İSTEMİN ÖZETİ: Davacı Bakanlık tarafından, Av. ...'in 1 yıl 6 ay 22 gün süre ile işten çıkarma cezası ile tecziyesine ilişkin işlemin onanmasına dair Türkiye Barolar Birliği kararının bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmesine rağmen Türkiye Barolar Birliğinin ilk kararında ısrar etmesine ilişkin 18.01.2019 tarih E:2019/3, K:2019/24 sayılı kararın hukuka aykırı olduğu, ilgilinin FETÖ/PDY terör soruşturması sonunda silahlı terör örgütüne üye olma suçundan Kayseri 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.07.2017 tarih ve E:2017/13, K:2017/56 sayılı kararıyla 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği, anılan suçun Avukatlık Kanunu'nun 5/1-a maddesi kapsamında kaldığı ve kanunun 136/1. Maddesi uyarınca meslekten çıkarılma cezası verilmesi gerektiği ileri sürülerek iptali istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptaline ilişkin olarak Ankara 10. İdare Mahkemesince verilen 19/09/2019 gün ve E:2019/539, K:2019/1621sayılı kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesince 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, Davacı Bakanlık tarafından, Av. ...'in 1 yıl 6 ay 22 gün süre ile işten çıkarma cezası ile tecziyesine ilişkin işlemin onanmasına dair Türkiye Barolar Birliği kararının bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmesine rağmen Türkiye Barolar Birliği'nin ilk kararında ısrar etmesine ilişkin 18.01.2019 tarih E:2019/3, K:2019/24 sayılı kararın hukuka aykırı olduğu, ilgilinin FETÖ/PDY terör soruşturması sonunda silahlı terör örgütüne üye olma suçundan Kayseri 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 13.07.2017 tarih ve E:2017/13, K:2017/56 sayılı kararıyla 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği, anılan suçun Avukatlık Kanununun 5/1-a maddesi kapsamında kaldığı ve kanunun 136/1. Maddesi uyarınca meslekten çıkarılma cezası verilmesi gerektiği ileri sürülerek iptali istemiyle açılmıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanununun 5. maddesinin (a) bendinde, "Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı iki yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmak" avukatlığa kabule engel haller arasında sayılmış; anılan maddenin 2. fıkrasında ise; "Birinci fıkranın (a) bendinde sayılan yüz kızartıcı suçlardan biri ile hüküm giymiş olanların cezası ertelenmiş, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa da avukatlığa kabul edilmezler." hükmüne yer verilmiştir.
5721 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231.maddesinde ''.....Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl (2) veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder. .... Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.'' hükmüne yer verilmiştir.
İdare Mahkemesince, ertelemenin bir çeşidi olan, hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi; fail hakkında kurulacak ceza hükmünün belli şartlara bağlı olarak daha sonraki bir zamana bırakılması, failin denetim süresi içinde yeni bir suç işlememesi ve mağdurun mağduriyetini gidermesi koşuluyla cezanın uygulanmaması şeklinde tanımlanmış olup; yapılan yargılama sonunda verilen hüküm geçici bir süre askıda bırakılmıştır. Ancak, askı süresi (denetim süresi) içinde yeni bir suç işlenmesi ya da yükümlülüklere aykırı davranılması halinde Mahkeme hükmü açıklayacak ve ceza infaz edilecek, hakkında somut olarak hukuki sonuç doğuracağı, bu duruma göre söz konusu kararın, beraat anlamına gelmemekte, sanığın denenmekte olduğu, davacı hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçu Avukatlık Kanununun 5/1-a maddesine göre avukatlığa engel hallerden olup, aynı Kanunun 136/1 maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasını gerektirdiğinden, 1 yıl 6 ay 22 gün süre ile işten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin onanmasına dair Türkiye Barolar Birliği kararının bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmesine rağmen Türkiye Barolar Birliğinin ilk kararında ısrar etmesine ilişkin kararda hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, Av. ...'e Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan yargılandığı davada Kayseri 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.07.2017 tarih ve E:2017/13, K:2017/56 sayılı kararıyla 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası verildiği ve hükmün açıklanmasının geri bırakılarak, 5 yıl süre ile denetime tabi tutulmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği, yargılandığı husus ile ilgili hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda ise Kayseri Barosu Disiplin kurulunca da 1 yıl 6 ay 22 gün süre ile işten çıkarma cezası uygulandığı ve söz konusu kararın onanmasına dair Türkiye Barolar Birliği kararının bakanlıkça "meslekten çıkarma cezası" uygulanması gerektiğinden bahisle bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmesine rağmen Türkiye Barolar Birliğinin ilk kararında ısrar etmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda, müdahil ... hakkında, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonunda FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan Kayseri 4. Ağır Ceza Mahkemesine E:2017/13 sayı ile açılan ceza davası sonunda, anılan Mahkemenin 13.07.2017 tarih ve K:2017/56 sayılı kararı ile Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 314/2, 221/4 ve 62, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5/1. maddeleri uyarınca neticeten 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/5. maddesi uyarınca da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın 24.07.2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun "Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması" başlıklı 231. maddesine 6.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Yasa ile eklenen ve 23.1.2008 tarih ve 5728 sayılı Yasa ile değişik 5. fıkrada Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. ...Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder." düzenlemesi yer almıştır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının şartlarının gerçekleşmesi halinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecek ve sanık beş yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulacaktır. Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucunu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır.
Bu düzenlemenin amacı, maddenin kapsamına giren bir mahkumiyet hükmü verilen kişinin, cezası infaz edilmeden ve yeniden suç işlemesini önlemek suretiyle suç işlenmesinden önceki hale geri dönerek açıklanması geri bırakılan hükmün tüm sonuçlarıyla hukuk aleminden kaldırılması ve böylece sanığın ıslah edilmesidir.
Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesinde düzenlenen "Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması" müessesesi kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmaması olarak tanımlanmıştır. Bu şekilde ifade edilen mahkumiyet hükmünün askıya alınmasıdır. Sanık denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemediği ve denetimli serbestlik tedbirlerine uyduğu takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılmakta ve kamu davasının düşmesine karar verilmektedir. Öte yandan sanık denetim süresi içinde kasten suç işlediği veya denetim tedbirlerine aykırı davrandığı durumda ise askı durumu sona erecek ve açıklanması geri bırakılan hüküm hukuki sonuç doğuracaktır.
Uyuşmazlık bu açıdan değerlendirildiğinde; müdahil ...hakkında mahkumiyet kararını veren Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan inceleme ve değerlendirmede, davacının durumunun Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesi kapsamında olduğu ve bu maddede aranılan koşulların gerçekleşmiş olduğu sonucuna ulaşılarak müdahil hakkındaki daha önceki mahkumiyet hükmü hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmedilmesi karşısında, hükmün müdahil (sanık) hakkında hukuki sonuç doğurmayacağının da anılan maddede açıkça belirtilmiş olması nedeniyle ilgilinin avukatlık mesleğinden çıkartılmasını gerektirecek bir mahkumiyet hükmünün bulunduğundan söz etme olanağı kalmamıştır.
Bu durumda, müdahil hakkında ceza mahkemesince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kesinleşmiş kararın müdahilin avukatlık mesleğinden çıkartılmasını gerektirecek kesinleşmiş mahkumiyet hükmü olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmadığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık, işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalı ve müdahilin istinaf başvurularının KABULÜ ile Ankara 10. İdare Mahkemesinin 19/09/2019 gün ve E:2019/539, K:2019/1621 sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davanın REDDİNE, aşağıda dökümü yapılan Mahkeme aşamasına ait 141,60.-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, müdahil tarafından mahkeme safhasında yapılan 141,60 TL yargılama gideri ile davalı idare tarafından istinaf aşamasında yapılan 183,80.-TL ve müdahil tarafından yapılan 183,80.-TL yargılama giderlerinin davacıdan alınarak davalı ve müdahile verilmesine, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 1.700,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, posta gideri avansından artan miktarın istinaf isteminde bulunanlara iadesine, dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olarak 12/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)