(2577 S. K. m. 2, 14, 15)
BAŞVURUNUN KONUSU: Davacının banka mevduatları üzerine uygulanan haciz işleminin iptali istemiyle açılan davada; .... Vakfı İktisadi İşletmesi unvanlı mükellefe ait amme alacaklarının kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili maksadıyla, davacı adına 05.08.2013 tarih ve 20130805......01 sayılı ödeme emrinin düzenlenerek davacıya tebliğ edildiği, davacı tarafından, bahse konu ödeme emrine karşı dava açılmadığı gibi ödeme de yapılmaması üzerine haciz varakaları düzenlenerek dava konusu haciz işleminin tesis edildiği, dava konusu haciz işleminin dayanağı olan ödeme emrinin davacının bilinen adresinde daimi çalışanına 26.01.2015 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davacı tarafından dava açılmadığı gibi amme alacağının da ödenmediği anlaşıldığından, davacı adına kesinleşen kamu alacağının cebren tahsili için tesis edilen dava konusu haciz işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar veren İstanbul 2. Vergi Mahkemesi'nin 29/03/2019 tarih ve E:2018/1854, K:2019/588 sayılı kararına davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunularak; kararın hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Altıncı Vergi Dava Dairesi'nce dosyadaki belgeler incelenip davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu hakkında işin gereği görüşüldü:
Dava; davacının banka mevduatları üzerine uygulanan haciz işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/a maddesinde, iptal davaları; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmış olup, aynı Kanunun 14. maddesinin 3. fıkrasında, dilekçelerin; a) Görev ve yetki, b) İdari Merci Tecavüzü, c) Ehliyet, d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) Süre aşımı, f) Husumet, g) 3 ve 5. maddelerine uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği, 15. maddesinin 1-b bendinde, Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince yukarıdaki maddenin 3. fıkrasında yazılı hususlarda kanuna aykırılık görülürse, 14. maddenin; 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılı hallerde davanın reddine karar verileceği, 14/6. maddesinde ise, yukarıdaki hususların sonradan tespit edilmesi halinde davanın her aşamasında 15. madde hükümlerinin uygulanacağı düzenlemelerine yer verilmiştir.
İptal davası açmanın öncelikli şartı davacı hakkında kesin ve yürütebilir bir işlem tesis edilmesi olup, kesin ve yürütebilir bir işlem olması deyimi; işlemin tamamlanması için gerekli idari usul kuralları uygulanarak, yetkili kamu görevlisi veya görevlileri tarafından imzalanan, bu durumu ile uygulamaya konulan ve kendi başına hukuki sonuçlar doğuran, idarenin tek taraflı ve buyurucu gücüne dayanan işlemleri ifade eder.
İdari yargı yerlerinde dava konusu edilen idari işlemlerin diğer unsurları ile birlikte kesin ve yürütülebilir nitelikte olması zorunludur. Kesin ve yürütülebilir nitelikte olmayan idari işlemlere karşı açılan davaların incelenme olanağı bulunmadığından, yukarıda yer verilen Kanun hükmü uyarınca davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davalı idarenin 18.10.2018 tarihli servis notunda, davacı adına bankalar nezdinde düzenlenen e-hacizlerin 22.01.2018 tarihinde kaldırıldığı belirtildiğinden, Dairemizin 18.06.2020 tarihli ara kararı ile söz konusu e-hacizlerin kaldırıldığına ilişkin belgelerin gönderilmesinin ve neden kaldırıldığının açıklanmasının istenilmesi üzerine davalı idare tarafından verilen cevabi yazıda, davalı idarece bankalar nezdinde düzenlenen e-hacizlerden önce başka kurumların hacizlerinin bulunması ve banka hesaplarında tutar bulunmaması nedeniyle dava konusu haciz işleminin 22.01.2018 tarihinde iptal edildiği belirtilerek ekinde de konuya ilişkin belgelerin sunulduğu görüldüğünden, davanın açıldığı 28.03.2018 tarihi itibariyle idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülebilir işlem bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, bakılmakta olan davanın açıldığı 28.03.2018 tarihi itibariyle davacının banka hesapları üzerine uygulanan haciz işlemlerinin 22.01.2018 tarihinde iptal edilmiş olması karşısında, ortada idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülebilir işlemin bulunmaması sebebiyle davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, Dairemizin 18.06.2020 tarihli ara kararı uyarınca davalı idare tarafından gönderilen 02.07.2020 tarihli e-haciz bildirisi listesinin incelenmesinden, bakılmakta olan davanın açıldığı tarihten sonra davacının banka hesaplarına 23.08.2019 tarih ve 4140 sayılı, 31.10.2019 tarih ve 9166 sayılı haciz bildirilerinin düzenlendiği görüldüğünden, davacının bu işlemlere karşı dava açabileceği tabiidir.
Açıklanan nedenlerle; davacı istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 2. Vergi Mahkemesi'nin istinafa konu edilen 29/03/2019 tarih ve E:2018/1854, K:2019/588 sayılı kararının kaldırılmasına, davanın incelenmeksizin reddine, davacı tarafından yapıldığı anlaşılan ve aşağıda dökümü gösterilen 303,20-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.890,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, davacı vekili tarafından istinaf başvuru aşamasında peşin olarak yatırıldığı anlaşılan 44,40-TL maktu karar harcının, iddialarında haksız çıkması nedeniyle davacıdan alınması gereken 54,40-TL karar harcından mahsubuna, eksik kalan 10,00-TL harcın davalı idarece davacıya tamamlattırılmasına, tahsil edilen posta avansından artan kısmın davacıya iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olarak 17/07/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)