) bendinde; "Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek" aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve haller arasında;(D-o) bendinde ise;"Herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına fiilen faaliyette bulunmak." kademe ilerlemesinin durdurulması cezası gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.
Aynı Kanunun 126. maddesinde;"Uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezaları disiplin amirleri tarafından; kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, memurun bağlı olduğu kurumdaki disiplin kurulunun kararı alındıktan sonra, atamaya yetkili amirler il disiplin kurullarının kararlarına dayanan hallerde Valiler tarafından verilir. Disiplin kurulu ve yüksek disiplin kurulunun ayrı bir ceza tayinine yetkisi yoktur, cezayı kabul veya reddeder. Ret halinde atamaya yetkili amirler 15 gün içinde başka bir disiplin cezası vermekte serbesttirler." hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan; söz konusu Kanununun "Zamanaşımı" başlıklı 127. maddesinde;"Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren;
a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına,
b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına,
başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar." hükmü yer almıştır.
Disiplin cezaları kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.
Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatta belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır.
Yukarıda metnine yer verilen hükümle, uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağı açık bir şekilde düzenlenmiştir.
Disiplin suçu teşkil eden fiillerle ilgili olarak soruşturmanın belirli usuller çerçevesinde ve belirli sürelere uyulmak suretiyle yapılması, isnada maruz kalanların hukuki güvencesidir. Yukarıda yazılı 657 sayılı Kanunun 127. maddesinde düzenlenen zaman aşımı süreleri de, kişinin sürekli ceza tehdidi altında bırakılmasını önleme, kamu hizmetlerinin yürütülmesi sırasında ortaya çıkabilecek kusurlu davranışların sürüncemede kalmaması, belirlenen bir sürenin geçmiş olmasıyla cezalandırmadan beklenen sosyal faydanın ortadan kalkacağı düşüncesi ve caydırıcılığın sağlanabilmesi amacıyla getirilmiştir. Bu bakımından yukarıdaki metinde yer verilen hükümle düzenlenen ve ilgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zaman aşımı süreleri kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle uyulması zorunlu sürelerdir.
Dava dosyasının incelenmesinden; Gaziantep İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün 01/04/2016 günlü, 3731204 sayılı yazısında belirtilen ve Gaziantep Merkez ve İlçelerinde eğitim hakkını engelleyici eylemlerde bulunduğu tespit edilen personellerle ilgili olarak soruşturma yapmak üzere Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı tarafından verilen 18/04/2016 tarihli olurla Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde soruşturma başlatıldığı ve daha önce il milli eğitim müdürlüğü bünyesinde yürütülen incelemelerin anılan soruşturma ile birleştirildiği, soruşturma sonucu Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı müfettişleri tarafından hazırlanan 24/03/2017 tarih ve 595/20,02 sayılı soruşturma raporunda; " isim isim tespit edilen personellerden 29/12/2015 tarihinde sendikal eyleme katılarak göreve gelmeyenlerin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/C-b maddesi uyarınca "1/30 oranında aylıktan kesme", 29/12/2015 tarihinde sendikal eyleme katılıp göreve gelmeyen ve aynı zamanda siyasi içerikli yürüyüşe ve ardından yapılan basın açıklamasına katılanların ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/D-o maddesi uyarınca "1 yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması" cezası ile cezalandırılması" önerisinin getirildiği, 12 Ekim 2015 tarihinde bir sendikanın aldığı kararı gerekçe göstererek mazeretsiz olarak görev yerine gitmemek ve derslere girmemek suretiyle öğrencilerin eğitim alma hakkını engellediği, 29 Aralık 2015 tarihinde bir sendikanın aldığı kararı gerekçe göstererek mazeretsiz olarak görev yerine gitmemek ve derslere girmemek suretiyle öğrencilerinin eğitim alma hakkını engellediği ve 29 Aralık 2015 tarihinde, bir siyasi parti aleyhinde sloganlarında atıldığı siyasi içerikli yürüyüşe ve/veya akabinde yapılan basın açıklamamsına katıldığı gerekçesiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 126.maddesi uyarınca "1/30 oranında 1 Yıl Kademe İlerlemesinin Durdurulması cezası" ile cezalandırılmasına karar verilmesi üzerine bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık konusu olayda; davacı hakkında tevhiden disiplin cezası önerisi getirilen ve dava konusu işlemle disiplin cezası verilmesine sebep olan iki fiilden biri olan 12 Ekim ve 29 Aralık 2015 tarihlerinde göreve gelmeme eyleminin niteliği gereği ve ülke çapında uygulanan sendika kararına dayanıyor olması nedeniyle etkileri ile kurum müdürü tarafından gün sonu yapılması gereken işlemler çerçevesinde fiilin işlenildiği tarihte öğrenileceğinin kuşkusuz olduğu, davacının göreve gelmediğinin, disiplin amiri olan okul müdürü ve dolayısıyla davalı idare tarafından fiilin işlenildiği 12 Ekim ve 29 Aralık 2015 tarihlerinde öğrenilmesine rağmen davacı hakkında ancak18/04/2016 tarihli soruşturma oluruna dayalı olarak soruşturmaya başlanıldığı ve disiplin cezası verildiği görülmektedir.
Bu itibarla; davacının disiplin cezasına konu fiillerinden biri olan göreve gelmeme eyleminin idarece öğrenildiği 12 Ekim ve 29 Aralık 2015 tarihinden itibaren 657 sayılı Kanunun 127. maddesi gereğince bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanılması gerekirken, disiplin cezası verme yetkisi zaman aşımına uğradıktan sonra, 18/04/2016 tarihli soruşturma oluruna dayalı olarak başlatılan disiplin soruşturması sonucu tesis edilen dava konusuişlemin bu kısmı yönünden belirtilen gerekçeyle hukuka uyarlık bulunmamıştır.
Davacının 29 Aralık 2015 tarihinde siyasi amaçlı yürüyüşe ve basın açıklamasına katılması eylemi bakımından uyuşmazlık incelendiğinde;
Disiplin cezaları, kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı eylemlerine karşı düzenlenen idari yaptırımlardır. Kamu hizmetlerinden sürekli uzaklaştırılabilmek gibi ağır sonuçlara uzanan disiplin cezaları, ağırlığı ve önemi sebebiyle Anayasanın 38. maddesindeki suç ve cezalara ilişkin kurallara tabi tutulmuşlardır.
"Kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesi uyarınca, ceza yaptırımına bağlanan her bir eylemin tanımının yapılması ve yasanın ne tür eylemleri suç sayarak yasakladığının hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirtilmesi gerekmektedir. Sözü edilen suç tanımlaması yapıldıktan sonra, suçun karşılığı olan cezanın ve suç sayılan eylemi gerçekleştiren kamu görevlisinin hangi disiplin kuralını ihlal ettiğinin açık bir şekilde ortaya konulması da zorunludur.
Söz konusu eylem, mevzuatta öngörülen tanıma uymuyorsa verilen disiplin cezasının hukuka aykırı olacağı açıktır.
Dava konusu olayda, davacının, 29/12/2015 tarihinde yapılan ve sendikal faaliyet kapsamında olmayan eyleme ve basın açıklamasına katıldığı sabit olup, sübut bulan bu fiili dolayısıyla davacının disiplin cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de; verilen cezanın sübut bulan eyleme uygun olması, başka bir ifade ile işlenen fiilin kanunda tanımlanan disiplin suçunun tüm unsurlarını ihtiva etmesi gerekmektedir.
Buna göre; dava dosyasında yer alan tüm bilgi ve belgeler ile soruşturma dosyası incelendiğinde; 29/12/2015 tarihinde yapılan eylemin ve basın açıklamasının sendikanın aldığı karar uyarınca ilgili sendika yetkilisi tarafından yapıldığı, davacının eylem alanında parti amblemi içerir reklam, fotoğraf, afiş vb. taşıdığına veya yazı, slogan vb. ifadeler kullandığına dair herhangi bir somut bilgi ve belgenin dosyada yer almadığı, söz konusu eylemin ve basın açıklamasının herhangi bir siyasi parti ile doğrudan ilişkilendirilmesi mümkün olmadığı gibi geneli itibariyle herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına yapıldığından bahsetmeye de olanak bulunmadığı, davacının sırf basın açıklamasına katıldığı dikkate alındığında, eyleminin "herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına fiilen faaliyette bulunmak" olarak değerlendirilmesine hukuken imkan bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla; davacının eyleminin 657 sayılı Kanun'un 125/D-o maddesinde yer alan "herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına fiilen faaliyette bulunmak" şeklindeki suç tanımına uymadığı, diğer bir ifadeyle, isnat edilen fiilin Kanun'un 125/D-o maddesi ile örtüşmediği ve disiplin hukukunda yer alan tipiklik şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından, dava konusu işlemin bu kısmında da belirtilen gerekçeyle hukuka uyarlık bulunmamıştır.
Sonuç olarak; disiplin cezasına konu edilen 12 Ekim ve 29 Aralık 2015 tarihlerinde göreve gelmeme eylemi bakımından, 657 sayılı Kanunun 127. maddesinde öngörülen bir aylık süre içinde disiplin soruşturmasına başlanılmaması nedeniyle disiplin cezası verme yetkisi zaman aşımına uğradığından; anılan tarihte siyasi amaçlı yürüyüşe ve basın açıklamasına katılması eylemi bakımından iseisnat edilen fiilin, ceza uygulamasında esas alınan kanundaki suç tanımına uymaması (tipiklik şartının gerçekleşmemesi) sebebiyle dava konu işlemde hukuka uyarlık, aksi yöndeki idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan, Anayasanın 125.maddesi uyarınca, hukuka aykırı işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının dava açma tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun KABULÜ ile istinafa konu mahkeme kararının KALDIRILMASINA, dava konusu işlemin İPTALİNE, dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihi olan 19/09/2017 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, mahkeme safhasında davacı tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen 120,40.-TL yargılama giderleri ve istinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 121,10.-TL yargılama giderleri ile kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 22.maddesi uyarınca tam ücretin %30 üzerinden belirlenen 408,60.-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta gideri avanslarından artan miktarın ilgili taraflara re'sen iadesine, 27/03/2019 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. (¤¤)