İSTEMİN ÖZETİ: İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde polis memuru olarak görev yapan davacının 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8/3-a-2. maddesinde belirtilen "Amir ve üstlerinin, görev ve mesleki konulara veya tutum ve davranışlarına ilişkin uyarılarına uymamak ya da bu uyarılara kayıtsız kalmak, amir ve üstleri tarafından sorulan soruları gereken süre içinde yanıtlamamak" fiilini işlediğinden bahisle 3 günlük aylıktan kesme cezasıyla tecziyesine ilişkin İstanbul Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun 15/03/2018 tarihli ve 2018/906 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davanın reddine hükmeden İstanbul 6. İdare Mahkemesinin 16/11/2018 tarihli ve E:2018/1295, K:2018/1995 sayılı kararının; söz konusu kişinin rütbeli olmasından dolayı baskı altında kalındığı, tarafına isnat edilen suçun kanıtlanamadığı, lehine ifade verenlerin beyanlarının değerlendirilmediği, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülerek ve istinaf dilekçesinde yer alan diğer iddialarla kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf dilekçesinde belirtilen hususların mahkeme kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı ve kararın usul ve hukuka uygun olduğu ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdare Dava Dairesince, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava; İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde polis memuru olarak görev yapan davacının 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8/3-a-2. maddesinde belirtilen "Amir ve üstlerinin, görev ve mesleki konulara veya tutum ve davranışlarına ilişkin uyarılarına uymamak ya da bu uyarılara kayıtsız kalmak, amir ve üstleri tarafından sorulan soruları gereken süre içinde yanıtlamamak" fiilini işlediğinden bahisle 3 günlük aylıktan kesme cezasıyla tecziyesine ilişkin İstanbul Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun 15/03/2018 tarihli ve 2018/906 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince;"...davacının25.11.2017 tarihinde İstanbul ili, Beyoğlu ilçesi ….. caddesi üzerinde 25 Kasım Kadına yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında yapılan etkinlikte alınan güvenlik önlemlerinde görevli olduğu esnada İl Emniyet Müdür Yardımcısı 2. Sınıf Emniyet Müdürü ... tarafından davacının da içinde olduğu mesai arkadaşlarına sokak sanatçısı ve onları izleyen kalabalık grubun dağıtılması emrini verdiği, davacının verilen emre karşı hemen harekete geçmeyip ağırdan hareket ederek" tamam gidiyoruz işte yaaa" şeklinde ifadede bulunduğu İl Emniyet ... Yardımcısı 2. Sınıf Emniyet Müdürü ...'ın 25.11.2017 tarihli tutanağına göre ve soruşturma kapsamında ifadeleri alınan Polis memurları ..., ... ve ...'ın beyan içeriklerinde davacının verilen emri yerine getirmek üzere harekete geçildiğinde geride kaldığının ifade edilmesiyle ilk eyleminin sabit olduğu, İl Emniyet ... Yardımcısı ... Müdürü ...'ın 25.11.2017 tarihli tutanağına göre ve soruşturma kapsamında ifadesi alınan Emniyet Amirinin şoförlüğünü de yapan Polis memuru ….'nun ifadesinde; davacıdan ismi ve sicilinin istenmesine rağmen bu talebin suskunlukla karşılanıp cevap verilmemesi şeklindeki ikinci eyleminin de sabit olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda; davacının, 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin kabulüne ilişkin Kanunun 8. maddesinin 3. fıkrasının a-.2 bendinde yer alan "Amir ve üstlerinin, görev ve mesleki konulara veya tutum ve davranışlarına ilişkin uyarılarına uymamak yada bu uyarılara kayıtsız kalmak, amir ve üstleri tarafından sorulan soruları gereken süre içinde yanıtlamamak "fiilini işlediği, davacının sabit eylemine uygun cezanın tayin edildiği, soruşturma sürecinde bir yapılmış usule ait hukuka aykırılık da tespit edilmediğinden, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır." gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir.
7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8/3-a-2. maddesinde; "Amir ve üstlerinin, görev ve mesleki konulara veya tutum ve davranışlarına ilişkin uyarılarına uymamak ya da bu uyarılara kayıtsız kalmak, amir ve üstleri tarafından sorulan soruları gereken süre içinde yanıtlamamak" fiilinin karşılığının 3 günlüğe kadar aylıktan kesme cezası olduğu kurala bağlanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde polis memuru olarak görev yapan davacının 25.11.2017 tarihinde İstanbul ili, Beyoğlu ilçesi, ….. üzerinde Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında yapılan etkinlikte alınan güvenlik önlemleri kapsamında görevli olduğu esnada İl Emniyet ... Yardımcısı 2. Sınıf Emniyet Müdürü ... tarafından, davacının da içinde olduğu mesai arkadaşlarına, sokak sanatçısı ve onları izleyen kalabalık grubun dağıtılması emrinin verildiği, akabinde ise bu amirce aynı tarihte tanzim edilen tutanakta; davacının verilen emre karşı hemen harekete geçmeyerek ağırdan hareket ettiğinin görülmesi üzerine uyarıldığı, sonrasında emri tekrarlaması üzerine davacının giderken arkadan kafa salladığı ve lakayıt bir şekilde "tamam gidiyoruz işte yaaa" şeklinde ifadede bulunduğu, söz konusu amirin şoförlüğünü yapan polis memuru …..'ya davacının adını ve sicil numarasını alması için talimat verdiği, ancak davacının kendisinden istenmesine rağmen adını ve sicil numarasını vermediği hususlarının belirtildiği, bu süreçte sonra ise davacı hakkında başlatılan soruşturma neticesinde, davacının 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8/3-a-2. maddesinde belirtilen "Amir ve üstlerinin, görev ve mesleki konulara veya tutum ve davranışlarına ilişkin uyarılarına uymamak ya da bu uyarılara kayıtsız kalmak, amir ve üstleri tarafından sorulan soruları gereken süre içinde yanıtlamamak" fiilini işlediğinden bahisle, 3 günlük aylıktan kesme cezasıyla tecziyesine ilişkin dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Dosyadaki soruşturma raporu, ifadeler ve diğer tüm bilgi/belgelerin tetkiki suretiyle uyuşmazlığın irdelenmesinden; polis memuru ...'ın ifadesinde; görev yerinde bulundukları sırada kendisini ….. olarak tanıtan ...'ın talimatı ile harekete geçtikleri, biraz arkada kalan davacının amir tarafından yakasından tutulduğu ve kafasına vurulduğunu gördüğü, bu esnada amirin yanında şoförünün olmadığı, kendilerinin lakayıt davranmadıkları, görevi hemen yerine getirdiklerinin beyan edildiği, Polis Memuru ...'in ifadesinde de, benzer şekilde; kendilerine verilen talimatı yerine getirdikleri, davacının bir kaç adım geriden hareket ettiği, bunun üzerine kendilerine talimat veren amirin davacının iki yakasını tuttuğu ve davacının kafasına doğru elini yumruk şeklinde sıkarak salladığı ve "seni buraya gömerim" dediği, amirin tek başına olduğunun beyan edildiği, Polis memuru ...'ın ifadesinde de aynı minvalde beyanlarda bulunulduğunun görülmesi nedeniyle, il ... olan amirin şoförünün olay esnasında bulunduğu hususu sabit olmadığından şoförün beyanlarına itibar edilemeyeceği, öte yandan; amirin emir verdiği esnada sivil kıyafetli olduğu ve herhangi bir kimlik gösteriminde de bulunmadığı yolunda polislerin beyanlarının olması ve ayrıca amirin grubun dağıtılması yolunda verdiği emir esnasında işaret ettiği yerde kimsenin görülmemesi üzerine amire yerin gösterilmesi için polislerce ilk etapta soru sorulduğunun da beyan edilmesi nedeniyle, bu bağlamda davacının ilk etapta tereddüt yaşamasının hayatın olağan akışı içinde mümkün olduğu, dolayısıyla vaka yerine giderken de biraz arkada kalmasının bu nedenlere bağlı olabileceği, kaldı ki tutanakta belirtilen fiillerin davacı tarafından yapıldığının somut ve objektif olarak ortaya konulamadığı, nitekim soruşturma raporunda anılan muhtelif durumlara da yer verilerek davacı için herhangi bir ceza öneriminde bulunulmadığı, diğer taraftan; davacının amir tarafından hakaret, tehdit ve şiddete maruz kaldığı yolunda beyanlar olduğu gibi raporda da amirle ilgili söz konusu iddiaların değerlendirilmesi gerektiğinin belirtildiği de görülmekte olup, tüm bu aktarılan durumlara rağmen davalı idare tarafından davacının disiplin açısından kusurlu olduğu sonucuna ulaşılarak cezalandırılması, soruşturma kapsamındaki beyanlar ile olayın oluş biçimi/özelliği kapsamında yerinde bulunmamıştır.
Vaziyet böyle olunca; dava konusu işlemde hukuka uygunluk, söz konusu durumları göz ardı ederek aksi yorumlarla davanın reddine hükmeden mahkeme kararında da hukuki isabet görülmemiştir.
Diğer taraftan, her ne kadar davacı tarafından istinaf dilekçesinde; işlem nedeniyle uğradığı parasal kayıpların idarece ödenmesine karar verilmesi isteminde bulunulmuş ise de, "Taleple Bağlılık İlkesi" ile "Davanın Genişletilmesi Yasağı İlkesi" karşısında, dava dilekçesinde dava konusu edilmeyen söz konusu hususun istinaf aşamasında davaya konu edilemeyeceği aşikar olduğundan, davacının bu isteminin karşılanmasına hukuken imkan bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; istinaf talebinin kabulü ile İstanbul 6. İdare Mahkemesinin 16/11/2018 tarih ve E:2018/1295, K:2018/1995 sayılı kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan 307,50-TL yargılama gideri ile işbu hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.362,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta avansından varsa artan kısmın mahkemesince ilgilisine iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45/6. ve 46. maddeleri uyarınca temyizi kabil olmamak üzere kesin olarak 19/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)