(2577 S. K. m. 17, 45) (2560 S. K. m. 20) (2872 S. K. m. 1, 4, 6) (3194 S. K. m. 4, Geç. m. 16) (Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar m. 6)
İSTEMİN KONUSU: İstanbul 8. İdare Mahkemesinin 18/06/2019 tarih ve E:2018/2513, K:2019/2119 sayılı kararının istinaf yolu ile incelenerek kaldırılması ve talepleri gibi karar verilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: İstanbul İli, Eyüpsultan İlçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, 481 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki yapı üzerine ilave kat yapıldığı tespit edilerek, söz konusu taşınmazın 24.01.2011 tarihli 1/5000 ölçekli Pirinççi - Sultangazi Nazım İmar Planında Havza içi proje alanında mutlak koruma alanında kaldığından bahisle, İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Havza Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığınca düzenlenen 20.11.2018 tarih ve 1684 sayılı yapı tespit tutanağı ve bu durumun bildirilmesine ilişkin tebligat işleminin iptali istenilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararının özeti: İstanbul 8. İdare Mahkemesinin 18/06/2019 tarih ve E:2018/2513, K:2019/2119 sayılı kararı ile; "...yapı kayıt belgesi bulunan yapıya ilişkin olarak uygulanan dava konusu işlemin iptal edilmesi gerektiği, öte yandan; ortaya çıkan öznel durum kapsamında başvuruda bulunmak suretiyle kaçak ve ruhsatsız şekilde inşai faaliyette bulunduğunu kabul eden davacının, yargılama giderlerini ödemesi hakkaniyet ilkesinin gereği olduğu yine bu doğrultuda yapılan değerlendirmede vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği" gerekçesi ile dava konusu işlemin iptaline, yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına ve taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine, karar verilmiştir.
İSTİNAFA BAŞVURANTARAFLARIN İDDİALARI:
1- (DAVACI)
İlk derece mahkemesi kararının "yargılama giderinin kendileri üzerinde bırakılmasına ve taraflar lehine vekalet ücreti ödenmemesi" yönlerinden hukuka aykırı olduğu, kararın bu kısmının kaldırılarak "yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiği" ileri sürülmüştür.
2- (DAVALI)
İlk derece mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu, mevzuata uygun işlem tesis edildiği öne sürülerek davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI:
DAVACI: Dava konusu işlemin iptaline ilişkin Mahkeme kararının hukuka uygun olduğu ileri sürülerek, davalı idare istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmuştur.
DAVALI: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Beşinci İdare Dava Dairesince; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca duruşma yapılmasına gerek görülmeyerek aynı Yasanın 6545 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası işin esası yönünden incelenerek gereği görüşüldü:
İstinaf başvurusu; İstanbul İli, Eyüpsultan İlçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, 481 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan yapı üzerine ilave kat yapıldığı tespit edilerek, söz konusu taşınmazın 24.01.2011 tarihli 1/5000 ölçekli Pirinççi - Sultangazi Nazım İmar Planında Havza içi proje alanında mutlak koruma alanında kaldığından bahisle, İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Havza Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen 20.11.2018 tarih ve 1684 sayılı yapı tespit tutanağı ve tebligat işleminin iptali istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptaline karar veren İstanbul8.İdareMahkemesinin 18/06/2019tarih ve E:2018/2513, K:2019/2119sayılıkararının davacı tarafından yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin kısmının ve davalı idare tarafından esasına ilişkin kısmının istinaf yolu ile incelerek kaldırılması istemlerine ilişkindir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "istinaf" başlıklı (Değişik 6545 S.K./19. md.) 45. maddesinin 4. fıkrasında; Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir." 6.fıkrasında ise, "Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir." hükümleri yer almaktadır.
Davacı istinaf başvurusu yönünden;
Yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin kısmı yönünden mahkeme kararı usul ve hukuka uygun olup, davacı istinaf başvurusunun reddi gerekmektedir.
Davalı idare istinaf başvurusu yönünden;
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
İstanbul İli, Eyüpsultan İlçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, 481 parsel sayılı taşınmaz üzerinde davalı idare elemanlarınca yapılan denetimde, mevcut yapının üzerine ilave kat yapıldığı hususu tespit edilerek, söz konusu taşınmazın 2560 sayılı İSKİ Kanunu'nun 20. maddesi ve İSKİ İçmesuyu Havzaları Yönetmeliği kapsamında 24.01.2011 tarihli 1/5000 ölçekli Pirinççi - Sultangazi Nazım İmar Planında Havza içi proje alanında mutlak koruma alanında kaldığından bahisle 20.11.2018 tarih ve 1684 sayılı yapı tespit ve tebligat tutanağı düzenlenmiştir.
Anılan tutanağın iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2560 sayılı İstanbul Su Ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş Ve Görevleri Hakkında Kanun'un "Kanalizasyon şebekesine verilemeyecek maddeler" başlıklı 20. Maddesinde, "Kanalizasyon şebekesine verilmesi sakıncalı maddeler ile içme suyu alınan havzaların korunması için gereken tedbir ve düzenlemeler, 2872 sayılı Çevre Kanunu hükümleri çerçevesinde Çevre ve Orman Bakanlığının uygun görüşü alınarak Genel Müdürlükçe çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir." hükmüne; İSKİ İçme Suyu Havzaları Yönetmeliği'nin "Amaç" başlıklı 1. maddesinde "Bu Yönetmeliğin amacı; İstanbul Büyükşehir Belediyesi sınırları dahilinde ve haricinde bulunan ve İstanbul’a su temin edilen ve edilecek olan yüzeysel ve yeraltı su kaynaklarının kirlenmesinin önlenmesi ile ilgili usul ve esasları belirlemektir. "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde; "İçmesuyu havzaları (Havza): Bir akarsu, göl, baraj rezervuarı veya yeraltı suyu haznesi gibi bir su kaynağını besleyen yeraltı ve yüzeysel suların toplandığı bölgenin tamamıdır....Kısa Mesafeli Koruma Alanı (300.-1000 m.): Mutlak koruma alanı üst sınırından itibaren yatay 700 metre genişliğindeki kara alanıdır. Bahse konu alanın, havza sınırını aşması halinde kısa mesafeli koruma alanı havza sınırında son bulur." "Özel hükümler" başlıklı 6/9-ç bendinde; "İmar planı bulunmayan içme suyu havzalarında, imar planları hazırlanıncaya kadar yapılaşmaya izin verilmez." hükmü kurala bağlanmıştır.
3194 sayılı İmar Kanununun "GENEL HÜKÜMLER" başlıklı birinci bölümünün "İstisnalar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasında;"2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu,2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, bu Kanunun ilgili maddelerine uyulmak kaydı ile 2960 sayılı İstanbul Boğaziçi Kanunu ve 3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun ile diğer özel kanunlar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu Kanunun özel kanunlara aykırı olmayan hükümleri uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanununun yerleşim ilkelerini ve esaslarını düzenleyen genel nitelikte bir kanun olduğu, 2560 sayılı Kanununun ise yasa koyucu tarafından kabul edilmiş özel nitelikte kanun olduğu, özel kanunlarla belirlenen alanlarda özel kanun hükümlerinin uygulanmasında zorunluluk bulunduğu, bu doğrultuda İmar Kanununda yer alan hükümler içerisinden ancak özel kanunlarla öngörülen hükümlerin lafzına ve ruhuna aykırılık teşkil etmeyenlerinin tatbik edileceği hususunda duraksama bulunmamaktadır.
3194 sayılı İmar Kanununun 7143 sayılı Kanunla eklenen geçici 16’ncı maddesinde;
"Afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması, bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde Yapı Kayıt Belgesi verilebilir. Başvuruya konu yapının ve arsasının mülkiyet durumu, yapı sınıf ve grubu ve diğer hususlar Bakanlık tarafından hazırlanan Yapı Kayıt Sistemine yapı sahibinin beyanına göre kaydedilir.
Yapının bulunduğu arsanın 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununa göre belirlenen emlak vergi değeri ile yapının Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenen yaklaşık maliyet bedelinin toplamı üzerinden konutlarda yüzde üç, ticari kullanımlarda yüzde beş oranında alınacak kayıt bedeli başvuru sahibi tarafından genel bütçenin (B) işaretli cetveline gelir kaydedilmek üzere merkez muhasebe birimi hesabına yatırılır. 6306 sayılı Kanun kapsamında kullanılmak üzere kaydedilen gelirler karşılığı Bakanlık bütçesine ödenek eklemeye Maliye Bakanı yetkilidir. Bu ödenek, dönüşüm projeleri özel hesabına aktarılarak kullanılır. Kayıt bedeline ilişkin oranı iki katına kadar artırmaya, yarısına kadar azaltmaya, yapının niteliğine ve bölgelere göre kademelendirmeye, ayrıca başvuru ve ödeme süresini bir yıla kadar uzatmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.
Yapı Kayıt Belgesi yapının kullanım amacına yöneliktir. Yapı Kayıt Belgesi alan yapılara, talep halinde ilgili mevzuatta tanımlanan ait olduğu abone grubu dikkate alınarak geçici olarak su, elektrik ve doğalgaz bağlanabilir.
Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili bu Kanun ve 2960 sayılı Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezaları iptal edilir.
Yapı ruhsatı alıp da yapı kullanma izin belgesi almamış veya yapı ruhsatı bulunmayan yapılarda, Yapı Kayıt Belgesi ile maliklerin tamamının muvafakatinin bulunması ve imar planlarında umumi hizmet alanlarına denk gelen alanların terk edilmesi halinde yapı kullanma izin belgesi aranmaksızın cins değişikliği ve kat mülkiyeti tesis edilebilir. Bu durumda, ikinci fıkrada belirtilen bedelin iki katı ödenir.
Beşinci fıkra uyarınca kat mülkiyetine geçilmiş olması 6306 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin uygulanmasına engel teşkil etmez.
Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların, Hazineye ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, bu taşınmazlar Bakanlığa tahsis edilir. Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin talepleri üzerine taşınmazlar Bakanlıkça rayiç bedel üzerinden doğrudan satılır. Bu durumda elde edilen gelirler bu maddenin ikinci fıkrasına göre genel bütçeye gelir kaydedilir. Ayrıca bu gelirler hakkında 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin beşinci fıkrası hükmü uygulanmaz.
Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların belediyelere ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin talepleri üzerine bedeli ilgili belediyesine ödenmek kaydıyla taşınmazlar rayiç bedel üzerinden belediyelerce doğrudan satılır.
Üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlarda bulunan yapılar ile Hazineye ait sosyal donatı için tahsisli araziler üzerinde bulunan yapılar bu madde hükümlerinden yararlandırılmaz.
Yapı Kayıt Belgesi, yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüm uygulamasına kadar geçerlidir. Yapı Kayıt Belgesi düzenlenen yapıların yenilenmesi durumunda yürürlükte olan imar mevzuatı hükümleri uygulanır. Yapının depreme dayanıklılığı hususu malikin sorumluluğundadır.
Bu madde hükümleri, 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununda tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alan ile İstanbul tarihi yarımada içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanlarda ve ayrıca 19/6/2014 tarihli ve 6546 sayılı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirlenmiş Tarihi Alanda uygulanmaz.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık ve Maliye Bakanlığı tarafından müştereken belirlenir." hükmüne yer verilmiş olup;
Anılan Yasa hükmüne dayanılarak hazırlanan ve 6 Haziran 2018 tarihli ve 30443 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğin 6. maddesinde, Yapı Kayıt Belgesi verilen yapıların maliklerinin, bu belgenin bir örneğini belediye ve mücavir alan sınırları içinde ilgili belediyesine, bu sınırlar dışında il özel idaresine vermek zorunda oldukları, Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili 3194 sayılı Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezalarının iptal edileceği belirtilmiş, 20 Eylül 2018 tarihli ve 30541 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslarda Değişiklik yapılmasına Dair Usul ve Esasların 5. maddesi ile değişik 8 inci maddesinin ikinci fıkrasında ise; “(2) Yapı Kayıt Belgesi düzenlenemeyecek yapılar için bu belgenin düzenlendiğinin tespit edilmesi durumunda, Yapı Kayıt Belgesi iptal edilir, bu belgenin sağlamış olduğu haklar geri alınır, Yapı Kayıt Belgesi bedeli olarak yatırılmış olan bedel iade edilmez ve belge düzenlenmesi safhasında yalan beyanda bulunan müracaat sahibi hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 206 ncı maddesi uyarınca suç duyurusunda bulunulur.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükmü uyarınca, "yapı kayıt belgesi"; yapının kullanılması amacıyla düzenlenen belgeler olup, belli şartların varlığı halinde söz konusu yapıların kullanımına izin verilmekte bu doğrultuda yapılara elektrik, su, doğalgaz aboneliği bağlanabilmesi imkanı tanınmakta hatta kamu taşınmazlarının ilgiliye satışı, cins değişikliği yapılabilmesi ve kat mülkiyeti kurulabilmesi mümkün kılınmaktadır.
3194 sayılı İmar Kanununun 7143 sayılı Kanunla eklenen geçici 16’ncı maddesi uyarınca düzenlenen "yapı kayıt belgesi"nin sağladığı haklar ile özel kanun hükümleri ile getirilen hukuki rejim karşılaştırıldığında; İmar Kanununa eklenen geçici 16. maddenin, aynı Kanunun 4. maddesinin 1. fıkrasında yer alan hüküm gereği özel Kanuna aykırı hükümler içerdiği, bu haliyle 3194 sayılı İmar Kanununun 7143 sayılı Kanunla eklenen geçici 16’ncı maddesi hükümlerinin uygulanma kabiliyeti bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava dosyasının incelenmesinden, İstanbul İli, Eyüpsultan İlçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, 481 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan mevcut yapının üzerine ilave kat yapıldığı hususu tespit edilerek, söz konusu taşınmazın 2560 sayılı İSKİ Kanunu'nun 20. maddesi ve İSKİ İçmesuyu Havzaları Yönetmeliği kapsamında 1/1000 ölçekli Uygulama İmar planı kapsamında bulunmadığı, 24.01.2011 tarihli 1/5000 ölçekli Pirinççi - Sultangazi Nazım İmar Planında Havza içi proje alanında mutlak koruma alanında kaldığından bahisle düzenlenen 20.11.2018 tarih ve 1684 sayılı yapı tespit ve tebligat tutanağının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, dava konusu işleme konu olan yapının Alibey Baraj Havzasının mutlak koruma alanında olduğu, yasa kapsamında yapı yasağı bulunan alanda yer aldığı hususunda duraksama bulunmamaktadır.
İdare Mahkemesince, "Yapı Kayıt Belgesi ile kayıt altına alınan yapıya ilişkin olarak, Yapı Kayıt Belgesi alındıktan sonra davalı idarece yapılan tespit ile ruhsatsız olduğundan bahisle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesine yer verilerek, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise; yukarıda yer verilen açıklamalardan da anlaşılacağı üzere yapının 3194 sayılı İmar Kanununun 7143 sayılı Kanunla eklenen geçici 16’ncı maddesi hükümlerinin uygulanma imkanı bulunmadığı açıktır.
Bu durumda; Alibey Baraj Havzasının mutlak koruma alanında kalan ruhsatsız yapıya ilişkin olarak düzenlenen dava konusu 20.11.2018 tarih ve 1684 sayılı yapı tespit ve tebligat tutanağında hukuka aykırılık, aksi yöndeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;
1-2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca davacı İSTİNAF BAŞVURUSUNUN REDDİNE,
2-Aynı Kanun'un 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca davalı idare İSTİNAF BAŞVURUSUNUNKABULÜ ile İstanbul 8. İdare Mahkemesinin 18/06/2019 tarih ve E:2018/2513, K:2019/2119 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Aynı Kanun maddesi uyarınca davanın REDDİNE,
4-Aşağıda dökümleri gösterilen ve davacı tarafından karşılanan 252,50-TL ilk aşama dava yargılama gideri ile 156,50-TL istinaf yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf safhasında davalı idare tarafından karşılanan 156,50-TL yargılama giderinin ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 2.590,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6-İstinaf aşamasında davacı tarafından fazladan yatırılan 44,40-TL karar harcının istemi halinde davacıya iadesine, artan posta giderlerinin mahkemesince istinaf isteminde bulunanlara iadesine,
7-2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45.maddesinin 6.bendi gereğince kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu mahkemesine gönderilmesine,
8-Aynı Kanun maddesi uyarınca kesin olarak 17/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)